Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/4801 E. 2020/3187 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/4801
Karar No
2020/3187
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1601 KARAR NO : 2025/521 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2019 (Dava) - 28/06/2022 (Karar) NUMARASI : 2019/716 Esas - 2022/576 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Rekabet Yasağına Aykırılığa Dayalı) BAM KARAR TARİHİ : 09/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2025 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/716 Esas-2022/576 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dondurulmuş besin sektörünün önde gelen firmalarından olup, sebzeleri ... (dondurularak kurutma) teknolojisi ile kuruttuğunu ve sağlıklı atıştırmalıklar olarak satışa sunduğunu, şirket çalışanlarının, iş ilişkisinin devamında ve sonrasında ticari sır niteliğindeki gizli bilgileri başkalarına açıklayamayacaklarını, davalının, müvekkili şirkette 21.12.2016 tarihinde hizmet akdi ile genel müdür olarak çalışmaya başladığını, ayrıca davalı ile "Bilgi Koruma ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi" imzalandığını, davacının iş sözleşmesinin -işe devamsızlık tutanaklarından da anlaşılacağı üzere- müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, zira İş Kanunu’nun 25.maddesinin "Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri" başlığı altındaki (g) bendinde, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi durumunda iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedilebileceğinin düzenlendiğini, davacının 05 Nisan Cuma günü ile 08 Nisan Pazartesi ve 09 Nisan Salı günü müvekkili şirket iş yerine izinsiz ve haber vermeksizin gelmediğini, aramalara karşılık vermediği gibi bir rapor da sunmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin, 10 Nisan 2019 tarihinde, davacının iş sözleşmesini, Torbalı 4. Noterliğinin ihtarnamesi ile feshettiğini, iş sözleşmesinin feshinin, salt devamsızlık yapması nedeniyle değil, aynı zamanda, 25.maddenin (e) bendine dayanarak da yapıldığını, bu maddeye göre; "işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması"nın da iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektirdiğini, sundukları belgelerin, davalının müvekkili şirketin güvenini kötüye kullandığını ispat ettiğini, müvekkili şirkette çalışmaya devam ederken, müvekkili şirketle rekabet edecek nitelikte bir şirket kurduğunu, bu durumu müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi ...’nun tespit ettiğini ve davalı ile aralarında bu konuya ilişkin e-mail yazışmaları yapıldığını, yazışmalardan da görüleceği üzere, davalının bu durumu ikrar ettiğini, yönetim kurulu üyesinin de, haklı olarak bunu davalıdan sorgulama ihtiyacı hissettiğini, davalının yanıtında, müvekkili şirkette çalışırken, eşi ile birlikte müvekkili şirkete rakip olan bir şirket kurduğunu alenen ikrar ettiğini, mailde aynen; "Sitede sadece ... ürün değil başka ürünler de satılmak üzere tasarlandı. ..., ben ailemin genel ihtiyaçlarını bile karşılayamazken ...’nin ne yapması gerek. Kadın bir şeyler yapayım diye çabalıyor. ... ürünleri mi acaba orada satılıyor gibi bir şey gelebilir öyle bir şey yok. Bunlar, ...nin yaptığı ve bizim yıllar önce karar verdiğimiz ve evde kendi yaptığı ürünler. Doğal olarak alt yapısını zamanında ben kurdum. ... ile ayrıldıktan sonra FD konusunda o da bir yatırımcı bulmuş. ... ise evet benim markam ve Aloe Vera yetiştirmek için yaratmaya çalıştığım markadır. Zamanı gelir başarılı olursa da gerekirse ...' a da transfer edilir diye düşündüğüm bir markadır, ... sitesini tamamen ... yönetiyor. Bütün bunlar size yanlış geliyorsa her türlü karara saygı duyarım..." dediğini, mailden de görüleceği üzere, davalının, yıllar önce ve de müvekkili şirketin iş yerinde çalışırken, "Mutlu meyveler" adı altında, tamamen müvekkili şirketle rakip olacak nitelikte "dondurarak kurutma" yöntemi ile gıda elde eden şirket kurduğunu, davalı her ne kadar şirketin başında eşinin olduğunu iddia etse de, bu şirketin kendisi tarafından kurulduğunu ve halen de kendisi tarafından yönetildiğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını, aynı ürünün, aynı ifadelerle alenen internetten paylaşılmış olmasının, davalının rekabet yasağına alenen aykırı davranmış olduğunu ortaya koyduğunu, davalının, müvekkili şirketteki görevi gereği müvekkili şirketin her türlü stratejik, teknik planlamalarına ve teknoloji ağırlıklı geleceğe yönelik araştırma sırlarına vakıf olduğunu, görevi gereği bu bilgilere ulaşabilme imkanı içinde çalıştığını, yani davalının, müvekkili şirketin her türlü mevcut ve hazırlık halindeki faaliyetlerini öğrendiğini, bunun sonucunda rakiplere karşı alınacak aktif ve pasif pozisyona ilişkin iş sırlarına vakıf olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL tutarında cezai şartın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, herhangi bir ıslah dilekçesi de verilmediği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuka aykırı olup reddini talep ettiklerini, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacı şirketin faaliyet konusu üretimi şeklini Türkiye'de ilk kez gündeme getiren ve hayata geçiren kişi olduğunu, müvekkilinin, tüm hisseleri kendisine ait olan ve 2008 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet gösteren ... Ticaret Sanayi Limited Şirketi ile davacının faaliyet konusu üretim şeklini Türkiye'de ilk kez hayata geçiren kişi olduğunu, davacı şirket daha kurulmadan evvel, sektörde işbu üretimi yapmak ve çalışmak üzere müvekkilinin hazırlık ve girişimlerine başladığını, bu sebeple ... Ltd. Şti üzerinden fabrika binası kiraladığını, kendi adına marka tescilleri yaptığını, yurt dışından makineler getirdiğini, müvekkilinin, işbu faaliyet konusunu (...) Türkiye'de kurma ve geliştirme çabasında olduğunu, ... Ltd. Şti'nin İşletme Faaliyet Belgesi'ni 24/11/2016 tarihinde aldığını, müvekkilinin, bunun yanında TPE nezdinde 29/04/2016 tarihinde ..., 15/06/2016 tarihinde ... şekil+markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, faaliyetlerine başlamak üzereyken daha evvelce de başka şirketlerinde çalıştığı ... A.Ş'nin yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nun öneri ve iş birliği teklifi üzerine, bütün bilgi, beceri, deneyim ve know-how'larını davacı şirkete aktararak çalışmalarını ... bünyesinde sürdürme hususunun konuşulduğunu, kuruluş aşamasında olan davacı şirketin %10 hissesinin de müvekkiline ait olması hususunda mutabık kaldıklarını ve müvekkilinin bu teklifi kabul ettiğini, davacı şirketin 08/12/2016 tarihli şirket ana sözleşmesi ile kurulduğunu, müvekkili ...'ın ilk üç yıl için yönetim kurulu üyesi olarak belirlendiğini, akabinde 01/02/2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini ve şirket genel müdürü olarak atandığını, 07/02/2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı şirketin Torbalı şubesinin açılışına karar verildiğini ve müvekkilinin de şube müdürü olarak atandığını, davacı şirketin gelişim ve büyümesinde müvekkilinin özverili ve sebatkar çalışmalarının, emeğinin çok olduğunu, buna ilişkin haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin iş akdinin, 2019 yılı Nisan ayında hukuka aykırı bir şekilde bildirimsiz olarak feshedildiğini, işe iade istemli davalarının halen İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2019/341 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, müvekkilinin davacı şirketle iş akdi devam ederken deneyim becerilerini geliştirmek amacıyla davacı şirket kuruluşundan öncesinde ithal ettiği makineleri evinin bodrumuna taşıyarak, bireysel çalışma ve deneylerini evinde de sürdürdüğünü, evinde devam eden çalışmalarından, davacı şirketin yönetim kurulunun zaten haberdar olduğunu, müvekkilinin eşi ...'ın işbu faaliyetinin, davacı şirketin cirosu ve satışı ile kıyaslanamayacak derecede küçük ölçekte olduğunu, davacı ile rekabet edebilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin hiçbir şekilde zarar etmediğini, satış ve gelirlerinde artışların devam ettiğinin çok açık olduğunu, müvekkilinin haksız rekabete konu hiçbir iş ve eylemi olmadığını, ... şirketinin müvekkilinin davacı şirkette çalışmaya başlamazdan çok önce kurulduğunu ve esas amacının yurt dışı pazarında çalışmak olan bir şirket olduğunu, sadece davacı şirketin faaliyet konusunda değil, daha geniş kapsamlı olarak tüm gıda sektöründe çalıştığını, davacı şirket yönetim kurulu tarafından da ayrıntılı olarak bilindiğini, müvekkiline ait markaların varlığının da davacı şirketin kuruluşunda, davacı şirketin yönetim kurulu üyeleri ... ailesi tarafından bilindiğini, davacı şirketin, haksız olarak müvekkilinin haklarını ve emeğini gasp etmek amacıyla iş akdini feshettiğini, TBK'nın 447/2.maddesine göre, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işveren tarafından feshedilmesi halinde, rekabet yasağı sözleşmesinin de kendiliğinden sona erdiğini, İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2019/341 Esas sayılı dosyasındaki davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "....Somut olayda, davacı tarafça; davalının taraflar arasındaki rekabet sözleşmesine aykırı davrandığı, davacı şirketçe yapılan alanda ve sektörde benzer işler yaptığı, bu nedenle rekabet sözleşmesine aykırı davrandığı ve sözleşmede belirtilen cezai şartın davalı tarafça davacı şirkete ödenmesi gerektiği iddia edilerek huzurdaki davanın açıldığı, davacı şirketin dosya kapsamından anlaşıldığı kadarıyla 'Liyofilizasyon' denilen yöntem ile meyve kurutup bunun satışını sağlamakta olduğu, bu yöntemin bir diğer adının da 'freeze drying' olarak bilindiği, bu hususların mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda tafsilatıyla değerlendirildiği, davacı şirketin, davalı ve davalının eşi olan dava dışı ... tarafından evlerinde kurularak ticari sır saklama yükümlülüğüne aykırı olarak bu yöntemle üretim yapıldığını ileri sürdüğü, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda da değinildiği üzere, bu yöntemin ticari bir sır olmadığı ve 1900'lü yılların başından itibaren çeşitli sektörlerde kullanıldığı, diğer yandan bu yöntemi davalının kullandığının davacı tarafça ileri sürülmemekte olup, davalının dava dışı eşi ... tarafından kullanıldığının ileri sürülmekte olduğu, davacı şirketin bu yöntemle işlediği ve ürettiği ürün miktarı, makinelerinin boyutu, sayısı ile dava dışı ...'ın evinde iddia edilen makinenin kapasitesi ve üretim miktarı gözönüne alındığında bir rekabet durumunun oluşabildiğini söyleyebilmenin imkansız olduğu, davacı tarafın makineleri ve üretim miktarlarının davalı tarafa izafe edilen makine ve üretim miktarı ile kıyaslanamayacak şekilde fazla olduğu, bu kapsamda dava dışı ...'ın sahibi olduğu iddia edilen cihaz ile günde 100 gram ürün elde edilebilirken davacı şirket tarafından günlük 417 kilogram ürün elde edilebilmekte olduğu, davacının üretim kapasitesinin davalıya izafe edilen üretim kapasitesinin 4170 katı olduğu, dolayısıyla bir rekabetten söz edilebilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca bu yöntem ile kurutma işlemi yapan bir çok firmanın bulunduğunun da dosya kapsamından anlaşılmakta olduğu, diğer yandan dava dışı ...'ın davacı şirketin kurulmasından daha önce meyve kurutma işlemleri ile ilgili olarak '...' isimli tescilli markanın sahibi olduğu, bu kabul ve değerlendirmeler sonucunda taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının davacıya karşı rekabet yasağının söz konusu olabilmesi için önemli bir zarar tehlikesi veya ihtimalinin bulunması ve bu durumun da davacı şirket tarafından ispatlanması gerektiği, dosyada bu yönde bir ispatın yapılamamış olduğu, rekabet yasağının ihlal edildiğinin davacı tarafça ispat edilememesi nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından, "...Eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini, davalının müvekkili şirketin iştigal konusu ile aynı alanda şirket kurup işletmek suretiyle haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunduğunu, davalının ‘...’ adı altında, tamamen müvekkili şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ve rakip olacak nitelikte ‘dondurarak kurutma’ yöntemi ile gıda elde eden şirket kurduğu ve işlettiğinin dosya kapsamında sunulu e-mail yazışmaları, internet ilanları ve davacıya ait linkedin sayfası ile sabit olduğunu, keza davalının '...-...’ adına alınmış domain adreslerinin dosyaya sunulduğunu, bilirkişi raporunda da ilgili markanın davalı ... adına tescil edildiğinin tespit edildiğini, davacı şirketin iştigal konuları ile davalının adına tescil edilen markanın iştigal konularının birebir aynı olduğunu, davalı her ne kadar şirketin başında eşinin olduğunu iddia etse de, bu şirketin kendisi tarafından kurulduğunu ve bizzat kendisi tarafından yönetildiğini, bu durumun e-mail yazışmaları içeriğinde yer aldığını, yine davalının müvekkili şirkette çalışmaktayken, davacı şirket ile aynı nitelikte ürünlerin üretildiği ... Şirketi ile de işbirliği içinde olduğu ve ... Şirketleri arasında yer alan ve ticaret ünvanı ... olan şirketin de davalı ve eşi tarafından işletilmekte olduğunun ... sayfasından açıkça görüldüğünü, davalının, rekabet yükümlülüğüne aykırı davranışlarının müvekkili şirket tarafından şüphelenilerek, zamanla ortaya çıkarıldığını, internet çıktıları ve ticaret gazetesi örneklerinin dosyaya sunulduğunu, ayrıca, davalının '...' adlı oluşuma ilişkin olarak sosyal medyada, instagram ve facebookda tanıtım ve reklamlar da yaptığını, ancak ilk derece mahkemesi tarafından somut delillerin hiçbirinin değerlendirilmediğini, mahkeme tarafından sadece ...'a ait olan ... isimli marka ile ilgili değerlendirme yapıldığını, '...' isimli marka davalı yana ait olup davalının, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren ... ile de işbirliği içerisinde olduğunu, hükmün açıkça eksik incelemeye dayalı olduğunu, verilen kararın gerekçeden yoksun olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından davalının müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren bir marka kurduğu, bu markayı yönettiği, yine müvekkili ile aynı sektörde yer alan ... ile işbirliği içinde olduğu ve bu suretle rekabet yasağını ihlal ettiği yönündeki iddialarının ve bu doğrultuda sunmuş oldukları somut delillerinin değerlendirilmediğini, keza dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna karşı, raporun ticari defterler, somut deliller ve davacı tanık beyanları dikkate alınmaksızın tanzim edilmiş olması nedeniyle yapmış oldukları itirazların da dikkate alınmadığını, bilirkişi raporu hükme esas teşkil etmeye elverişli olmayıp, verilen karar ve salt bu rapora atıf yapılmak suretiyle yazılan gerekçeli kararın kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda sadece davalının eşi olan dava dışı ...'ın faaliyetlerine değinildiğini, davacının kurucusu ve yöneticisi olduğu markanın, işbu markanın ticari faaliyetlerinin yahut ticari defterlerinin incelenmediğini, mahkemenin rekabet yasağının ihlal edildiğinin ispat edilemediği yönündeki kanaatinin hatalı olduğunu, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğinin dosya kapsamında sabit olduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren bir marka kurmak ve işletmek suretiyle rekabet edecek faaliyetler yürüten bir şirketin ortağı olması, bireysel ve ailesel girişim biçimi altında böyle bir şirkette görev almasının açıkça rekabet yasağı sözleşmesinin ihlalini oluşturduğunu, davalının, iş yerinde pozisyonu gereği şirketin gizli bilgilerine ve üretim sırlarına vakıf olabilecek konumda olduğunu, davalı şirketin müşteri portföyü, ARGE çalışmaları, fiyat ve satış politikaları gibi bir çok gizli bilgiye vakıf olduğunu, burada önemli olanın, davalının, müvekkili şirketteki çalışmasından 1 yıl sonrasına kadar aynı konudaki işleri yapamayacağı olduğunu, konu itibariyle aynı olan işin cirosunun, müvekkili şirketten az ya da fazla olmasının sözleşmenin ihlal edilmediği anlamına gelmeyeceğini, rekabet yasağının söz konusu olabilmesi için zararın fiilen ortaya çıkmasının zorunlu olmadığını (Yargıtay 11. HD 2019/4801 E.-2020/3187 K.)..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı olarak cezai şart bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalının, 21.12.2016 tarihinden başlamak üzere davacı şirkette önce YK üyesi olarak, ardından genel müdür olarak ve sonrasında da Torbalı şube müdürü olarak çalıştığı, davacı tarafça iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine dair ihtar gönderilerek 10.04.2019'de sözleşmesinin feshedildiği, taraflar arasında imzası inkar edilmeyen bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunduğu, yer ve zaman sınırlaması ile akdedilen bu sözleşmeye aykırılık halinde 6 aylık brüt ücreti tutarında cezai şartın davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı şirket, davalının kendi adına ve eşi adına kurduğu şirketler ve tescil ettirdiği markalar ile aynı iştigal alanında dondurularak kurutulan meyve-sebze üretim ve satışı yapmak suretiyle rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiası ile cezai şart bedeli talep etmiş, davalı taraf ise rekabet yasağına aykırı bir eyleminin olmadığını, bahse konu üretimin eşi tarafından evde minimal düzeyde kadın girişimci şeklinde yapıldığını, kaldı ki davacı şirketin kuruluşundan öncesinden beri kendisinin bu işin içinde olup, davacı tarafça da bunların bilindiğini, daha eski tarihli markalarının dahi olduğunu, ayrıca işe iade davası da açtığını savunmuş olup, bahse konu davanın İş Mahkemesince reddedildiği (davalının işyerindeki sıfatı gereği işveren vekilince bu davanın açılamayacağından bahisle) ve istinaf edilmeksizin kesinleştiği Uyap sisteminden görülmüştür. Mahkemece taraf delillerinin toplanarak dosya arasına alındığı, bilirkişi heyetinden rapor alındığı görülmekle; dosyadaki marka tescil belgelerine göre davalının davacı şirketin kuruluş tarihinden önceki tarihlerde bahse konu iştigal alanında marka tescil başvuruları yapıp kendi ve eşi adına birtakım markaları tescil ettirmiş olduğu, yine davalının davacı şirketle haksız olarak rekabet ettiği belirtilen ... şirketinin 2013 yılında kurulduğu, davacı şirketin ise 2016 yılında kurulmuş olduğu, davalının bahse konu daavdışı şirkette kurucu ve yönetici olduğunun 28.06.2013 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edilmiş olduğu, nitekim davalı tarafça da tüm bu hususların davacı şirketçe zaten bilindiğinin beyan edilmekte olduğu, taraflar arasındaki mail yazışmalarının da dosya içerisinde mevcut olduğunun görüldüğü, davalının davadışı eşinin evde yaptığı üretim ile davalı arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı, kaldı ki rekabet yasağının söz konusu olabilmesi için "önemli" bir zarar tehlikesi veya ihtimalinin bulunması gerektiği, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rekabet sözleşmesi kapsamındaki eylemleri gerçekleştirdiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, mahkemece verilen kararda ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/716 Esas - 2022/576 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/4801, K. 2020/3187, T. 28.06.2013, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-4801-e-2020-3187-k-906cacd8dbe4