Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2300 E. 2024/544 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/2300
Karar No
2024/544
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1297 KARAR NO : 2024/1867 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/05/2024 NUMARASI : 2024/544 D.İş. 2024/544 K. DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 31.10.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 31.10.2024 İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.05.2024 tarih 2024/544 D.İş 2024/544 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati haciz isteyen vekili, ihtiyati haciz talep eden banka ile borçlu arasında genel kredi sözleşmesini düzenlediğini, diğer borçluların söz konusu krediye müşterek müteselsil kefil olduğunu, sözleşme ve çek nedeniyle bankanın alacaklı olduğunu, ihtara rağmen borcun ödenmediğini, belirterek; ihtiyati haciz talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, talep eden vekili tarafından asıl borçlu ... Şirketi ve müteselsil kefiller ... ve ... Şirketi aleyhine kredi sözleşmesine dayalı olarak ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de, müteselsil kefil yönünden talepte bulunabilmek için öncelikle asıl borçluya kat ihtarının tebliği gerekmekte olup, talep dilekçesi ekinde sunulan tebellüğ mazbatalarının incelenmesinde asıl borçluya kat ihtarının tebliğ edilemediğinin görüldüğü, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin sadece ilk ve son sayfasının suretinin ibraz edildiği dolayısıyla sözleşmede belirtilen adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağına dair bir düzenleme mevcut olup olmadığının tetkik edilemediği, müteselsil kefil yönünden talepte bulunabilmek için öncelikle asıl borçluya kat ihtarının tebliği gerektiği, talebe dayanak çeklerde ise bankanın çeklerde cirosunun bulunmadığı, çeklerin son ciranta olarak görünen ... Limited Şirketi tarafından çek bedelinin tahsili için takas sistemi kapsamında talep eden bankaya ibraz edildiği, talep eden banka tarafından çeklerin karşılıksız olduğuna dair şerhin işlendiği, talep eden banka tarafından çek asıllarının ibraz edilmediği, davalı bankanın çeklerin yetkili hamili olup olmadığı hususunun yargılamayı gerektirdiği, belirtilerek; ihtiyati haciz talebinin ... ve ... Şirketi yönünden reddine, ... Limited Şirketi yönünden kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati haciz isteyen tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati haciz isteyen vekili, asıl borçlu ile banka arasında ticari kredi sözleşmesi bulunduğu, ticari kredilerde müteselsil kefillere başvurmak için asıl borçluya kat ihtarının tebliğ şartı aranmadığı, Hem Asıl Borçlu... Hem De Kefiller ... Ltd.şti. Ve ...'a İhtarname Gönderildiği, hakkında ihtiyati haciz talep edilen borçlu kefillerin borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya başvurmadan ve rehinleri paraya çevirmeden önce kefil aleyhinde takip yapabileceği, ihtamamelerin tebliğ edilememesinin hem asıl borçlu şirket yönünden, hem de müşterek borçlu müteselsil kefil yönünden malların kaçırıldığına ve borçlunun muayyen yerleşim yeri olmadığına işaret ettiği, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Borçlular vekili istinafa cevap dilekçesi ile ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati hacize ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin asıl borçlu yönünden kabulüne kefiller yönünden reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. İhtiyati haciz, İİK'nın 257. vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir para alacağının zamanında ödenmesini temin etmek için, mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına geçici olarak el konulması halidir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın alacaklı olması, bu alacağın muaccel bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İhtiyati haciz talep tarihi itibarıyla henüz muaccel olmayan alacaklar yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki koşulların varlığı aranacaktır. Anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilecektir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 tarih ve 2019/2300 E. - 2019/5531 K). 3. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır. 4 Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1 maddesi gereğince kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. ( Yargıtay 11. HD'nin 01.11.2016 tarih 2016/12120 E. - 2016/8556 K. ) 5. Banka nezdindeki kayıtlı adresine çıkartılan kat ihtarnameleri iade edilmiş olsa da adres değişikliğinin bankaya bildirilmemesi halinde sözleşmede belirtilen adres ile ticaret sicil / mernis kayıtlarındaki adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağın sözleşmenin tüm tarafları tarafından kararlaştırtmış olması durumunda ihtarnamede belirtilen sürenin sonunda borcunun tamamın asıl borçlu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil yönünden muacceliyet kesbedeceğinin kabulü gerekir. Sözleşmede bu husus taraflarca kabul edilerek hüküm altına alınmış ise bu durumda, alacaklı banka tarafından hesabın kat edildiği ve tebliğ edilemese dahi sözleşmedeki adrese gönderilmesiyle kefilin borcunun muaccel hale geldiği göz önüne alınarak kefiller yönünden de temerrüt tarihi ve oranının ihtarnamesinin davalı kefillerin adreslerine ulaştığı tarih dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Açıklandığı gibi sözleşmede bir hüküm bulunuyorsa sözleşmedeki adrese ihtarname hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı da aranmaz.( Yargıtay 11. HD'nin 07.06.2023 tarih ve 2022/91 E. - 2023/3569 K. ) Banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı kefillere bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelirsede banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki bir gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiş, diğer bir söyleyişle muacceliyeti atıfet süresinin sonuna kadar ertelemiştir. ( Yargıtay 19. HD'nin 03.04.2019 tarih ve 2019/4707 E. - 2019/2247 K. ) Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine de geçilemez. ( Yargıtay 11. HD'nin 02.11.2022 tarih ve 2021/3428 E. - 2022/7729 K. ) 6. Dosya kapsamında yer alan evraklardan ihtiyati haciz talep eden banka tarafından taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi ve 05.05.2024 - 30.04.2024 tarihli bankaya ibraz edilen çeklere çeklere dayanılmıştır. Söz konusu çekler üzerinde bankanın lehtar ve ciranta sıfatı bulunmadığı gibi banka adına veya banka tarafından yapılan bir ciroya da yer verilmemiştir. Banka tarafından sözleşme ilişkin sunulan kayıtların ise ( kırk yedi sayfadan olduğu anlaşılan ) sözleşmeye dair müşteri bilgilendirme başlıklıklı ön sayfası ile sözleşmesinin birinci, otuz beşinci, otuz altıncı sayfaları, kat ihtarnamesi, tebliğ mazbatası, banka imza sirküleri ve ticaret sicil kayıtları olduğu görülmüştür. Mevcut tebliğ şerhinden asıl borçlu ile kefillere çıkartılan kat ihtarının asıl borçlu ve kefillere tebliğ edilemediği anlaşılmaktadır. Esasen, yukarıda açıklanan koşulların varlığı halinde müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi şart olmayıp asıl borçluya gönderilen ihtar yeterlidir. Ancak, ihtiyati haciz talep eden banka tarafından talep evrakının ekinde kredi sözleşmesinin tamamımı sunulmadığından, asıl borçlunun banka nezdindeki kayıtlı adresine yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağının sözleşmede kararlaştırtıp kararlaştırılmadığı dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılamamaktadır. Anılan ilke ve esaslar çerçevesinde, sözleşme metninin tam olarak ibraz edilmemesi nedeniyle, kayıtlı adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağı olgusu ihtiyati aciz talep eden tarafından ispat edilemediğinden, bu aşamada; kefiller yönünden talep tarihi itibariyle yasal şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve İİK'nın 257. maddesindeki şartların somut olayda bulunmamasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz isteyen alacaklının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz isteyen alacaklı yönünden istinaf karar harcı olan 704,50-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 276,90-TL'nin ihtiyati haciz isteyen alacaklıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeni ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/2300, K. 2024/544, T. 31.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-2300-e-2024-544-k-ae27047683e6