Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/262 E. 2022/1 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/262
Karar No
2022/1
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1712 - 2024/2171 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1712 KARAR NO : 2024/2171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/01/2022 NUMARASI : 2019/262 E. - 2022/1 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Tasarım Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/01/2022 tarih ve 2019/262 E. - 2022/1 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 2019/00394 sayılı çoklu tasarım tesciline yeni ve ayırt edici olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, diğer davalı ... 2019/T-663 sayılı YİDK kararıyla itirazları kısmen kabul edilmiş ise de, aynı kararla 2019 00394/03, 04, 05, 06, 07, 08, 18, 19, 23, 24, 27, 29 ve 31 nolu çoklu tasarımlar yönünden tescilin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu tasarımların ayırt edilemeyecek kadar benzerinin daha önce kamuya sunulduğunu ve anonimleştiğini ileri sürerek, 2019/T-663 sayılı YİDK kararının iptaline ve davaya konu çoklu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, müvekkili tasarımlarının farklı ve özgün olduğunu, ocak tasarımları bakımından seçenek özgürlüğünün de kısıtlı bulunduğunu, ufak değişikliklerin bilgilenmiş kullanıcı gözünde tasarımları farklılaştıracağını, değerlendirmenin bilgilenmiş kullanıcı algısı nezdinde ve seçenek özgürlüğü dikkate alınarak yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, ilk bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine ikinci bilirkişi raporunun aldırıldığı, her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi için bu kez üçüncü bilirkişi heyetinin oluşturularak yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, seçenek özgürlüğü, mutlak yenilik incelemesi ve hoşgörü süresi de dikkate alınarak yapılan bilirkişi incelemesinin, daha önce aldırılan iki ayrı bilirkişi raporu arasındaki çelişkileri, taraf ve mahkeme denetimine elverişli olarak karşıladığı düşünüldüğünden, söz konusu bilirkişi kök ve ek raporların içeriklerinde yer alan teknik saptamalara mahkemece itibar edildiği, dava konusu çoklu tasarımlardan 3 nolu çoklu tasarımın mesnet 2018/06874-4, 2015/02286-1 ve 2 nolu tasarımlar karşısında yeni olduğu, ancak ayırt edici olmadığı, 4 nolu tasarımın mesnet tasarımlardan 2018/06874-10 nolu tasarım karşısında yeni olduğu fakat ayırt edici nitelik taşımadığı; 5 nolu tasarımın mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu; 6 nolu tasarımın mesnet 2018/06874-9, 2018/06874-10 sayılı tasarımlar ile 2017 tarihli “simfer 3922 ankastre ocak” görseli karşısında yeni ve ayırt edici olduğu; 7 nolu tasarımın mesnet 2018/06874-1, 2019/00169-1, 2019/00169-2, 2017/00955-2 ve 2017/00955-3 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu; 8 nolu tasarımın mesnet 2019/00169-8 sayılı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu; 18 nolu tasarımın mesnet 2017/07892-7 sayılı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olduğu ancak, 2018 06874-4, 2018 06874-11 ve 2019/00169-5 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı, 2019/00169-5 sayılı tasarımın yenilik ve ayırt ediciliği öldürücü olarak baz alınamayacağı, çünkü eldeki dava konu çoklu tasarımın başvuru tarihinden sonra ilan edildiği, 2018 06874-4, 2018 06874-11 sayılı tasarımların ise dava konusu tasarımın yeniliğini ve ayırt ediciliğini kırıcı önceki tarihli kamuya sunulmuş tasarımlar olduğu; 19 nolu tasarımın mesnet 2018/06874-13, 2015/09106-1 ve 2012/06735-16 sayılı tasarımlar karşısında yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşıdığı; 23 nolu tasarımın mesnet 2018/06874-14 ve 2012/06735-8 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu; 24 nolu tasarımın mesnet 2019/00169-8 sayılı tasarım karşısında, yeni ve ayırt edici olmadığı, ancak mesnet tasarımın dava konusu tasarım başvuru tarihinden sonra ilan edilmesi nedeniyle yenilik ve ayırt ediciliği kırıcı olarak kabul edilemeyeceği; 27 nolu tasarımın mesnet 2014/02582-4 sayılı tasarımdan farklı olduğu, 2018/06874-12 sayılı tasarım karşısında ise yeni olduğu ancak ayırt edici olmadığı; 29 nolu tasarımın mesnet 2018/06874-15, 2018/06874-1, 2019/00169-1 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı, 2019/00169 sayılı tasarımın dava konusu tasarım başvurusundan daha sonra ilan edilmesi nedeniyle yenilik kırıcı olarak kabul edilmediği, 29 nolu tasarımın 2017/00955-2 sayılı tasarım karşısında ise yeni olduğu ancak ayırt edicilik kriterini taşımadığı; 31 nolu tasarımın mesnet 2019/00169-3 sayılı tasarım karşısında yeni olduğu, ayırt edici olmadığı, ancak mesnet tasarımın dava konusu tasarımın başvuru tarihinden sonra ilan edilmesi nedeniyle yenilik ve ayırt ediciliği kırıcı olarak kabul edilmediği; bilirkişi heyetince mutlak yenilik incelemesinin de yapıldığı; davalı şirket vekili her ne kadar önceki tarihli olup itiraza mesnet alınan bir kısım önceki tarihli dokümanların, yine bizzat davalı yana ait önceki tarihli tasarım başvuları olmasından kaynaklı bu başvuruların, dava konusu başvurudan 12 ay öncesinde kalan süre içerisinde gerçekleştirilmiş olunmasını, davalı lehine doktrinde hoşgörü süresi olarak tanımlanan haktan yararlanması sonucunu doğuracağını ileri sürmüşse de, söz konusu savunmaya itibar edilmediği, SMK'nın 57/2 maddesi hükmünün amacının, daha önce tescil başvurusuna konu olmuş bir tasarımın, Kanun'da belirtilen süre içinde aynısı veya bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle benzerinin yeniden tescil başvurusuna konu edilmiş olması halinde, bu başvuruya tescil imkanı sağlamak olmadığı, aksine, tescil başvurusuna konu olmamış bir tasarımın, piyasada denenmesi suretiyle ekonomik olarak rantabl olup olmadığının test edilmesine olanak sağlamak amacını haiz olduğu, bu nedenle davalı şirket vekilinin önceki tarihli tasarımları nedeniyle dava konusu çoklu tasarımlar bakımından hoşgörü süresi imkânından faydalanması isteminin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı; neticeten dava konusu 2019/00394-24 ve 31 sayılı tasarımlar bakımından, 2019/00169 sayılı çoklu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınamayacağına yönelik mahkemenin hukuki çıkarımı da dikkate alındığında, davanın kısmen kabulünün gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 2019/00394-3, 4, 18, 27, 29 sayılı tasarımlar bakımından 2019/T-663 sayılı YİDK kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2019/00394-3, 4, 18, 27, 29 sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, davanın kısmen reddinin hatalı olduğunu, davaya konu tüm tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kriterini haiz olmadığını, 2019/00169 nolu çoklu tasarım yönünden mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu tasarımların mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğunu ileri ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, eksik incelemeye dayanan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, hoşgörü süresinin dikkate alınmadığını, 03 ve 04 sayılı çoklu tasarımların hoşgörü süresi içinde yapıldığını, mesnet 2018/06874 sayılı tasarımın başvuru tarihinin 14.11.2018, bülten tarihinin 10.12.2018, dava konusu tasarımın başvuru tarihinin ise 18.01.209 olduğunu, mesnet tasarımın bültende yayımlanmasından yaklaşık 1 ay sonra dava konusu tasarım başvurusunun gerçekleştirildiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali ile tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece aldırılan iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için üçüncü bir bilirkişi heyeti oluşturularak, iki ek raporuyla birlikte üçüncü raporun aldırıldığı, söz konusu raporda dava konusu çoklu tasarımlardan 5, 6, 7, 8, 19 ve 23 nolu çoklu tasarımların yeni ve ayırt edici olduğunun; 3, 4, 18, 24, 27, 29 ve 31 nolu çoklu tasarımların ise yeni olduklarının fakat ayırt edici olmadıklarının belirtildiği; bunun yanında 3 nolu tasarım için 2018/06874-4 nolu tasarım dışında, ayrıca 2015/02286-1 nolu tasarımın, 24 ve 31 nolu tasarımlar için 2019/00169-3 ve 8 nolu tasarımların, 4, 18 ve 27 nolu tasarımlar için ise 2018/06874-4, 9, 10, 11, 12 ve 15 nolu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kırıcı olduğunun belirtildiği; üçüncü bilirkişi raporunun yenilik ve ayırt edicilik konusundaki değerlendirilmesinin esasen denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ancak mesnet tasarımların hoşgörü süresinde kabul edilip edilmeyeceği noktasında ayrıca hukuki değerlendirmenin yapılmasının gerektiği, nitekim ilk derece mahkemesince, 2019/00169 sayılı tasarımın kamuya sunulduğu tarih olan ilan tarihinin, dava konusu tasarımın başvuru tarihinden sonra olduğu gerekçesiyle bu tasarımın yenilik ve ayırt ediciliği kırıcı olarak kabul edilmediği, böylece 24 ve 31 nolu tasarımların da yeni ve ayırt edici oldukları sonucuna ulaşıldığı, ilk derece mahkemesince ulaşılan bu sonucun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.03.2015 tarih ve 2014/19189 E.- 2015/4120 K. sayılı kararı ile de uyumlu olduğu, zira söz konusu kararda, "davalı adına tescilli her iki endüstriyel tasarım belgesi birbiri ile benzer olsa da, her ikisinin aynı tarihte yayınlandığı, davaya konu tasarımdan önce davalıya ait diğer tasarımın kamuya sunulduğuna dair davacı tarafça dosyaya delil sunulmadığından, sırf davalı adına tescilli iki adet tasarım belgesi bulunmasının, tasarımlardan birinin yenilik ve ayırt edicilik vasfına sahip olmadığı şeklinde yorumlanamayacağı" şeklindeki bozma sonrası verilen ilk derece mahkemesi kararının onandığı, somut uyuşmazlıkta dava konusu 2019/00394 sayılı çoklu tasarımın başvuru tarihi 18.01.2019 iken mesnet 2019/00169 sayılı çoklu tasarımın 11.02.2019 tarihinde yayımlanmak suretiyle kamuya sunulduğu, bu itibarla 2019/00169 sayılı çoklu tasarımın, dava konusu çoklu tasarımların yeniliğini ve ayırt ediciliğini kırıcı niteliği haiz doküman olarak kabul edilmeyeceği, sonuçta da ilk derece mahkemesinin dava konusu 2019/00394 sayılı 3, 5, 6, 7, 8, 19, 23, 24, 29 ve 31 nolu tasarımlar yönünden verdiği kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalılar vekillerinin 4, 18 ve 27 nolu çoklu tasarımlara ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere 4, 18 ve 27 nolu çoklu tasarımlar için başvurunun yeni ve ayırt edici olup olmadığının tespiti yönünden, 2018/06874 sayılı çoklu tasarım mesnet alınmıştır. Ancak söz konusu çoklu tasarımın başvuru sahibi de davalı şirket olup, başvurusu 14.11.2018 tarihinde gerçekleştirilmiş ve 10.12.2018 tarihli bültende yayımlanmıştır. Davalı şirket vekilince, yine müvekkiline ait önceki tarihli bu başvurunun ve ilanının hoşgörü süresinde kaldığı ve dava konusu çoklu tasarımların yeniliğini ve ayırt ediciliğini etkilemediği savunulmuş ise de ilk derece mahkemesince, SMK'nın 57/2. maddesi hükmünün amacının, daha önce tescil başvurusuna konu olmuş bir tasarımın, Kanun'da belirtilen süre içinde aynısı veya bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle benzerinin yeniden tescil başvurusuna konu edilmiş olması halinde, bu başvuruya tescil imkanı sağlamak olmadığı, aksine, tescil başvurusuna konu olmamış bir tasarımın, piyasada denenmesi suretiyle ekonomik olarak rantabl olup olmadığının test edilmesine olanak sağlamak amacını haiz olduğu gerekçesiyle bu savunmaya itibar edilmemiştir. Dolayısıyla bu halde dava konusu 4, 18 ve 27 nolu çoklu tasarımların, 12 aylık hoşgörü süresi içinde kalan mesnet 2018/06874 sayılı çoklu tasarım karşısında, yeni ve ayırt edici olup olmadığının tartışılması gereklidir. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 56/1. maddesinde tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanun'la sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre, bir tasarımın aynısı; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce ve tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilecek; tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim, tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce ve tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın bu kez ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilecektir. İlgili düzenlemeler mehaz, "12 Aralık 2021 tarih ve 6/2002 sayılı Topluluk Tasarımı hakkında Konsey Tüzüğü"nün "Yenilik" başlıklı 5. ve "Ayırt edicilik" başlıklı 6. maddesinden aynen alınmıştır. Bir tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğinin tespitinde dikkate alınacak kamuya sunma kavramı ise SMK'nın 57/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar. Tasarımın gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye açıklanması kamuya sunma sayılmaz. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, koruma talep edilen bir tasarımın, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı tarafından kamuya sunulması halinde, bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt ediciliğini etkilemeyecektir. Mehaz Konsey Tüzüğünün 7(1). maddesinde Tüzüğün 5 ve 6. maddesinin uygulanması amacıyla kamuya sunmadan ne anlaşılması gerektiği açıklandıktan sonra, 7(2). maddenin (a) ve (b) bentlerinde, koruma talep edilen bir tasarım eğer başvuru tarihi veya rüçhan talep edilmiş ise rüçhan tarihinden önceki 12 aylık süre içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından kamuya sunulmuş ise, bu kamuya sunmanın 5 ve 6. maddelerin uygulanmasında dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, SMK'nın 57/1. maddesindeki düzenleme de, mehaz Tüzükten alınmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davalı şirkete ait dava konusu 4, 18 ve 27 nolu çoklu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı yönünde mesnet gösterilen 2018/06874 sayılı çoklu tasarım, yine davalı şirkete ait olan ve 10.12.2018 tarihinde bültende yayımlanmak suretiyle ilk defa kamuya sunulan, dolayısıyla 2019/00394 sayılı tasarım yönünden hoşgörü süresi (grace period) içinde kalan bir tasarımdır. Konuyu düzenleyen 6769 sayılı SMK'nın 57/2. maddesinde aynen "Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez." hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla tasarımlar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 57/2. maddesine göre, 12 aylık hoşgörü süresinin uygulanması açısından, kamuya sunmanın resmi bir merci tarafından yapılmış olup olmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan 12 aylık hoşgörü süresi içinde koruma talep edilen bir tasarımın, tasarımcı veya maddede sayılan diğer kişiler tarafından kamuya sunulmasıdır. Bu hâlde ilk açıklama, ikinci tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemeyecektir. Aynı konuyu patentler ve faydalı modeller için düzenleyen 6769 sayılı SMK'nın 84/1. maddesinde ise aynen "Buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkileyecek nitelikte olmakla birlikte, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilmişse rüçhan hakkı tarihinden önceki on iki ay içinde ve aşağıda sayılan durumlarda açıklama yapılmış olması buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkilemez: a) Açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması. b) Açıklamanın patent başvurusu yapılan bir merci tarafından yapılmış olması ve bu merci tarafından açıklanan bilginin; 1) Buluşu yapanın başka bir başvurusunda yer alması ve söz konusu başvurunun ilgili merci tarafından açıklanmaması gerektiği hâlde açıklanması. 2) Buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgiyi edinmiş olan üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer alması. c) Açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi tarafından yapılmış olması." düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, patent başvurusu yapılan merci ibaresi ile kastedilenin, patent veya faydalı model başvurusunda bulunulabilecek bölgesel, ulusal veya uluslararası yetkili kuruluşlar olduğu da belirtilmiştir. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, patentler ve faydalı modeller yönünden, resmi mercilerce yapılan açıklamalar, açıklanmaması gerektiği halde açıklanan bilgilerden olduğu veya üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer aldığı durumlarda, 12 aylık hoşgörü süresi içinde başvuru sahibinin ikinci başvurusunun yeniliğini ve ayırt ediciliğini etkilemeyecek, buna karşılık resmi mercilerce açıklanmaması gerektiği halde açıklanan bilgilerden olmadığı sürece, başvuru sahibinin kendi başvurusunun resmi mercilerce ilanı, 12 aylık hoşgörü süresi içinde olsa bile aynı başvuru sahibince yapılacak ikinci başvurunun yeniliğini ve ayırt ediciliğini kıracaktır. Görüldüğü üzere kanun koyucu, aynı konuyu patentler ve faydalı modeller için resmi mercilerce yapılmış açıklamalar yönünden ayrıntılı bir şekilde düzenlerken, tasarımlar için resmi merci açıklamaları konusunda hiçbir istisna hükme yer vermemiş, 12 aylık hoşgörü süresinin uygulanması için koruma talep edilen bir tasarımın, tasarımcı veya maddede sayılan diğer kişiler tarafından kamuya sunulmasını yeterli görmüştür. Bu durum karşısında somut uyuşmazlıkta da Dairemizce, kanun koyucunun bu açık iradesine rağmen, ... tarafından daha önce ilan edilen ve yine aynı tasarımcıya ait olan 2018/06874 sayılı tasarımla genel izlenim itibariyle benzer olduğu gerekçesiyle 12 aylık hoşgörü süresi içinde yapılan dava konusu başvurunun yeniliğinin ve ayırt ediciliğinin etkileneceğinin kabul edilmesi mümkün görülmemiş, mahkemenin aksi yöndeki gerekçelerine iştirak edilmemiştir. Bu noktada bir başka tartışmanın daha yapılması gereklidir. Zira 2018/06874 sayılı bu tasarım işbu davada davalı şirket tescillidir ve dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğini etkilemediğinin kabul edilmesi halinde, bu tasarımlarla genel izlenim itibariyle benzer 4, 18 ve 27 nolu tasarımların aynı şirket adına ikinci kez tescili sonucu doğacaktır. Nitekim, ilk derece mahkemesince de diğer gerekçelerinin yanında bu gerekçeyle de 2018/06874 sayılı tasarımın dava konusu tasarımın ayırt ediciliğini etkilediği kabul edilmiştir. Ancak 6769 sayılı SMK'nın 57/2. maddesi ile tasarımcıya, yukarıda da açıklandığı üzere merci açıklamaları konusunda hiçbir ayrıma gidilmeden, ilk açıklamasının tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemeyeceği belirtilerek 12 aylık hoşgörü süresi içinde ikinci başvuruda bulunma imkanı tanınırken, diğer yandan aynı süre içerisinde izin verilen bu ikinci başvurusunu yapmasının bu kez çifte tescile neden olacağından doğru olmadığının söylenmesi, kanun koyucunun çelişkili davranması söz konusu olamayacağından, Dairemizce mümkün görülmemiştir. Dairemizin bu tartışmada vardığı sonuca göre, aynı tasarımcıya ait olması kaydıyla 12 aylık hoşgörü süresi içinde aynı tasarımın ikinci kez başvuruya ve ilana konu edilmesine ve dolayısıyla ikinci kez tesciline, kanun koyucu tarafından izin verildiği kabul edilmelidir. Kanun koyucunun 6769 sayılı SMK'nın 145/2. maddesi ile patent veya faydalı modeller için çifte tescil yasağı öngörmüşken, tasarımlar için 6769 sayılı SMK'nda bu yönde bir düzenleme yapmaması da Dairemizce aynı tasarımcıya ait olması kaydıyla 12 aylık hoşgörü süresi içinde aynı tasarımın ikinci kez başvuruya ve ilana konu edilmesi durumuna mahsus olmak üzere, çifte tescile izin verdiği sonucunu destekler nitelikte görünmüştür. Dairemizce 6769 sayılı SMK ile aynı hükümleri içeren mehaz Konsey Tüzüğü uygulamasının ve bu kapsamda EUIPO (Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi) ve CJEU (Avrupa Birliği Adalet Divanı) kararlarının incelenmesinin de faydalı olabileceği değerlendirilmiştir. Avrupa Birliği Adalet Divanının T/757/21 sayılı kararında (para.28), 6/2002 sayılı Tüzüğün 7. maddesinde öngörülen istisnanın amacının, bir tasarımcı veya halefine, başvuru muamelelerine başlamadan önce, bir tasarımı 12 aylık bir süre boyunca pazarlama fırsatı sunmak olduğu; dolayısıyla bu süre zarfında, tasarımcı veya halefinin, o anda gerçekleşen kamuya sunmanın, ilgili tasarımın olası tescilinden sonra başlatılacak herhangi bir hükümsüzlük davasında başarılı bir şekilde ileri sürülmesinden korkmadan ve ilgili tasarımın tesciline ilişkin masrafları da üstlenmeden önce, ticari bir başarı olduğunu tespit edebileceği; sonuç olarak, 6/2002 sayılı Tüzüğün 7(2) maddesinde öngörülen istisnanın amacının, tasarımcının ve onun halefinin çıkarlarını korumak olduğu açıklanmıştır. EUIPO Temyiz 3. Kurulunun R 1197/2017-3 sayılı dosyasında verilen 19 Temmuz 2018 tarihli kararda ise, Tüzüğün 7(2). maddesinin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde aynı genel izlenimi bırakan tasarımlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek, daha önce 2010 yılında kamuya sunulan bir tasarım nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilen bir tasarım ile genel izlenim bakımından benzer tescilli bir tasarımın hükümsüzlüğü talebiyle açılan bir davada, hükümsüzlüğüne karar verilen önceki tarihli tasarımın kamuya sunulduğu tarihin 12 aylık hoşgörü süresinde kaldığı, bu nedenle yenilik ve ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınamayacağı, sonraki tarihli tescilli tasarım için de hükümsüzlük talep eden tarafça açıkça dayanılmaması nedeniyle ise 2010 yılında kamuya sunulan tasarımın dikkate alınamayacağı gerekçesiyle, sonraki tarihli tescilli tasarımın hükümsüzlük talebini reddedilmiştir. Anılan kararın iptali için açılan dava ise Avrupa Birliği Adalet Divanının T-532-18 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Dairemizce anılan karardan, 12 aylık hoş görü süresi içinde kamuya sunulan aynı veya bilgilenmiş kullanıcı üzerindeki genel izlenimi benzer olan bir tasarımın, sonraki tasarımın yeniliği ve ayırt ediciliğini kırıcı bir tasarım olarak dikkate alınmayıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, nitekim, gerek iç hukukumuzda, gerekse, Avrupa Birliği fikri mülkiyet uygulamasında, tescilli bir tasarımın aynısı veya genel izlenim itibariyle benzerinin 12 aylık hoşgörü süresi içinde yeniden tasarım tesciline konu edilemeyeceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, EUIPO internet sitesinde ise (bkz. https://www....), ulusal tasarım tescili sahibi bir başvurucunun daha sonra aynı tasarım için bir tescilli topluluk tasarımı başvurusu yapıp yapamayacağına ilişkin soruya, ulusal tasarımın kamuya sunulmasından itibaren 12 aylık hoşgörü süresi içinde yapılması halinde böyle bir başvurunun mümkün olduğu yönünde cevap verilmiştir ki, bu halde üye ülkelerden birinde tescilli ulusal bir tasarımın koruma süresinin, topluluk tasarımı olarak tescil edilmesi halinde uzayacağı tabiidir. Somut uyuşmazlıkta da yenilik ve ayırt edicilik kırıcı olarak kabul edilen 2018/06874 sayılı tasarımın kamuya sunulduğu tarihin, eldeki davaya konu 4, 18 ve 27 nolu tasarımların başvuru tarihi itibariyle 12 aylık hoşgörü süresi içinde olması nedeniyle, dikkate alınamayacağı sonucuna ulaşan Dairemizce, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yeni ve ayırt edici olan bir tasarımın iki kez tesciline imkan tanıyan 24.01.2014 tarih ve 2013/11177 E.-2014/1543 K. sayılı bozma kararı ve bozma sonrası verilen ilk derece mahkemesi kararını onayan 25.03.2015 tarih ve 2014/19189 E.- 2015/4120 K. sayılı kararı da dikkate alındığında, mahkemece kabul edildiğinin aksine, dava konusu 4, 18 ve 27 nolu tasarımlar yönünden YİDK karar iptali ve hükümsüz koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusu HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05/01/2022 gün ve 2019/262 E. - 2022/1 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; YİDK'nın 2019/T-663 sayılı kararının 2019/00394-3 ve 29 sayılı tasarımlar bakımından İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 4-Dava konusu 2019/00394-3 ve 29 sayılı tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 571,00-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.925,00-TL bilirkişi ücreti, 330,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 135,41-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 3.611,61-TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranı takdiren 1/5 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 722,32 TL'sine 44,40-TL peşin harç ile 44,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 811,12-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı şirket tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.925,00-TL bilirkişi ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 3.145,70-TL yargılama giderinin davanın kabul-ret oranına tekabül eden 2.516,56-TL'sinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, kalan kısmın davalı şirket üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davanın kabul-ret oranına tekabül eden 176,56-TL'sinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, kalan kısmın davalı kurum üzerinde bırakılmasına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 12-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/02/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/262, K. 2022/1, T. 25.03.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-262-e-2022-1-k-af7392c5862a