Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/303 E. 2019/349 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/303
Karar No
2019/349
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1544 KARAR NO: 2025/555 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 15/03/2022 NUMARASI: 2019/223 Esas - 2022/184 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 24/03/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.05.2017 tarihinde müvekkili sürücünün idaresindeki ... plakalı motosiklet ile, davalı sürücü ...'in idaresindeki ve diğer davalının KZMS poliçesi ile sigortalısı olduğu ... plakalı otomobilin çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını, kazada davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, olayla ilgili ceza davasının İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mah. 2018/303 E. sayılı dosya ile yapıldığını, 2019/349 K. sayı ile karar verildiğini ve kararın 28.05.2019 tarihinde kesinleştiğini, bedensel uzuv kaybı, bu kaybın sürekliliği iyileşme süreci, bu süreçte yapılan harcamalar, yaşı ve bu süre içinde bakıma muhtaç çocuğun bakım giderleri dahil (İyileştirme giderleri-çalışma gücünün azalması sonucu doğan zararlar-ekonomik geleceğin tehlikeye girmesi) tüm zararlarının bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik, davacı için 5.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle alacağın zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkil şirkete 12/10/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMSS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigortacı şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, manevi tazminat talebinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, müvekkil sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, faizin dava açılış tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini ve yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talepleri yönünden davanın reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalı ... Sigorta Şirketi yönünden manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kaza sonucu sol ayak parmaklarında kırık, sol dizinde yaralanma ve dalak zedelenmesi sebebiyle çalışacak durumu bulunmadığından işten ayrılmak zorunda kaldığını, 3 ay boyunca da işte çalışamadığını, tedavisi için taksiyle hastaneyle gidip geldiğini, hastaneye gitmediği günlerde de eve pansuman için hemşire geldiğini, bu durumun tanık beyanlarıyla da tespit edildiğini, müvekkilinin işten ayrılması sonucu aile bütçesine katkı sağlayamadığı ve bakıma muhtaç olup ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamadığını, zor duruma düştüğünü, müvekkilinin maddi zarara uğradığını, mahkemenin maddi tazminat talebini reddetmesinin hukuka uygun olmadığı belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, davanın kaza tarihinden 2 yıldan daha fazla zaman sonra açıldığını ve bu yönde taleplerin olay zaman aşımına uğradıktan sonra gündeme getirildiğini, kazanın meydana geldiği yerde bahsedildiği şekilde trafik lambaları bulunmadığını, bu sebeple kırmızı ışıkta geçtiği iddiasının da doğru olmadığını, bu ihlale ilişkin tespit edilen kusur oranının hatalı olduğunu, kazanın meydana geldiği yer düz yol ve U dönüşü yasağı aksine dönüş yapılabilmesi için kavşak olduğunu, kaza yerinde U dönüşü yasağı bulunmadığını, bilirkişinin buradaki kanaatinin yersiz ve kanuna aykırı olduğunu, hız kurallarına uyulmaması bahsinin de yerinde olmadığını, söz konusu yolun Maltepe Belediyesi önü olup belediye binası önünde düzenlenen etkinlik sebebiyle zaten sıkışmış olan minibüs yolunda hız yapılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, motor üzerinde bulunan 2 kişinin de ehliyet ve kimlikleri bulunmadığını, trafiğe çıkışta önem arz eden kask, dizlik eldiven ve benzeri ekipmanlardan hiçbirinin davacı ve motorda bulunan diğer şahısta mevcut olmadığını asıl kusurun davacıda olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 12.05.2017 tarihinde davacının idaresindeki ... plakalı motosiklet ile, davalı sürücü ...' in idaresindeki ... plakalı otomobilin çarpışması sonucu davacının yaralandığı maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, aksi ispat edilinceye kadar geçerli kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre 18 yaşından küçük olup aktif çalışması bulunmayan çocuk yararına geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilemez. Davacının olay tarihinden önce gelir getiren bir işte çalıştığı ileri sürülüp ispat edilememiş olup, SGK kaydına göre ilk işe giriş tarihinin kazadan sonra olduğu anlaşıldığından olay sırasında 17 yaşında olup geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğinden ve dava dilekçesinde bedeni yaralanma ile ilgili tazminat talep etmiş olup açıkça tedavi, yol gideri, bakıcı gideri talebi bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı ... katılma yolu ile istinaf dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalı cevap dilekçesi vermediğinden süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş olduğundan ve davacı tarafından açık muvafakat da bulunmadığından istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin nazara alınması olanaklı değildir. Bu nedenlerle; davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ...'in istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)Davacı harçtan muaf olduğundan harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.024,65‬ TL harçtan peşin alınan 128,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 896,57‬ TL harcın katılma yoluyla davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/03/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/303, K. 2019/349, T. 12.05.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-303-e-2019-349-k-dce4825a4f8e