Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1369 E. 2006/8948 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1369
- Karar No
- 2006/8948
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/737 KARAR NO : 2024/988 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/389 KARAR NO : 2021/75 KARAR TARİHİ: 27/01/2021 DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücu) KARAR TARİHİ: 10/07/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete Leasing All Risk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... A.Ş ye ait biçerdöverin 10/07/2018 tarihinde yanarak ağır şekilde hasarlandığını, yapılan ekspertiz çalışması sonucunda yanan biçerdöverin pert olduğu, piyasa değerinin 98.831,44 EURO olduğunun belirlendiğini, alınan sovtaj teklifleri doğrultusunda 10.000,00 EURO sovtaj bedeli tenzili ile sigortalı firmaya 12/09/2018 tarihinde 88.831,00 EURO ödendiğini, TTK.1472. maddesi hükmüne göre müvekkili şirketin sigortalısının yerine kaim olduğunu, dava konusu biçerdöveri üreten ve yangın hadisesinden bir gün önce bakımını yapan davalı şirketin meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durması nedeniyle huzurdaki işbu davanın açıldığını beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirketin yanan biçerdöverin üreticisi ve yangından önce bakımını yapan şirket olmadığını, müvekkili davalı şirketin davaya konu biçerdöverin ithalatçısı olduğunu, bu sebeple öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, dosyaya sunulan yangın ile ilgili tutanaklar, ekspertiz raporu, davacının özel olarak yaptırdığı bilirkişi raporunu incelediklerinde yangının biçerdöverin kabin kısmında çıktığının anlaşıldığını, yangının sebebi ile ilgili kesin bir tespit yapılmadığını, yangının elektrik tesisatından çıkmış olabileceği yönünde varsayımlarda bulunulduğunu, davaya konu biçerdöverin çalışma saatinin 1.000 saati geçtiğini, üretimden kaynaklı bir hata olması durumunda bu kadar uzun süre çalışmasının söz konusu olamayacağını, ayrıca biçerdöverde elektrik tesisatı ile ilgili sigorta ve sesli ve görsel uyarı sistemlerinin mevcut olduğunu, elektrik sistemine daha sonra kullanıcı tarafından müdahale yapılmamış ise elektrik tesisatında bir arıza söz konusu olduğunda sigorta ve uyarı sistemlerinin devreye girerek elektrik tesisatı sebebiyle oluşacak olası bir zararı önleyeceğini, yangının sebebinin yangından bir gün önce yapıldığı beyan edilen bakım ile de ilgili olamayacağını, zira periyodik bakım sırasında elektrik tesisatı ile ilgili rutin bir işlem yapılmadığını, yangının üretimden kaynaklanmayan pek çok sebepten kaynaklanabileceğini, ek tesisat çekimi, tesisata müdahale, kemirgen hasarları, çalışma esnasında boğaz kısmından taş veya metal cisim girmesi sonucu çıkacak kıvılcım, taş çarpması, darbe vs. gibi dış etkiler sonucu tesisat hasarı ve bir diğer ihtimalin sabotaj olabileceğini, davacı sigorta şirketinin yanan biçerdöver ile ilgili Mahkemeye başvurarak yangın sebebiyle ilgili delil tespiti yaptırılmadığını, davacının yangın ile ilgili tutanakları, ekspertiz raporunu, davacının özel olarak yaptırdığı bir raporu delil olarak sunmuş ise de, bu belgelerin delil niteliğinde olmadığını, belgelerde de yangının sebebi ve özellikle de yangının üretim hatasından kaynaklandığı ile ilgili somut bir tespit bulunmadığını, varsayıma dayalı olarak karar verilemeyeceğinden ve davacının iddiasını ispatlamak adına hiçbir somut delil sunmadığı da dikkate alınarak işbu davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "....Mahkememizce taraf delilleri toplanmış dosya alanında uzman bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bilirkişi 24/12/2019 tarihli bilirkişi raporda özetle; ...yangının sebebin verilen servis hizmetine dayalı olarak değerlendirilmesi gerektiği şeklinde görüş bildirmiştir. Davalı vekili bu rapora söz konusu biçerdöverin sadece ithalatçısı olduklarını, yangının çıkış nedeninin belli olmadığını, bilirkişinin varsayıma dayalı rapor verdiğini, biçerdöverin ilgili kısmına taş veya başka bir cisim girmiş olabileceğini, farelerin biçerdöverdeki kabloları kemirmiş olabileceğini, sabotaj olmuş olabileceği gibi sair gerekçelerle rapora itiraz etmiş mahkememizce itirazların karşılanması için bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Mahkememizce bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş bilirkişi 20.03.2020 tarihli ek raporunda kök rapordaki görüşlerini korumuş, ...biçerdöverin hasarsız piyasa rayiç değerinden sovtaj bedeli düşüldüğünde davacı alacağının 88.831,44 Euro olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili bu ek rapora karşı uzman mütalaası ekleyerek itiraz dilekçesi sunmuştur....Yüksek mahkemenin alıntılanan ilgili içtihatları gereği konu teknik uzmanlık gerektirdiğinden ve davalı yanca teknik uzman mütalaası ile rapora itiraz edildiğinden mahkememizce itirazların karşılanması, kök, ek rapor ve davalı yanca sunulan uzman mütalaası birlikte değerlendirilerek denetime el verişli rapor alınması için yeni bir heyet oluşturulmuş ve rapor alınmıştır....Bilirkişi heyeti raporunun dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere, somut verilere göre hazırlandığı, dosya kapsamında alınan kök ek rapor ve uzman mütalaası karşılaştırılarak değerlendirilerek tanzim edildiği anlaşılmakla denetime uygun bulunmuştur. Davalı vekilinin karar celsesinden birkaç gün önce ibraz ettiği sadece ziraat mühendisi bilirkişinin tanzim ettiği raporun teknik hiçbir veri içermediği, denetime uygun olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca yangın anındaki çekilen resimlerden yanmakta olan biçerdöverin yakın çevresinde hiçbir ek ekipman ve makine görülmediği, patoz vs. olmadığı ayrıca yine olaydan bir gün önce makinanın bakımını yapan servis tarafından da tesisata harici müdahale ve ek tesisat bulunduğuna dair bir herhangi bir tespit bulunmadığı (Ne servisin bu hususta bir tespiti nede makine üzerinde yangın sonrası inceleme yapmış bilirkişilerin bir tespiti mevcut değil). Anlaşılmıştır.....Davacı vekilinin yargılama safahatında tüketicinin korunması hakkında kanuna atıf yapan tüm beyanları ve nitelendirmeleri hukuki dayanaktan yoksundur. Davalı vekili gerek cevap dilekçesinde gerek raporlara itirazında davalı firmanın sadece ithalatçı olduğunu bu nedenle zarardan mesul olmadığını savunmuştur. Yargıtay 19. HD. 2006/3358 E, 2006/8948 K. Sayılı ilamında "......Öte yandan kural olarak ayıplı mal satışı ve hatalı üretim hukuksal nedenlerine dayalı olarak açılan davalarda ayıp ve hatalı üretim hususlarının saptanması durumunda ithalatçının sorumluluğundan söz edilmez isede, somut olayda ithalatçı firma da garanti belgesini imzalamakla sorumluluk altına girmiş bulunmaktadır. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması da diğer bir bozma nedenidir." şeklinde içtihatta bulunmuştur.Yargıtay 19. HD. 2013/16390 E, 2014/1984 K. "....Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen 15/10/2012 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; davanın üretim hatası ve ayıba dayalı olarak açıldığı, üretim hatası ve ayıplardan aracın üreticisi ve satıcısının birlikte sorumlu olduğu, davalılardan Borusan Otomotiv'in üretici yada satıcı olmadığı gibi ithalatçı firma olarak ayıpları ve üretim hatalarını garanti ettiğine dair davacı tarafça dosyaya herhangi bir delil de sunulamadığı,.........davanın davalı Borusan...A.Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA.." şeklinde içtihatta bulunmuştur. Davalı vekili yukarıda da belirtildiği üzere aracın sadece ithalatçısı olduklarını bu nedenle hasardan sorumlu tutulamayacaklarını savunmaktadır. İthalatçının satıcı olmadığı durumlarda garanti belgesini de imzalamadığı durumlar için davalı vekilinin beyanı doğrudur. Ne varki somut olayda davalı firma ithalatçı olduğu gibi aynı zamanda SATICIDIR. Dosyada mübrez 19.04.2017 tarihli faturada söz konusu biçerdöverin satıcısının davalı firma olduğu bellidir. 119.405,94 Euro +1.194,06 Euro KDV bedeli karşılığında toplam 120.600,00 Euro bedel mukabilinde bu makinenin davalı tarafından satıldığı görülmüştür. Ayrıca söz konusu aracın davalının yetkili servisinde bakımının yaptırıldığı ve bakımdan bir gün sonra da hasara konu olayın meydana geldiği anlaşılmıştır. Garanti belgesi incelenmiş 16. Sayfasında garanti kapsamına girmeyen hallerin düzenlendiği, buna göre ".......Ürünün üretici/ithalatçı firma tarafından yetkilendirilmiş bulunan ... yetkili servisleri dışındaki üçüncü kişilerce yapılan her türlü bakımlar, onarımlar, değişiklikler, sökülmeler ve ayarlar ve bunlardan kaynaklı arızaların " garanti dışında kaldığı, bunun mefhimi muhalifinden ürünün yetkili serviste yapılan bakımından kaynaklı hasarların garanti kapsamında kaldığı sonucuna varılmıştır. İst Bam 12. HD. 2018/684 E, 2019/1186 Sayılı ilamında ".....Davalı söz konusu ürünlerin ithalatçısı olup, ithal ettiği ürünleri bayilerine satmaktadır. Ürün dava dışı ... Ltd. Şti'nden 24.9.2014 tarihli fatura ile satın alınmıştır. Sunulan fatura kazan ile birlikte komple ısıtma sistemini içermektedir. Borçlu borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler yada yanında yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttüğü sıra da diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK 116/1) Davalı ithalatçı tarafından yetki verilen servis hukuken"yardımcı şahıs" konumundadır. Somut olayda; cihazın yetkili servis tarafından 6.12.2014 cihazın sorunsuz teslim edildiğine ilişkin servis formu düzenlendiği; 17.2.2015, 23.2.2015, 2.3.2015 tarihlerinde arıza başvurusuna göre yetkili servislerce gelindiği, sorunun cihazın devamlı olarak 90 derecede çalıştığı tesbit edilmişse de sorunun çözülemediği anlaşılmaktadır. Teknik bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde satın alınan kazanda üretim hatası bulunmadığı, ancak sistemde harici pompa ve denge kabı (hidrolik kap) bulunmasından dolayı WM 10 denge kabı modülüne gerek olduğu, montaj ve işletmeye alma sırasında denge kabı modülünün sisteme ayrıca ilave edilmesi gerektiği, ilave edilmemesi sonucu arızanın meydana geldiği belirlenmiştir. Ayrıca kazanda üretim arızası bulunmasa da sistemin eksik parça ile montajının yapılması nedeniyle kazanın sürekli yüksek derecede suyu ısıtmaya çalışması nedeniyle sistemin dengesiz ve sorunlu çalışmasına sebeb olmuş, bu durumun sistemdeki TOP S 30 /10 pompasının paslanması dahil birçok parçaların zarar görmesine sebebiyet verdiği yapılan bilirkişi incelemesinden anlaşılmıştır. Buna göre ithalatçı davalının satıcı sıfatı bulunmamakta ise de, davalının yetkili servisi tarafından devreye alma işlemi yapıldığı sabit olup, yetkili servisin montajdaki hatayı farketmeden elektirik bağlantısı yaparak sistemi devreye aldığı anlaşıldığından davalı yetkili servisin kusurlu hizmeti nedeniyle TBK 116/1 gereği sorumlu sayılmasında ve yapılan bu hata nedeniyle ekonomik ömrünü tüketen cihazın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir." şeklinde içtihatta bulunmuştur. Satıcı olan ithalatçı davalı firma tarafından yetki verilen servis hukuken "yardımcı şahıs" konumundadır. Davalı firma servisin hatası sonucu meydana gelen zarardan sorumludur. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ithalatçı ve aynı zamanda satıcı ve garanti veren sıfatına haiz olan davalının servis hatası kaynaklı yanarak hasarlanan biçerdöver nedeni ile meydana gelen hasardan mesul olduğu soncuna varılmıştır. Davacı yan icra takibinde ödeme tarihi olan 12.09.2018 tarihinden itibaren temerrüt faizi istemişse de icra takibinden evvel davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmamaktadır. Davacının bu talebi red edilmiştir. Somut olayda Alacak likit ve davalı itirazında haksızdır. Söz konusu zararın miktarı davalı yanca hesaplanabilir mahiyettedir. Ancak Biçerdöverin sadece ithalatçısı oldukları, servis hatasından sorumlu olmadıkları, taş fare vs başka unsurlardan yangının çıkabilmiş olabileceği gibi haksız sebeplerle itiraz edilmiştir. Tüm bu anlatılan hususlardan ötürü davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış alacak miktarı olan 88.831,00 Euro bedelin icra takip tarihi 30.10.2018 tarihindeki kur karşılığı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Ayrıca kabul edilen alacak olan 88.831,00 Euro bedelin dava tarihindeki (24.12.2018) merkez bankası efektif satış kuru (6,0490 TL) üzerinden davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmiş yine bu miktar üzerinden yargılama harçları alınmış buna dair karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 88.831,00 Euro asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında pek çok Yargıtay kararına atıf yapılış ise de kararların mahkemece tamamen yanlış anlaşıldığını, davaya konu vakıalar ile ilgisi olmayan Yargıtay kararların gerekçe yapıldığını,Dilekçelerinde emsal Yargıtay kararları, uzman görüşleri ve aynı biçerdöver ile ilgili farklı bilirkişi raporu sunulmuş olmasına rağmen, mahkeme kararında bu kadar hata yapılmış olmasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, Davaya konu biçerdöver bir tarım makinası olup biçerdöver ve tarım aletleri konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemenin ise bu konuda uzman olmadığı anlaşılan kişilere inceletme yaptırdığını, Mahkemenin yanlış bilirkişi seçtiğinin biçerdöver konusundaki uzman akademisyen ve bilirkişinin ayrı ayrı hazırladığı uzman görüşü ve bilirkişi raporu ile ispatlandığını,Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları uyarınca varsayıma dayalı bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını ve karar oluşturulamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yangından bir gün önce biçerdövere rutin bakım yapılmış olması gerekçe gösterilerek bakımdan 1 gün sonra yangın çıkmış ise bundan olsa olsa bakımı yapan servis sorumludur varsayımı ile servis hatasından kaynaklandığını (-ki o servisin bakım sırasında hangi işlemleri yaptığını bile incelemeden) dosya üzerinden kesin bir şekilde bildirdiklerini, Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yanan biçerdöveri yerinde inceleyen özel bilirkişi raporu ve sigorta ekspertiz raporu başta olmak üzere dosyadaki diğer delillere de açıkça aykırı olduğunu,Dosyadaki delillerde yangından önce biçerdöverin motorunun aşırı ısındığının belirtildiğini, motorun aşırı ısınmasının sebebinin diğer davaya (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1369 E. sayılı) ziraat mühendisi tarafından sunulan bilirkişi raporunda biçerdövere patoz (saman makinesi) takılmasından kaynaklandığı ve bunun yangına sebep olabileceği şeklinde açıklandığını, Mahkemenin hükme esas aldığı özellikle son bilirkişi raporunda da biçerdövere patoz (saman makinesi) takılmasının yangına sebep olabileceğinin zımnen kabul edildiğini ancak yangınla ilgili fotoğraflarda biçerdövere takılı patoz gözükmediği için bu ihtimalin bilirkişilerce hemen elendiğini, yanan bir biçerdöverde patozun da yanmaması için sökülmesinin ve bu nedenle fotoğraflarda gözükmemesinin son derece doğal olduğunu,Mahkeme, aynı biçerdöver ile ilgili irtibatlı İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1369 E. sayılı dosyası celp edilseydi, hatalı hizmet verdiği itham edilen servise bu konuda müzekkere yazılsaydı, davaya konu biçerdöveri kullanan ... bu durum sorulsaydı, biçerdöver konusunda uzman bir kişiye bu konuyu sorulsaydı davaya konu biçerdövere patoz (saman makinesi) takıldığının rahatlıkla tespit edebileceğini, mahkemece usulüne uygun yargılama yapılmaması ve delillerin tam toplanmamasının tamamen hatalı bir karara sebep olduğunu,Aynı biçerdöver ile ilgili farklı iki davada yangının farklı sebeple oluştuğuna dair birbirinin aksi yönünde bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, Bu tür davalarda ispat yükü davacı sigorta şirketi üzerinde olup Mahkemece ispat yükü konusunda açık hata yapıldığını, bilirkişi raporlarında yangının sebebi tam olarak tespit edilememesine rağmen ihtimale dayalı karar verildiğini,İşbu davanın, yangından bir gün önce yanan biçerdövere bakımı yapan şirket olarak davalıya karşı açıldığını, davalının bakımı yapan şirket olmadığı ortaya çıkınca, davacı, iddianın değiştirilmesi/genişletilmesi yasağının başladığı dönemde, “tüketici mevzuatını” gerekçe göstererek bakımı yapan servisin hizmet kusurundan üretici/ithalatçı şirket olarak davalının sorumlu olduğunu iddia ettiğini, iddianın değiştirilmesine/genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığı açıkça bildirilmesine rağmen, Mahkeme bu yasağa aykırı bir gerekçeyle karar verildiğini, Yine davaya esas alınan icra takibi Türk Lirası üzerinden açılmasına rağmen Mahkeme Euro üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu,Davaya kanu biçerdöverin yangından önce son bakımını yapan servisin davalı olmadığını, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişilerce biçerdöverin yanmasının sebebinin imalat hatası olmadığı ve dolayısıyla da garanti kapsamında bir işlem için biçerdöverin servis tarafından işleme tabi tutulmadığını tespit ettiklerini, davalı şirketin verdiği garantinin sadece imalat hataları ile ilgili ve onarım ile sınırlı olduğunu Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16/05/2019 tarihli ve 2018/3744 E. 2019/3262 K. sayılı kararında belirtildiği üzere ithalatçının sadece garanti şartlarında kabul ettiği şartlar kapsamında sorumlu tutulabileceğini, davalının verdiği garanti sadece ayıplı üretim halinde ve onarım ile sınırlı olduğundan servis hizmetlerinin garantörlüğünü kapsamadığını, Bilirkişi Raporunda yangının üretimdeki bir ayıptan kaynaklandığı yönünde bir tespit olmadığı, aksine servis kusuruna atıf yapıldığına göre davanın reddi gerektiğini, ticari satımlarda servisin hizmet kusurundan ithalatçıyı veya satıcıyı sorumlu tutmak için hiçbir yasal dayanak bulunmadığını, mahkemenin BK 116. Maddesindeki "yardımcı kişi" gerekçesi bu olaya uygun olmadığını, bu maddenin servisin kendi personeli bakımından uygulanabileceğini, Davaya konu tarım makinası (biçerdöver) konusunda uzman olmayan makine mühendislerinden alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1369 E. sayılı dosyasında Ziraat Mühendisi bilirkişiden alınan raporda işbu dosyada alınan raporun aksi yönde tespitlere yer verildiğini,Dava dosyasında delil olarak mevcut olan 10/07/2018 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında da yangın sırasında biçerdöveri kullanan kişi olan ... yangından önce biçerdöverin çalışırken aşırı ısındığını, bu sebeple hava filtresi ve radyatörü temizlerken yangının başladığını ifade ettiğini, yukarıda özetlenen ziraat mühendisinin raporunda da tam olarak bu durumun açıklandığını, Davaya konu tarım makinası ile ilgili uzman olan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. ... hazırladığı ve işbu dava dosyasına sunulan uzman görüşünün de yine ziraat mühendisi bilirkişinin görüşlerini teyit ettiğini, anılan raporlar hükme elverişli iken mahkemece bu raporlar nazara alınmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, Biçerdöver kullanıcılarının cep telefonu şarj cihazı, su/kahve ısıtıcısı gibi ekipmanları kabinde kullandıklarını ve bunlarla ilgili ek elektrik tesisatı yaptırıldığını, ek elektrik tesisatının yangına sebep olabileceğini ancak bu hususun da raporda değerlendirilmediğini, yine biçerdöverlerdeki elektrik tesisatına fareler tarafından zarar verilmesinin muhtemel olduğunu, sıkça karşılaşılan böyle bir durumda, plastik koruması kemirilen metal kabloların birbirine değerek yangın çıkarabildiğini, Uzman Görüşündeki bu açıklamaların bilirkişiler tarafından değerlendirilmediğini,Zarar miktarının hesabında fahiş hata yapıldığını, yurtdışı satış fiyatlarının emsal alınamayacağını zira bu fiyatların 2.el değil "0" biçerdöver fiyatlarını ifade ettiğini, Türkiyedeki 2.ek piyasa rayici araştırıldığında 50.000,00 Euro civarında olduğunu, 10.000,00 Euro sovtaj düşüldüğünde yaklaşık zararın 40.000,00 Euro olacağını,Mahkemenin icra inkar tazminatının gerekçesi olarak gösterdiği Yargıtay kararının işbu davaya emsal olmadığını, Mahkemenin Yargıtay kararlarını doğru okuyamadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek öncelikle yangının hangi sebeple çıktığı kesin olarak ispatlanamadığından ve açıklanan sair sebeplerle kararın kaldırılmasını ve red kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhinde 30/10/2018 tarihinde toplam 89.853,16 Euro alacağın tahsili için başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emri 05/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça 06/11/2018 tarihinde takibe itiraz edilmiştir. İşbu dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde açılmıştır.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı ... AŞ'ye ait "1 adet Deutz Fahr Combine C 6205 Biçerdöver" 24/04/2017-24/04/2022 tarihleri arasında Leasing All Risk Sigorta Poliçesi ile makine kırılması, deprem, terör, elektronik cihaz, yangın deprem, terör, hırsızlık, montaj ve çeşitli ek teminatlarla sigorta kapsamına alınmıştır. Sigortalı ... AŞ, sigorta ettiren ise sigorta konusu biçerdöveri finansal kiralama sözleşmesi ile teslim alan dava dışı ... . Davacı tarafından, dava dışı ... AŞ'ye 12/09/2018 tarihinde 88.831,00 Euro ödeme yapılmıştır. Ayrıca 07/09/2018 tarihinde ... AŞ ve ... tarafından ibraname imzalanmıştır. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta poliçesi ile "tazminat makbuzu ibraname" başlıklı belge, banka dekontları dikkate alındığında, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Hasara uğrayan biçerdövere ait 19/04/2017 tarihli faturaya incelendiğinde; ... A.Ş. tarafından, ... A.Ş.'ye 119.405,94 Euro (471.340,98 TL) bedelle satıldığı tespit edilmiştir. Fatura üzerinde bedelin döviz olarak tahsil edeceği belirtilmiştir. ... Yetkili Servisi tarafından düzenlenen "garanti talep formu" başlıklı 09/07/2018 tarihli belgede 1000 saatlik bakımının yapıldığı belirtilmiştir. Davalı tarafça dosyaya sunulan "Biçerdöver Garanti ve Bakım Kitabı" ile garanti koşulları açıklanmış, satılan üründe malzeme, montaj, işçilik hatalarının 2 yıl süreyle garanti altına alındığı belirtilmiş, garanti işlemlerinin sadece ...Yetkili Servisleri tarafından yerine getirileceği ifade edilerek, garanti kapsamına girmeyen haller açıklanmıştır.Hasar dosyası kapsamında yer alan raporlar incelendiğinde Olay yeri görgü ve tespit tutanağında; 10/07/2018 günü saat 11.10 sıralarında Gercüş Hisar köyü muhtarının jandarma karakolunu arayarak arpa ekili arazide biçer-döver makinesinin yandığını haber vermesi üzerine olay mahalline gidildiği, arazide yapılan incelemede düz arazi üzerinde Deutz Fahr C6205 marka biçerdöver makinesinin ön kısmının tamamen yanmış olduğunun görüldüğü, biçerdöverin ön kısmında bütün elektrik aksamlarının olduğu, merkezin bu ön kısım olduğu, biçerdöver sürücüsü .... beyanına göre 10/07/2018 günü saat 10.30 sıralarında arazide arpa biçilmesi için biçerdöverin çalıştığı esnada aşırı ısınması nedeniyle hava filtrelerini ve radyatörü temizlediği sırada, biçerdöverin ön kısmındaki elektrik aksamlarında elektrik kontağının aniden yanması ve tutuşması ile uzaktan gören şahsıların Kayapınar itfaiyesini aradığı, sürücünün söndürme çalışmalarının fayda vermemesi üzerine olay yerine gelen itfaiyenin çalışmaları sonucu biçerdöverin ön kısmında meydana gelen yangının söndürüldüğü, Kayapınar itfaiyesi ile yapılan incelemede biçerdöverin ön kısmında bulunan elektrik aksamlarında meydana gelen aşırı ısınma sonucu elektrik kontağında meydana gelen tutuşmayla yangının çıktığı kanaatine varıldığı belirtilmiş, tutanak jandarma ve itfaiye görevlileri ile biçerdöver sürücüsü ve köy muhtarı tarafından imza altına alınmıştır. Elektrik elektronik mühendisi ... tarafından düzenlenen raporda; "Kabin içinin tamamen yanmış olması nedeni ile yangın çıkış naktası ve dolayısı ile yangın çıkış nedeni net bir şekilde tespit edilememiştir. Ancak gerek elektrik sigorta kutusu gerek diğer tüm elektronik kontrol cihazları ve üniteleri kabin içinde bulunduğundan elektrik kontağının olabilecek en muhtemel yer olduğu, dolayısı ile elektronik kartlardan birisinin yanabileceği, bir kondansatörün patlayabileceği veya gevşemiş bir ampul soketinin yapacağı ark'ın ısıdan dolayı yanabilmesi kuvvetle muhtemeldir." tespitlerine yer verilmiştir. Ekspertiz raporunda;"Hasara konu makine üzerinde yapıları inceleme ve kontrollerde;-Makinenin kabininin alevli yangın sonucu tamamen yandığı,-Kabin alt kısmında bulunan hidrolik aksamların yanmış olduğu, -Makinenin boğaz diye tabir edilen bölümde bulunan dane deposu, dane helezon mili ile borusu ve muhtelif kaporta aksamlarının tamamen yandığı,-Ön tabla boğaz bölümü, tabla şasesi ile tabla helezonuna alevli yangının sirayet ettiği, -Ön tablaya bağlanan hidrolik hortumların tamamen yandığı, tarafımızca tespit edilmiştir.Gerek tarafımızca yapılan ekspertiz çalışmasında, gerekse ekte sunulan tutanakta, gerekse de ekte sunulan bilirkişi raporunda hasarın, biçerdöverin kabin içi elektrik tesisatında oluşan kısa devre nedeniyle alevli yangın sonucu meydana geldiği kanısına varılmıştır.Hasara konu makinenin 2017 imali olması ve garanti süresi bitmeden hasarın elektrik tesisatından meydana gelmesi nedeniyle hasarın üretici firmaya rücu imkanı olduğu gözlenmiştir.Yapılan piyasa araştırmaları neticesinde aynı marka modekle satışta makinenin bulunmadığı görülmüştür. Durum üzerine ilgili makinenin ekte sunulan son bakım formları incelendiğinde hasar tarihinden 1 gün önce 1.015 saatinde bakım yapıldığı görülmüştür. Bu bilgiler ışığında ilgili makinenin KDV hariç yeni satış fiyatının 116.272,28 EURO olduğu öğrenilmiş olup, bu bedel üzerinden %15 eskime tenzilatı ile (1 yılık ve 1.015 çalışma saati referans alınarak) uygulanarak rayiç bedel tespit edilmiştir. (116.272,28 EUR - %15 = 98.831,44 EUR)İlgili makinenin piyasa bedelinin 98,831,44 EUR olarak tespit edilmesi ve makinenin soytajı için 10,000,00 EUR teklif alınması üzerine makinenin pert total olarak değerlendirmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." tespitlerine yer verilerek, netice itibariyle 88,831,44 Euro hasar hesaplanmıştır. Bilirkişi raporları ve Uzman Görüşü;1-Yıldız Teknik Üniversitesi Otomotiv Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. ... tarafından düzenlenen 24/12/2019 tarihli raporda; "Yetkili Servis kaşe ve imzalı (...), 09.07.2018 tarih ve ... nolu Servis Formundan (Garanti Talep Formu), dava konusu 08.05.2017 tarihli tescil edilmiş ... marka C6205 tipi 2017 model makineye 1.000 saatlik periyodik bakım yapıldığı, çalışma saatinin 1.015 saat olduğu anlaşılmaktadır.Ekli bakım işlemlerini belirtir, iki sayfadan oluştuğu ve ilk sayfanın ibraz edilmiş olduğu anlaşılan tabloda, elektrik tesisatına yönelik işlemlerin akü ve aydınlatma donanım kontrolünden ibaret olduğu, diğer bakım işlemlerinin motor çevre elemanları, hidrolik sistem elemanları, fren pedalları ve el fren boşluğu, klima filtre ve temizliği vs. kabin içi kontrolleri de gerektirir işlemlerin olduğu görülmektedir.Dosyaya mübrez olay yeri yangın anı ve sonrası hasar fotoğraflarında; biçerdöverin kabin kısmının yanmakta olduğu, depo ve motor kısmının bulunduğu arka kesimde hasar olmadığı, yangının bu bölümlere sirayet etmediği, kabin ve kabin altı kısmı ile kısıtlı kalmış olduğu, ön kesimde dolap kısmen, tabla helezonu, kabin altı boğaz bölgesi ile hidrolik sistem elemanları ve hortumların yangından hasarlanmış oldukları görülmektedir. Temizleme ve ayırma düzeninin bulunduğu alt iç kesimde hasar emaresi gözlenmemektedir.Dava konusu biçerdöverin olay yerinde çekilmiş görüntülerinde, yangının kabin bölgesinde meydana gelmiş olduğu sabittir.Jandarma ve itfaiye memurlarınca yangın mahallinde yapılan incelemeye dayalı düzenlenmiş Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağında, harici müdahale sonucu yangına neden herhangi bir emare ve bulguya rastlanıldığına dair bir tespit yer almamaktadır. ...Dava konusu tarım makinesindeki yangın olayının, motor bölmesinden uzakta kabin içinde ve ön kesimde etkili olduğu dikkate alındığında, yangının elektriksel kaynaklı olduğu belirgindir. Elektriksel kaynaklı yangınlar, sigorta ile koruma altına alınmamış yada taşıyabileceği akım yüküne uygun sigorta kullanılmamış tesisatlarda, meydana gelebilecek aşırı yük veya bir kısa devre durumunun yaratacağı, tesisata ait kabloların aşırı ısı üretmesi ve etrafındaki tutuşabilir maddeleri tutuşturması veya tesisat üzerinde bulunan soketlerdeki zayıf bağlantılar sonucu meydana gelebilecek yüksek dirence bağlı aşırı ısınma sonucu meydana gelebilmektedir. Tesisattaki aşırı yük yada kısa devre kaynaklı yangınlar, tesisatı koruyan sigortanın işlevini yerine getirmemesi durumunda, tesisat kablolamasında ve kablo kılıf demetlerinde erime, iletken malzeme erimesine bağlı kaynama, boncuklaşma, yüksek sıcaklığa bağlı renk değiştirme gibi emarelerle yangın sonrası kendini belli etmektedir. Araç üzerinde incelemeye dayalı düzenlenmiş, Elektrik-Elektronik Yüksek Mühendisi ... imzalı raporda, kabin içi tesisat üzerinde yapılmış inceleme bulguları yer almamakla birlikte, ibraz edilmiş fotoğraflarda gözlenen kablo demetlerinde bu tür emareler görülmemektedir. Burada hemen belirtmek gerekirse; davalı taraf yangının, tesisatta kemirgen kaynaklı hasara bağlı çıkmış olabileceğini veya ek tesisat çekimi, tesisata müdahale gibi etkenler nedeniyle olabileceğini belirtse de, bu tür hasarlar akım taşıyan canlı hattın araç gövdesine şasilenmesi suretiyle kısa devreye yol açacak özellikte olup, dava konusu araçta tesisat üzerinde kısa devre emarelerinin görülmediği göz önünde bulundurulduğunda, yangının kemirgen kaynaklı olması mümkün görülmemiştir. Olaydan bir gün önce bakıma girmiş araçta da ek tesisat olduğuna dair yetkili servisçe yapılmış bir tespit bulunmamaktadır.Elektriksel yangınlarda yangına neden olan bir diğer unsur, tesisat üzerinde bulunan soketler veya ek birleştirmelerdeki zayıf bağlantılar sonucu meydana gelebilecek yüksek dirence bağlı aşırı ısınmalardır. Konektör terminallerinde zaman içinde meydana gelecek oksidasyon, gevşeme, vs. etkiler, temas ve birleşim noktalarında direnç artışına ve bu bölgeden geçen akıma bağlı olarak ısı üretimi, yüksek sıcaklıklar sonucu yangına neden olabilmektedir. Elektriksel yangınların büyük çoğunluğunun sebebi olan bu durum, tesisattan çekilen akımda bir artışa neden olmadığından, bir kısa devre durumu gibi sigortaları attırmamaktadır. Aracın olaydan bir gün önce yetkili serviste periyodik bakım görmüş olduğu, yangının kabin içinde başladığı tespitleri, yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, hasara neden olan yangının, bakım esnasında konektör bağlantılarında temas sonucu oluşmuş gevşemelere dayalı meydana gelen ve yüksek dirence neden olan zayıf bağlantının yarattığı aşırı ısınma sonucu meydana gelmiş olduğu ve çevresindeki plastik ve yanabilir aksamı tutuşturmak suretiyle alevli yangına dönüşerek hasara neden olduğu değerlendirilmiştir. Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağında, biçerdöver sürücüsü ...'nun, biçerdöverin çalışması sırasında aşırı ısınması sonucu hava filtrelerini ve radyatörü temizlediği sırada kabin kesiminde yangının çıktığı şeklindeki beyanı, bakımdan yeni çıkmış bir makinede, filtre ve radyatörde temizleme gereğinin ortaya çıkması beklenmeyeceğinden, elektriksel bir sorunun varlığını göstermekte olup, hemen yukarıdaki paragraftaki görüşü doğrular niteliktedir. Bu bağlamda, kabin içi tesisat konektör terminallerindeki zayıf bağlantıya bağlı geliştiği mütalaa edilen yangın olayının olaydan bir gün önce verilen servis hizmetine dayalı olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır."2-Aynı bilirkişiden davalı tarafın itirazları üzerine alınan ek raporda; Davalı vekilinin kök rapora yönelik itirazları ayrı ayrı değerlendirilmiş, kök rapordaki tespitlerin korunduğu açıklanmış, devamında zarar miktarına yönelik; "dava konusu makine olay tarihinde yaklaşık 15 ay ve 1.015 saat kullanım süresindedir. Gün itibari ile yapılan piyasa araştırmasında, 2-3 yaşında ve dava konusu makineden daha düşük özelliklere sahip makinelerin 55.000-70.000 € aralığında olduğu (yurtiçi piyasa araştırması), dava konusu araçla aynı özelliklerdeki makinelerin 85.000-119.000 € (yurtdışı araştırması) olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, dava konusu makinenin 12/09/2018 tarihi itibarıyla ortalama 102.000-€ seviyelerinde olabileceği göz önünde bulundurularak, ekspertiz raporunda 15% eskime bedeli uygulanarak ulaşılmış 98.831,44-€ bedel, tarafımdan da piyasa rayici olarak kabul görmüştür.Dava konu makinenin sovtajına ilişkin yapılmış piyasa araştırmasında en yüksek teklifin 8.884-€ olarak verilmiş olduğu, buna karşın makinenin 20.000-TL bedelle satılmış olduğu ibraz edilmiş satış sözleşmesinden anlaşılmaktadır. Yürür aksam ve motor-şanzıman grubu hasar görmemiş araç için bu bedeller düşük bulunmuş, eksper raporunda hesaba esas alınmış 10.000-€ sovtaj bedeli olay ve ödeme tarihindeki piyasa rayiçlerine uygun bulunmuştur.12.09.2018 tarihindeki hasarsız piyasa rayici 98.831,44 x 7,433 = 734.614-TL 12.09.2018 tarihindeki sovtaj değeri 10.000 x 7,433 = 74.330-TL Gerçek zarar miktarı 734.614 - 74.330 = 660.284-TL'dir." şeklinde inceleme ve tespitlere yer verilmiştir. 3-Davalı tarafça dosyaya sunulan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 20/04/2020 tarihli uzman görüşünde;"Davaya konu edilen biçerdöver yangını kapsamında düzenlenen tüm raporlar, biçerdöverin ön tarafında bulunan kabin ve bazı ünitelerin tamamının yanmış olduğunu net olarak belirtmektedirler... Biçerdöver yangınlarında nadiren yangın sonrası emarelere rastlanmaktadır. Genellikle yangının çıkma yeri ve nedeni kesin olarak anlaşılamamaktadır... 24.12.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda, sebebin elektrik donanımlarında bir soketin gevşemiş olabileceği (varsayılarak) sebep olarak gösterilmiş ve bu durumdan yine varsayımsal olarak servis sorumlu tutulmuştur.Sunulan raporlarda, varsayımlar ile sonuca ulaşılmaya çalışılmasının doğal bir sonucu olarak, ifadeler arasında olduğu gibi teknik olarak da çelişkiler bulunmaktadır... Varılan bu kanılara gösterilen dayanaklar da varsayımsal olarak açıklanmıştır. Dosyada elektrik kaynaklı yangın sebebi ile ilgili bile birbirinden tamamen farklı sebebler ileri sürülerek teknik olarak birbiri ile açıkça çelişkili raporlar hazırlanmıştır. Yangının sebebi elektrik kaynaklı olduğu varsayılırsa, o halde de, biçerdövere takılacak ek ekipmanlar (patoz vs.) ve sair sebeplerle (su ısıtıcısı vs.) kullanıcı tarafından çektirilen yeni elektrik tesisatı doğru bir şekilde yapılmamış ise, ek olarak çektirilen yeni elektrik tesisatındaki ilgili parçalar süreç içerisinde şase yaparak biçerdöverdeki diğer elektrik tesisatına zarar verebilir ve ayrıca biçerdöverde yangına da sebep olabilir. Tamamen yanmış kabin ve kabin altı diğer unsurlar ile ilgili fotoğraflara bakılarak biçerdöverde ek elektrik tesisatı olmadığı sonucuna varılamaz. Yangından sonra biçerdöver incelenerek hazırlanan 31.07.2018 tarihli raporda ve 10.8.2018 tarihli ekspertiz raporunda da biçerdöverde orijinaline ek olarak kullanıcı tarafından daha sonra yaptırılan ek elektrik tesisatı olmadığına dair bir tespit yoktur. Kabloların fareler tarafından kemirilmesi sonucu yangın çıkma ihtimali de göz ardı edilemez. Görüldüğü gibi, elektrik kaynaklı bir yangında dahi kullanıcı hatasının veya kullanım şartlarının da sebep olabileceği pek çok yangın sebebi olabilir. Bir biçerdöver yangınının kabin içinde, kabinin altında bulunan iletim düzeninde (boğaz) yada herhangi başka bir ünitede çıkması olasıdır. Yukarıda açıklanan elektrik dışı bir sebep yangının çıkmasına sebep olabilir. Elektriksel bir sorun da yangının çıkmasına sebep olabilir. Yangının sebebi elektrik kaynaklı ise, yukarıda açıklanan kullanıcı hataları (çekilen ek elektrik tesisatları) veya kullanım şartları (kabloların fareler tarafından kemirilmesi vs.) elektrik kaynaklı yangının sebebi olabilir. Elektrik kontağı da yangının sebebi olabilir. Soketlerde gevşeme de yangının başlamasına sebep olabilir...Bu olayda, yangının başlangıç yeri ve sebebi ile ilgili iki aşama da varsayıma dayalı olarak tartışıldığı ve sadece varsayımsal yaklaşımlarda bulunularak sonuca gidilmeye çalışıldığı açık bir şekilde görülmektedir. Yangının başlangıç yeri ve sebebi net olarak tespit edilemiyorsa varsayımsal yaklaşımlar ile yangın sebebi belirtmek teknik olarak doğru bir yaklaşım değildir....10.07.2018 Tarihli Olay Yeri Görgü ve Tespit Tuanağındaki ifadelerden, davaya konu yangının, biçerdöverin motoru durdurulmadan (kontağı kapatılmadan) biçerdöverin kullanıcısı tarafından biçerdöverin motorunun radyatörü ve filtrelerinin temizliği yapılırken başladığı anlaşılmaktadır. Biçerdöverin motorunun durdurulmadan biçerdöverde temizlik yapılması açık bir kullanıcı hatasıdır. Bu durum ayrıca iş güvenliği kurallarına da aykırıdır. Biçerdöverin motoru durdurulmuş şekilde temizlik yapılırken yangın başlamış ise, bu halde de elektrik sistemi devre dışında olacağından elektrik kaynaklı bir yangının çıkması teknik olarak mümkün değildir. Bu vakıalar ve yukarıda açıklanan istatistikler dikkate alındığında, davaya konu biçerdöverdeki yangının, biçerdöverin çalışma şartlarına veya hatalı kullanımına bağlı veya biçerdövere kullanıcı tarafından yapılan müdahaleler örneğin çekilen ek elektrik tesisatları vs. gibi) sebebiyle oluşma ihtimali oldukça yüksektir. Davaya konu yangının üretim hatasından veya servis hizmeti kusurundan kaynaklandığı gibi tespitlerin yapılabilmesi için dava dosyasında yeterli delil bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, yangının başlangıç yeri ve sebebi ile ilgili kesin teknik tespitte bulunmak mümkün değildir ve dosyaya sunulan raporlardaki ihtimallere/varsayımlara dayalı görüşlerin kesin tespit anlamına gelecek şekilde yorumlanması teknik olarak doğru bir yaklaşım olmayacaktır..." görüşüne yer verilmiştir. 3-Mahkemece bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasında çelişki olması sebebiyle yeni Makine Yüksek Mühendisi (Kusur-Hasar Değerleme Uzmanı) Prof. Dr. ..., Makine Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... oluşan bilirkişi heyetinden alınan 11/01/2021 tarihli raporda;"...1...Yetkili servis İş Emri formuna göre dava konusu biçerdöverin 1000 saatlik PERİYODİK BAKIMININ 09.07.2018 tarihinde yapıdıktan hemen sonra 10.07.2018 günü saat 10.30 sularında, biçerdöverin motor ve aksamından uzaktaki KABİN içinde meydana gelmesi, yangının çıkış noktasının burası olduğuna yoğunlaşılmış ve yoğunlaştık. Ayrıca, biçerdöverin ürün dövme sisteminde, ayırma sisteminde, temizleme sisteminde ve gövdesinde bir yangın hasarının bulunmaması ve hasarlı parçalar listesinde bu bölüm parçalarının bulunmaması yangının çıkış noktasının kabin içi olduğunu desteklemektedir. Biçerdöverin sigorta kutusunun ve kontrol panosunun kabin içinde olduğu bilinmektedir. 2-Dava konusu yangın olayını bilirkişi Doç. Dr, ..., 24.12.2019 tarihli bilirkişi kök raporunda ve 20.03.202 tarihli bilirkşi ek raporunda, olayı, yangının başlangıç noktasını ve yangının oluş biçimini bilimsel vc teknik olarak kapsamlı bir şekilde tespit ettiği ve açıkladığı görülmektedir. Heyetimiz, dosya üzerinde yaptığı inceleme ve araştıma sonucunda bilirkişinin tespit ve görüşlerine katılıyoruz. Dava konusu biçerdöver olaydan bir gün önce yetkili serviste periyodik bakım görmüş olduğu, yangının kabin içinde başladığı tespitleri, yukarıdaki fotoğraflar ile birlikte yapılan açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, biçerdöverde ''hasara neden olan yangının, bakım esnasında konektör bağlantılarında temas sonucu oluşmuş gevşemelere dayalı meydana gelen ve yüksek dirence neden olan zayıf bağlantının yarattığı aşırı ısınma sonucu meydana gelmiş olduğu ve çevresindeki plastik ve yanabilir aksamı tutuşturmak suretiyle alevli yangına dönüşerek hasara neden olduğu, yangının sebebin verilen servis hizmetine dayalı olarak değerlendirilmesi gerektiği, kanaati belirtilmiştir." şeklindeki bilirkişi tespitine keyetimiz aynen katılmaktadır. Ayrıca, 1000 saat çalışma süresince hiçbir sorun çıkarmadan kullanılmakta olan biçerdöverin bakımdan hemen sonraki ilk kullanımda yanmış olması, yangın olayındaki nedensellik bağı için varsayımdan öte yeterli somut veri olduğunu göstermektedir. 3- 20.04.2020 tarihli Uzman Görüşü raporu heyelimizce incelenmiş ve daha önceki bilirkişi kök ve ek raporu ile birlikte değerlendirilmiştir. ...Dosyaya ibraz edilmiş yangın görüntülerini içerir fotoğraflarda da, kabinin yanmakta olduğu ve yangının kabin içini etkilemiş olduğu görülmekledir. Biçerdöverin tahılın işlendiği iç kesiminde, dövme, temizleme ve ayırma düzeneklerinin bulunduğu kesime ait görüntülerde, tahıl saplarının yanmamış olduğu net olarak görülmektedir... Yangının, biçerdöver içerisinde tahılın işlendiği kesimde meydana gelmiş olması durumunda, tahıl alev hızlarının çok yüksek olması nedeniyle alevlerin tüm makineyi kısa sürede sarması beklenen netice olup, makinenin kabin kesimi ise en son etkilenecek kesim olacaktır. Yangın anını içerir fotoğraflarda yanan ve etkilenen kısmın kabin olduğu açık olup, yangının kabin içerisinde başlamış ve gelişmiş olduğu tereddütsüzdür. Bu bakımdan, yangının başlangıç yeri ve yangının çıkma sebebinin kesin bir sonuçla ortaya konulamayacağı şeklinde görüş belirtilmiş davalı tarafça aldırılmış uzman görüşü itibar edilebilir görülmemiş, yangının çıkış yeri konusunda net açıklamalarda bulunan dosyaya mübrez bilirkişi raporlarındaki tespitler isabetli görülmüştür. Jandarma ve itfaiye tarafından yapılan incelemelerde yangının çıkış sebebi olarak bir sabotaj bulgusuna ulaşılamamıştır. Tesisata harici müdahale ve ek tesisat bulunduğuna dair bir tespitte mevcut değildir (Ne servisin bu hususta bir tespiti nede makine üzerinde yangın sonrası inceleme yapmış bilirkişilerin bir tespiti mevcut değil). Makinenin kabin kesiminde etkili olan yangın olayının sürücü beyanları ve tespitlerden, karakteristiği bakımından elektriksel kaynaklı olduğu açıktır... Dava konusu olayda, yangın sabah vakti belli bir çalışma süresinden sonra ortaya çıkmış olup yeterli sürenin mevcut olduğu görülmektedir. Diğer taraftan, 1000 saat çalışma süresince hiçbir sorun çıkarmadan kullanılmakta olan bir makinenin bakımdan hemen sonraki ilk kullanımda yanmış olması, yangın olayındaki nedensellik bağı için varsayımdan öte yeterli somut veridir. Belirtilen açıklamalar doğrultusunda heyetimiz oluşa uygun düşen, yangın olayının servis hatasına dayalı gelişmiş olduğunu değerlendiren Doç. Dr. ... tarafından düzenlenmiş rapordaki görüşlere katılmıştır. Belirtilen açıklamalar doğrultusunda heyetimiz oluşa uygun düşen, yangın olayının servis hatasına dayalı gelişmiş olduğunu değerlendiren Doç. Dr. ... tarafından düzenlenmiş rapordaki görüşlere katılmıştır. Dava konusu olaydaki yangının çıkışına ilişkin hiçbir değerlendirmede bulunulmamış, mevcut somut verilere rağmen, düzenlenmiş bilirkişi raporlarının varsayımsal olduğunu ileri süren ve yangın olayında kullanıcının motoru durdurmadan temizlik ve bakını yapmasının kullanıcı kusuru olduğunu belirtir uzman görüşü, ibraz edilmiş fotoğraf ve tespitlerle bağdaşır bulunmamıştır. 4-...Eksper tespiti ve servis teklifi, tutanaklar ve fotoğraflar ile incelendiğinde, biçerdöverin yangın neticesinde ağır bir şekilde hasarlandığı, biçerdöverin bu durumu ile tamir edilmesinin ekonomik olmayacağı, tamir edilse dahi randıman vermeyeceği, bu nedenle biçerdöverin ... edilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca eksperin görüş ve değerlendirilmesinin uygun olduğu sunucuna varılmıştır..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.İnceleme ve Değerlendirme; İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1059). Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1967, s. 89). TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup bu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez. Somut olay nedeniyle davalının sorumluluğu ancak kusurlu olması halinde gündeme gelecektir. Hasarın oluşumunda davalının kusurlu olarak kabul edilebilmesi için, zararın davalıya isnad edilen eylemden kaynaklandığının şüpheye mahal bırakılmaksızın tespit edilmesi, bu nedenle davalının kusurlu olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, davaya konu yangın olay tarihinden 1 gün önce yapılan servis bakımlarına dayandırılmış ise de, 09/07/2018 tarihli "Garanti Talep Formu" başlıklı belgede; çalışma saatinin 1015 olduğu, 1000 saatlik bakımın yapıldığı belirtilmiştir. Yine "Bakım" başlıklı belgenin ise 2 sayfadan ibaret olup 1.sayfasının bulunduğu, bu belgede "bakım tarihi 25/07/2017", "çalışma saati 720" olarak belirtilmiş, bilirkişi raporlarında ifade edilen (akü ve aydınlatma donanım kontrolünden ibaret olduğu, diğer bakım işlemlerinin motor çevre elemanları, hidrolik sistem elemanları, fren pedalları ve el fren boşluğu, klima filtre ve temizliği vs) bir kısım işlemlere yer verilmiştir. Bilirkişi raporlarında 09/07/2018 tarihinde yapılan işlemlerin "Bakım" başlıklı belgeye konu işlemler olması sebebiyle yangının bu işlemlerden kaynaklandığı açıklanmış ise de, bakım tarihi ve çalışma saatinin 09/07/2018 tarihli belge ile uyumlu olmaması karşısında, 09/07/2018 tarihli "Garanti Talep Formu" başlıklı belge ile "Bakım" başlıklı belgenin aynı tarihli işlemlere ilişkin düzenlenip düzenlenmediği hususunda tereddüt oluşmuştur. Oluşan bu tereddütün giderilmesi için hasara uğrayan biçerdövere ait davalının delil listesinde de yer alan tüm servis kayıtları getirtilmeli, 09/07/2018 tarihinde yapılan işlemler net olarak tespit edilmeli, 1000 saatlik bakımda servis tarafından hangi işlemlerin yapıldığı belirlenmeli, "Bakım" başlıklı belgeye konu işlemlerin 09/07/2018 tarihinde yapılan işlemler olup olmadığı net olarak tespit edilmelidir. Davalı taraf istinaf dilekçesinde aynı olaya ilişkin İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1369 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, görülen davada alınan bilirkişi raporunda işbu dosya kapsamında alınan raporun aksi yönünde tespitlere yer verildiğini beyan etmiştir. Mahkemece ilgili dosyanın getirtilerek incelenmesi, davanın aynı olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi, bilirkişi raporlarının incelenmesi ve karar verilmiş ise kesinleşip kesinleşmediği gibi hususların tespit edilmesi, raporlar arasında çelişki olması halinde, çelişkilerin giderilmesi için rapor alınması gerekmekte olup bu husus aynı olaya ilişkin farklı mahkemelerde açılan davalarda farklı ve çelişkili kararların verilmesinin önüne geçilmesi açısından önem arz etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; "...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır..." Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin ödeyeceği hasar miktarı sigortalının gerçek zarar miktarıyla sınırlı olduğundan, sigorta şirketi tarafından açılan rücu davasında da aynı ilke geçerlidir. Yani sigorta şirketi, sigortalısına ödeme yaptığında, sorumlu kişiye rücu edebileceği miktar da ancak sigortalının gerçek zararı kadardır. Bilirkişi raporlarında eksperin görüş ve değerlendirilmesinin uygun olduğu belirtilmiş ise de tespit somut bir veriye dayanmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının da giderilmesi, sigortalının gerçek zarar miktarının tespit edilmesi gerekmektedir. Davalı vekili icra takibi Türk Lirası üzerinden açılmasına rağmen Mahkeme Euro üzerinden karar verildiğini ifade etmekte ise de; takip Euro üzerinden başlatılarak TL karşılığı ise harca esas değerin tespiti için bildirildiğinden bu yöndeki itirazları yerinde değildir. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/03/2023 tarihli 2022/6-1019 E. 2023/267 K. sayılı ilamında bu husus; "...Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarihli ve 2012/9-838 Esas, 2012/715 Karar sayılı kararı)." şeklinde açıklanmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2056 E. 2021/277 K. sayılı kararında; "...Dava, leasing paket poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, sigortalısına ödediği bedeli davalıdan talep etmiş ise de, özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması tazminat açısından incelemeyi gerektirmekte olup, tazminat alacağı likit değildir. Nitekim mahkemece, davacının sigortalısına ödediği hasar tazminatı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bilirkişi tarafından sigortalıya ödenen miktarın kadrimaruf olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin anılan yöne ilişkin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir...",Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5109 E. 2020/2314 K. sayılı kararında; "...Dava, nakliyat sigorta poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, sigortalısına ödediği bedeli davalı taşıyıcıdan talep etmiş ise de, özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması tazminat açısından incelemeyi gerektirmekte olup, tazminat alacağı likit değildir..." yönünde karar verilmiştir.Somut olayda; yangının çıkma sebebi, tarafların kusur ve sorumlulukları, davaya konu hasarın miktarı yargılama aşamasında tespit edileceğinden alacak likit değildir. Mahkemenin bu yöndeki gerekçesi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup davalı vekilinin istinaf talebinin bu açıdan da kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Mahkemece, servis kayıtlarının ve İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1369 E. sayılı ilgili dosyasının getirtilmesi, biçerdöver konusunda uzman makine mühendisi, elektrik elektronik mühendisi ve yangın uzmanı bilirkişiler oluşturulacak yeni bir heyetten dava konusu yangının hangi nedenle çıktığı, yetkili servisin hizmet kusurunun olup olmadığı ve gerçek zarar miktarı konusunda, mevcut bilirkişi raporlarını irdeleyen, çelişkileri gideren, tarafların itirazlarını değerlendiren, ayrıntılı, denetime açık bir rapor alındıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/389 E. 2021/75 K. Sayılı 27/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024