Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/765 E. 2020/687 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/765
- Karar No
- 2020/687
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/223 KARAR NO: 2024/239 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/11/2020 NUMARASI: 2016/765 E. - 2020/687 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, taraflar arasındaki kredili mevduat hesabı gereğince müvekkiline 10.000 TL limitli kredi tahsis edildiğini, 24.06.2013 tarihinde müvekkilinin, davalı banka internet şubesinden SGK prim ödemesi işlemi yaptığı sırada sistemin gittiğini, daha sonra hesaba kayıtlı şirket telefonuna hesaptan 10.000 TL EFT işlemi yapıldığı mesajı geldiğini, işlemin sonlandırılmak istenmesine rağmen paranın blokeye alındığını, EFT işleminin kendilerince yapılmadığının bankaya bildirilmesine rağmen 10.000 TL'nin müvekkilinin hesabından çekildiğini, bu işlem için bankaya bildirilen telefona SMS gönderilmediğini, konuyla ilgili soruşturma yapıldığını ve İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/325 Esas sayılı dosyası ile parayı çektiği anlaşılan ... hakkında kamu davası açıldığını, dava dışı kişinin de bu hususu duruşmada beyan ettiğini, gerekli önlemleri almayan davalının zarara neden olduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait hesaptan çekilen 10.000 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının hesabından üçüncü kişinin para çektiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davacının zararından sorumlu olmadığını, internet bankacılığı işlemindeki usulsüzlükten müvekkili bankanın sorumlu olması için müvekkili bankanın merkez bilgisayarına girilmesinin yada sistem güvenlinin sağlanmamış olmasının gerektiğini, müvekkili bankanın gerekli tüm tedbirleri aldığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek kendi zararına sebep olduğunu, olayda ardarda yanlış şifre girişleri yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının davalı bankanın ... ıban numaralı müşterisi olduğu, davalı banka ile davacı (eski ünvanı ile ... Tic Ltd Şti) arasında 26/04/2012 tarihli 625.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmeye istinaden davalının davacıya kredi tahsis ettiği, 10.000 TL kredili mevduat hesabı kullandırıldığı, davacının davalı bankanın internet bankacılığı hizmetinde yararlandığı, taraflar arasındaki ihtilafın davacının hesabından 24/06/2013 tarihinde dava dışı ... isimli şahsın hesabına 10.000 TL havale edilmesi işleminden kaynaklandığı, davacının EFT'nin bilgisi ve talimatı dışında gerçekleştiği ve zararına davalının sebep olduğunun iddia eder olduğu, davalının ise kendisine düşen tüm yükümlülüklerini özen ile yerine getirdiğini, davacının zararının kendilerinin değil, davacının kusuru ile doğduğunu savunduğu görülmüştür.Davacının davalı bankadaki hesabından, dava dışı ... isimli şahıs tarafından, internet bankacılığı üzerinden EFT yolu ile 10.000 TL nın kendi hesabına gönderildiği ve çekildiği, taraflar arasında bir iş, ilişki bulunmayıp, davamıza konu olay ile ilgili olarak ... bilişim suretiyle hırsızlık suçu işlediği sabit olup, bu suçtan hüküm giydiği, olayın davacı şirket yetkilisinin kendi bilgisayarından EFT işlemi yaptığı sırada, sistemin önce durması, sonra da kapanması sırasında meydana geldiği, davacı şirketin davalı bankada kayıtlı cep telefonuna havale bilgisi gelmesine rağmen, onayı alınmaksızın işlemin gerçekleştirildiği, işlemin dava dışı ... isimli şahsın işyerindeki internet hesabından gerçekleştirildiğinin ve paranın ... tarafından gönderi yapılan kendi hesabından, davacının cep telefonuna havale bilgisi gelir gelmez ve olay günü saat 14:53 -14:56 saatleri arasında çekildiğinin ceza yargılaması sırasında toplanan delillerden anlaşıldığı görülmekle, davacının hesabından 10.000 TL'nın dava dışı ceza yargılama sanığı tarafından çekilmesinden bir ihmali yada kusurunun bulunmadığı, davacının zararının davalı bankanın kendisine düşen yükümlülükleri gerekli özen ve titizlikle yerine getirmemesinden kaynaklandığı...." gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000 TL'nin 24.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Pendik Şubesi müşterisi olan davacı şirkete ait hesaptan internet bankacılığı kullanılarak 24.06.2013 tarihinde ... adına 10.000 TL EFT işlemi yapıldığını, müvekkilinin internet bankacılığı ile ilgili tüm tedbirleri aldığını, müvekkilinin zarardan sorumlu olması için bankanın merkez bilgisayarına girilmesi yada müvekkil banka tarafından sistem güvenliğinin sağlanmaması gerektiğini, ancak bu iki ihtimalin de gerçekleşmediğini, mevduat sahiplerinin güvenli bir şekilde işlem yapabilmesi için gerekli güvenlik altyapısının hazırlandığını, internet bankacılığı işlemlerinde şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizması oluşturulduğunu, ancak davacının gerekli önlemleri almadığını, mahkemece alınan raporda da bankanın kusurunun belirlenmediğini, buna rağmen banka aleyhine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının, davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan havale işlemi sonucu üçüncü kişilerce çekilmesi nedeni ile uğranılan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık; davacının, davalı bankadaki hesabında bulunan paranın, davacının bilgisi ve izni dışında internet bankacılığı yoluyla yapılan işlemler sonucu üçüncü kişinin hesabına aktarılmasında kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı, davalının bu zararı tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. İnternet bankacılığı sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan ve diğer yatırım araçlarından güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır. (Yargıtay 11. H.D'nin 10/01/2018 tarihli 2016/8635 Esas-2018/179 Karar sayılı, 13/05/2013 tarihli 2012/11585 Esas - 2013/9805 Karar sayılı ve 16/12/2014 tarihli 2014/13736 Esas -19841 karar sayılı ilamları).İnternet veya telefon bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapının sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır. (Y. 11. HD 09.09.2019 tarih ve 2018/3563 Esas 2019/5115 Karar sayılı ilamı). İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduat banka kontrol ve sorumluluğundadır.İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncelleyerek yenilemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir. İnternet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. Somut olayda davacının bu yükümlülüğüne aykırı davrandığına dair kanıt bulunmamaktadır. Somut olayın oluş şeklinin açıklandığı bilirkişi rapor içeriğinde dava konusu işlemlere ve davacının zararına ayrıntılı şekilde yer verilmiştir. Söz konusu raporun ilgili bölümünde, davacıya ait bilgilerin ne şekilde ele geçirilmiş olabileceğine ilişkin ihtimaller yazılmıştır. Somut olarak şifre ve bilgilerin ne şekilde ele geçirildiğine ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden işlem sırasında gönderilmesi gereken şifrenin davacıya gönderildiği kanıtlanmamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığı sisteminin BDDK kararları doğrultusunda iki aşamalı bir güvenlik adımının zorunlu olduğu, zorunlu tutulmaması nedeniyle ekstra önlemlerin bankaca zorunlu tutulmadığı, bankaca tek kullanımlık dinamik şifrenin davacıya ait kayıtlı cep telefonuna gönderildiğinin kanıtlanması gerekirken bu hususta kanıt sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda veya dosya içeriğinde davacının, şifrelerini ve saklı tutması gereken bilgileri bilerek ve isteyerek üçüncü kişilerle paylaşarak zararın oluşmasına sebebiyet verdiğine dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya konu bankacılık işlemleri sonucu oluşan zarardan, internet ve telefon bankacılığı sistemini kurup işleten davalı bankanın sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Davacı şirket tarafından işlemi yapan kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bilişim sistemlerinin kullanılması yoluyla İstanbul Anadolu 38.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/325 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, mahkemece TCK'nın 142/2.e maddesi gereğince paranın alıcısı ... cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, hesap sahibinin bilgisi dışında hesabındaki paranın internet bankacılığı yoluyla bir başka hesaba aktarılıp tahsil edilmesinden doğan zarar esasında bankanın zararıdır. Bir diğer anlatımla, bankalar, kendilerine yatırılan paraları müşterilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 386. maddesi uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğindedir. Dosyadaki delillerin değerlendirilmesinden, davacıya ait iki aşamalı giriş bilgilerinin (statik şifre ile kullanıcı kodu) üçüncü kişilerce ele geçirilmesinde davacının bir kusuru bulunduğu ve işlemin tamamlanması için gönderilen SMS nin davacıya iletildiği bankaca kanıtlanmamıştır. Bu nedenle bankanın aldığı güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu, internet bankacılığı sisteminin işleten bankanın kötü niyetli kişilerce mesajın başka bir numaraya yönlendirilmesi halinde, alınabilecek önlemlere ilişkin de güvenlik önlemlerini alarak müşterinin hesabını koruması gerekir. Belirtilen işlemde davacının bir kusuru bulunduğu kanıtlanmamış ve işlemin nihai olarak bu güvenlik açığı nedeniyle oluştuğu anlaşıldığından, mahkemece bankanın tam kusurlu sayılarak karar verilmesi yerindedir. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği üzere hesap sahibi olan davacının her hangi bir kusurunun bulunduğu kanıtlanmamıştır. 17.03.2021 tarihli benzer nitelikle Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2019/4714 Esas ve 2021/2525 Karar sayılı ilamında da benzer hususlar vurgulanarak, internet bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankaların kendisine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapının sağlanarak güvenlik önlemlerini almak zorunda oldukları kabul edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporundaki teknik tespitler dikkate alınarak bu tespitlere göre kusurun hangi tarafta olduğunun belirlenmiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi, bankanın özellikle SMS'nin müşteriye ulaşımı konusunda gerekli önlemleri almaması nedeniyle, kusurlu olması karşısında ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 512,93 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.02.2024