Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/2686 E. 2017/37 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/2686
- Karar No
- 2017/37
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO:2023/258 Esas KARAR NO:2024/1747 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ:12/09/2022 NUMARAS:2021/59 Esas, 2022/104 Karar DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:09/08/2017 KARAR TARİHİ:07/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli ..., ..- . ve ...-...sıra numaralı tasarımların aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin, davalı tarafından izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı ve davalının, müvekkilinin emeğinden haksız istifade edip kazanç elde ettiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/37 D.iş, 2017/37 K. sayılı dosyasında tespit işlemi gerçekleştirildiğini, keşif sonrasında tasarım bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda davalının adresinde tespit edilen ürünlerin müvekkilinin tasarım hakkını ihlal ettiğinin bildirildiği, davalının; müvekkilinin tasarım hakkına haksız tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiilinin sabit olduğunu, davalının ürünlerinin müvekkili adına tescilli ....-..., ...-... ve ...-... numaralı tasarımlara benzerliğinin, bilgilenmiş kullanıcı gözünde iltibasa sebep olduğu ve dava konusunun tasarımlar bakımından aslında tasarımcının seçenek özgürlüğünün bulunduğu hususları bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğunu, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunudan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği gibi, TTK uyarınca haksız rekabet de oluşturduğunu, HMK'nın 107.maddesi çerçevesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak açtıkları bu davada; şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı tarafın tecavüz ve haksız fiilinin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğinde tasarımın itibar kaybından ötürü Mahkemece takdir edilecek itibar tazminatına, kararın masrafı davalıdan alınmak şartıyla, başlangıç ve gerekçe bölümlerinin bir özetinin ve hüküm fıkrasının tamamının Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, hesaplamanın tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin rekabeti olmasaydı tasarım hakkı sahibinin tasarımı kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre yapılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığını, hukuki yararın, dava şartı olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin Aksaray'da olması sebebiyle Aksaray Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkisine itiraz ettiklerini, müvekkilinin eyleminin, tasarımdan doğan hakka tecavüz olarak nitelendirilebilmesinin ancak taraflar arasında görülecek nizalı yargılama neticesinde ilgili mahkemesince hüküm verilmesi halinde söz konusu olabileceğini, dava konusu ürünlerin, davacıya ait tasarımlar ile aynı olmadığını, tekstil sektöründeki endüstriyel ürünlerin tasarımlanmalarında modanın, biçimi doğrudan etkilediğini, özgün bir biçim yaratmada sezon ve ürüne dair modanın doğru tanımlanmasının ön koşul olduğunu, bu nedenle; kullanıcı kitlesinin, sezona dair moda akımını, genel modele uygunluk gibi zorunlulukların oranları ve biçimi belirlediğini, tasarımcının da, bu sınırlar içinde kendine özgü ve özgün biçim önermesine yöneldiğini, genel forma dayalı, doğal kabullenilir normlarıyla, ancak hızlı değişen moda akımından kaynaklanan görsel niteliklerin, ayrıntılarda çeşitlendirmenin mümkün olduğunu, pardösü, kap, çorap, kravat, gözlük, pantolon ve sair tasarım ürünlerinin buna örnek olarak gösterilebildiğini, o halde ilk ve kesinlikle zorunlu benzerliklere rağmen ayrıntılarda yaratılan ayrı imajların rolünü ve önemini karıştırmamak veya göz ardı etmemek gerektiğini, çeşitli marka kravatlarda, çoraplarda yada pantolonlarda olduğu gibi, dava konusunu teşkil eden pardösü ve kapların da birbiriyle karşılaştırılmalarında genel görünümlerinin, aynı işlev algısına yönelik nedenlere ve giyim tasarımlarına dair dönem modasına uygun, yaklaşık oran beraberliği, siluet benzerliği taşıdığını, rastlanılan bu özelliklerin sezona ait moda akımının bir gereği olduğunu, görsel itibarla strüktürel benzerliklerinin, yaka ve sair detaylarında değişkenlik gösterdiği ve bu farklılıkların da ürünler arasındaki benzerliği ortadan kaldırdığının görüldüğünü, bu suretle de ürünlerin birbirleri ile aynı yada benzer olmadıklarının anlaşıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkiline ait ürün ile davacıya ait ürünün benzer oldukları düşünülse dahi, davacı tarafından tescil ettirilen ürünün, yenilik ve ayırt edicilik vasfını taşımadığını, davacı tarafın tecavüz sebebiyle maddi ve manevi tazminat da talep ettiğini, hiçbir şekilde tecavüz iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde de müvekkilin kusuru bulunmadığını, kusura ilişkin itirazlarının, davacının tazminat istemine yönelik olduğunu, zira, tazminat talebi noktasında kusur ve uygun illiyet bağının mevcut olması gerekmekte olup, mevcut durumda müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, bu sebeple de, hiçbir şekilde tecavüzü kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkemece aksi kanaatte olunsa bile, müvekkilinin kusurunun bulunmaması sebebiyle tazminat taleplerinin reddinin gerektiği, davacı tarafın, ihtiyati tedbir kararı verilerek ürünlere, kataloglara, kalıplara el konulmasını, bunların muhafaza altına alınmasını, mümkün olmazsa imhasını da talep ettiğini, ancak dosya kapsamında, ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirecek şartlar bulunmadığını, b sebeple ihtiyati tedbir istemini kabul etmediklerini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"DAVANIN KISMEN KABULÜNE,1- Davalının eyleminin, davacının tescilli tasarımından doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, 2- Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; Borçlar Kanunu hükümlerine göre takdiren 25.000.00 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3- Manevi tazminat talebinin kabulüne, 20.000.00-TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4- İtibar tazminatı talebinin reddine, 5- 28/09/2017 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, 6- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline," Şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla alınan 25.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalının ihlale konu ürünlerle ilgili satış yapıp yapmadığıyla ilgili kayıtlara rastlanılmadığı belirtildiği, 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise davalının işyerinde yapılan incelemede toplam 16 adet örnek ürün tespit edildiği, işbu davaya konu olayın esas itibariyle haksız fiil olduğu, haksız fiilin gizlenmesi veya boyutlarının tam olarak saptanmasının önlenmesi amacıyla ticari kayıtların davalıca tam tutulmamasının kuvvetle muhtemel olduğu belirtildiği, her ne kadar 16 adet ürüne fiilen ulaşılsa da tek renk ve tek beden için yapılacak üretimde 101 adet ürün kesiminin en az yapılabileceği ve 16 renk için 1600 adet ürün kesimi yapılacağı, 6769 sayılı SMK m. 151/2-a maddesi dikkate alınarak hesaplama yapıldığında 67.700,00 TL maddi tazminat olabileceği belirtildiğini, 16.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise yalnızca tespit edilen 16 ürün bakımından hesaplama yapılarak 717,44 TL maddi tazminat talep edilebileceği belirtildiği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre; maddi tazminatın hesaplanmasında sadece tespit edilen ihlale konu ürünlerin değeri değil muhtemel kazancın hesaplanması gerektiğni, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2686 E. Ve 2019/4362 K. Sayılı kararında "Tescilli bir tasarıma konu taklit ürünleri elinde bulunduran kişilerin bu ürünleri nereden, kimden ve nasıl sağlandığını ayrıntılı ve samimi bir şekilde bildirmemesi halinde, taklit ürünleri kendisinin üretmiş olduğu kabul edilmelidir. Bir taklit ürünün kaç adet üretilmiş olduğu ise varsa yazılı delil ve belgelere göre, aksi takdirde alanında uzman bilirkişiler yardımıyla böyle bir ürünün çeşidi ve özellikleri itibariyle ortalama kaç adet üretilmiş olduğu farazi olarak tespit edilmelidir." şeklinde olduğunu, müvekkilinin muhtemel zararına yakın hesaplama yapan ilk bilirkişi raporu olan 25.04.2019 tarihli rapora göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin muhtemel kazanç kaybının hesaplanması gerekirken ve birinci bilirkişi raporu ile bu yönde bir hesaplama yapılmışken sadece davalının ticari kayıtlarına ve fiilen tespit edilen ürünlere dayanılarak tazminat tutarının hesaplanmasının hatalı olduğunu, hazır giyim sektöründe seri üretim esas olduğunu, minimum üretim miktarı; sadece bir renk kumaştan bir pastal kesim yapıldığı düşünüldüğünde; 100 kat x 5 beden x 1 renk=500 adet adet ürün kesimi yapıldığı anlaşıldığını, Maksimum miktarın belirlenmesinde ise birden fazla kumaş ile birden fazla pastal kesimi yapıldığında ise ürün adedi 500'ün katları şeklinde arttığını, Bu durumda firmanın hasılatı; 1600 adet ürün x ortalama satış fiyatı 170 TL = 272.000,00 TL ve bundan elde edebileceği ortalama kar 272.000,00 x %24,89 = 67.700,00 TL olarak hesaplandığını, Tarafların tacir olduğu ve tacirler arasındaki haksız fiillerden doğan tazminat taleplerinde avans faizi işletilmesi gerektiği, dava dilekçesinde de ticari faiz talep edildiği dikkate alınarak ticari faize hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş, bu yönlerden istinaf isteminin kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde;dava konusu tasarımların birbirine benzemediğini, davacının tasarımları da yenilik ve ayırt edicilik vasfını taşımadığını,Üretim adedi tespit edilmişken takdiren tazminata hükmedilemeyeceğini, müvekkilin merkez adresinde; ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme yapılarak rapor alındığını, kabul etmemekle birlikte numune üretim yapılan ve sadece 16 adet ürünün üretildiği tespit edildiğini, aksi delil olmadığını,Türk Borçlar Kanununun 50. Maddesindeki, zararın miktarının tam olarak tespit edilememesi durumu, söz konusu olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, aksi kanaatte olunması halinde de müvekkilinin kusuru bulunmadığını, özellikle de manevi tazminat talebi noktasında kusur ve uygun illiyet bağının mevcut olması gerektiğini ve tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, hükmedilen vekalet ücretleri ile yargılama giderlerinin doğru hesaplanmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER:TPMK yazı cevabına göre; ...-...numaralı "giysi/kap"isimli tasarım 19.09.2016'dan itibaren davacı adına, ...-...,numaralı "..." tasarımı 21.10.2016'dan itibaren davacı adına, ...-... numaralı "..." tasarımı 29.08.2016'dan itibaren davacı adına tescillidir.İlk derece mahkemesince alınan1. bilirkişi heyet raporunda tasarım uzmanı ve mali müşavir bililrkişi özetle: taraflara ait ürünlerin birebir aynı olduğu, davalının ürünlerinin bilinçli tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek derecede davacı ürünleri ile benzer olduğu ve bu benzerliğin moda akımlarından kaynaklanmadığı, davacı tescillerinin yenilik incelemelerinin sunulan delil yetersizliği sebebiyle bu dosya kapsamı dışında kaldığı, davacının talep etmiş olduğu tazminat tutarının 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 21.000,00 TL olduğu, ayrıca itibar tazminatının res'en takdirinin talep edildiği ancak markanın piyasa değer tespiti hakkında herhangi bir delil dosyada bulunmadığı için tespitinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mali yönden Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla alınan 25/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: davalı Şirketin 2017 yılı noter onaylı resmi defteri olan yevmiye defterinde, envanter ve... tek tek inceleme yapıldığı, davalının model benzeri numune pardesü ürünleriyle ilgili satış etiketlerinde; ...-..... kodlarına ait olan pardesülerin satışının olup olmadığının tespitinin yapıldığı, yazar kasa fişlerinin ve satış faturaların olmadığı, davalının stok durum raporunda görüleceği üzere; numune ürün olarak adetli üretim yapıldığı, satış hareketi olmadığı, dava konusu model benzeri numune ürünlerin mağazalarından fabrikaya çekildiği, ürünlerin hiçbir satışının yapılmadığı, fatura-yazar kasa fişi kesilmediği, resmi detfterlerine gelir kaydı yapılmadığı, bilirkişi olarak iş mahallinde tespitinin yapıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 1. bilirkişi heyetine tekstil bilirkişisi eklenerek alınan raporunda özetle: davalı ... vergi numaralı ... Şirketi'nde yapılan incelemede ele geçirilen 38 tek beden farklı renklerde 1.tescilli... modelden 3-2. tescilli ... modelden 6 ve 3. tescilli ... modelden 7 adet farklı renk ürün toplamda tek beden 38 olarak üretildiğinin tespit edildiği, maddi tazminatın hesaplanmasında başlı başına davalının ticari kayıtlarının esas alınmasının mümkün olmadığı, zira eldeki davanın niteliği gereği bir haksız fiil olup; haksız fiilin gizlenmesi veya boyutlarının tam olarak saptanmasının önlenmesi amacıyla ticari kayıtların davalıca tam tutulmamasının kuvvetle muhtemel olduğu, minimum üretim miktarının sadece bir renk kumaştan bir pastal kesim yapıldığı düşünüldüğünde: 100 kat X 1 beden X 1 renk 101 adet ürün kesimi yapıldığının anlaşıldığı, 16 farklı renkle hesaplanıldığında, 100 kat X 1 beden X 16 renk= 1.600 adet ürün kesimi yapıldığı, maddi tazminat; 6769 saylı SMK'nın 151/2-a maddesi dikkate alınarak yapılan hesaplamada 67.700 TL olabileceği, manevi tazminatın tazminat sahibinin tasarım hakkına yapılan tecavüz nedeniyle tasarımcının ya da tasarım hakkı sahibinin toplum içinde itibarı, statü ve güvenin sarsılmasının karşılığının giderilmesi olup manevi tazminatın tarafların kusur ve tutumları doğrultusunda tamamen mahkemenin takdirinde bulunduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 16/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda birkilişler FSEK uzmanı, güzel sanatalr öğretim üyesi, teksitl mühendisi, smm bilirkişiler raporda özetle: davacı ...'e ait ... numaralı çoklu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği taşıdığı için Türk Patent Enstitüsü tarafından 29.08.2016 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile korunmak üzere Tasarım Tescil Belgesi verildiği, davacı ...'e ait ... numaralı çoklu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği taşıdığı için Türk Patent Enstitüsü tarafından 19.09.2016 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile korunmak üzere Tasarım Tescil Belgesi verildiğini, davacı ...'e ait ... numaralı çoklu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği taşıdığı için Türk Patent Enstitüsü tarafından 21.10.2016 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile korunmak üzere Tasarım Tescil Belgesi verildiğini, davacı tarafa ait... - ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ... kodlu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait ...-.... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ... kodlu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait ...-... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ... kodlu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, vaki kullanımların SMK'nı 81/1 ve TTK'nın 55/1-a-4 hükmünün ihlali sayılacağı, 6769 sayılı SMK'nın 151/2-a kapsamında tazminat seçimi yapılmış olduğundan detayları arz edildiği üzere 717,44 TL tazminat talep edilebileceği, SMK 151/4, TBK 50 ve 51. maddeleri hükümleri çerçevesinde tazminatın arttırılması hususundaki yetkinin Mahkemenin takdirine bırakılması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Son heyet ek bilirkişi heyet raporunda özetle: 6769 sayılı SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında seri üretim baz alınarak hesap edilecek alternatif tazminat miktarının detayları arz edildiği üzere 63.663,73 TL olabileceği, 6769 sayılı SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında kök raporda hesap edilen 717,44 TL tazminat için düzeltilecek maddi hata bulunmadığı, ...'nın 151/4 maddesi, TBK'nın 50 ve 51.maddeleri hükümleri çerçevesinde tazminatın arttırılması hususundaki yetkinin Mahkemenin takdirine bırakılması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. GEREKÇE:Dava, endüstriyel tasarım ve haksız rekabetin tespiti, meni refi, SMk 151.2.a maddesi gereğince maddi tazminat, itibar tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; aşamalarda alınan tüm bilirkişi raporlarına göre davalının işyerinde tespit edilen ürünlerin davacının tasarımları karşılaştırıldığında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar olmadığı, benzer olarak algılandıkları tespit edilmiş olmakla mahkemece tasarıma tecavüzün sabit olduğu gerekçesi ile bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir Davacı vekili maddi tazminat ve itibar tazminatının tam kabul edilmesi gerektiğini, davalı vekili ise maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini ileri sürerek istinafa başvurmuştur. Mahkemece aşamalarda mali yönden çok üç ayrı bilirkişi raporu alınmış olup davalının sunulan faturalara göre davalının fiilen sattığı tespit edilebilen ürün sayısı kadar maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf istemi yerinde olmadığından davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf istemine gelince; davadan önce yapılan delil tespitinde davalı işyerinde... nolu tasarımdan 3 renk, ... numaralı tasarımdan 6 renk ve ... numaralı tasarımdan 7 farklı renkte 38 beden mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda ise ortalama piyasa şartlarına göre, bir renk kumaştan bir pastal kesimi yapıldığı düşünüldüğünde minimum üretim miktarının 1600 adet olacağı hesaplanmış, bu hesaplamaya göre 67.700 TL talep edebileceği belirilenmiş, davacı da bu tutardan davasını ıslah etmiştir. 2.raporda ise karlılık oranı farklı esas alınmış ve 63.663,73TL hesaplanmıştır. Dairemizce yapılan incelemede, her ne kadar davalının kaç ürün üretim/satış yaptığı davalı kayıtlarına göre tespit edilememiş ise de, talimat mahkemesi aracılığıyla alınan rapora göre davalının üretici konumunda olduğu, davalının her üründen minimum ne kadar üretmiş olacağının bilirkişilerce hesaplanabildiği, bu durumda bu miktara göre tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmakla karlılık oranı da dikkate alındığında son rapora göre belirlenen 63.663,73TL yönünden maddi tazminat isteminin kısmen kabulü gerektiğine karar verilmiş, davacının istinaf isteminin bu yönden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosyada somut delil durumununa göre itibar tazminatının koşullarının oluştuğuna dair bir tespit, delil bulunmadığından bu yöndeki isteminin reddi yerinde olduğu gibi dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmiş olmakla ticari faize hükmedilmemesi yerindedir.Davacının tescilli tasarımlarına tecavüz sabit olup mahkemece SMK 149 maddesine göre manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş, davalının kusur durumu, ihlale konu tasarım sayısı, ihlalin ağırlığı da dikkate alındığında manevi tazmina miktarı yerinde görülmekle davalının bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin istinaf istemine gelince; davada taleplerin yığılması söz konusu olup mahkemece davanın kabul edilen kısımlarına göre ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olduğu gibi, davanın kabul ret oranına göre yargılama giderlerinin belirlenmesinde de usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/09/2022 tarih ve 2021/59 Esas, 2022/104 Karar sayılı karraının HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına,3-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, A- Davalının eyleminin, davacının tescilli tasarımından doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına,B- Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 63.663,73TL maddi tazminatın 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, C- Manevi tazminat talebinin kabulüne, 20.000.00-TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,D- İtibar tazminatı talebinin reddine, E- 28/09/2017 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, F- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,4-İlk derece yargılaması yönünden;A-Alınması gereken 5.715,06 TL harçtan, peşin alınan 31,40 TL peşin harç ile 1.140,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 4.543,66 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,- Davacı tarafça sarf edilen 31,40 TL peşin harç ile 1.140,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.171,40 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-İstanbul 1. FSHHM 'nin 2017/37 D.İş sayılı dosyasında; davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 51,70 TL peşin harç, 500,00 TL bilirkişi ücreti, 35,20 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 618,30 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,C-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinden olan; 31,40 TL başvuru harcı, 140,30 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 4.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.171,70 TL yargılama giderlerinden, davanın kabul ve red oranına göre 3.957,14 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Ç-Davalı tarafın yaptığı yargılama giderlerinden olan; 4.000.00 TL bilirkişi ücreti, 70,00TL posta tebligat ücreti olmak üzere 4.070,00 TL yargılama giderlerinden, davanın kabul ve red oranına göre 209,32 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,D- Tasarım tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi talepleri yönünden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,E- Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,F-Manevi Tazminat talebi yönünden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,G- Reddedilen maddi tazminat talebi nedeniyle karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 .md uyarınca 4.036,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,H- Reddedilen itibar tazminatı talebi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf yargılaması yönünden; A-Davalı vekilinin istinaf talebi reddedildiğinden, davalıdan alınması gereken 3.073,95 TL harçtan, peşin alınan 770,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.303,95 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, B-Davacı vekilinin istinaf talebi kısmen kabul edildiğinden, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, C-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, D-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 118,00 TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, E-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2024