Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2011/483 E. 2016/649 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2011/483
- Karar No
- 2016/649
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/915 KARAR NO : 2025/18 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.11.2021 NUMARASI : 2019/1058 Esas 2021/994 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09.01.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.01.2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.11.2021 tarih ve 2019/1058 Esas 2021/994 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili, 19.06.2011 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı, davalı ...'in maliki, davalı ...'nin sürücüsü ... plakalı minübüsün, dava dışı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarpması sonucunda, minübüste yolcu olarak bulunan davacıların yaralandıklarını, Menderes Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/483 E. 2016/649 K. sayılı dosyasında davalı sürücü ...'nin kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu tespit edilerek mahkumiyetine karar verildiğini iddia ederek, HMK 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere, geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi ve yol masraflarına ilişkin olmak üzere davacı ... için 1.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL maddi tazminatın davalı işleten ve sürücü yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ayrıca her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40,000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalı sürücü ve işletenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili, 30.11.2016 tarihli dilekçesi ile, toplam dava değerini 44.971,65 TL’ye yükseltmiştir. Davacılar vekili 08.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat dava değerini davacı ... için 1.408,50 TL ulaşım ve pansuman gideri ve 647,35 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 2.055,85 TL'ye; Davacı ... için 51.410,79 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve 4.788,90 TL ulaşım ve pansuman gideri olmak üzere toplam 56.199,69 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, kazaya karışan aracın minibüs olduğunu, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Poliçesi yaptırılmasının zorunlu olduğunu, talep edilen tazminatın öncelikli olarak bu poliçeden karşılanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere tedavi giderleri yönünden müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacıların talep ettiği maddi tazminat taleplerinin uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacıların gerçek gelirlerinin ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, talep edilen maddi tazminatların dayanaklarının belirtilmediğini, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kanıtlanmadığını, talep edilen manevi tazminatın somut vakıaya ve neticelerine uygun olmadığını, taksirle meydana gelen kazanın sonuçları ile kıyaslandığında manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen ceza dosyasında davalı sürücü ...'nin kazanın meydana gelmesinde %100 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiği; İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 02.11.2015 tarihli raporuna göre, davacı ...'ın %18,2 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu; davacı ...'nın sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı, iyileşme süresinin 1 ay olduğu; 10.09.2020 havale tarihli raporda, %18 oranında sürekli maluliyet durumuna giren davacı ...'nin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamının 74.133,69 TL olduğu, sürekli maluliyet durumuna girmeyen davacı ...'un geçici iş göremezlik tazminatının 647,35 TL olduğu yönünde hesaplama yapıldığı; 17.10.2020 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, davacı ...'nin geçiçi ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamının 51.410,79 TL olduğu, davacı ...'un geçiçi iş göremezlik tazminatının 647,35 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, ulaşım ve pansuman giderlerine ilişkin olarak daha önce alınan 08.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacı ... için 1.408,50 TL, davacı ... için 4.788,90 TL ulaşım ve pansuman gideri hesaplandığı gerekçesiyle; davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile davacı ... yönünden 45.913,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.497,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 4.788,90 TL ulaşım ve pansuman gideri tazminatının; Davacı ... yönünden 647,35 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatı ile 1.408,50 TL ulaşım ve pansuman gideri tazminatının davalılar ... ve ...'ten kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; Davacı ... için 20.000,00 TL, Davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, davacıların maddi zararı hesaplanırken gelirlerinin asgari ücret baz alınarak hesaplandığını, davacıların kaza tarihinde tarım işlerinde günlük 35,00 TL yevmiye ile çalıştıklarını, gelir hesabında asgari ücretin baz alınmasının hatalı olduğunu, mahkemece yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını, davacı ...’nin adli tıp muayene bedeli olan 691,50 TL'nin yargılama giderlerinin hesabında dikkate alınmadığını; davacı ... için hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def’i gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacıların 30.11.2016 tarihli artırım dilekçesiyle dava değerini toplam 44.971,65 TL’ye yükselttiklerini, davacı tarafın bir davada bir kez artırım bir kez de ıslah yapılabileceği yönündeki kabulden hareketle ıslah yoluna başvurarak toplam dava değerini ıslah yolu ile 58.255,54 TL’ye çıkardığını, ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bedel artırımından sonra yapılan ıslahın, tamamen bağımsız bir müessese olduğunu, ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımının işlemeye devam ettiğini, ulaşım ve tedavi masrafları yönünden hükme esas alınan 08.01.2016 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişinin davacıların iyileşme sürecinde sarf ettikleri ulaşım ve pansuman giderlerinin kendi görev alanı dışında olduğunu ifade ettiğini, bu konuda uzmanından rapor alınması gerekirken yine sadece aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan 08.01.2016 tarihli ilk rapordaki belirlemelerin kıstas alınmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından karşılanan hastane masraflarının dahi zarar kalemi olarak rapora dahil edildiğini, davacıların iyileşme sürecinde harcadığını iddia ettiği ulaşım ve pansuman giderleri hususunda dosyaya somut bir delil sunulmadığını, kazadaki kusur durumunun tespitinde, hiçbir inceleme yapılmaksızın salt ceza dosyasında alınan rapor ile yetinilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, kazanın meydana geldiği aracın yolcu taşımacılığında kullanılmakta olduğunu, öncelikli olarak Karayolları Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sorumlunun belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu poliçenin limitinin tükenmesi halinde mümkün olabileceğini, dava konusu kazanın trafik-iş kazası olduğunu, peşin sermaye değerinin hesaplanan tazminattan tenzili gerektiğini, müvekkili şirketin belgelendirilmiş olsun olmasın tedavi giderlerine ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, 6111 Sayılı Kanun gereğince 25.02.2011 tarihinden itibaren müvekkili şirketın tedavi giderleri tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğun geriye dönük olarak SGK'ya geçtiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle, davacıların yolcu olarak bulundukları aracın işleteni, sürücüsü ve ZMMS sigortacısından sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve yol masrafı, ayrıca işleten ve sürücüden manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinde "Bu sigorta ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunundan doğan sorumluluğunu, poliçede yazılı sigorta tutarlarına karar temin eder.” hükmü bulunmaktadır. 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Anılan Kanunun 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Somut olayda; taşıma esnasında kazanın meydana geldiği sabit olup, aracın kaza tarihini kapsayan zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasının mevcut olup olmadığı araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. İlk derece mahkemesince, davacıların yolcu olarak bulundukları ... plaka minübüsün, kaza tarihini kapsar şekilde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasının bulunup bulunmadığının araştırılması (gerekirse Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne aracın plaka bilgisi, motor ve şasi numarası da eklenmek suretiyle sorularak), var ise söz konusu poliçenin getirtilmesi ve davalı sigorta şirketinin (ZMSS) ancak taşımacılık mali sorumluluk sigortası limitinin üzerinde bir zararın tespiti halinde limitin üzerinde kalan kısım yönünden sorumlu olacağı göz önünde bulundurularak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. Ancak, Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda, talep edilen tazminatlar yönünden ilk derece mahkemesince kusur raporu alınmadığı, ceza dosyasında alınan kusur raporuyla yetinildiği görülmekte olup, davalı ... vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerindedir. Dava dilekçesinde pansuman ve tedavi gideri talep edilmiş olup, davacıların yaralanmalarının niteliğine göre, pansuman ve ulaşım gideri hesaplanması yönünden doktor bilirkişiden rapor alınmaması da doğru olmamıştır. Davalı ... vekilinin bu istinaf sebebi de yerindedir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., Yargıtay 17. HD 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Somut olayda ilk derece mahkemesince aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak davacı ...'ın bakiye yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi ve yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemiyle hesaplanmak suretiyle bulunacak tazminat tutarına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Davalı ... vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf sebebi de yerindedir. Mahkemenin kabulüne göre de, davacı ... tarafından yapılan Adli Tıp Muayene bedelinin yargılama giderlerinin hesabında dikkate alınmaması hatalı olup, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli 2019/1058 E. 2021/994 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara ayrı ayrı iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.