Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/705 E. 2021/652 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/705
Karar No
2021/652
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1299 - 2024/1392 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1299 KARAR NO : 2024/1392 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/12/2021 NUMARASI : 2018/705 E. - 2021/652 K. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/12/2021 Tarih ve 2018/705 Esas - 2021/652 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 03.12.2017 tarihinde sürücü ... yönetimindeki aracın Gazi Mustafa Kemal Bulvarı Vehbi Koç Yurdu önünde müvekkili ...'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin de kaza tarihini kapsayan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi nedeniyle limitlere kadar maddi tazminattan sorumlu olduğunu, müvekkilinin meydana gelen trafik kazasında kemik kırığı olacak biçimde yaralandığını ve halen tedavisinin devam ettiğini, kazadan sonra tıbbi operasyonlar geçirdiğini ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/5 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, asıl davadaki aynı iddialarla 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin2019/503 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, asıl davadaki aynı iddialarla 8.514,14 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 900,00 TL geçici iş göremezliktazminatı, 100,00 TL yoksun kalınan kazanç kaybı ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu olayda bir kusuru bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde asli kusurun davacı ve davacının yolculuk yaptığı otobüsün sürücüsüne ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen dosyada davalı ... vekili, müvekkilinin araç maliki olduğunu, araç malikinin tazminattan sorumluluğunun araç sürücüsünün kusuruna bağlı bulunduğunu, davaya konu olayda müvekkiline ait araç sürücünün bir kusuru olmadığını, dolayısıyla müvekkiline de atfedilecek bir kusur bulunmadığını, davacı ile davacının yolculuk yaptığı otobüs sürücüsünün asli kusurlu olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, birleşen davada davalı ...'un, sürücüsü olduğu otobüsü park yapmış araçlar nedeniyle durağa tam yanaştıramadığı, yolun tamamen sağına yaklaşarak yolcuları güvenli şekilde indirmesi gerekirken bunu yapmadığı, otomobil sürücüsü ...'in de otobüsün sağından geçerken hızını ayarlamadığı, bu nedenle anılan sürücülerin ikisinin de %50 oranında kusurlu oldukları, davacının kusurunun bulunmadığı, davacı vekilinin 03.03.2020 tarihli ıslah dilekçesinde asıl ve birleşen davalar yönünden ayrım yapmadığı, açıklama istendiğinde yeniden ıslah dilekçesinin verildiği, davada bir kez ıslahın mümkün olduğu, bu nedenle ilk ıslah dilekçesi esas alınarak hüküm kurulduğu, davacının kazada kusurunun bulunmaması, tarafların ekonomik durumları, yaşanan korku ve endişe hali ile malüliyet durumu gözetilerek manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle asıl davada, 4.716,47 TL geçici iş göremezlik bedelinin davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 100,00 TL kazanç kaybı talebinin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/5 Esas sayılı dosyasında; 900,00 TL geçici iş göremezlik bedelinin davalıdan tahsiline, 100,00 TL kazanç kaybına ilişkin talebin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/503 Esas sayılı dosyasında; 8.514,14 TL sürekli işgöremezlik bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (%50'lik kısmının ..., ... ve ... Sigorta ile %50'lik kısmının ..., ... ve ... sorumluluğunda olduğu gözetilerek), 4.716,47 TL geçici iş göremezlik bedelinin 03.12.2017 tarihinden itibaren ..., ..., 13.04.2019 tarihinden ...Sigortadan avans faiziyle tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminatın ... ve ...'dan 03.12.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacının öğrenci olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu, bu yönden bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, dava dosyası kapsamında alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, sürekli iş göremezlik tazminatının Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından belirlenen %1 oranı üzerinden hesaplandığını, bu raporun "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlendiğini, çalışma gücü kaybından kaynaklı tazminat davalarında bu Yönetmeliğin nazara alınmasının mümkün olmadığını, davacının talebi iş göremezlik tazminatı olduğuna göre, davacının çalışma gücü kaybının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Asıl ve birleşen davalar, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Her ne kadar taşıma sözleşmesi 6102 sayılı TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün ..., bu aracın malikinin ise ... olduğu, davacının bu araçtan indiği sırada maliki davalı ..., sürücüsü ... olan aracın davacıya çarptığı, eldeki davanın da her iki aracın sürücüleri ve malikleri ile sigorta şirketlerine karşı açıldığı, asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre davalı otobüs sürücüsü ... ve araç maliki ... yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. Davalı sigorta şirketleri ile diğer davalılar yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde hangi davaların birlikte görüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı sigorta şirketleri ile davacı arasında bir sigorta sözleşmesi ilişkisi yoktur. Sigorta şirketleri yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, kazada farklı hukuki sebeplere dayalı olarak sorumlu bulunan davalılara karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketleri hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Aynı açıklamalar, sorumluluğu haksız fiilden kaynaklanan ve bu itibarla hakkındaki davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gereken davacıya çarpan araç sürücüsü ile maliki yönünden de geçerlidir. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüm davalılar yönünden tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin tüm istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 01/12/2021 gün ve 2018/705 Esas - 2021/652 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 'ne gönderilmesine, 4-İstinaf kararının neden ve şekline göre davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 396,72 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalı ...'ya iadesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, 8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/09/2024 tarihinde HMK 353/1-a.3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/09/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/705, K. 2021/652, T. 28.05.2014, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-705-e-2021-652-k-834e25c081f2