Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/30 E. 2019/472 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/30
- Karar No
- 2019/472
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1971 KARAR NO: 2023/1541 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 26/12/2019 NUMARASI: 2019/30 E. - 2019/472 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı/karşı davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mağazacılık ve perakende sektöründe faaliyet gösteren Türkiye'nin hemen hemen her şehrinde mağazası ve bayisi bulunan büyük ölçekli ve herkes tarafından bilinen şirketler olduğunu, ağırlıklı olarak mutfak eşyalarını kapsayan yemek takımları, tencereler, çatal kaşık bıçak setleri, bardak takımları, elektrikli ev aletleri, ev tekstili ürünleri gibi birçok ürünün satışını gerçekleştirildiğini, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurunu nezdinde "...", "...” ve " ...” ifadesini içeren birçok marka ve tasarım tesciline sahip olduğu gibi, yaptığı reklamlar, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetleri sayesinde,' '... ve "...” markalarını tanınmış marka seviyesine ulaştırdığını, davalı tarafın ise, müvekkili ürünlerini hem web sitesi, hem de mağazalarda davalı şirkete verilen herhangi bir izin, lisans olmaksızın, haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanıldığını, internet üzerinden www.....com.tr/... alan adlı web sitesi içerisinde bulunan online alışveriş sekmesinden www.....com alan adlı web sitesine yapılan yönlendirme ile müvekkil şirket ürünlerinin satışının yapılmakta olduğunu, satışa sunulan ürünler içerisinde https://www.....com/... ve https://www.....com/ ... url bağlantılarında yer alan "...” ve "...” adlı fincan takımı ürünlerinde müvekkil şirket adına TPE nezdinde 2016 yılından bu yana tescilli olan .. 80 parça yemek takımı ismiyle satışa sunulan yemek takımları üzerinde kullanılan ... sayılı müvekkil şirket tasanmının hukuka aykırı olarak kullanıldığının tespit edildiğini iddia ederek, davalı eylemlerinin müvekillerinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz oluşturduğun tespitini, men ve ref'ini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı tarafın ... Fincan Takımı adıyla gerek mağazalarında, gerekse de internet sitesi üzerinde haksız ve izinsiz olarak satışa sunulan tüm ürünlerin satışının ve üretiminin durdurulmasını, ürünlerin mağazadan ve internet sitesi üzerinden kaldırılması ve bu ürünlerin imha edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile, davacı tarafın tescil başvuru tarihinden önce, bu tasarımlara çok benzer görselli tasarımların, çeşitli internet sitelerinde ve çeşitli firmalara ait olmak üzere sergilendiğini, taraflarınca www.....com.tr web sitesi üzerinden 01.01.2008 ve 12.07.2016 tarihleri arasında "kahve fincanı kuş", "kahve fincanı kelebek" ve "çay ve kahve fincanı kelebek deseni" ve bunun gibi şekilde yapılan aramalar neticesinde de, davacı tarafça tescil edilen tasarımlara çok benzeyen tasarımların evvelce birçok sitede paylaşıldığının tespit edildiğini, davacının tescilli tasarımları ile müvekkili şirkete ait internet sitesi üzerinden satışa sunulan ürünlere ait tasarımların birbirinden tamamen farklı olduğunu, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu tescilli tasarımlar ile internet sitesinde satışa sunulan ürünler üzerinde yer alan tasarımlarda ortak kabul edilebilecek tek şeyin kullanılan desenler olduğunu, her iki tasarımda kuş, ağaç ve kelebek desenleri kullanılmış olup, bu tür desenlerin kahve fincanı, çay takımı, yemek takımlarında oldukça sık kullanıldığı ve kamuya mal olduğu ve genel toplumca müşterek kullanımı olan ve herkesçe bilinen tasarım ve desenler olduğunu, kişiye özel yenilik içeren ve tasarım tesciline konu olamayacağını ve davacı adına tescili tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasfını haiz olmadığını savunarak, asıl davanın reddini ve davacı/karşı davalı adına ... sayı ile tescilli tasarımın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı, deliller, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve alınan bilirkişi raporu topluca değerlendirildiğinde, hükümsüzlüğü talep edilen davacı/karşı davalıya ait 2016/05472 numaralı tasarım tescilinin, başvuru tarihi olan 08.08.2016 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dava yönünden ise; davalı/karşı davacı tarafın tasarımı ile davacı/karşı davalı tarafa ait 08.08.2016 başvuru tarihli ve ... numaralı tescilli tasarımın benzer olarak algılanmadıkları bu sebeple davacı/karşı davalı tarafın tescilinden doğan haklarına tecavüzden söz edilemeyeceği anlaşılmakla, asıl davanın tasarım tesciline tecavüze ilişkin talebin esastan reddine, tazminat talebi yönünden ise, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadan davanın açıldığı anlaşıldığından, tazminat talebinin arabulucu dava şartı nedeniyle usulden reddine," asıl dava yönünden asıl dava yönünden davacının tasarım tesciline tecavüze ilişkin talebi yönünden davanın esastan reddine, tazminat talebinin ise arabulucu dava şartı nedeniyle usulden reddine, karşı dava yönünden davalının karşı davasının reddine karar verilmiştir.Davacılar/karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından davalıya karşı tasarım hakkına tecavüzün meni, refi ile birlikte maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava ettiklerini, mahkemece asıl davanın reddine karar verildiğini, tasarımlar arasındaki benzerlik, ayırt edicilik niteliğinin hangi şekil ve şartlar altında incelenmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay yerleşik içtihatları ile benimsenen kriterler gözetilmeden tanzim edilen bilirkişi raporu kapsamında benzer olmadıkları kanaat edilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, tasarımlar arasındaki ayırt edicilik niteliğinin karşılaştırılması açısından Yargıtay tarafından benimsenen birçok önemli kriter bulunduğunu, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından benimsenen kriterler gözetilmeden tasarım karşılaştırması yapıldığını, bilirkişi raporunda hatalı tespit ve değerlendirmeye ilişkin teknik bir gerekçe ve açıklama yer almadığını, müvekkile ait tasarıma ilişkin genel kompozisyon itibariyle benzerliği, kullanılan grafik/figürlerin kül olarak birebir aynı olması (kuş, kelebek ve dal figürünün kullanılması) ve benzer biçim ve lokasyonda konumlandırılması ve işbu tasarımın birebir aynı lokarno sınıfındaki ürünlerde kullanılmasının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel görünüm itibariyle iltibasa sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, salt figürlerde kullanılan renklerin farklı olmasının davalı tasarımını ayırt edicilik kazandırmayacağını, müvekkil şirkete ait tasarımdaki kuş figürü ile dal figürünü tasarımdaki görsel hikayesini davalı şirket tasarımında kullanılan görsel hikayesi ile birebir aynı olduğunu, Yargıtay kararları kapsamında küçük farklılıkların ayırt edicilik kapsamayacağını belirterek istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımların davacı tarafça tescil ettirilmişse de tasarımların tescilin sağladığı hukuki korumadan yararlanamayacağını, davacı tasarımlarının mutlak-objektif-nitelikli yenilik unsuru taşımaması sebebiyle tasarıma tecavüzün mümkün olmadığını, taraf tasarımlarının hiçbir surette benzemediğini ve buna ilişkin bir bilirkişi raporu da bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu tescilli tasarımlar ile internet sitesinde satışa sunulan ürünler üzerinde yer alan tasarımlarda ortak kabul edilebilecek tek şeyin kullanılan desenler olduğunu, her iki tasarımda da kuş, ağaç, kelebek desenleri kullanılıp bu desenlerin kahve fincanı vb ürünlerde sıkça kullanıldığını ve kamuya mal olduğunu, davanın reddi kararının hukuka uygun olduğunu, tasarımın yenilik ve ayırt edici vasfını haiz olmadığını, davaya konu tasarımın dünyada ve Türkiye'de davalı tarafın başvuru tarihinden önce yüzlerce firma tarafından üretim ve satışı yapılmadığını, mevzuattaki açık hükümler ve Yargıtay kararları çerçevesinde davalının dava konusu tasarımının başvuru tarihinden öncesinde başkaca firmalar tarafından tescil edildiğini gösterir patent tescil belgelerinin bulunması karşısında davaya konu yenilik ve ayırt edicilik vasfını haiz olmayan tasarımların belgelerinin bulunması karşısında dava konusu yenilik ve ayırt edicilik vasfını haiz olmayan tasarımların 554 sayılı KHK'den kaynaklanan korumadan yararlanamayacağının yerleşik içtihatlarla sabit olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın konusu, tasarıma tecavüzün tespiti, men'i, ref'i, maddi tazminat, karşı davanın konusu ise tasarımın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.Mahkemece asıl dava yönünden davanın esastan reddine, tazminat talebi yönünden ara buluculuk dava şartı olması sebebiyle usulden reddine, karşı dava yönünden davanın reddine karar verilmiş olup işbu karara karşı davacı/karşı davalılar tarafından asıl davanın reddine ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6769 Sayılı SMK'nın 81/1 maddesinde, tasarım sahibinin izni olmaksızın bu kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, tasarım hakkını gasp etmenin tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller olarak düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin devamında ise, başvuru, 65. maddeye göre tescil edilerek yayımlandığı takdirde, tescil sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahip olduğu, tecavüz eden, başvurudan ve kapsamından haberdar edilmişse başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmayacağı, tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edileceği ve koruma kapsamındaki tasarımın tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması, bu maddede sayılan fiilleri tasarım hakkına tecavüz olmaktan çıkarmayacağı belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 08.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, karşı davada hükümsüzlüğü talep edilen davacı/karşı davalıya ait ... numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 08.08.2016 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olduğu, davalı/karşı davacı tarafın tasarımı ile davacı/karşı davalı tarafa ait 08.08.2016 başvuru tarihli ... numaralı tescilli tasarımın benzer olarak algılanmadıkları bu sebeple davacı/karşı davalı tarafın tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturan eylemde bulunmadığı belirtilmiştir. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu, bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere davalı/karşı davacı tarafın tasarımı ile davacı/karşı davalı tarafa ait 08.08.2016 başvuru tarihli ... numaralı tescilli tasarımın benzer olarak algılanmadıkları bu sebeple davacı/karşı davalı tarafın tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturan eylemde bulunmadığı tespit edildiğinden mahkemece asıl davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı/karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve 2019/30 E., 2019/472 K. sayılı kararına karşı davacılar/karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacılar/karşı davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar/karşı davalılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2023