Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1165 E. 2020/914 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/1165
Karar No
2020/914
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/569 KARAR NO: 2024/262 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I TARİHİ: 29/12/2020 NUMARASI: 2018/1165 E. - 2020/914 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket, müvekkili davacı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin tesadüfen UYAP üzerinden 26.10.2018 tarihinde öğrenildiğini, usulsüz tebligat yapıldığını, bu sebeple şikayet yoluna gidildiğini, davacının davalıya kesinlikle borcu bulunmadığını, icra takibine dayanak yapılan faturaların gerçeği yansıtmadığını, fatura kesilmesine sebep gösterilen ticari alış-verişin müvekkili ve davalı arasında hiçbir zaman gerçekleşmediğini, faturada bahsi geçen malın hiçbir zaman müvekkiline teslim edilmediğini, takibe konu faturaya dayanak mal teslim edilmeden davalının haksız takip başlattığını, usulsüz tebligat yapılarak takibin kesinleştirildiğini ileri sürerek, davacının davalıya borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının kimya sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davacının davalıya 2016 yılından bu yana kendisine özel oluklu mukavva kutu siparişi verdiğini, davalı müvekkilinin de davacıya özel siparişler üreterek davacıya teslim ettiğini, davalı ve davacı arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılından bu yana devam ettiğini, 2018 yılı Mayıs ayında tarihinde davacının kendisine mahsus oluklu mukavva kutu siparişi verdiğini, bu siparişin davalı tarafından üretilerek 06.06.2018 tarihinde sürücü ... tarafından davacıya teslim edilmek üzere götürüldüğünü, fakat davacı çalışanları ve yetkililerinin kamyon şoförünü oyalayarak kendilerine özel ürünleri teslim almadıklarını, bunun üzerine nakliye şoförü davacı şirket tarafından teslim alınmayan ürünleri tekrar davalıya getirerek 08.06.2018 tarihli tutanağı tutturduğunu, bunun üzerine davalının, davacının kendisine mahsus siparişi üzerine ürettiği ürünler için 31.05.2018 tarih, ... seri numaralı, 15.731,76-TL bedelli faturayı düzenleyerek Gebze ... Noterliğinin 07.06.2018 tarihli, ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davacıya gönderdiğini, faturanın ''Adreste şirket yetkilisinin imzadan imtina etmesi nedeniyle, tebliğ evrakı muhtara teslim edildi. .. Nolu haber kağıdı şirket kapısına asıldı, 11.06.2018" ibaresi ile davacıya usul ve yasalara uygun olarak tebliğ edildiğini, davacının faturaya 8 gün içinde itiraz etmediğini, davacının ödemeyi yapıp ürünlerini alacağını söyleyerek davalıyı oyaladığını, bunun üzerine davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dava dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davanın haksız olduğunun savunarak, davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/885 Esaslı dosyası dosyamız içersine getirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde 15.731,76.-Tl asıl alacağın temerrüt faizi ile birlikte tahsili için takip yapıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıya borcu varsa saptanması için öncelikle İnegöl’de bulunan davalı defterlerinin incelenmesi için bilirkişiye verilmesi için İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmıştır. Davalı yanın ticari defterleri İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/36 Talimat sayılı dosyası ile incelenmiş olup, 24/12/2019 havale tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında :"Davalı firma ticari defterlerinde yapılan incelemelere göre davalı ... Tic. A.Ş.. davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. den 15.731.76.-TL alacaklı durumdadır. " şeklinde kanaat bildirilmiş olduğu görülmektedir. Dosya talimat mahkemesinden dönmesinden sonda davacı defterleri üzerinde de inceleme yapılması için bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 01.12.2020 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; “Taraflar arasında akdedilen herhangi bir yazılı sözleşmeye dosyanın tetkikinde rastlanılmadığı, ancak taraf beyanlarından taraflar arasındaki ticari ilişkinin her iki yanın da kabulünde olduğunun anlaşıldığı, davacının, kendi defterlerinde takip tarihi itibari ile davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığı, davalının ise alınan bilirkişi raporuna göre kendi defterlerinde takip tarihi itibari ile davacıdan 15.731,76.-TL Alacaklı olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki uyuşmazlığa sebebiyet veren hususun; davalı defterlerinde kayıtlı ancak davacı defterlerinde kayıtlı olmayan davalının davacıya düzenlemiş olduğu, 31.05.2018 tarihli, ... nolu. 15.731.76-TL lik faturadan kaynaklandığı, Davalının dosyaya sunmuş olduğu doneler ile raporumuzun 7. maddesinde bu dönemlere ilişkin iddialarının nihai takdirinin Mahkemenize ait olduğu, Bu tespitlere nazaran; Davalının sunmuş olduğu doneler ile iddialarının Mahkemece kabulü halinde davacının davasının reddinin gerektiği ve davalının davacıdan 15.731.76.-TL Alacaklı olduğu, Davalının sunmuş olduğu doneler ve iddialarının kabul edilmemesi halinde ise davacının davalıya herhangi bîr borcu ve alacağının mevcut olmadığı” kanaati ile raporunu sunmuştur. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki dava bir Menfi Tespit davası olup davacının davalıya takip konusu 31.05.2018 tarihli, ... nolu. 15.731,76-TL lik faturadan dolayı herhangi bir borçlarının olmadığı, takibe sebep verilen ticari alış­verişin taraflar arasında hiçbir zaman gerçekleşmediği talebinde bulunduğu görülmektedir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılından bu yana devam ettiği, davacı tarafından 2018 Mayıs ayında verilen siparişin hazırlandığı ve davacıya teslim edilmek üzere nakliye şoförüne teslim edildiği, ancak davacının malı teslim almaktan imtina ettiği ve nakliye şoförü tarafından tutanak ile malı kendilerine iade edildiği, bunun üzerine davacı yana söz konusu mallara ilişkin fatura düzenlendiği ve ihtarname ile gönderildiği, ihtarnamenin davacı tarafından alınmayarak muhtarlığa tebliğ edildiği, ancak davacı tarafından ihtarname ile gönderilen faturaya süresinde bir itirazın gerçekleşmediği, bunun üzerine söz konusu fatura üzerinden davacıya icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilen herhangi bir yazılı sözleşmeye dosyanın tetkikinde rastlanılmamış olup, ancak taraf beyanlarından taraflar arasındaki ticari ilişkinin her iki yanın da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Davalının düzenlemiş olduğu 31/05/2018 tarihli. ... nolu,15.731.76.-TL'lik faturanın kaydına davacı ticari defterlerinde rastlanılmamıştır. Bu hesabın takip tarihi itibari ile herhangi bir borç ya da alacak bakiyesi vermediği görülmektedir.Davalı yanın ticari defterleri İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/36 Talimat sayılı dosyası ile incelenmiş olup, 24/12/2019 havale tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında :'...Davalı firma ticari defterlerinde yapılan incelemelere göre davalı ... Tic. A.Ş.. davacı ... A.Ş. den 15.731.76-TL ALACAKLI durumdadır. ' şeklinde kanaat bildirilmiş olduğu görülmektedir. Dosyada 08/06/2018 tarihli el yazısı ile doldurulmuş bir tutanağın mevcut olduğu, tutanağın altında Sürücü ...ile... ile ... isimli şahısların ad, soyad ve üzerlerinde bir adet imzanın mevcut olduğu görülmektedir. Söz konusu tutanakta özetle :'... Kara 30/05/2018 tarihinde davalı şirketten yüklediği karton kutuları davacı şirkete götürdüğünü, davacı firma tarafından kartonların kendilerinin olmadığı ve kartonların yanlış olduğunu ve malın inmeyeceğini' Akabinde davalı tarafından davacıya 31/05/2018 tarihli, ... seri nolu, 15.731,76-TL lik fatura Gebze ... Noterliğinin 07/06/2018 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile gönderilmiş olduğu, ihtarname' taraflar arasında yapılan alış-veriş neticesinde tahakkuk eden ve düzenlenen faturanın bir nüshasını ihtarname ekinde tarafınıza tebliğ ediyoruz' şeklinde olduğu, ihtarnamenin tebliğ evrakı 11/06/2018 tarihinde: 'adreste şirket daimi yetkilisinin imzadan imtina etmesi nedeniyle, tebliğ evradı muhtara teslim edildi. 2 nolu haber kağıdı şirket kapısına asıldı' şeklinde olduğu görülmektedir. Yine davalı vekili tarafından sunulan 18/09/2020 tarihli dilekçesinde "davacı şirketin tamamen kendisinden kaynaklı bir hatadan ötürü yanlış sipariş verdiğini, müvekkili şirketin verilen siparişe uygun olarak hazırlayıp gönderdiği mallan haksiz olarak iade ettiğini, bununda dilekçe ekinde sunulan belge ile ortaya çıkacağı" iddiasında olup, dilekçe ekinde sunulan belgenin tetkikinde ise; Davacı ... antetli kağıdına yazılı davalıya düzenlenmiş yazıda aynen :'15/05/2018 tarihinde tarafımızdan istenen baskısız ambalaj siparişlerimiz tarafımıza ulaştığı zaman siparişin zuhulen yanlış yapıldığı kutuların baskılı ve amblemli olması gerektiği düşünülerek itiraz edilmiş ve tarafımıza gönderilen 2500 adet karton kutu tarafınıza iade edilmiştir. Bu olayla ilgili tarafınızdan yargı süreci başlatılmış ve aleyhimize hükün kurularak sonlandırılmıştır. Tarafımızdan sipariş mektubu gereği istenen emtialar iade edilip Bu defa; Emtianın baskısız bedeli ile baskılı bedeli arasındaki fark tarafımızdan ödenecektir. Söz konusu siparişimizin baskılı hale getirilerek tarafımıza gönderilmesini talep etmekteyiz. Konunun hassasiyetle incelenerek ticari teamül içinde oluşabilecek bu denli yanlışlıkların düzeltilmesi ve tarafımızın mağdur edilmemesi için emtiaların baskılı hale getirilerek gönderilmesi için gerekenin yapılmasını rica ederim' şeklinde olup, dilekçenin altında davacı şirketin kaşesi ile bir adet imzanın mevcut olduğu görülmektedir. Tüm bu anlatılan nedenlerle davacının davalıya verdiği siparişin imal edilip teslim aşamasına geldiğinde davacı tarafından teslim alınmadığından davalının davacıya düzenlemiş olduğu, 31/05/2018 tarihli, ... nolu. 15.731.76-TL lik faturadan kaynaklandığı, bu nedenle davacının davasının reddinin gerektiği ve davalının davacıdan 15.731.76-TL ALACAKLI olduğu ... '' gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının 31.05.2018 tarihli 15.731,76 TL bedelli fatura konusu malların davacıya teslim etmediğinin ihtilafsız olduğunu, davalı tarafça gönderilen malların, kabul edilmeyerek teslim alınmadığını, davalı şirkete aynen iade edildiğini, davalının bu malları iade aldığını, bu hususun davalı tarafça da ikrar edildiğini, davalı şirketin, malların teslim alınmamasında kendi kusurlarının olmadığı yönündeki savunmalarının da teslim edilmeye malın bedelinin ödenmesini gerektirmeyeceğini, davalının, müvekkilinin siparişine uygun hareket etmediğini düşünseydi, yasadaki alacaklının temerrüdü hükümlerinden hareketle tevdi mahalli tayin ettirerek edimini ifa yoluna gitmesi gerektiğini, fatura gönderilmesinin sözleşme konusu işin yapıldığı ve malların teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, kaldı ki fatura konusu malın da teslim edilmediğini, davalı yanın da kabulünde olduğundan artık faturanın tebliğ edilip edilmemesi, tebliğ edilmişse ona itiraz edilmemesinin hiçbir sonuç doğuramayacağını, faturanın müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlenmediğini, davalı tarafın, inceleme günü olan 18.09.2020 tarihinde UYAP üzerinden sunduğu ve taraflarına tebliğ edilmeyen dilekçesi ekindeki 21.2.2020 tarihli yazının ilk derece mahkemesince karara dayanak yapıldığını, yazının delil olarak değerlendirilemeyeceğini, delil olarak dikkate alınmasın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sonradan delil ibrazına muvafakatleri olmadığını, kaldı ki bu yazıda da fatura konusu malların teslim edilmediğinin açıkça ifade edildiğini, bu delile davalı tarafça delil listesinde yer verilmediğini, e dilekçeler teatisi aşamasında da dayanılmadığını, fatura konusu malların davacıya teslim edilmediği sabit olmasına rağmen menfi tespit davasının reddinin davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesi anlamına geldiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/2963 E., 2020/1275 K. ve 29.6.2020 tarihli kararında, icra dosyasındaki tebligatın usulsüz olduğuna kesin olarak karar verildiğini, davanın kabulü gerektiğini, gerek mahkeme dosyasına gerekse icra dosyasına sunulan teminat tutarlarının davacıya iadesi talepleri olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkidir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, davalının takip konusu yaptığı borcunun bulunmadığını, takibe dayanak faturanın kesilmesine sebep olan ticari ilişkinin taraflar arasında gerçekleşmediğini ileri sürmüş, davalı taraf, davacının 2016 yılından bu yana kendisine özel oluklu mukavva kutu siparişi verdiğini, kendisinin de davacıya özel siparişler üreterek teslim ettiğini, ticari ilişkinin 2016 yılından bu yana devam ettiğini bu kapsamda 2018 yılı Mayıs ayında davacının yine kendisine mahsus oluklu mukavva kutu siparişi verdiğini, bu siparişi üreterek davacıya gönderdiğini, ancak davacının bu malları teslim almadığını, mallara ilişkin olarak düzenlediği 31.05.2018 tarih, ... seri numaralı, 15.731,76-TL bedelli faturanın davacı tarafça ödenmediğini, bu nedenle davacının borçlu olduğunu savunmuştur. Davalı tarafça, dosya içeriğinde bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına göre, davalı (takip alacaklısı) tarafından davacı (takip borçlusu) aleyhine 25.09.2018 tarihinde, 15.731,76 TL cari hesap alacağının işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili için ilâmsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraf defterlerinin incelendiği bilirkişi raporlarına göre defterlerin usulüne uygun tutulduğu, faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında 2016 yılından itibaren ticari ilişki bulunduğu, fatura konusu malların davacı tarafça teslim alınmadığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı vekili, davacı şirketin tamamen kendisinden kaynaklı bir hatadan ötürü yanlış sipariş verdiğini, müvekkilinin verilen siparişe uygun olarak hazırlayıp gönderdiği malların haksiz olarak iade edildiğini savunmaktadır. Bu noktada ihtilaf, fatura konusu malların davacının siparişi üzerine üretilip üretilmediği, bunun sonucuna göre de davacının bu fatura bedelinden sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davalı vekilince yargılama sırasında 18.09.2020 tarihli dilekçe ekinde 20.02.2020 tarihli ve davacı tarafın imzasını, kaşesini ve antentini taşıyan bir yazı sunulmuş olup bu yazıda, ''15/05/2018 tarihinde tarafımızdan istenen baskısız ambalaj siparişlerimiz tarafımıza ulaştığı zaman siparişin zuhulen yanlış yapıldığı kutuların baskılı ve amblemli olması gerektiği düşünülerek itiraz edilmiş ve tarafımıza gönderilen 2500 adet karton kutu tarafınıza iade edilmiştir. Bu olayla ilgili tarafınızdan yargı süreci başlatılmış ve aleyhimize hükün kurularak sonlandırılmıştır. Tarafımızdan sipariş mektubu gereği istenen emtialar iade edilip Bu defa; Emtianın baskısız bedeli ile baskılı bedeli arasındaki fark tarafımızdan ödenecektir. Söz konusu siparişimizin baskılı hale getirilerek tarafımıza gönderilmesini talep etmekteyiz. Konunun hassasiyetle incelenerek ticari teamül içinde oluşabilecek bu denli yanlışlıkların düzeltilmesi ve tarafımızın mağdur edilmemesi için emtiaların baskılı hale getirilerek gönderilmesi için gerekenin yapılmasını rica ederim" denilmektedir. Bu yazıda yer alan imza davacı tarafça inkar edilmemiştir. Bu durumda fatura konusu malların davacının siparişi sonunda davalı yanca üretildiği, ancak davacının hatalı siparişi ile istediği nitelikte yanı baskılı üretilmediği, bu nedenle iade edilen mukavvaların istediği şekilde baskılı olarak üretilip gönderilmesi için davalıya iade ettiği, davacının aradaki fark bedelini de ödeyeceğini belirttiği anlaşıldığından davacının söz konusu fatura bedeli olan 15.731.76-TL davalıya borçlu olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili, 20.02.2020 tarihli bu belgenin sunulmasının savunmanın genişletilmesi yasağına ve delil sunulması yasağına aykırı olduğunu, muvafakatleri bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, HMK'nın 145. maddesinde kanunda belirtilen sürelerden sonra delil gösterilemeyeceği belirtilmekle birlikte bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülmesi o tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa o delilin sonradan gösterilmesine mahkemece izin verilebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, davalının, yargılamayı uzatmak yönünden bir amacı olmadığı gibi söz konusu belgenin de cevap dilekçesinden sonra 21.02.2020 tarihinde düzenlendiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davacının teslim edilmeyen mala ilişkin fatura bedelinden sorumlu tutulmasının ve davanın reddinin davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını da istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak somut olayda davacı kendi hatalı siparişi üzerine fatura konusu malların baskısız üretildiğini, aradaki farkı ödeyerek mukavvaların baskılı hale getirilmesi için davalıya iade ettiğini bizzat kendisinden sadır olan belge ile kabul etmektedir. Bu nedenle davalıya iade ettiği malların faturasına konu bedelden davacı taraf sorumlu olup aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde yerinde değildir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.02.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/1165, K. 2020/914, T. 22.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-1165-e-2020-914-k-040ff72c8b69