Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/469 E. 2020/223 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/469
Karar No
2020/223
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/451 KARAR NO: 2024/469 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 25/09/2020 NUMARASI: 2018/469 E. - 2020/223 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Çin menşeili olduğunu ve çim ve bahçe aletleri/ araçları, elektrikli aletler, yüksek basınçlı temizleyicilier, jeneratörler ve kar püskürtme makinaları gibi ürünleri 2004 yılından bu yana ürettiğini, ... markalı ürünlerin Türkiye'de distribütörü olan ... San. A.Ş aracılığı ile dava konusu tescil başurusundan dahi önce satılmakta olduğunu, .. markasının pek çok sınıfta tecsilini aldığını, dolayısıyla müvekkilinin markasının Türkiye'de de davalının tescil başvurusundan önce markasal kullanım teşkil edecek biçimde kullanılmış olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki üstün hakkının yalnızca marka tescilinden ve önceki kullanımından değil, ticaret unvanından da kaynaklandığını, müvekkilinin www.....com alan adının 2002 yılında tescil edildiğini ve 2003 yılının başında bu yana kesintisiz kullanıldığını, müvekkilinin markası ile davalı markası arasında tek bir farklılık dahi olmadığını, davalının müvekkili markasını birebir kopyalayarak Türkiye'deki tescil boşluğundan faydalanarak kötüniyetle ve haksız biçimde adına tescil edidiğini, müvekkiline ait markanın tanınmışlık statüsüne ulaştığını ve bu açıdan da korunması gerektiğini, bu nedenlerle davalı ... adına Türk patenet nezdinde 07/08 sınıflarda tescil edilmiş ... numaralı "..." ibareleri markasının SMK'nın 25. Maddesi ve sair ilgili maddeleri ile uluslararası anlaşmalar uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinni davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın müvekkili ilie ilgili marka tescili yapılmadan önce görşülemeler yapmış, markanın müvekkili tarafından Türkiye'de kullanılması noktasında muvafakat vermiş olduğunu, davacı şirketin Türkiye sorumlusu olan yetkilisi ...; müvekkili ...'ı, davacının üretim merkezine davet etmiş ve burada davaya konu "..." markasının Türkiye;'de satışı amaçlı, bir dizi görüşme yapılmış olduğunu, aralarındaki elektronik haberleşme kayıtlarının ekte sunulduğunu, davalı müvekkilin Türkiye’de satış hacmini gören ve Türkiye pazarına girmeyi hedefleyen davacının, müvekkilinden Türkiye’de fizibilite çalışması yapmasını istediğini. Müvekkilinin yaptığı tüm araştırmalardan yararlanan davacı şirketin, tüm bu çalışmalar sonrası davalı müvekkiline; şirket olarak karar aldıklarını, Türkiye’de ... firmasıyla anlaşma yaptıklarını, “...” markasını ise Türkiye’de satmayacaklarını bildirmiş olduklarını “...” markasının Türkiye’ye satışı kararlaştırılırsa da, ilk olarak müvekkiline teklif götürüleceği şirket yetkililerince,şirketin üretim merkezinde müvekkiline bildirilmiş ve aralarında karara bağlanmış olduğunu. tüm bu yaşananlar sonrası iyi niyetini hiçbir zaman kaybetmeyen müvekkilinin, kötü niyetli olduğu iddiasının, abesle iştigal olduğunu asıl kötü niyetli, müvekkilin bu birikiminden yararlanan ve hiç bir vaadini de yerine getirmeyen davacı olduğunu, müvekkilinin, ne davacıyı ne de davacının Türkiye’de işbirliği içinde olduğu ... şirketini hiçbir şekilde zarara uğratmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz olarak huzura getirilen davanın reddine, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davacının davasının KABULÜ İLE, davalı yana ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin 2016 yılında tesciline karar verilen markası adı altında yurt dışı pazar piyasasında hiçbir ürünün satılmadığını ve kullanılmadığını, ayrıca TPE marka başvurularında yurt dışında bulunup da Türkiye' de kaydı bulunmayan marka sahiplerine ilgili markanın Türkiye' de tescil edilmek istenildiğini ve bunu tescili onaylayıp onaylamadıkları konusunda kendilerine başvuru yapıldığını, ilgili başvuruya davacı tarafından herhangi bir geri dönüş sağlanmadığından zımnen kabul edilmiş sayılıp, müvekkilin başvurusunun onaylandığını, bu araştırmaların yapılmadan sadece Bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hakkaniyete aykırı olduğunu, ve keza müvekkil adına tescilli bulunan marka, Davacının beyanı ile de anlaşılacağı üzere Türkiye piyasasında tescilsiz bir şekilde kullanılmış ve bu durumda asıl hakkı ihlal edilen kişinin müvekkil olduğunu, Tüm bu nedenlerle yerel mahkeme tarafından ilgili davanın reddi gerekirken kabulü hukuka aykırı görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirtmiş, ürünlerin satışı konusunda dahi herhangi bir izni olmadığını kendi sunduğu delille açıkça kabul eden davalının, müvekkilden markayı tescil ettirmek üzere izin aldığını öne sürmesinin, davalının istinaf isteminin mesnetsizliğini açıkça göstermekte olduğunu, hatta müvekkilin vaki tescilin yapılması konusunda davalıya verdiği herhangi bir izin veya muvafakatinin olmadığını, davalının, müvekkilden marka tescili için izin aldığı iddiasını ispatla mükellef olup, dosyaya sunduğu delillerin ise bu iddiayı değil, aksine taraflarınca öne sürülen hususları doğrulamakta olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği bu hususu ispatlayamadığından, zaten her halükarda Yerel Mahkemenin kararının doğruluğu ortadadır ve hukuki mesnetten yoksun istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareleri markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 ıncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir"SMK 6/1 maddesi hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse ve SMK 6/9 maddesi hükmüne göre , kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum gerçek hak sahipliği ilkesi olarak ifade edilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olması için ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla bilinir hale getirildiğine dair iddianın fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir.Dosya kapsamına göre; ticari ünvanında ... ibaresi bulunan davacı şirketin Çin menşeili olduğu ve 2002 yılında ticari faaliyete başladığı, çim ve bahçe aletleri/ araçları, elektrikli aletler, yüksek basınçlı temizleyicilier, jeneratörler ve kar püskürtme makinaları gibi ürünlerin üretim ve ... markası ile satışını yaptığı, ... markasının davacı adına ilk olarak 2006 yılında Çin'de tescilinden sonra çok sayıda ülkede tescilli olduğu, dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen 04.03.2015 başvuru tarihli, ... tescil nolu "..." markasının 07,08. Sınıflarda davalı adına tescil edildiği, aynı ibarenin davacı adına yurt dışında tescilli olduğu ve markayı taşıyan ürünlerin Türkiye'de davacı tarafından sunulan delil ve belgelere göre 2012 yılından bu yana dava dışı ... şirketi aracılığıyla satışa sunulmakla ticaret alanında tescilsiz yoğun kullanımın söz konusu olduğu, ilgili piyasada bilinir hale geldiği, markayı imal istimal ve maruf hale getiren davacının ibare üzerinde davalının tescilinden önce tescilli olduğu emtialarda markasal kullanım yolu ile gerçek hak sahibi olduğu, davalı markası ile davacının tescilsiz kullanımında olan ... ibaresindeki A harfindeki şekil formu dahil bire bir ayniyet söz konusu olduğu ve davacının tescilsiz kullanımlarına konu emtialarda tescil edildiği, iltibas koşullarının oluştuğu, davacıya ait ürünlerin pazarlanması konusunda taraflar arasında markanın davalı tarafından tescil tarihinden önce görüşme yapıldığı dikkate alındığında davalının markadan haberdar olduğu ve Türkiye'de henüz tescil edilmemiş davacı markasını tescil ettirmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı kötü niyetli tescil olarak kabulü gerektiği , SMK 6/3-9 maddeleri uyarınca davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/09/2020 tarih ve 2018/469 E., 2020/223 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/469, K. 2020/223, T. 04.03.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-469-e-2020-223-k-54f3691407bb