Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/578 E. 2020/65 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/578
- Karar No
- 2020/65
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2036 KARAR NO: 2023/1607 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 11/02/2020 NUMARASI: 2018/578 E. - 2020/65 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kuyumculuk sektöründe önde gelen kuruluşlardan biri olduğunu, ... markasını ilk olarak 2017 yılında tescil ettirdiğini ve o tarihten itibaren üretilen ve her türlü ticareti yapılan üründe kullanarak piyasada ... adı ile tanınır ve aranılır hale geldiğini, bu doğrultuda müvekkilinin marka üzerinde yatırımlar yaparak 2017 yılında "..." markasını tescil ettirdiğini ve kullanmaya başladığını, “...” “...” ve ''...'' markalarını da TPMK nezdinde adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin markalarının esas unsurunun "..." olduğunu, davalı tarafın müvekkiline ait markayla aynı sınıfı kapsayan ... no ile tescilli "..." ibareli markayı tescil ettirmesinin haksız rekabet yaratma ve müvekkil markasından yararlanma amacına yönelik olduğunu, davalının tescil ettirdiği "..." markasında yer alan ayırıcı unsurun "..." ibaresi olduğunu, bu durumun müvekkiline ait markalarla iltibas yarattığını iddia ederek davalı adına ... no ile tescilli "..." ibareli markanın 14. ve 35.sınıf mal ve hizmetler yönünden davacı markası ile benzer olması iddiasıyla hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının, marka tescillerinin “...” ibareli olup, “...” ibaresinin kavram, anlayış anlamına gelen ayırt edicilik vasfı olmayan bir ibare olduğunu, davacı tarafın, ayırt edici olmayan, halka mal olmuş, bir kavram üzerinden, sahiplik ve bu suretle tecavüz iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli marka için TPMK'ya tescil başvurusunda bulunduğunu ve bu işlemler devam ederken de marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceği gibi tescili henüz gerçeklememiş markanın sicilden de terkinine karar verilemeyeceğini, davacının önce davranarak müvekkilinin yarattığı markayı tescil ettirdiğini beyan ederek davanın esastan reddi gerektiğini, derdestlik itirazında ve birleştirme talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Dava 25.12.2018 tarihinde açılmış olup, kurumun ise 7.10.2019 tarihli yazılarında tescilli bir marka bulunmadığı bildirilmiştir. Bilindiği üzere markanın hükümsüzlüğü ancak markanın sicile tescili halinde marka sicilinde kayıtlı hak sahibine karşı açabileceğinden, dava tarihi itibarıyla tescilli bir markanın varlığı mevcut bulunmadığından mevsimsiz açılan bir dava söz konusudur. Dava şartı mahkememizce res'en gözetilecek hususlardan olup, celp edilen marka başvuru belgesinden markanın tescil edilmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı henüz tescile bağlanmamış bir marka hakkında hükümsüzlük davası açmıştır. Markanın dava tarihinden sonra tescili gerçekleşse dahi bu durumda hükümsüzlük davasının vakitsiz açıldığının kabulünün gerektiği hususu yüksek yargı ilamları ile da bilinmektedir. Türk patent ve marka kurumundan celp edilen marka başvuru belgesi ve kurum yazıları ile davacı ve davalı iddia va suvunmaları gözetildiğinde Dava tarihinde tescilli bir marka bulunmadığından mevsimsiz açılan davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin markalarının esas unsuru "..." olmakla birlikte Davalı tarafça müvekkili şirkete ait markayla aynı sınıfı kapsayan ... no ile tescilli "..." ibareli markanın tescil ettirilmesinin haksız rekabet yaratmaya ve müvekkili şirketin markasından yararlanmaya çalışılmasına yönelik olduğunu, Davalının tescil ettirdiği "..." markasında yer alan ve ayırıcı unsur olan "..." ibaresinin müvekkili şirkete ait markalarla iltibas yarattığını, ... no ile tescilli "..." ibareli markanın 14. Ve 35. Sınıf mal ve hizmetler yönünden müvekkili şirket markası ile benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, 6769 s. SMK m.25/1 uyarınca hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait 2018/54472 nolu markanın tescilli olmadığını, tescilli olmayan markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, başvuru aşamasındaki markalar hakkında hükümsüzlük ya da iptal davası açılamayacağını, 16.10.2015 tarihli ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurucusunun müvekkilu şirket kurucusu ... olduğunu, ... ibaresini haiz kuyumculuk faaliyetiyle ilgili ibareyi ilk defa bulan, kullanan ve bilinir hale getiren olması nedeniyle ... ibareli markalar üzerinde önceye dayalı hak sahipliği bulunduğunu, kuyumculuk faaliyetinin doğasında tarz, tasarım, içeriklerin bir araya getirilerek yeni bir form alması olduğunu, kuyumculuk kelimesinin modern dildeki karşılığının ... kelimesi olduğunu, SMK 6/1 anlamında markalar arasında benzerlik bulunmadığını, Müvekkilinin markasının ayırt edici unsurunun ... unsuru olduğunu, 6769 sayılı KHK'nın 6/6 maddesine göre tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddedileceğini, Müvekkili şirketin ticaret unvanının " ..." olduğunu, unvan sahibi ticaret unvanı üzerinde - tescil ettirdiği andan itibaren- tekel hakkına sahip olduğunu, mevsimsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, markanın kullanımının haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkemece getirtilen Türk patent ve marka kurumu kayıtlarında müzekkere cevapları incelenmiş olup, müzekkere cevabı olarak 07/10/2019 tarihli yazıda " ... adına ... kod numarasıyla kayıtlı markanın tesciline karar verildikten sonra tescil için gerekli eksik olan belgeler başvuru sahibine bildirilmiş olup, başvurunun tescil işlemleri muhtelif aşamalarda devam etmektedir." şeklinde bilgi verildiği ve henüz tescile bağlanan bir marka bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece getirtilen Türk patent ve marka kurumu kayıtlarında Oğuz ... adına ... ve ... kod numaralarıyla kayıtlı markaların YİDK da red olduğu bildirilmiştir. Dava 25.12.2018 tarihinde açılmış olup, dava açılış tarihi itibariyle davalı adına tescilli marka bulunmadığı, işbu dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin davanın, sadece sicilde kayıtlı marka maliki aleyhine açılması gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/10029 E.2012/1928 K., 2013/18711 E.2014/13375 K., 2007/12056 E.2009/8227 K. ve 2009/9215 E.2011/2047 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere dava tarihi itibariyle tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü için dava açılması mümkün olmayıp, henüz tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın, erken açılması gerekçesiyle reddi gerekmektedir. Her davanın açıldığı tarihi göre değerlendirileceği, davalının dava tarihinde markasının tescilli olmadığı dikkate alındığında davacının markanın hükümsüzlüğü isteminin mevsimsiz açıldığı gerekçesi ile reddinde usul ve esas yönünden aykırılık görülmemiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/02/2020 tarih ve 2018/578 E., 2020/65 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023