Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/396 E. 2020/481 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/396
Karar No
2020/481
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/140 KARAR NO: 2024/150 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2020 ESAS NO: 2018/396 KARAR NO: 2020/481 DAVA: Alacak (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen) DAVA TARİHİ: 07/05/2018 KARAR TARİHİ: 07/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı ... gurubu şirketleri arasında Ticari risk Kombine Sigorta Poliçesi bulunduğunu, ... gurubu şirketleri arasında yer alan ... Gıda ve Pazarlama A.Ş 'nin davalı ... maliki olduğu, taşınmazın zemin katında 01/04/2013 tarihinden bu yana restoran işlettiğini, 09/12/2014 tarihinde davalı ... Otelciliğin mutfağında yangın çıktığını, yangın nedeni ile dava dışı ... Turizmin elektrik ve doğal gaz kesintisinden dolayı kar kaybına uğradığını, bu nedenle müvekkilinin sigortalısına 9.750,00 TL ödeme yaparak müvekkilinin halefi olduğunu, sigortalıya ödenen bu paranın davalı tarafından ödenmemesi üzerine davalıya İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafından yetkiye itiraz edildiğini bu nedenle dosyanın İstanbul ... İcra Müdürlüğü 'nün ... esas sayılı dosyası ile takip edildiği davalı tarafın ödeme emrine itiraz ettiğini iddia ederek, davalarının kabülünü, 9.753.00 TL 'nin ödendiği 14/12/2015 tarihi itibari ile avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... şirketinin yangından sonra davalıyı ibra ettiğini, bu halde davacının dava hakkı bulunmadığını, zira, sigortalı, üçüncü kişiye dava açma hakkı bulunduğu halde, daha sonraki hal ve hareketleri ile bu hakkı ihlal edecek olursa, bu durumun sigorta şirketinin rücu hakkını etkilediğini, buna göre sigorta şirketine zararın tazmini için başvuran sigortalının, bu arada zarar veren üçüncü kişiyi ibra edecek olursa sigorta şirketine herhangi bir dava hakkı intikal etmeyeceğini, davacının rücu hakkı kabul edilse dahi davacı talebinin gerçek dışı ve fahiş olduğunun davacının bizzat sunduğu rapor ile sabit olduğunu, davacının rücu hakkı olduğu kabul edilse bile talep edilen tazminatın yüksek olduğu, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece " Mahkememiz dosyasındaki tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda;Davacı tarafın ticari defterlerinin lehine delil teşkil edeceği, davacı ... dava dışı taraf arasında Ticari Risk Kombine Sigorta Poliçesi bulunduğu, olay tarihinde mezkur poliçenin yürürlükte olduğu, sigortalının davalı tarafın işyerinde çıkan yangından dolayı Eksper raporunda ayrıntıları ile yapılan hesaplamada 9.753,00 TL kar kaybına uğradığı, ... Sigorta ve ... Şirketler grubu arasında akdedilmiş olan Ticari Risk Kombine Sigorta poliçesi ile kar kaybının teminat altına alındığı, ilgili teminat limitinin 223.214,29 Euro olduğu, sigortalıya ödenen 9.753,00TL hasar ödemesinin bu tutarın altında kaldığı, ... Sigorta’nın sigortalısı ... Şirketler Grubu'na 14.12.2015 tarihinde 9.753,00 TL ödeme yaptığı ve sigortalısının haklarına halef olduğu, doğru icra dosyası mahkeme dosyasına gelmediğinden faiz hesabı yapılamadığı, davacı tarafın dosyada mübrez yangının çıktığı tarihe ait Vergi Dairesine verilen Beyannameler baz alınarak kar kaybının hesaplandığı, hususları tespit edilmiş olup, 6102 sayılı TTK 1472 madde hükmü uyarınca davacı ... şirketi, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortacının yerine geçer ve tazminatı ödediği sigortalısının başvuru hakkını elde edeceğinden ve bu yasal düzenleme gereği davalı oluşan zarardan sorumlu olduğundan davanın kabulü ile 9.753,00 TL 'nin davacının sigorta ödeme tarihi olan 14/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Sigortalı davalı şirketi ibra etmiş olduğundan davacının dava hakkı bulunmamaktadır. Davalıya atfedilecek kusur bulunmamaktadır. Sigortalının bulunduğu binadan bağımsız başka bir binada çıkan yangın sigortalıyı etkilememiştir. Sigortalı zararını arttırmama yükümlülüğüne aykırı davranmıştır. Bir an için sigortalının iddia edildiği gibi elektrik, su vb. kesildiği için hizmet veremediğini kabul etsek dahi sigortalı basiretli tacir gibi davranıp jenaratör, su deposu gibi önlemler almış olsaydı hiç şüphesiz faaliyetine devam edebilirdi. Davacının rücu hakkı olduğunu kabul edilse dahi davacı talebinin gerçek dışı ve fahiş olduğu davacının bizzat sunduğu raporda sabittir. Davacı, sigortalıya brüt kar oranının % 65,17 olduğunu kabul ederek ödeme yapmıştır. Bu husus davacını bizzat sunduğu 22.06.2015 tarihli ekpertiz raporunda sabittir. Bu oran bu nitelikte işletmeler için gerçek dışıdır. Benzer şekilde servis yapan bir işletmede brüt karın % 65,17 olması hayatın olağan akışınıa aykırı hatta imkansızdır. Zira; aynı raporun 8.sayfasında, Tek Düzen Hesap Planına göre sigortalının brüt karının %17 olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda yine kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalının elde edemediği cirosunun iddia edildiği gibi 15.099,21 TL olduğunu kabul etsek dahi brüt kar kaybı 9.753,01 değil 2.566,87 TL (15.099,21*%17) olmalıdır. Kaldı ki; davacının elde etmeyi öngördüğü ciro da aynı doğrultuda gerçek dışıdır. Yangının çıktığı tarih olan 09.12.2014 tarihi kış ayıdır. Daha çok bahar ve yaz aylarında yüksek ciro yapan sigortalı işyerindeki hayali yüksek ciro bedeli de gerçekten uzaktır. Ekspertiz raporunda dahi brüt kar oranının %17 olduğu ancak taraflarınca fahiş oranın esas alındığı belirtilmiştir. Ekspertiz raporunda "Gelir tablosundan yapılan kontrolde brüt kar oranı yaklaşık %20 olmaktadır. Tarafımızca hesaplanan BKO ise %65'tir... bu oranda bir fark olmasının sebebini biz kavrayamadık" şeklindeki açıklamaya sigortalı "amortisman ve merkez ofisten verilen hizmetlere ait giderler de maliyetleri etkileyen diğer iki önemli unsur. Bunları alt alta topladığımızda aşağı yukarı satışların %45'ine yakın bir oran ortaya çıkıyor. Bu da gelir tablosunda yakaladığınız %20'lik oranı teyit ediyor" Dolayısıyla bir zarar meydana geldiyse bile bu oranın %20 seviyelerinde kaldığı hem ekspertiz raporundaki esas tespit hem de sigortalının beyanı ile sabittir. Diğer yandan sigortalının merkez ofisinin gelir giderleri kar payının hesabında dikkate alınamaz. Yangının davacının sigortalısının olduğu binada vuku bulmadığı irdelenmemiştir. Bahsi geçen yangın, sigortalının bulunduğu binadan bağımsız bir binada ve oldukça küçük çapta yaşanmıştır. Oluşan zarar ise yangının meydana geldiği yer ile sınırlı olup çevre, bina ve işletmelerde zarar oluşmamıştır. Sigortalının yangından doğrudan etkilenmediği de davacının ikrarı ve ekspertiz raporu kapsamında sabittir." şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava; davacı ... şirketinin, dava dışı sigortalısının grup şirketleri arasında yer alan şirketin işlettiği restoranın da bulunduğu davalı şirketin maliki olduğu binanın otel mutfağında meydana gelen yangın sebebi ile sigortalının faaliyetine ara vermek zorunda kalarak kâr kaybına uğradığı iddiası ile sigortalının karşılanan zararının 6102 Sayılı TTK'nın 1472-1481.maddeleri uyarınca davalı şirketten rücuen tazmini talebine yöneliktir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından, sigortalısına 28/08/2015 tarihinde 9.753,01 TL hasar bedelinin ödendiği anlaşılmakla, aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Poliçe ve Ekspertiz raporu; Davacı ... şirketleri ile dava dışı ... Grubu şirketleri arasında 21025153 nolu Ticari Risk Kombine Sigorta Poliçesi düzenlenerek sigortalının tüm Türkiye'de sigortalandığı, poliçe teminatının 31/12/2013-2014 tarihlerini kapsadığı, poliçede kâr kaybı teminatının 223.214,29 Euro olduğu, 09/12/2014 tarihinde sigortalı işletme ... Turizm A.ş'nin kiracı sıfatıyla restoran olarak ayrıca faaliyet gösterdiği, davalıya ait otelin 1. Bodrum katında bulunan mutfakta çıkan yangın sebebi ile sigortalı restoranın yangın günü belli bir süre faaliyet gösteremediği ve davacının bu süredeki kâr kaybını karşıladığı anlaşılmaktadır.Ekspertiz raporunda; Sigortalı firma 14.03.2007'de kurulmuş olup faaliyet konusu restoran ve yiyecek içecek hizmetleridir. Firmanın merkez adresi poliçede kayıtlı olan riziko adresidir. Firmanın marka adı olan ... 'nın dünyada Londra, Hongkong, Dubai, Miami, Bangkok ve Newyork “da şubeleri bulunmaktadır. Restoran lüks segmentte müşterilere hizmet vermektedir. Firmanın 2014 yılı cirosu 11.000.000 TL 'dir, 6.1.2015 günü riziko adresinde yapılan inceleme ve görüşmede; Yangının otel bölümünden kaynaklandığı, Yangının meydana geldiği bölge ile sigortalı işletme arasındaki mesafeden dolayı sigortalı işletmede doğrudan maddi hasar oluşmadığı, Olası risk ve koku nedeniyle işletme personelinin işletme dışına çıkarıldığı ve elektrik ve doğal gaz kesintisi gerekçesiyle 9.12.2014 saat 18:20 den sonra restoranın çalışmadığı, ertesi gün olağan çalışmaya devam edilmiş olduğu öğrenilmiştir. Sigortalı, kâr kaybı hasarına ilişkin talep iletmemiş, hesaplamanın tarafımızca yapılmasını talep etmiştir. Hasar hesaplaması aşağıda anlatılan şekilde yapılmıştır. Hasar Günü Umulan Cironun Tespiti Restoranın 09.12.2014 Salı günü saat 18:20 ile kapanış saati olan 10.12.2014 01:00 arasındaki cirosunun tespiti için Ek:6 'da detayı verilen çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın özeti aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. 4 aylık cironun hafta içi, hafta sonu ve Salı gününe denk gelen cirosu tabloda gösterilmiştir. Eylül ve Ekim ayı ortalamasının daha yüksek olduğu görülmekle birlikte olay Aralıkta olduğundan olay günü umulan cironun tespitinde Aralık ayı ortalaması olan 16.846,73 TL dikkate alınmıştır. Aralık ayındaki hafta içi cirosu bu ay içerisinde hafta içine yeni yıl geldiği için yüksektir. Aralık ayı için hesaplanan Salı günü cirosuna, hasar günü saat 18:20 'ye kadar yapılan tahsilat dahil edilmemiştir. Hasar günü saat 18:20 “ye kadar yapılan ciro KDV dahil 1.963 TL, KDV hariç ise 1.747,52 TL'dir. Hasar Günü Ciro Kaybı Salı günü ortalaması 16.846,73 TL'den bugün yapılan ciro düşülerek kayıp ciro tutarı hesaplanacaktır. Kayıp Ciro 16.846,73 TL - 1.747,52 TL= 15,099,21TL Brüt kâr Oranı Hakkında; Tek Düzen Hesap Planına göre hazırlanan gelir tablosunda Satışların Maliyeti 9.113.067 TL, 2014 yılı net satışı ise 10.964.511 TL dir. SM / Net Satış oranı yaklaşık %83 ve buna göre brüt kâr oranı da %17 olmaktadır. Tarafımızca hesaplanan oran ise %65 'dir. (Ek:9) Tek düzen hesap içerisinde sabit giderler de SM içinde olduğundan fark olması doğaldır. Konuyla ilgili olarak sigortalı ile yapılan yazışmamız şöyledir: Sorumuz: Gelir Tablosundan yapılan köntrolde Brüt kâr oranı yaklaşık %20 olmaktadır. Tarafımızca hesaplanan BKO ise %65 “dir. Gelir Tablosundan hesaplanan içinde sabit gider niteliği taşıyan işçilik, amortisman ve kira olduğundan fark olması beklenir ancak bu oranda bir fark olmasının sebebini tam olarak kavrayamadık. Burada atlanılan bir maliyet mi var? Bu konuda açıklamanızı rica ederiz. Sigortalının Cevabı: Özellikle işçilik ve kira en büyük maliyet kalemlerimizden ikisi. Bunun haricinde amortisman ve merkez ofisten verilen hizmetlere ait giderler de maliyetleri etkileyen diğer 2 önemli unsur. Bunları alt atta topladığımızda aşağı yukarı satışların %45'ine yakın bir oran ortaya çıkıyor. Bu da gelir tablosunda yakaladığınızı %20'lik oranı teyit ediyor. KDV Beyannameleri Hakkında; Hasar gününe ait ortalama cironun tespitinde dikkate alınan aylık ciro rakamları ile KDV beyannamelerindeki aylık cirolar kıyaslandığında, KDV Beyannamesindeki rakamın daha yüksek olduğu görülmüştür. Fark, restoranın cirosuna girmeyen farklı gelirlerden kaynaklıdır. Hesaplama; Hasar Günü İçin Umulan Ciro 16.846,73TL- Olay Saatine Kadar Gerçekleşen Ciro 1.747,52 TL= Kayıp Ciro 15.099,21TL. BKO 64,59%. Brüt kâr kaybı tutarı; 9.753,01 TL dir Bilirkişi raporu; Mali müşavir, sigorta uzmanı ve işletme pazarlama yönetimi uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda; ''... Sigorta Şirketi ile ... gurubu şirketleri arasında akdedilmiş olan, Ticari risk Kombine Sigorta Poliçesi kapsamında, ... gurubu şirketleri arasında yer alan ... A.Ş., davalı ...'in maliki olup, riziko adresinde bulunan Feri Otelcitik İşletmesi'nin mutfağında yangın çıktığı ve yangın sebebiyle dava dışı ... Turizm'in elektrik ve doğal gaz kesintisi yaparak faaliyetine ara verdiği, bu sebeple kâr kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Davacı ... dava dışı taraf arasında ticari Risk Kombine Sigorta Poliçesi bulunduğu, olay tarihinde mezkur poliçenin yürürlükte olduğu anlaşılmıştır. Sigortalının davalı tarafın İşyerinde çıkan yangından dolayı Eksper raporunda ayrıntıları ile yapılan hesaplamada 9.753.00 TL kâr kaybına uğradığı tespit edilmiştir. Ticari Risk Kombins Sigorta poliçesi ile kâr kaybının teminat altına alındığı, ilgili teminat limitinin 223.214,29 Euro olduğu, sigortalıya ödenen 9.753,00TL hasar ödemesinin bu tutarın altında kaldığı tespit edilmiştir. ... Sigorta, TTK Madde 1472'ye göre, sigortalısı ... Şirketler Grubu'na 14.12.2015 tarihinde 9.753,00 TL ödeme yaptığı ve sigortalısının haklarına halef olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın dosyada mübrez yangının çıktığı tarihe ait Vergi Dairesine verilen Beyannameler baz alınarak kâr kaybının hesaplandığı, hususları tespit edilmiştir.'' mütalaa olunmuştur.İnceleme ve Değerlendirme; Somut olayda, davalıya ait otelin mutfağında meydana gelen yangın sebebi ile elektrik ve doğal gazın kesildiği, davacının sigortalısının faaliyetine yangın akşamı devam edemediği, poliçe kapsamında kâr kaybının karşılandığı, zararın teminat kapsamında olduğu dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile sabittir. Bu sebeple davalı vekilinin zarar miktarına yönelik itirazı dışındaki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Ekspertiz raporunda eksperin, ''brüt kâr oranı yaklaşık %20 olmaktadır. Tarafımızca hesaplanan BKO ise %65 “dir. Gelir Tablosundan hesaplanan içinde sabit gider niteliği taşıyan işçilik, amortisman ve kira olduğundan fark olması beklenir ancak bu oranda bir fark olmasının sebebini tam olarak kavrayamadık. Burada atlanılar bir maliyet mi var? Bu konuda açıklamanızı rica ederiz.'' şeklindeki sorusuna, sigortalının cevabı, ''özellikle işçilik ve kira en büyük maliyet kalemlerimizden ikisi. Bunun haricinde amortisman ve merkez ofisten verilen hizmetlere ait giderler de maliyetleri etkileyen diğer 2 önemli unsur. Bunları alt atta topladığımızda aşağı yukarı satışların %45'ine yakın bir oran ortaya çıkıyor. Bu da gelir tablosunda yakaladığınızı %20'lik oranı teyit ediyor.'' şeklinde olmasına rağmen bilirkişinin hesaplamasında sigortalı tarafça da teyit edilen %20 oranının dikkate alınmaması hatalı olmuştur. Hesaplanan kayıp ciro 15.099,21TL'nin %20 si olan 3.019,84 TL'ye hükmedilmesi gerekmektedir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/396 E. 2020/481 K. sayılı 19/10/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2- Davanın KISMEN KABULÜ İLE, a- 3.019,84 TL 'nin ödeme tarihi olan 14/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 206,28 TL harçtan peşin yatırılan 166,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 39,72 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yatırılan 166,56 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacının yapmış olduğu 41,10 TL (Başvuru ve vekalet harcı), 195,00 TL tebligat ve yazışma gideri ile 1.800 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 2.036,10-TL yargılama giderinin, kabul red oranına göre 630,44 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, d-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 3.019,84 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/3 maddesi uyarınca 3.019,84 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, 4-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, b-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 166,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 261,05 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Davalı tarafça sarf edilen 415,65 TL (harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/396, K. 2020/481, T. 14.12.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-396-e-2020-481-k-94cca8a2346f