Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1166 E. 2020/770 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/1166
Karar No
2020/770
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1627 KARAR NO: 2024/1681 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/11/2020 NUMARASI: 2018/1166 E. - 2020/770 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 03/05/2011 tarihinde acentelik sözleşmesi sözleşme yapıldığını, davacının sözleşme tarihinden sözleşmenin feshedildiği tarihi kadar firmayı müşterilerine tanıttığını, devlet tarafından 12/04/2017' de trafik sigortaları tavan ve taban fiyat uygulamasına geçildiğini, bu uygulamadan sonra hiçbir neden göstermeden müvekkilinin sigorta ekranında trafik sigortası kesmesinin engellendiğini, bu haksız ve zarar verici tutumu sebebiyle de müşterilerine eksik hizmet verdiği gibi ''biz trafik sigortası kesemiyoruz'' diyerek müşterilerine karşı müşkül duruma düşürüldüğünü, davalının, müvekkili şirketin trafik sigortası kesememesini fırsat bilip, hiçbir uyarı göndermeden poliçe satışlarında düşüş olduğunu ileri sürerek sözleşmeyi feshettiğini, fesihte ''Şirketimizce yapılan acente performans değerlendirme çalışması kapsamında acenteliğinizin son iki yıllık verileri gözden geçirilmiş olup, prim üretiminizin ağırlıklı kaza brarşından olduğu ve üretim hedefinden uzak seyrettiği, ayrıca teknik zarar kaydedildiği görülmüştür'' gerekçesine yer verdiğini, oysa ki, Türkiye'de birçok sigorta acentesinin kaza branşı (kasko ve Trafik vb.) ağırlıklı çalıştığını, geçimini bu branştan sağladığını, çünkü insanların genellikle araçlarına sigorta yaptırdığını, ayrıca sigorta acentelerinde verilerin yıllık olarak hesaplandığını, son iki yıla bakılarak performans ölçümü yapılmadığını, performans ölçümünün sigorta firmaları, acenteler için yıllık olarak hesaplandığını, davacının 11.10.2017'de sözleşmesi fesih olup ekranları kapatılmasına rağmen sözleşme gereği teminat mektubunun 11.10.2018 tarihine kadar devam ederek aktif olan poliçelerden dolayı ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davacıların müşterilerinin hala devam eden poliçelerine istinaden teminat mektubu alan davalının ekranları kısıtlı dahi olsa hiçbir şekilde kullandırmayarak ve müvekkilinin aradığında ya da mail ortamında ivedi şekilde dönüşler yapmayarak yapılacak işleri ağırlaştırarak ve devam eden poliçelerin tahsilatın takibi ilgili hiçbir destek vermeyerek hala müvekkilinin itibarını zedelemeye devam ettiğini, oysa davalının sadece poliçe üretim ekranını kapatıp tahsilat ve hasar ekranlarını açık tutma yetkisine sahip olduğunu, davalının ayrıca, müvekkilinin müşterilerine sözde bilgilendirme amacıyla davacının o zamanki ismiyle ... Sigorta ile sözleşmeyi fesih ettiğini bildiren ve sanki müvekkili kapanmış, müvekkiline ait müşterilerin poliçesi kesilmeyecekmiş, sanki poliçelerin yenilenmesini yapan ... Sigortaymış gibi ''Talep etmediğiniz takdirde, belirtilen pallçeleriniz vade bitiminde yenilenmeyecektir. Poliçelerinizin yenilenmesini arzu ederseniz, aşağıda belirtilen telefon numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz'' şeklinde yazılı bir mektup göndererek, müvekkilinin müşterilerini elinden almaya çalıştığını, bunun rekabet hukukuna da aykırılık içerdiği gibi ticari olarak da ahlaka ve hukuka aykırı olduğunu, bu bildirinin Sigortacılık Acentaları Yönetmeliğinde bu şekilde yer almadığını, davalının, davacının müşterilerine gönderdiği mektuptan dolayı birçok müşterisinin acentenin kapandığını düşündüğünü, davacının ciddi bir müşteri kaybı ve gelir kaybı yaşadığını, müvekkilinin bu yaşatılan sıkıntılardan dolayı ünvan değişikliğine gitmek zarureti doğduğunu, bu sebeple müvekkili şirket kaşesinden tabelasına, ticaret odası kaydından imza sirkülerine kadar bir sürü değişiklik için masraf yapmak zorunda kaldığını, haksız fesih nedeniyle davacının gelir kaybına uğradığını ve portföy tazminatını hak ettiğini ileri sürerek, toplanacak deliller neticesinde hesaplanarak belirlenmek üzere 10.000,00TL asgari miktar olmak üzere portföy tazminatının, davacının müşterilerine yollanan mektup sebebiyle davacının uğradığı gelir kaybı için maddi tazminat olarak 10.000,00TL olmak üzere 20.0000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin sözleşmeye göre olağan fesih hakkını kullandığını, aksi kabul edilse dahi portföy geliştirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen acentenin, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanamayacağını, sözleşmede davacıya yüklenen yükümlülüklerden en önemlilerinden bir tanesinin ''Portföyü Geliştirme Borcu'' başlıklı 12. maddesinde düzenlendiğini, maddede ''Acente, mevzuata uygun olmak koşulu ile, üretimini arttırmak ve Şirket'in vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorundadır. Acentenin üretiminin benzer durumdaki Acentelerin nörmdi üretimlerinin altına düşmesi ve Şirketçe yapılan ihtara rağmen, acentenin üretimini makul bir süre içerisinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramaması, acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturur.'' hükmü yer aldığını, acentelik sözleşmesinin 12.maddeye dayanarak haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmede belirtildiği gibi müvekkilinin yaptığı ihtarlara rağmen, makul süre içerisinde portföyünü ve prim üretimini beklenen düzeye çıkaramaması nedeni ile acentelik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davacının prim üretiminin düşük olduğunun tespit edilmesi akabinde davacı tarafa 2013 yılı prim üretiminin 611.999 TL, 2014 yılı prim üretiminin ise 430.117 TL olarak gerçekleştiği ve üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğunun tespit edildiği, bu nedenle risk seçimine özen gösterilerek portföyün çeşitlendirilerek üretime hedefinin yakalanması gerektiğinin davacıya ihtaren bildirildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 121. maddesine göre de, sözleşmenin belirli bir süre için yapılmış olsa dahi haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabileceğini, sözleşme haklı nedenle feshedilirse acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağını, ispat yükü üzerinde olan davacının, müvekkili şirketin önemli menfaat sağladığını ispatlaması aksi takdirde davanın reddedilmesi gerektiğini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte, davacı şirketin portföy tazminat talep hakkı olduğu kabul edilse dahi, davacının müvekkili şirkete kazandırdığını iddia ettiği müşterilerin sona eren poliçelerinin yenilenmeye devam ettirdiklerini ve söz konusu müşterilerin davacının kendi çabası ile kazandırılmış olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.05.2017 tarih, 2016/2170 Esas ve 2017/2780 Karar sayılı kararında da buna değinildiğini, davacı acentenin yeni müşteriler bulduğunu ve bu yeni müşteriler sayesinde acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da müvekkili sigorta şirketinin önemli menfaatler elde ettiğinin ispatlaması gerektiğini, acentenin feshinden sonra sadece 6 adet poliçe yenilendiğini, bunun da müvekkili şirketin acentenin feshinden önemli menfaat elde etmediğini gösterdiğini, portföy tazminatı şartlarının gerçekleşmediğini, acentelik sözleşmesinin ''Delil Antlaşması'' başlıklı 30.maddesine göre huzurdaki davada müvekkilinin defter ve kayıtlarının esas alınacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava davacı ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshi neticesinde davacının talep ettiği portföy tazminatı talebine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde davacı ile davalı arasında 03/05/2011 tarihinde akdedilen bir acentelik sözleşmesi bulunduğu sözleşmenin ise 11/10/2017 tarihinde davalı ... tarafından tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda mahkememizce yapılması gereken iş öncelikle feshin haklı olup olmadığı noktalarının sonrasında ise davacının talep edebileceği portföy tazminatı miktarının hesaplanması olmalıdır. Bu nedenle öncelikle feshin haklılığı noktasında inceleme yapılmış olup davalı şirket tarafından davacı tarafa 3 defa farklı tarihlerde uyarı mektupları gönderilmiş olup mektup içeriklerinde açık bir şekilde performansın artırılması ve portföyün çeşitlendirilmesi hususları belirtilmiştir. Davalı taraf dosyaya sunduğu deliller ile dava dışı acentelerin performanslarını örneksemiş olup bu kapsamda; davacı yan raporda tablo halinde belirtilen veriler neticesinde yıl bazlı üretim verilerinin aynı ilde faaliyet gösteren diğer acentelerden düşük bir performans sergilediği ve bu verimin de yıldan yıla düşüş gösterdiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. HD'nin 2015/10067 Esas 2015/13571 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri de göz önünde bulundurularak davalı tarafın sözleşmeyi fesih işleminin haklı nedenle gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalı tarafından haklı nedenle feshedilen acentelik sözleşmesi neticesinde TTK 122 maddesindeki şartların sağlanamaması nedeni ile davacı tarafın portföy tazminatı talebinin haksız olduğu sonucuna varılmıştır. İzah olunan gerekçeler ile davacının davasının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olmakla ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının giderilip ek rapor alınmadığını, bilirkişi raporunda başka acentelere giden müşterilerin araştırılmadığını, raporda acenteler arası yarışa girildiğini, oysa ki her acentenin kendi iç dinamiği ve anlaşmaları olduğunu, bunun doğru bir yöntem olmadığını, kaldı ki sigorta şirketlerinin bazı acenteler ile o acentelerin geçmiş portföylerine bakarak acentelik verdiğini, davacının iş olarak yeni bir firma olduğundan dolayı davalı ile acente sözleşmesi yaptıklarında geçmiş portföyleri olmadığından portföy vaadinde bulunmadığını, geçmiş bir portföy sunmadığını, davacının 2011 yılında yapacağı üretimi davalı şirketin bilerek acentelik sözleşmesini imzaladığını, müvekkil firmanın 59.482TL’lik üretim yapmış olmasının da bunu gösterdiğini, davalının portföy kıyaslaması yaptığı şirketlerin hangi ölçüte göre kıyaslanan şirketler olarak alındığını, bu şirketlerin ilk kuruluş tarihlerinin ne zaman olduğunu, davalı ile yaptığı sözleşme yaptıkları tarihteki porföy hacimlerinin ne olduğunun, üretimlerinin ağırlıklı olarak hangi branş olduğunun, bunların faaliyet gösterdiği adreslerin ulaşım imkanlarının ne olduğunun bilinmediğini, bunun gibi diğer nedenlerden dolayı müvekkili şirketin bu şirket ile kıyaslanmasının hiçbir objektifliği olmadığını, bu davaya örnek teşkil etmeyeceklerini, her firmanın kendine ait sübjektif şartları olduğunu, bunların objektif olarak karara mesned teşkil edemeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/11288 Esas, 2016/6794 Karar sayılı kararını ibraz etiklerini, kararda ''... ayrıca portföyün verimli olmamasının fesih için gerekçe gösterildiği durumlarda acentenin kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olması kapsamında değerlendirme yapılarak, acentenin tazminat hakkının da sona erdiğinin kabulünün hakkaniyete uygun düşmediği, bu itibarla davalı ... şirketinin Acentelik Sözleşmesi feshinin haklı nedene dayanmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 122. Maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, acentenin son 5 yılık portföyünde aldığı yıllık komisyon ortalamasının dikkate alınması suretiyle netleştirme tazminatının hesaplanması gerektiği, buna göre hesaplanan tazminatın 14.062,04 TL olduğu, hakkaniyet gereği bu miktarın tazmini gerektiği, sözleşmenin tek taraflı feshedilmiş olması her durumda karşı taraf için manevi tazminat takdirini gerektiren bir durum olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, …'' denilerek haklı fesih nedeninde tek taraflı olarak, soyut, muğlak, hiçbir maddi veriye dayanmayan, davalı tarafın nedensizce ekran kısıtlayarak kendisinin sebebiyet verdiği yetersiz üretim iddiasının sözleşmenin haklı sebeple feshi için yeterli olmayacağı kanaatinin belirtildiğini, kaldı ki davacının seneler itibari ile performansına bakıldığında genel bir düşüşten bahsedilemeyeceği gibi müvekkilinin kusurunun da ispatlanmış olmadığını, Yargıtay kararı daha sonraki tarihli bir karar olup buna itibar edilmesi gerektiğini, her acentenin anlaşmasının farklı olduğunu, davacının elementer ağırlıklı bir acente olmasına rağmen diğer sigorta kollarında da yıllık üretim hedeflerini gerçekleştirdiğini, davalının hiçbir sebep göstermeksizin trafik sigorta kesmesinin engellemesinden kaynaklanan düşüş mevcut olduğunu, davalının bazı acentelerinin trafik sigortası ekranını açmış bazı acentelerini kesmeye devam ettiğini, davacının A tipi bir acente olduğundan ve nakit çalıştığı için bunun karşılığında teminat mektubu olmasına rağmen trafik sigortası kesmesinin engellendiğini, trafik sigortası kesemeyen bir acenteye müşterilerin ne kasko sigortalarını ne de dask, ne de konut gibi sigortalarını da kestirmediğini ve müşterilerinin nezdinde itibarının da zarar gördüğünü, genel olarak müşterilerin trafik ve kaskosunu aynı acenteye kestirmek istemekte ve haklı olarak bütün sigortalarını aynı acentenin takip etmesini istediklerini, bu kısıtlama ile de davacının müşterilerine karşı itibarı zedelenmeye başlamış olup, hem de davacı acentenin müşterilerine yazılan yazı müvekkilinin ticari itibarını yerle yeksan ettiğini, bilirkişi raporunda bahsi geçen sadece 7 müşterinin sadece poliçelerini ... Acenteyi arayarak poliçe kestiren müşteriler olduğunu, bu müşterilerinden ... Ürünlerinin müvekkili firmanın ciddi portföyünü oluşturan poliçelere sahip bir firma olduğunu, ayrıca müvekkilinin kapandığını düşünüp başka sigorta acenteleri ile çalışan müşterilerinin de olduğunu, bu durumun ancak müvekkilinin davalı firma ile sözleşmesinden sonraki üretiminin düşüşü ile anlaşılabileceğini, bilirkişi raporunda bu düşüş ile ilgili davalı acenteden herhangi bir araştırma yapılmadığını, davanın iki açıdan incelenmesi gerektiğini, birinin haksız fesih ve diğerinin de müşterilere gönderilen mektup ve trafik ekranının haksız yere kapanması sebebiyle kaybedilen müşteri portföyü ile yaşanan maddi kaybın tazmini olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshine dayalı olarak portföy tazminatının tahsili ile davalı şirketin davacı müşterilerine gönderdiği yazı sebebiyle davacının uğradığı iddia olunan gelir kaybının ve zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacı ile davalı arasındaki 03.05.2011 tarihli acentelik sözleşmesinin 11.10.2017 tarihinde haksız şekilde feshedildiğini, ayrıca davalının fesihten sonra davacı müşterilerine gönderdiği yazı sebebiyle davacının zarara uğradığını ileri sürerek, portföy tazminatına ve maddi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ise; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin yasa ve sözleşmeye uygun şekilde süre verilerek ve haklı şekilde feshedildiğini, risk seçimine özen gösterilerek portföyün çeşitlendirilerek üretim hedefinin yakalanması gerektiğinin davacıya ihtaren bildirildiğini, ancak acentelik ilişkisi kapsamında davacının makul süre içerisinde portföyünü ve prim üretimini beklenen düzeye çıkaramadığını, bunun üzerine sözleşmenin 11.maddesi de nazara alınarak acentelik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davacı müşterilerine gönderilen yazının TBK'nın 42/3 hükmü uyarınca acentenin temsil yetkisinin bittiğinin bildirilmesi amaçlı gönderildiğini, TTK'nın 122.maddesi ve Sigortacılık Kanunun 23.maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı alacağı şartlarının oluşmadığını savunmuştur. Mahkemece, feshin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 03.05.2011 tarihli ve belirsiz süreli acentelik sözleşmesi imzalanmış olup acentelik sözleşmesinin ''Portföyü Geliştirme Borcu'' başlıklı 11. maddesinde; ''Acente, mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini arttırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorundadır. Acentenin üretiminin benzer durumdaki acentenin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen /taahhüt edilen düzeye çıkaramaması, acentenin sözleşmenin feshi bakımından haklı neden oluşturur.'' denilmiş, 27. maddede ise; ''...Taraflardan her biri 3 ay evvel noter aracılığı ile veya iade taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Ancak, acente yasal düzenlemelere bu sözleşme hükümlerine ve şirketçe verilecek emir ve talimata uymazsa ve/veya diğer herhangi bir haklı sebep varsa şirket sözleşmeyi 3 aylık ihbar süresi aranmaksızın derhal feshedebilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Bu sözleşmenin, davalı tarafından, Beykoz ...Noterliğinin 12.07.2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 11.10.2017 tarihi itibariyle feshedileceği bildirilmiş olup fesih sebebi olarak davacının ''Şirketimizce yapılan acente performans değerlendirme çalışması kapsamında acenteliğinizin son iki yıllık verileri gözden geçirilmiş olup, prim üretiminizin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğu ve üretim hedefinden uzak seyrettiği, ayrıca teknik zarar kaydedildiği görülmüştür.'' gerekçesine dayanılmıştır. Somut olayda, davalı ... şirketince davalıya gönderilen performans değerlendirilmesi konulu 12/06/2015 tarihli yazıda acentenin yıllık üretim hedefine ulaşılamadığı, üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğunun görüldüğü, teknik zarar kaydedildiği bildirerek belirtilen hususlar dikkate alındığında acentelinin risk seçimine özen göstermesi, portföyün çeşitlendirilmesi sureti ile üretim hedefine ulaşılmasının beklendiği ihtar edilmiştir. Davalı ... şirketince davacıya gönderilen performans değerlendirilmesi konulu 20.01.2017 tarihli yazıda ise, üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğunun görüldüğü, teknik zarar kaydedildiği bildirerek belirtilen hususlar dikkate alındığında acentenin risk seçimine özen göstermesi, portföyün çeşitlendirilmesi ihtar edilmiş, ardından 12.07.2017 tarihli fesih yazısı ile Beykoz ... Noterliğinin 12.07.2017 tarihli ve ... yevmiye nolu fesih bildirimi ile, üretim hedefinden uzak seyrettiği, davalı ... şirketinin prim üretim miktarı ve prim üretiminin ağırlıklı olarak kaza branşından oluştuğu ve ayrıca teknik zarar kaydedildiği gerekçesiyle acentelik sözleşmesi, sözleşmenin süresi başlıklı maddesi uyarınca 11.10.2017 tarihi itibariyle feshedilmiştir. Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanununun 23/16. maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesinin, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre portföy tazminatı talep edebilmenin ilk şartı, acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, yani sözleşmenin müvekkilce haksız şekilde feshedilmesidir. Bu nedenle öncelikle feshin haklı olup olmadığının ortaya konulması gerekir. Somut olayda, taraflarca imzalanan acentelik sözleşmenin portföy geliştirme borcuna ilişkin 11. maddesinde acentenin mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimini artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olduğu ve ayrıca acentenin üretimini benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı düzenlenmiştir.Davalı vekilince cevap dilekçesinde davacı acente ile aynı il ve ilçede faaliyetini sürdüren başka iki acentenin üretim dokümanlarını sunulmuş, alınan bilirkişi raporunda 2012,2013,2014 ve 2015 yıllarında davacının bu acentelere göre daha az oranda prim ürettiği, bu acentelerin üretim verileri artarken davacının üretiminin düşüş gösterdiği belirtilmiştir. Zira 12/06/2015 tarihli yazıda yıllık üretim hedefine ulaşılamamasının yanı sıra üretimin ağırlıklı olarak kaza branşından olduğunu belirtilerek acenteden risk seçimine özen gösterilerek portföyün çeşitlendirilmesi sureti ile üretim hedefine ulaşmasının beklendiği nazara alındığında davacının sözleşmenin feshine kadar geçen süre içerisinde uyarı yazısında belirtilen hususları yerine getiremediği anlaşılmaktadır.Davacı tarafça, acentenin üretiminin benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmediği de iddia ve ispat edilmemiştir. Sözleşmenin 11.maddesinde acentenin, benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı düzenlenmiş olup, davacıya gönderilen uyarı yazısından sonra üretimin yükseltilememesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin sigorta şirketince haklı olarak feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu tespitlere göre sözleşme sigorta şirketince haklı olarak feshedildiğinden davacının denkleştirme/portföy tazminatı isteme hakkı bulunmadığından, ilk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Davacı taraf müşterilerine, davalı tarafından gönderilen 23.11.2017 gönderdiği tarihli yazı nedeniyle gelir kaybına uğradığını da ileri sürmüştür. Ancak söz konusu yazıda davalı, davacı acente ile acentelik ilişkisinin bittiğini müşterilere bildirerek prim borçlarının kendisine ödenmesi gerektiğini belirtmiş olup davacının ticari itibarını zedeleyecek bir ibare içermediği anlaşıldığından gelir kaybı tazmini talebi de yerinde görülmemiştir. Bu sebeple mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin reddedilmesi de yerinde olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/1166, K. 2020/770, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-1166-e-2020-770-k-b3c178bb94aa