Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/84 E. 2019/1088 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/84
- Karar No
- 2019/1088
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/750 KARAR NO: 2024/741 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/10/2019 NUMARASI: 2018/84 E. - 2019/1088 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, müvekilinin davalının kebapçı iş yerinde usta olarak görev yapmakta iken, davalının iş yerini devretmek istediğini, müvekkilinin iş yerine talip olduğunu, tarafların 36.000,00 TL üzerinden anlaştıklarını, müvekkilinin davaya konu bonoları kendisine verdiğini, müvekkilinin ertesi gün iş yerine devir için geldğinde davalının iş yerini başkasına satıp devrettiğini öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin davaya konu bonoları istediğini, ancak davalının bonolarını iade etmediğini, daha sonra bonoların davalı tarafından takibe konulduğunu belirterek davacının borçu olmadığının tespiti ile % 20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının müvekkiline ait iş yerinde çalışmadığını, işletmeyi devralmak için müvekkili ile görüştüğünün doğru olduğunu, fakat davacının maddi durumunun yeterli olmadığını belirterek dekorasyon ve yeni çalışanlar için gerekli 36.000,00 TL'ye ihtiyacının bulunduğunu, sonrasında işletmeyi devralacağını, söz konusu borcu ve işletmenin bedelini taksitler halinde müvekkiline ödeyeceğini söylediğini, müvekkilinin arkadaşlık hukukuna güvenerek davacıya söz konusu parayı sıralı senetler karşılığında verdiğini, daha sonra müvekkilinin davacıyı aradığını, ancak davacının işletmeyi almayacağını bildirdiğini, müvekkilinin para iadesi talep ettiğini, ancak davacı tarafından paranın iade edilmediğini, lokantanın devredilmeyip kapatıldığını,davacı tarafın müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönündeki iddiasının yersiz olduğunu, müvekkilinin bonolarının vadelerini beklediğini, son ana kadar icraya konulmadığını, bononun borç ikrarı niteliğinde bulunduğunu, bononun bedelsiz olduğunu ileri süren tarafın senedin belli bir sebebi olduğunu ve bu sebebin gerçekleşmediğini yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... tarafların davalının lokanta iş yerini davacının devralması konusuda anlaştıkları, davacı tarafından davalıya verilmiş olan ve takibe dayanak 12 adet bononun iş yeri devir bedeli karşılığında davalıya verildiğinin iddia edildiği, davalının ise bonoları davacıya vermiş olduğu tadilat parası karşılığında aldığını savunduğu, bonolarda teminat olarak verildiklerine dair herhangi bir kayıt ve şerh bulunmadığı, ayrıca bonoların teminat seneti olduğuna dair bonolara atıf yapan herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı, bono illetten mücerret olup, söz konusu bonoların teminat senedi niteliğinde olduğunu ispat yükünün davacı tarafta olduğu, bu hususun yazılı delil ile kanıtlanması gerektiği, ancak davacı tarafından bu hususta yazılı bir delil iddia ve ibraz edilmediği, mahkememizce ispat yükü kendisinde olan davacı tarafa yemin teklif hakkının hatırlatıldığı, davacı tarafça teklif edilen yemini davalının eda ettiği, bu suretle davanın kanıtlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca takibin tedbiren durdurulmamış olduğu anlaşılmakla davalı lehine tazminat koşullarının oluşmadığı ...." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalının kebapçı iş yerinde usta olarak görev yapmakta iken davalının iş yerini devretmek istediğini, müvekkilinin ise talip olduğunu, tarafların 36.000,00 TL üzerinden anlaştıklarını, müvekkilinin davaya konu bonoları kendisine verdiğini, ertesi gün iş yerine devir için geldiğinde davalının iş yerini başkasına satıp devrettiğini öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin davaya konu bonoları istediğini, ancak davalının bonoları vermediğini, mahkeme gerekçesindeki söz konusu bonoların teminat senedi şeklinde verilmiş olduğunun belirtildiğini, bunun tamamen hatalı olduğunu, dava dilekçesinde açıkça görüldüğü üzere bonoların teminat olarak verilmediğini, iş yeri devir bedeli olarak verildiğini, ancak iş yerinin devrini davalı taraf vermekten imtina ettiğini, sözleşmede açıkça söz konusu bonoların iş yeri devir bedeli olarak verildiğinin belirtildiğini, davalı beyanında ikrar ettiğini, mahkemenin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalının dükkanında tadilat yapmak için davalıdan para alamayacağını, mahkemece, davalının saçma, hayatın olağan akışına uymayan beyanını kabul etmesinin yerinde olmadığını, davalının yalan beyanı nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yalan yere yemin etmekten dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalının iş yeri sahibi olduğu, davacının iş yerini devir almak istediği ve takip konusu bonoların düzenlenmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takibe konu edilen bonolardan dolayı davacının borçlu olup olmadığı, bonoların davalı adına iş yerinin davacıya devri amacıyla düzenlenip düzenlenmediği hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı adına 31.10.2016 düzenleme tarihli 12 adet birer aylık vadeli her biri 3.000,00 TL bedelli toplam 36.000,00 TL'lik bono düzenlediği, bono üzerinde bedelin malen veya nakdi şeklinde bir açıklamaya yer verilmediği, taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşmenin mevcut olmadığı, davacı tarafça, söz konusu bonoların davalıya ait ve kendisinin de çalışmış olduğu kebapçı dükkanının devri için düzenlediğini, dükkanın davalı tarafça başka birine devredilmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını iddia ederek, iş bu menfi tespit davasını açtığı, davalı tarafça ise davacının dükkanını devralmak istediğini ancak tadilat gerektiğini belirterek kendisinden para aldığını, senetlerin verilen paraya istinaden düzenlendiğini savunduğu, davalı tarafça, davacı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında bonolardan kaynaklanan alacak ve ferileri olmak üzere toplam 37.622,15 TL alacağın tahsili amacıyla 05.01.2018 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, davacı tarafça takibe karşı bedelsiz iddiası ile iş bu menfi tespit davasını açılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflar delillerini dosyaya ibraz etmişlerdir. Davacı delil olarak ,davalının yanında 8 ay çalıştığına dair fotoğrafları ve tanık listesini ibraz etmiş ve ayrıca yemin deliline dayanmıştır. Davacı tanığı ... 20.11.2018 tarihli zapta geçen beyanında; davalıya ait lokantaya çok yakın bir yerde bulunan çay ocağına sürekli gittiğini, bu nedenle tarafları tanıdığını, davacının lokantada yemekhanede çalıştığını, çay ocağına geldiğini ,çay içtiklerini, bu lokantayı devralacağını söylediğini, sonrasında lokantanın kapandığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... 12.03.2019 tarihli yeminli beyanında; davacıyı tanımadığını, davalının 10 yıldır arkadaşı olduğunu, olayları davalının anlattığı kadarıyla bildiğini, davalının anlattığına göre, iş yerinin davacı tarafından devralınması konusunda tarafların anlaştıklarını, davacının ise davalıdan iş yerinin tadilatı konusunda yardım istediğini, bunun karşılığında ise senet verildiğini, senet bedelinin 36.000,00 TL olduğunu bildiğini, devir bedelinin ne kadar olduğu, ödenip ödenmediği konusunda bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Davacı tanığı ... 18.06.2019 tarihli zapta geçen beyanında; lokantalarda çalıştığını, iş başvurusu yaptığını bu nedenle davalıyı tanıdığını, davalı iş yerinde 15 -20 gün kadar çalıştığını, o dönemde davacınında aynı iş yerinde usta olarak çalıştığını, kendisiyle konuştuğunu, iş yerini devredeceğini söylediğini, tarafların anlaşması ile ilgili bilgisinin olmadığını, daha sonra davacının iş yeri devri için kendisinden senet aldığını, senetlerini yırttığını söylediğini ve dava açıldığını belirttiğini ifade etmiştir. Davacı vekili tarafından 18.06.2019 tarihli celsede; mahkemenin yemin delilini hatırlatması üzerine davalı tarafa yemin teklif edeceklerini beyan etmiştir. Davalı 22.10.2019 tarihli zapta geçen yemin beyanında; davacı tarafla lokantanın devri konusunda anlaştıklarını, senetlerin devir bedeli için düzenlendiğini, taksitler halinde devir bedelinin ödeneceğini ancak davacı tarafın senet bedellerini ödemediğini, uzun süre beklediğini, ödeme yapılmayınca senetleri takibe koyduğunu, lokantayı kendisinin davacıya devredeceğini ancak tadilat masrafının gerektiğini, davalının tadilat yapabilmek için kendisinden para aldığını, bu senetlerin tadilat için kendisinin verdiği para karşılında düzenlendiğini, davacının lokantayı almadığı gibi kendisinden aldığı tadilat parasını iade etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece, yemin beyanını sonrasında yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Takibin tedbiren durdurulmamış olduğu gerekçesiyle davalı lehine tazminata karar verilmemiştir. İİK'nın 72. maddesinde, menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiştir. İİK 72/1 fıkrada, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabileceği belirtilmiştir. İİK 72/3 maddede, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'den aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğine yer verilmiştir. Menfi tespit davasının konusu borç olmadığının tespitidir. Para ve teminat borçları, menfi tespit davasının başlıca konusunu teşkil ederlerler. Bedelsizlik iddiası ile açılan menfi tespit davasında, bedelsizlik iddiasını ispat mükellefiyeti davacı tarafta olacaktır. Davacı bu davada bedelsiz bulunduğunu öne sürerek bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini talep etmiştir. Bonoların iş yerinin devri amacıyla düzenlendiğini ileri sürmüştür. İspat külfeti kendisinde bulunan davacı tarafın bildirmiş olduğu tanıkları dinlenmiş ve yemin teklifi hatırlatılarak davalı tarafa yemin ettirilmiştir. Borçlu davacı tarafça, söz konusu bonoların iş yerinin devri amacıyla verilmiş olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Somut davada, davacı tarafça, usulüne uygun delillerle takibe konu bonoların iş yerinin devri amacıyla düzenlendiği ve devrin gerçekleşmemesi sebebiyle senetlerin bedelsiz kaldığı iddiası yemin delili dahil ispat edilememiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.