Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/202 E. 2020/42 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/202
Karar No
2020/42
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2246 KARAR NO: 2024/59 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 28/01/2020 NUMARASI: 2018/202 E. - 2020/42 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile ... isimli kitapların basım ve dağıtımı için 17/09/2015 ve 10/11/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, davalının kitapların basımını yaptığını, çeşitli yayınevlerinde satışa sunduğunu ancak davacıya telif bedellerini ödemediğini bu nedenle sözleşme gereği ödenmeyen telif bedelinin ilerde bilirkişi raporu alındığında yükseltilmek üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın ve 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı açılan davaya cevap vermemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Oysa davacı vekilinin belirlenen kesin süre içinde bilirkişi incelemesine ilişkin gideri yatırmadığı anlaşılmaktadır. .Bilindiği gibi kesin süre davanın taraflarını bağladığı gibi Mahkeme Hakimini de bağlayıcı etkiye sahiptir. Bu açıdan dava dosyasında talep edilen tazminat incelemesi keza sözleşmenin yayıncılık sektörü açısından yorumlanması Hakimin hukuki bilgisi çözümlenecek nitelikte bir dava değildir. Kesin süreye uyulmaması nedeniyle davacı bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçilmiş sayılmıştır. Davalı ise açılan davaya cevap vermediğinden davayı inkar ettiği varsayılarak davacı yanca ispat edilemeyen davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusundan özetle; -Taraflarınca bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmiş ise de müvekkilinin kanser tedavisi görmesi nedeniyle bilirkişi ücreti yatırılamadığını ve bu konuda 24.10.2019 tarihli duruşmada yeniden süre verilmesi istenildiği halde bu taleplerinin verilen sürenin kesin olduğundan bahisle kabul görmediğini, müvekkili açısından ağır sağlık sorunları ara kararını yerine getirmesine imkan vermemesine rağmen ek süre taleplerinin kabul görmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -davalarının temelinin 17.09.2015 ve 10.11.2016 tarihli yayınevi sözleşmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı İSBN vb kayıtları, davalının şirket ve tüm ticari defter kayıtları, yapılan ödemeler banka dekont ve kayıtları, davalıya gönderilen protesto ve iadeli taahhütlü mektuplar, kitapların satışa sunulduğuna dair tüm kayıtlar, tanık, Bilirkişi İncelemesi gibi delillerden oluştuğunu, bilirkişiye; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde başvurulacağını, yerel mahkeme hakiminin teknik bilgi-genel hukuki bilgimi ayrımı yapmaksızın bilirkişi raporu tanzim edilmemesi sebeplerinin başkaca hiçbir araştırma yapma cihetine gitmeden haklı davalarını reddettiğini, dosyada yer alan diğer delillerin yok sayılarak davalarının reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyadaki mevcut deliller uyarınca haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacının davalı ile ... isimli kitapların basım ve dağıtımı için 17/09/2015 ve 10/11/2016 tarihli sözleşmeden kaynaklı telif bedellerinin ödenmemesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada davacı vekiline bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için bilirkişi ücretinin mahkeme veznesine yatırılması için bir aylık kesin süre verilerek kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı taktirde davanın usulden reddine dair karar verilebileceği ihtarında bulunulmuş, akabinde belirlenen sürede ücretin yatırılmaması nedeniyle mevcut delil durumuna göre ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından verilen kesin süre içinde ara kararı gereği mazeret bildirilmeden yerine getirilmediği gibi, ara kararı gereğini yerine getirilmesi için verilen kesin süre içinde de ek süre talebinde bulunulmamıştır.6100 Sayılı HMK 266. Madde de; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu kitaplar nedeni ile tazminat hesabının mahkeme hakiminin teknik bilgisi ile çözümlenecek hususlardan bulunmadığı, davacı vekilinin kendisine verilen 1 aylık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı sabit olup, bilirkişi ücretine ilişkin kurulan ara kararda ihtaratın açık ve net olduğu, ihtaratta bilirkişi ücretini yatırmaması halinde bilirkişi delillerine dayanma hakkından vazgeçmiş sayılacağına yönelik ihtarın yer aldığı, bilirkişi ücretinin yatırılmadığına ilişkin kesin süre içerisinde mazeretin bildirilmediği, bu nedenle istinaf sebebi olarak da dinlenemeyeceği, dosya kapsamında mevcut bilgi, belge ve deliller dikkate alınarak bir kanaat ve sonuca ulaşılması ile davacının iddiasını ispatladığının kabul edilmesi de mümkün değildir. Mevcut delil durumuna göre davacı, davasını ispatlayamamıştır. Davacının istinaf talebi bu bakımdan da yerinde görülmemiştir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde kamu düzenine aykırı bir durumun bulunmadığı da anlaşılmakla açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/01/2020 tarih ve 2018/202 E 2020/42 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/202, K. 2020/42, T. 10.11.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-202-e-2020-42-k-71000e3392a4