Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/102 E. 2020/333 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/102
Karar No
2020/333
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/697 Esas KARAR NO: 2024/875 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 22/10/2020 NUMARASI: 2019/102 E. - 2020/333 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ("...") onlarca yılı aşkın bir süredir temizlik, kozmetik ve gıda güvenliği gibi konularda hizmet vermekte olan ..., Inc. şirketinin bir iştiraki olup, 13 milyar USD'nin üzerinde satışları ve 48.000 çalışanı ile dünya çapında lider bir şirket haline geldiğini, ... 170'ten fazla ülkede hâlihazırda yemek, temizlik, sağlık, teknik danışmanlık ve sınai inceleme ve araştırma hizmetleri vermekte ve yine bu hususta kapsamlı programlar düzenlemekte olmasının yanı sıra ayrıca bu ülkelerde kamu kuruluşları ve eğitim kurumlarına yönelik hizmetler de vermeye devam ettiğini, müvekkili firmanın "..." markası ile sektörde tanındığını, müvekkilinin dünya çapında tescilli "..." markasını yaratan, piyasada kullanarak tanıtan ve tescil ettiren şirket olarak, markanın gerçek hak sahibi olduğunu, TPMK nezdinde diğerlerinin yanında, 31/12/1996 tarih ve 97363 sayılı 03 ve 05. sınıflardaki mallar üzerinde tescilli "...", 15/04/2013 tarih ve ... sayı ile 01, 03, 04, 05, 07, 08, 09,11, 21, 35, 37, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescilli "...", 15/04/2013 tarih ve ... sayı ile 01, 03, 04, 05, 07, 08, 09,11, 21, 35, 37, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescilli" ..." ve ... sayı ile kayıt altına alınmış 20/10/2016 tarihli "..." tanınmışlık marka başvurusunun sahibi olduğunu, müvekkilinin ... markasının 1996 yılından bu yana ülkemizde, uzun yıllardır da dünya çapında korunduğunu, ... markaları tanınmış marka statüsüne eriştiğini, müvekkilinin markalarının korunması için etkin bir çaba gösterdiğini, yapılan marka başvurularını düzenli olarak takip ettiğini, bu kapsamda davalı yana ait ... ibareli markanın tescilli olduğu 44.sınıftaki hizmetler yönünden kullanılmadığının tespit edildiğini, davaya konu davalıya ait tescil kapsamında yer alan hizmetler üzerinde ayırt edici karakteri değiştirilmeden kullanılmadığından markanın tümden iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı yanın ... markasını tescil edildiği biçimde kullanılmadığını, ayırt edici karakterini değiştiren unsurlarla birlikte ve sadece tıbbi hizmetler üzerinde kullanıldığını, davalının markasının ... şeklinde tek bir kelime olmasına rağmen ... LABORATUVARI şeklinde kullanıldığını, E logosunu içerdiğini, tescilli markanın esas unsurunun muhafaza edilmediğini, markanın ayırt edici olan E şekli ile tam altında kırmızı ile oluşturulan ... ve yatay pozisyonda LABORATUVARI gibi farklı unsurlarla kullanıldığını, bu haliyle markanın sicildeki halinden farklı bir şekilde kullanıldığını ve tüketici nezdinde hizmetin kimden kaynaklandığına işaret etme özelliğini kaybettiğini, ... ibareli markanın müvekkili markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu ancak davalı kullanımlarının tescilli markadan tamamen farklı olduğunu, markanın kullanıldığının ispatının davalı tarafa ait olduğunu iddia ederek, davalı yana ait ... tescil nolu ... ibareli markanın kullanmama sebebiyle tümden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacının davacılık sıfatı bulunmadığından dava şartı yokluğu sebebi ile usulen reddi gerektiğini, zira davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı mevcut olmadığını, müvekkiline ait markanın 23/04/2008 tarihinde ... numara ile tescil edildiğini ve 10 yıl müddetle yenilendiğini, davacı firmanın bildirilen markalarından başka ... nolu ... ibareli markasının bulunduğunu, müvekkilinin tescilli olduğu sınıf olan 44.sınıfta da tescil aldığını, müvekkilinin 2008 senesinden beri tescilli markasının davacının tescil almasına engel teşkil etmediğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği ... numaralı tanınmış markasının mevcut olmadığını, TPMK kayıtlarına göre başvurusunun reddedildiğini, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermediklerini, firmaların iştigal konusu ve finansal büyüklüklerinin birbirleri ile rekabet etmelerine olanak sağlamadığını, tarafların birbirlerinin rakibi olmadıklarını, markalarda kullanılan ... ve ... kelimelerinin anlam ve köken bakımından da tamamen farklı olduklarını, müvekkili firmanın ... markasını yasanın aradığı kıstaslara uygun olarak kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi heyet raporu ve kullanım durumu yasal mevzuat ve yargı uygulamalarımız kapsamında değerlendirildiğinde; davalı adına tescilli davaya konu "..." ibareli markanın 44. Sınıfta yer alan 23/04/2008 tarihinden itibaren tescil edildiği, 23/04/2018 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle yenilendiği, alınan raporda değerlendirildiği üzere davalı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde "..." marka kullanımı tespit edilemediği, rapor ekinde örneği sunulan satış faturalarının unvan ve logo kullanımının "...TİC LTD. ŞTİ" unvan ve "... LABORATUVARI" şeklinde - bu kullanımda marka tesciline uymamakla beraber olduğu, her ne kadar davalının dava tarihi olan 04/04/2019 tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde olacak şekilde web sitesi içerisinde ve alan adında bahse konu markayı kullanmış ise de salt internet ve alan adı kullanımının yasada aranan ciddi kullanım kapsamında değerlendirilemeyeceği, markanın tescil edildiği mal veya hizmetler için pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak söz konusu mal veya hizmetlerin menşe kimliğini garanti edecek şekilde kullanılmasının gerek ve zorunlu olduğu bu noktada ispat yükü kendisine düşen marka sahibi davalının ciddi kullanımı ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının kullanmamaya dayalı iptal istemli sübut bulan davasının kabulüne" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -SMK'da bildirilen davacının davayı açmakta "menfaati olması gerekliliği" şartının işbu davada gerçekleşmediğini, davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, Davacının ABD menşeli firma olup ... nolu ... olan müvekkili ile aynı 44. Sınıfta tescilli markası olduğunu, yani müvekkilinin 2008 senesinden beri tescilli markasının davacının tescil almasına engel teşkil etmediğini, Yargıtay 11 HD. vermiş bulunduğu 21.06.2018 tarihli ... ve 2018/4723 K. sayılı kararda "davacının, davalının kullanılmayan ama tescilli markası sebebi ile tescil alamaması gerekçesini" iptal sebebi gerekçesi olarak kabul ettiğini, Davacı firmanın dünya çapında gıda ve temizlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili firmanın ise ... - ... LABORATUARI adı altında lokal olarak sadece Fatih ilçesinde aktif bir biyokimya laboratuvarı işlettiğini, davanın taraflarının birbirlerinin rakibi olmadığını, Müvekkili firmanın tescilli Markasındaki ... sözcüğü ile davacı firmanın tescilli markasındaki ... sözcüklerinin, görsel ve fonetik olarak benzer gibi gözükseler de, tamamen farklı birer anlam ifade ettiklerini, davacının işbu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, ... markası iptal edilse dahi, davacının bu markayı kendi adına tescil etmeyeceğini, ihtiyacı olmadığını, hukuki faydası da olmadığını, ... 'ın şu ana kadarki varlığının davacının markalarının 44. Sınıfta da tesciline engel teşkil etmediğini,-Kararın TMK.2 'ye aykırı olduğunu, müvekkilinin işlettiği ... LABORATUVARI ile ilgili bilgilerin dosyaya olduğunu, kararın kesinleşmesi halinde bu markaya dayalı olarak tescil ettirmiş olduğu alan adının kullanımı ile ilgili de hukuki dayanaktan yoksun bir duruma düşeceğini, davacıya hiç bir şekilde ticari menfaati olmadığı halde, tamamen işletmesi ile ilgisiz olan bir markayı iptal hakkı tanınmakla, hem müvekkilinin aktif olarak senelerdir kullandığı bir hizmet markasının iptal edilmiş olacağını ve müvekkili firmanın bu sebeple laboratuvarın ismini bile değiştirmek zorunda kalacağını bunun da müvekkilinin ticari itibarına ve kazancına vurulmuş önemli bir darbe olacağını, -Kararın, bir ihtisas mahkemesine yakışmayacak şekilde özensiz yazıldığını, Mahkemenin, kararda tam 3 yerde müvekkilinin tescilli markasını ... olarak yazdığını, doğrusunun, yani tescilli markanın ... olduğunu, Davacının ... hükümsüzlüğünü istemesinde hukuki yarar olduğu iddia olunabilir ise de, ... için aynı iddianın söz konusu olamayacağını,-Mahkemenin, işbu marka ihtilafından hatalı çıkarımlar yaparak, olayda ciddi markasal kullanım olmadığını kararda bildirdiğini, müvekkili firmanın ... markasını yasanın aradığı kıstaslara uygun olarak kullandığını, SMK 9/2'ye göre; "markanın ayırtedici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması " kullanma olarak kabul edileceğinden müvekkilinin bu hususları sağladığını, Dosyaya mübrez Bilirkişi raporunda "Davalı ...in incelemeye ibraz edilen 2011-2019 dönemini kapsayan yurtiçi satışları muavin defter dökümleri üzerinden yapılan incelemede, yıllara sari rapor ekinde bir örneği sunulan satış faturalarının unvan ve logo kullanımı "... TİC LTD. ŞTİ " unvan ve "... LABORATUVARI" şeklinde kullanmış olduğu tespit edilmiştir.", bazı yerlerde LAB sözcüğünün yerine zaten kısaltması olduğu LABORATUVAR kullanılmış olmasının Yargıtay kararı çerçevesinde uygun kullanım olduğunu, markanın ayırt edici çekirdek unsurunun kullanılmasının, kullanma zorunluluğunu karşılamaya yeterli kabul edildiğini, davalı müvekkiline ait ... markasının ayırt edici çekirdek unsurunun kuşkusuz ... sözcüğü olduğunu, LAB da LABORATUAR'ın kısaltılmış hali olduğunu, markasal kullanımı sağladığını,-Müvekkili firmanın www...com alan adını 2005 yılından bu yana kesintisiz ve istikrarlı olarak kullanıp bu tescilli markayı da içeren web sayfası üzerinden hizmet vermiş olduğunu, müvekkili firmanın işlettiği ... - ... LABORATUVARI, İstanbul'un sadece Fatih ilçesinde aktif olan ve hizmet veren bir biyokimya laboratuvarı olduğunu, 23.04.2008 tarihinde tescil edildiği günden bu yana müvekkilinin biyokimya laboratuvarında kullanılan ve 2005 den itibaren de markanın esasen alan adının içerisinde de kullanıldığı, hizmet alan hastaların <...> diye bildiği ve bu alan adı üzerinden erişim sağladığı, hizmet aldığı işletmede basiretli bir şekilde işlemler yapıldığını, WEB sayfasından görüntüler dosya içeriğinde ve Bilirkişi raporunda mevcut olduğunu, hizmet markasını kullanmaya ilişkin koşulların ticaret markasında olduğu gibi sert olmaması gerektiğini, internet üzerinden de erişilebilen siteler üzerinden yapılan alışverişler ve alınan hizmetler de düşünüldüğünde, tescilli markasını alan adı olarak kullanan davalı müvekkilinin bu hakkının hem de hiç bir sıfat ve kanuni sebep olmaksızın, rakibi dahi olmayan bir firma tarafından elinden alınmasının adalet duygularını zedelediğini kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Bir markanın beş yılı aşan süreden beri tescilli olduğu şekli ile kullanılmaması yoluyla o işaretin ticari riskler doğurması ve pazar engeli teşkil etmesinin de kişilerin de “ilgili kişi” kavramı içerisinde yorumlanması gerektiğini, SMK'nın amacından hareketle müvekkilinin ... markası ile karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olan ... şeklinde tescilli olan bu markanın müvekkilinin tanınmış markasını da sulandıracağını ve pazar engeli oluşturacağını, müvekkilinin işbu davayı ikame etmekte haklı ve hukuka uygun bir menfaatinin olduğunu, Davalının iddialarının aksine gerekçeli kararda sehven yapılmış yazım yanlışlarının bir istinaf nedeni olamayacağını, 3 yerde yer alan “...” ibaresinin sehven kullanıldığı ve sadece bir maddi hata olduğunun açık olduğunu, kararın içeriğine ve değerlendirmeye herhangi bir etkisi bulunmadığını, Mahkemenin “...” ibaresini kararda daha sıklıkla kullandığını ve değerlendirmesini doğru olarak yaptığını, davalı yanın alan adının “...com” olduğunu, “.com” uzantılı alan adlarının “ilk gelen alır” kuralına göre tahsis edilen ve herhangi bir markaya dayalı olarak tescil edilmemiş olan alan adları olduğunu, müvekkilinin de işbu davada bu alan adına ilişkin bir talep ileri sürmediğini ve davanın konusunun da “...com” alan adı olmadığını, dolayısıyla bu davada verilen bir kararın, davalıya ait alan adının kullanımını etkilemeyeceğini, davalının ticari hayatta kullandığı unvanın “... Laboratuvarı” olduğunu, Müvekkilinin davalının “... Laboratuvarı” ticari adını kullanımına herhangi bir talebi olmadığını, müvekkilinin yalnızca davalı tarafından da kullanılmayan ve ticari defter ve belgelerde yer almayan “...” markasının iptalini talep ettiğini, Davalının, “... Laboratuvarı” şeklindeki kullanımlarına devam edebileceği gibi fiili olarak kullandığı markası için marka başvurusu yaparak, marka tescili de alabileceğini, davalının zaten ticari defter ve belgelerinde kullanmadığı “...” markasının iptalinin, davalının ticari itibarına ve kazancına darbe vuracağı iddialarının mesnetsiz olduğunu, TMK'nın 2. maddesine aykırı olmadığını, davalı markasının tescilli olduğu şekliyle kullanılmadığını, davalı istinaf dilekçesinde “...” ile “... LABORATUARI” ibarelerini tüketici nezdinde bir karışıklığa mahal vermeyecek şekilde kullandığını ve “...” ibaresinin “LABORATUAR” ibaresinin kısaltması olduğundan bahisle açıkça markayı “...” şeklinde kullanmadığın kabul ettiğini, “... LABORATUARI” veya ... şeklindeki fiili kullanımlarla karşılaşan ortalama tüketicinin zihninde hiçbir şekilde davaya konu “...” markası canlanmayacağını, yerleşmiş Yargıtay içtihatları kapsamında sadece alan adında ve e-mail adresinde bulunan kullanım, ticari etki yaratacak markasal kullanım olarak kabul edilmediğini, “...” ibaresinin yalnızca “...” alan adında ve ... e-posta adresinde yer aldığını, internet sitesinde alan adı ve e-posta hariç tüm kullanımların “ ... ” ve “... LABORATUARI” şeklinde olduğunu, hiçbir ticari defter ve belge üzerinde de “...” ibaresinin yer almadığını, faturalarda da “... LABORATUVARI” ibaresi bulunduğunu, alan adında ve e-postada yer alan “...” ibaresinin ticari bir amaçla, markasal olarak değil yalnızca bir zorunluluk olarak kullanıldığını, alan adı veya e-posta alınırken çeşitli kurallara uyulması gerektiğini, alan adı kelimelerden oluşuyorsa boşluk kullanılmadan yazılmalı veya “ç, ü, ğ, ş.1.ö” gibi Türkçe'de yer alan özel harfler kullanılmaması gerektiğini, tüm ticari işlerinde ve sitesinde “... LABORATUVARI” ve “...” ibarelerini kullanan ve bunu bilinçli bir şekilde yaptığı anlaşılan davalının, alan adını ve e-posta adresini “...” ibaresinin boşluk bırakmadan yazılmış şekli olan “...” şeklinde almak zorunda kaldığını, davalının alan adı ve e-posta adresindeki kullanımlarının “ciddi markasal” bir kullanım olduğu iddiasının yerinde olmadığını, laboratuvar hizmetlerindeki kullanımın da ticari belgelerde “... LABORATUARI” şeklinde olduğu dikkate alındığında markanın tescilli olduğu hali ile kullanılmadığı açık olduğundan istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı adına tescilli olan 23.11.2009 tescil tarihli ve 2008/23802 sayılı “...” markasının 6769 sayılı Sınat Mülkiyet Kanunu'nun geçici madde 4 düzenlemesiyle 9 ve 26/1(a) maddeleri uyarınca “kullanmama sebebiyle iptaline" ilişkindir. Mahkemece alanında uzman bilirkişilerden alınan heyet raporunda özetle; davalı taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde "..." marka kullanımı tespit edilmediği, ancak ... alan adı sahibi/yetkilisi (whois) bilgileri kontrol edildiğinde alan adının 14/04/2005 tarihinde alındığı, alan adı kayıt şirketinin ... Inc. olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine .... firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, alan adı eski tarihli sahibi/yetkilisi bilgileri kontrol edildiğinde alan adının 25/01/2016 tarihli kayıtta; ... içerisinde bulunan web sitesi kontrol edilmiş olup, alan adı içerisinde ekollab ibaresinin olduğu, web sitesi bize ulaşın menüsünde, firma ...Ltd.Şti., adres ... Cad. ... Merkezi No:... Kat:... Daire:..., e-mail info@... bilgilerinin olduğu, ... alan adı içerisinde bulunan web sitesi bazı geçmiş tarihli yedekleri kontrol edildiğinde web sitesi içerisinde ... , info@... ibarelerinin olduğu, 2008 ve sonrası yıllarda ise web sitesi sol alt köşede ... ibaresinin olduğu, alan adı içerisinde ekollab ibaresinin olduğu, dolayısıyla, her ne kadar davalının ticari defter ve kayıtlarında marka kullanımına rastlanılmamışsa da; dava konusu markanın dava tarihi olan 04/04/2019 tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde olacak şekilde web sitesi içerisinde ve adında kullanıldığının görüldüğü, web sitelerinin ticari anlamda tüketicilere ulaşmadaki önemi dikkate alındığında; bu kullanımların, markanın ciddi kullanımı anlamına geldiği hususlarında görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. Markanın tescilinden itibaren sahibi tarafından fiilen kullanılması zorunludur. 6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile aynı yasanın 9/1 maddesinde " Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen "ciddi kullanımın" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve sürdürmek için yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Kullanım yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı kapsar. SMK 26/4 maddesine göre, Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. Davacının, davalı adına tescilli olan ve dava konusu ''..." ibareli markanın tescilli olduğu sınıf ile aynı sektörde bulunmadığı ancak yemek, temizlik, sağlık, teknik danışmanlık ve sınai inceleme ve araştırma hizmetleri vermekte olduğu ve sınıf tescilleri arasında davalının da faaliyet alanını içine aldığı ayrıca da her iki markanın da 44. Sınıfta tescilli olması nedeniyle doğabilecek karıştırılma hususları birlikte dikkate alındığında, dava açmakta menfaatinin bulunduğu, bu nedenle hukuki yararının bulunmadığına yönelik istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacının 31/12/1996 tarih ve 97363 sayılı 03 ve 05. sınıflardaki mallar üzerinde tescilli "...", 15/04/2013 tarih ve ... sayı ile 01, 03, 04, 05, 07, 08, 09,11, 21, 35, 37, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescilli "...", 15/04/2013 tarih ve ... sayı ile 01, 03, 04, 05, 07, 08, 09,11, 21, 35, 37, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescilli" ..." ve ... sayı ile kayıt altına alındığı, ... sayılı “...” ibareli markasının 44. sınıfta tescilli olduğu, davalının ... markasının ayniyet derecesinde benzer olan ... markası ile karıştırılma ihtimali olduğu, “...” ve “...” markaların özellikle işitsel olarak ayniyet derecesinde benzer olduğu, okunuş olarak “...” markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde tüketici nezdinde aynı algıyı oluşturduğu, davalının taraf markalarının benzemediğine ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı firma'nın ... LABORATUVARI veya kısaca ... adı ile işletilen yerin sahibi olduğu, dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıllık süre içerisinde tescil edildiği sınıflar bakımından etkin bir şekilde kullanıldığının davalı yan tarafından ispatlanması gerekir. ... markasının bir hizmet markası olduğu, hizmet markalarında, o marka ile tanıtım yapılması, katalog, broşür hazırlanması, dağıtılması, reklam yapılması yoluyla marka ve verilen hizmetin ilişkilendirilmesi sağlanır. Markanın ayırt ediciliği bozulmadan küçük değişikliklerle kullanılması hukuka uygun ve yeterli kullanım kabul edilmektedir. Yargıtay kararlarında kullanımın bir bütün olarak verdiği izlenime odaklanmayı öngörmüştür. Alan adları, internet üzerinde bir web sayfasının elektronik adresleridir ve ticari işletmelerin tanıtma vasıtası olarak kabul edilmektedir. Önemli olan markanın tüketici nezdinde, markayı taşıyan mal ve/veya hizmetin kimden kaynaklandığı algısını değiştirmeyecek türden kullanımıdır. Marka tescil belgesinde bir çerçeve içinde gösterilen markanın, çerçeve olmadan kullanılması, tescil belgesinde yer alan markadaki iki kelime arasında bir tire işareti olmasına rağmen, tire işaretine yer verilmesizin kullanılması, malın türünü gösteren ibarenin kullanılmaması, küçük harf- büyük harf değişikliği yapılarak kullanılması, markadaki şekil unsurunun kullanılmayıp sadece asli ve ayırt edici konumda bulunan sözcük unsurunun kullanılması, marka kullanımı olarak kabul edilmektedir. ... ibaresinin bir bütün olarak markasal olarak kullanılmasa da bilirkişi raporunda internet sitesindeki kullanımların ... şeklinde olduğu, diğer fatura ve ticari evrak üzerindeki kullanımların da tamamının “... LABORATUARI” şeklinde olduğu ve ... ibaresini tamamlar nitelikte olması nedeniyle marka kullanımı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.Davalı markası 44. Sınıfta " Tıbbi Hizmetler Güzellik Bakımı Hizmetleri, Veterinerlik Ve Hayvancılıkla İlgili Hizmetleri, Tarım Bahçecilik Ve Ormancılıkla İlgili Hizmetlerde" ... şeklinde tescilli olup, davalı tarafça ... alan adlı web sitesinde check-up, testler, enfeksiyon hastalıklarının teşhisi hizmetleri verildiğine dair tanıtım yapıldığı, site içerisindeki markasal kullanımın " ... Laboratuvarı" şeklinde olduğu, internet sitesinin 14/04/2005 tarihinde ... Laboratuvarı adına ... tarafından tescil edildiği, arşiv kayıtlarından aralıksız olarak internet sitesinin kullanıldığı, dosyaya sunulan "... Laboratuvarının Çalışma Günleri" kitapçığında da web sitesi alan adına yer verilmediği, 2008 ve sonrası yıllarda ise web sitesi sol alt köşede ... ibaresinin olduğu, alan adı içerisinde ekollab ibaresinin olduğu, kullanımın Tıbbi hizmetler alanında kullanım koşulunu sağladığı, alan adının markasal bir şekilde kullanıldığı, davalının hizmet sektöründe yer aldığı ve alan adı kullanımının ticari bir amaç taşıdığı ve markasal kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği, mahkemece markanın " tıbbi hizmetler" dışında hizmetlerde markanın iptal ve terkinine karar verilmesi gerekirken, tescilli olduğu tüm sınıflarda iptal kararı verilmesinin hatalı olduğu kanaatiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın HMK 353/1-b-2. maddesince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/10/2020 tarih, 2019/102 E., 2020/333 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KISMEN KABULÜ ile, TPMK nezdinde davalı adına ... no ile 44. sınıfta tescilli "..." ibareli markanın "TIBBİ HİZMETLER" dışındaki 44. alt sınıflarda İPTALİNE, SİCİLDEN TERKİNİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 95,20 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4/c-2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 166,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.566,80 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.283,4‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 34,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 196,50 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/102, K. 2020/333, T. 23.11.2009, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-102-e-2020-333-k-7c40b6f71ede