Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/340 E. 2021/297 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/340
- Karar No
- 2021/297
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/799 KARAR NO: 2024/1976 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 07/10/2021 NUMARASI: 2019/340 E. - 2021/297 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalının "..." ibaresini haksız biçimde tescil ettirerek , ...markasına ait ..." serisinin ithal, satış ve pazarlama, tanıtma, depolama vb. faaliyetlerini yürüten bütün şirketlere karşı haksız rekabet içerisine girdiğini, davaya konu ... markasının dünyada ... firması adına tescilli olduğunu, bu hususun davalı tarafından bilindiğini, keza davalının ... firmasının ... markalı ürünleri de dahil Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğunu, davalının yetkili distribütörü olduğu ... firmasına ait dava konusu markayı ticari vekil olarak kendi adına tescil ettirme hususunda da bir yetkilendirmesinin olmadığını söz konusu tescilin KHK madde 17 kapsamında ticari vekil tarafından haksız ve kötü niyetli tescil olduğunu , davalının markasının hükümsüz kılınması gerektiğini , davaya konu ... ibaresinin ... şirketi tarafından 2000 yılından itibaren Hindistan, Malezya, Kore, AB üye ülkeleri, ABD gibi ülkelerde tescilinin gerçekleştiğini , davalı şirketin tescil ettirdiği "..." ibaresini "..." markasının ürettiği ürünlerin serisini belirtmek amacıyla kullandığı seri ismi olduğunu, davalı şirket tarafından "..." ibaresinin tescil edilerek marka haklarını elinde bulundurması, müvekkil şirket ve uluslararası tanınırlığı olan "..." markasının "..." serisi üzerinden ithal, satış ve pazarlama, tanıtma, depolama vb. Faaliyetler yürüten bütün şirketleri zor duruma soktuğunu, davalı şirketin kendilerine açtığı 2017/308E., 2019/246K. Sayılı dosyasının da lehe sonuçlandığını, davalı şirket "..." serisini 25.10.2011 tarihli ... no ile 09. Sınıfta yer alan emtialar bakımından tescil ettirmiş olsa da, markaların sahip olduğu niteliklerden bağımsız yalnızca belirli bir markaya ait yine belirli ürünlerin içinde bulunduğu kümeyi niteleyen "seri" ibaresinin 09. Sınıfta yer alan emtialar ve diğer emtialar bakımından hiçbir karşılığı olmadığını, davalı şirket tarafından tescil ettirilen "..." ibaresine dahil olan ürünlere yapılan bu hukuksuz tescil ile müvekkil şirket tarafından yapılan ithal, satış ve pazarlama, tanıtma, depolama vb. Faaliyetlerinin haksız rekabet yaratarak önüne geçilmek istendiğini, davalı markasının tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin davayı açmada hukuki yararı bulunduğunu ve de aktif husumetinin olduğunu, "..." markası ve çatısı altında üretilip dünyaya pazarlanan ürünlerin, bu markadan bağımsız olarak sadece "..." ibaresi ile tescil edilmesi yasal boşluklardan kaynaklı olduğunu, bu haksız tescilin TPE nezdinde hiçbir emtia bakımından karşılığı bulunmadığını belirtmiş davalı şirket adına tescilli 25.10.2011 tarihli ... numara ile 09. Sınıfta yer alan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ... firmasının "TEK YETKİLİ Türkiye Distribütörü” olarak faaliyet gösterdiğini, davalının , dava dışı ... firmasının bilgisi dahilinde ...SANAYİ VE TİCARET AŞ markasını 25/10/2011 tarihinden itibaren 2011/84681 no ile 09. Sınıfta yer alan emtialar için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiğini, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili adına ... no ile tescilli olan ... markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etme hakkına, yani aktif husumet hakkına sahip olmadığını, davalının bu davayı açarken ileri sürdüğü sebepler incelendiğinde ancak, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişi/kişilerin açabileceğini,... markasının hükümsüzlüğü talep edilirken markanın gerçek hak sahibinin davalı müvekkilim şirket değil, ... Tec Kabushiki Kaisîa olduğu ileri sürülmüş ve ticari temsilci olan müvekkilimin kötü niyetle bu markayı tescil ettirmesi nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiğini, ticari temsilcinin veya gerçek hak sahibi olmayan ticari vekil tarafından markanın tescil edilmiş olmasının genel bir hükümsüzlük nedeni olmadığını, 3. Kişiler tarafından bu husus ileri sürülerek markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, 6769 Sayılı SMK.nun 10. Maddesi gereği markanın hükümsüzlüğünü ancak markanın gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişi/kişilerce açılması ve/veya talep edilmesi gerektiğini, 2011 tarihinde tescil edilmiş dava konusu markanın 8 yılı aşkın süredir, ... firmasının bilgisi dahilinde kullanıldığını, ... firması ile ticari ilişkilerinin devam ettiğini ... açısından kötüniyet iddiasının mesnetsiz olduğunu, davanın marka hakkının tükenmesi ilkesi ile ilgisi olmadığını, ürünün, hak sahibi, ya da onun izni ile hareket eden 3. kişi tarafından piyasaya sürülmesi ile tükeneceğini, bundan sonra hak sahibi, ürünü satın alan kişilerin bu ürünü yeniden satışa sunmalarına, markayı kullanarak reklam ve dağıtım yapmalarına, fikri-sınai hakkına dayanarak karşı çıkamayacağını, marka hakkının tükenmesinin hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, paralel ithalat yolu ile gelen herhangi bir malın satışının önüne geçilmediğini, sadece, ... markasının tek başına web sitelerinde, izinsiz kullanımının önlenmesi açısından çeşitli hukuki yollara başvurulduğunu, bir an için davacının İşbu davayı açmakta hukuki menfaati ve taraf sıfatına haiz olduğunu düşünse dahi; davacı tarafından "..." markasının davalı adına tescilli olduğu uzun süredir bilindiğini, davacının davaya konu marka tesciline 5 yılı aşkın süredir sessiz kaldığını, davacının " ..." ya da buna benzer tescilli markası olmadığını, dolayısıyla ortada kazanç kaybı yada haksız rekabet olduğundan bahsedilemeyeceğini, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2017/308 E -2019/46 K sayılı davasında özellikle ... markasının tek başına web sitelerinde, izinsiz MARKASAL olarak kullanımının önlenmesinin istendiğini, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle esasa girilmeden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan, kötüniyetle ve 5 senelik hak düşürücü süreden sonra açılmış olan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " davanın reddine " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tüm dünyada tescilli bir markayı müvekkili şirkete zarar vermek adına yasal boşluklardan faydalanmak suretiyle kendi adına tescil ettirdiğini, davalının ... markasının tek yetkili distribütörü olması davacıya marka tescil hakkı vermediğini, davalı kötü niyetli olarak müvekkili şirket hakkında davalar açtığını, iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğini, davalının marka tescili yapmasının tek amacı müvekkilinin rekabetini engellediğini, davalının bahsettiği söz konusu tescilin .. şirketinin bilgisi dahilinde olduğunu ileri sürdüklerini, dosyada bulunan deliller bu bilgiye dayanak sağlamadığını, müvekkilinin ...'nın ve diğer tacirlerin satışını yaptığı sözkonusu ürün "..."nın "..." serisine ait modeller olduğunu, "..." ibaresinin "..." markasından ayrıca değerlendirilmesi mümkün olmayacağını, ... markasına ait ürünlerinin seri adlarını distribütör şirketin kendi adına tescil ettirebileceğine yönelik hiçbir yetki belgesi sunulmadığını, davalı taraf "..." ibaresini TPE nezdinde ... no ile 9. Sınıfta tescil ettirdiğini, müvekkilin satışını yaptığı ürünler "..." markasının "..." serili ürünleri olduğundan müvekkilinin menfaatinin zedelendiğini, "..." ibaresinin tescil edilmesi "..." serisi dahilindeki ürünlerin alım-satımını yapan bütün tacirlere karşı haksız rekabet oluşturma niyetiyle gerçekleştirildiğini, davalı söz konusu ibarenin haksız tesciline dayanarak müvekkiline karşı İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile Markaya tecavüzün tespiti ve maddi, manevi tazminat talepli dava açtığını bu dava müvekkili lehine olumlu sonuçlandığını, davalı kötü niyetli olarak müvekkili şirkete dava açtığını, zaten tek yetkili olarak her türlü satışı, pazarlamayı yapabilmekte iken markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, müvekkili uzun süre ticari itibar kaybına ve de maddi manevi zarara uğratıldığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili 1974 yılında firma kurulduğundan beri bugüne kadar büro makine ve ekipmanlarına ilişkin olarak ... firmasının “TEK YETKİLİ Türkiye Distribütörü” olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili ŞİRKETin yaklaşık 45 yıldır tek başına ... markasının yazıcı, fotokopi makinası vs. ürünleri ve sarf malzemelerini kapsayan büro makinalarının satışı ve satış sonrası teknik servis hizmetleri'nde “... ” olma unvanına sahip tek firma olduğunu, müvekkili şirket ... markalı ürünlerin Türkiye’de tanınması, sektördeki müşteriler tarafından tercih edilmesi için yoğun ve ciddi şekilde maddi ve manevi emek harcadığını, bu emek neticesinde tüketici nazarında güven ve ciddi bir pazar oluştuğunu, markaya güven unsuru oluştuğunu, müvekkili şirket, dava dışı ... firmasının bilgisi dahilinde ... SANAYİ VE TİCARET AŞ "..." markasını 25/10/2011 tarihinden itibaren ... no ile 09. Sınıfta yer alan ve aşağıda tek tek dökümü yapılmış olan emtialar için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirdiğini, markanın hükümsüzlüğü ancak markanın gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişilerce talep edilebileceğini, davacı şirketin davayı açmak için sahip olması gereken husumet hakkı ve ehliyeti bulunmadığını, ..." markası 9 yıldır müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, 5 yılı aşkın süredir markanın tesciline sessiz kalındığını, davacının sessiz kalma nedeniyle zaman aşımından dava açma hakkının sona erdiğini, ... firması davalı müvekkili şirkete lisans vermek yerine "..." markasını müvekkili şirketin ulusal sınırlarında tescil ettirmesine zımnen icazet verdiğini, müvekkili ve davacı şirket arasında açılan davalardan ... firması müvekkili aracılığıyla haberdar edildiğini, müvekkiline tescilli markasının kendisine tanımış olduğu hakları kullanan müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini beyanla mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan davlının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Davacı vekili, davalı şirketin ... firmasına ait "..." markasını adına haksız olarak tescil ettirdiğini , davalının ... firmasının ... markalı ürünleri de dahil Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğunu, markayı ticari vekil olarak kendi adına tescil ettirme hususunda da bir yetkilendirmesinin olmadığını bunun kötü niyetli tescil olduğu ... firmasının izni ve bilgisi dahilinde tescil ettirdiği düşünülse dahi marka hakkının tükenmesi ilkesi karşısında davalının markasının hükümsüz kılınması gerektiğini beyan etmiştir. Hükümsüzlük talebi ticari vekilin markayı tescil hakkının bulunmadığı ve kötüniyetli tescil iddialarına dayandırılmıştır. Dava konusu "..." markasının 09 sınıfta ... no ile 14.11.2012 tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 29/03/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Dava konusu markanın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu ,... tarafından davalının tesciline itiraz yada hükümsüzlük davası açıldığına dair delil bulunmadığı, ... ile davalı arasında distribütörlük ilişkisinin devam etmekte olduğu, marka tescilinden itibaren dava tarihine kadar 7 yıl geçtiği, SMK 25. Maddesi gereği davacı tarafın hükümsüzlük davası açma hakkının bulunduğu,, davalı marka tescilin marka sahibinin onayı dışında kötü niyetli olarak tescil edildiğinin ispatlanamadığı" belirtilmiştir. SMK 6/2 maddesine göre göre:“ Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” Öte yandan SMK m. 10 kapsamında, marka sahibi, haklı sebebi olmayan ticari temsilcinin veya vekilin söz konusu markayı kullanımını yasaklayabileceği gibi tescilin kendisine devrini de isteyebilecektir. Görüldüğü üzere, SMK m.6/2 ve m. 10 hükümlerinde yer alan hakların markanın gerçek sahiplerine tanındığı ve markanın gerçek hak sahibi tarafından, izni olmaksızın yapılan başvurulara ve tescillere karşı ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla markanın gerçek hak sahibi olmayanlar tarafından SMK m.6/2 maddesine dayalı olarak hükümsüzlük talebinin dinlenilmesine yasal olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda , hükümsüzlüğü talep edilen "..." markasının gerçek hak sahibin dava dışı ... firması olduğu, eldeki davada markanın, gerçek hak sahibi tarafından açılmış markanın kendi adına devrini ya da hükümsüzlüğü talebinin söz konusu olmadığı, davacının ise marka üzerinde hak sahipliği iddiasının bulunmadığı , davalının ticari vekil olarak markayı kendi adına tescil ettirmesine karşı çıkıldığı ancak gerçek hak sahibi olmayan davacının SMK 6/2 maddesine dayalı hükümsüzlük talebi yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılıyorsa da, davacı, markanın gerçek hak sahibi olan ... firmasının "..." serisi ürünlerinin ithalat ve satışını yaptığını, davalının bu ibareyi kendi adına tescil ettirmesindeki amacın başkalarının ticari faaliyetine engel olmak olduğunu, bu kapsamda haklarında markaya tecavüz davası açıldığını bu durumun kötüniyetli tescile işaret ettiğini ileri sürmüş olduğundan SMK 6/9 ve 25/1 maddesi gereğince hükümsüzlük davası açmakta menfaaati olduğundan kötüniyete dayalı marka hükümsüzlüğü talebi yönünden aktif dava ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/15689 - 2015/5363 " ticari temsilci ya da vekilin haklı bir neden olmaksızın marka tescili yaptırması halinde gerçek hak sahibinin ileri sürebileceği talepler ayrı ayrı belirtilmek suretiyle aslında tescilde kötüniyetin varlığına ilişkin özel haller anılan hükümlerde düzenlenmiş ve yukarıda açıklanan seçeneklere dayalı olarak dava açma hakkı gerçek marka hakkı sahibine tanınmıştır. Somut uyuşmazlıkta da, gerçek hak sahibi olan Japon menşe'li ... Ltd. Şirketinin davalı tescilinden haberdar ve markanın devri için girişimde bulunma niyetinde olduğu .... dava açma hakkının gerçek marka hakkı sahibine ait olduğu dikkate alındığında; marka sahibinin ticari mümessili olan davacının doğrudan hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken davanın bu talep yönünden kabulü doğru görülmemiş,.. Sonuç olarak, davacının dava dışı ... firmasına ait markaya dayalı olarak hükümsüzlük talep edemeyeceği, kötüniyetli tescil iddiasının ise ispatının bulunmadığı b u nedenlerle dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarih ve 2019/340 E., 2021/297 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024