Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1115 E. 2020/116 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1115
- Karar No
- 2020/116
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2014 KARAR NO: 2023/1604 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11/02/2020 NUMARASI: 2018/1115 E. - 2020/116 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket tarafından ... firmasının alındığını, hisse devri ile markanın yeni hali için logo, kurumsal kimlik ve çeşitli tasarım ihtiyacı olduğunu, bunun sonucu olarak davacı ile borçlu şirket arasında ... A.Ş'nin logo, kurumsal kimlik ve çeşitli tasarımlarının yapılması için anlaşma yapıldığını, işbu işlem için 16.750,00 USD + KDV olmak üzere toplamda 18.000,00 USD üzerinden anlaşıldığını, bunun sonucu olarak vekil eden lehine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile bu paranın tahsili için ilamsız icra takibi açıldığını, vekil eden yetkilileri ... ve ... tarafından gönderilen delillerde ve e-maillerde görüleceği üzere fiyat bilgisinin karşı yana bildirildiğini, bunun sonucu olarak yapılan tasarımlar işlemler için borçlu yanca ücret ödenmediğini, ancak yapılan tasarım ve işlemler kullanıldığını, yine bu hususla ilgili olarak tasarımların web sitesinde, katalog, broşürlerde ve ayrıca Edremit ilçesinde bulunan ekspertiz merkezinde kullanıldığınının tespit edildiğini, konuyla ilgili olarak noterlikçe e-tespit tutanağı tutulduğunu, bununla birlikte yapılan anlaşmalara rağmen davalı yanca anlaşılan edim yerine getirilmediğini ve davalı yana gönderilen 31/08/2018 tarih ve Üsküdar ... Noterliği'nin ... ve ... yevmiye nolu ihtarnameleri ile bu hususun bildirildiğini, tüm bu haklı nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafımızca, davacı Şirket'in Müvekkil Şirket aleyhine başlattığı icra takibine yetki yönünden itiraz edildiğini, davalı Şirket'in iddialarının aksine Müvekkil Şirket ile Davacı Şirket arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde yer alan sözleşme incelendiğinde, Müvekkil Şirket'in ilgili sözleşmenin tarafı olmadığının açıkça görüldüğünü, müvekkil Şirket, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin tarafı olmadığından, Müvekkil Şirket yönünen geçerli olan herhangi bir yetki sözleşmesinin varlığından da söz etmenin de mümkün olmadığını, dolayısıyla, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50'nci maddesinin atfıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 9'ncu maddesi uyarınca, icra takibi ve davaların Müvekkil Şirket'in yerleşim yeri olan Ankara icra dairelerinde ve Ankara mahkemelerinde açılması gerektiğini, nitekim, kendisine dava dilekçesinde açıklananın aksine hiçbir teklif mektubu gönderilmeyen, Davacı Şirket ile arasında hiçbir ticari ve sözleşmesel ilişki bulunmayan ve Davacı Şirket'ten hiçbir hizmet almayan Müvekkil Şirket'e Davacı Şirket tarafından usulüne uygun olarak tanzim edilip gönderilen herhangi bir fatura da bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın ayrıca pasif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bununla birlikte, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin incelenmesi sonucunda görüleceği üzere, Müvekkil Şirket borcun dayanağı olduğu iddia edilen sözleşmenin tarafı olmadığını, ilgili sözleşme Davacı Şirket ile dava dışı ... adlı şirketi temsilen ... tarafından imzalandığını, bu kapsamda ilgili sözleşmenin Müvekkil Şirket'e karşı hüküm ifade etmesinin mümkün olmadığını, sözleşmeyi imzalayan ..., sözleşme hükümlerinden şahsen sorumlu olduğunu, davacı Şirket'in dava dilekçesi ekinde borcun dayanağı olduğunu iddia ederek sunduğu sözleşme ile ihtarnamelerin incelenen 2018/1116 E. sayılı dosyasının bu dosya ile birlikte değerlendirilmesi halinde görüleceği üzere, eldeki dava kötüniyetle ikame edilmiş olup, salt Müvekkil Şirket'i taciz etme amacı taşıdığını, eldeki dava, AFS Reklam tarafından, esasen dava dışı ... yetkililerinin Müvekkil Şirket'e zarar verme ve Müvekkil Şirket'i taciz etme amacını gerçekleştirmek üzere açıldığını, hem Müvekkil Şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan Davacı Şirket hem de dava dışı ..., aynı tarihte (11.09.2018) ve aynı vekil aracılığıyla Müvekkil Şirket hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ... E. sayılı dosyaları üzerinden icra takipleri başlatıldığını,ilgili "fiyat teklifi ve sözleşme", Davacı Şirket ile dava dışı ... yetkililerinden ... arasında, Müvekkil Şirket'i taciz etmek amacıyla açılacak davalara delil üretmek üzere, geçmişe dönük olarak imzalanmış düzmece bir metinden ibaret olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında genel haciz yolu ile ilamsız takip yaptığı, takibe dayanak bir belge göstermediği, açıklama olarak 06/09/2018 tarihli 115.920,00 TL tutarlı asıl alacak ibaresi yazılmış olduğu, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri ve yetki yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, davalının yetki itirazından feragat ettiği, davacı tarafından alacağa dayanak yapılan sözleşmenin incelenmesinde taraflarının davacı ve dava dışı ... Computest şirketi olduğu, davacı işbu sözleşmeye dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de işbu sözleşme kapsamında davalıya sunulduğunu iddia edilen hizmet karşılığında davalı adına düzenlenen bir fatura ibraz etmediği ve takibe konu alacağın varlığını ispatlayamadığı, davalı her ne kadar kötü niyet tazminatı ve bunun yanında HMK 329. Maddesi uyarınca talepte bulunmuş ise de davacının davalı aleyhine ilamsız takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacının takip yapmakta ve huzurdaki itirazın iptali davasını açmakta kötü niyetli olduğunun sabit olmadığı, bu nedenle kötü niyet tazminatı şartlarının ve HMK 329. Maddesinin uygulanması için gerekli koşulların oluşmadığı, davalının taleplerinin yerinde olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davacı ile davalı şirket arasında ... A.Ş'nin logo, kurumsal kimlik ve çeşitli tasarımlarının yapılması için anlaşma yapıldığını, işbu işlem için 16.750,00 USD+ KDV olmak üzere toplamda 18.000,00 USD üzerinden anlaşıldığını, ancak borcun ödenmediğini, e-mailler ile fiyat bilgisinin karşı yana bildirildiğini, tasarımların web sitesinde, katalog, broşürlerde ve ayrıca Edremit ilçesinde bulunan ekspertiz merkezinde kullanıldığının tespitinin yapılıp noterlikçe e-tespit tutanağı tutulduğunu, davalı yana gönderilen 31.08.2018 tarih, Üsküdar ... Noterliğinin ... ve .. Yevmiye Nolu İhtarnameleri ile bu husus bildirildiğini, borçlunun itirazı yerinde olmayıp, iddiaların haksız olduğunu, davanın reddine ilişkin kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkeme'nin davanın reddine ilişkin kararı yerinde olmakla birlikte, takip konusu miktarın %20'si oranındaki kötüniyet tazminatı ile HMK m. 329 uyarınca talep edilen kötüniyet tazminatı koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Davacı şirket'in, hem davaya esas icra takibi hem de eldeki dava yönünden açıkça kötüniyetli olduğunu, İİK 67/2 ve HMK 329'a dayalı kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini, davacının, dava konusu alacağın mevcut olmadığını, söz konusu sözde alacağın borçlusunun Müvekkili Şirket olmadığını bildiğini, Mahkeme gerekçesinde hatalı tespit olduğunu, 8850,00 TL bedelli tutarlı fatura ve ödeme dekontlarının Davacı değil, Müvekkili Şirket tarafından dosyaya sunulduğunu, söz konusu ödemenin dava dışı 3. Kişi ...Tanıtım ve Organizasyon isimli firma tarafından yapıldığını, davacının Müvekkili Şirket'in ticari ve şahsi uyuşmazlık halinde olduğu dava dışı ... adlı firma ile işbirliği içinde, önce İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden Müvekkili Şirket hakkında haksız icra takibini başlattığını, 10/05/2018 tarihinde Müvekkili Şirket veya ... A.Ş. ile bir sözleşme imzaladığını iddia eden Davacı Şirket'in ihtarnamelerinde bu "sözde" sözleşmeye atıfta bulunmadığını, ilgili sözleşmenin, ... şirketi adına, tek başına imzaya yetkili olmayan ... tarafından imzalanmış olduğunu, ...'nın, Müvekkili Şirket'in ihtilaf halinde bulunduğu ... adlı firmanın da ortaklarından olduğunu, ...'ün eski ortağı olan, ... adlı firmadaki ortaklığı ve görevleri devam eden ...'nın "basiretli bir tacir" olarak, tek başına imzaya yetkili olmadığını bilmesine rağmen, 18.000,00-EURO bedelli bir sözleşmeye, ... adına tek başına imza atması da yine hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Müvekkili Şirket aleyhine bir taciz aracına dönüştürecek şekilde kötüye kullanma olduğunu, söz konusu faaliyetleri sırasında da yargı makamlarını gereksiz yere meşgul ettiğini, Davacı Şirket'in alacağını "usul kuralları çerçevesinde ispat edememiş olması" değil, bizatihi, en başından beri Müvekkil Şirket'ten hiçbir alacağının bulunmaması; buna rağmen, kasten Müvekkil Şirket hakkında haksız bir icra takibi başlatması ve ardından eldeki haksız davayı ikame etmesi nedeniyle Davacı Şirket'in kötüniyetli olduğunu, kararın düzeltilerek onanması talebiyle istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK 67.md.'sine göre icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından 11/09/2018 tarihli takip talebi ile davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır.10.05.2018 tarihli sözleşme Davacı ve Dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş arasında, davalı şirket yöneticisi ... arasında imzalanmış, sözleşmenin konusunun, dava dışı ... firmasına ilişkin logo ve benzeri kurumsal tasarımların yapılması olduğu görülmüştür. Davacının, dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş'ne Üsküdar ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 31/07/2018 tarihli ihtarnamesini gönderdiği, e-maillerin mates e-mail adresine gönderildiği görülmüştür. 16.03.2018 tarihli ticaret sicil gazetesi incelendiğinde temsile müşterek yetkili olarak olarak ... ve ...'nın olduğu anlaşılmıştır. ...'nın, davalı yetkilisi olarak temsile yetkili olduğu belirtilmiştir. Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde, davacının davalı ile sözleşme yapmadığı ancak sözleşme tarihi itibariyle dava dışı şirket ile davalı şirketin ortak olup, yönetimde temsile birlikte yetkili oldukları anlaşılmıştır. Davacı istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Davacı, davalı şirket ile ... A.Ş'nin logo, kurumsal kimlik ve çeşitli tasarımlarının yapılması için anlaşma yapıldığı iddiasında ise de, anlaşmanın davalı tarafça yapılmadığı, şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre temsile müşterek yetkili olarak olarak ... ve ...'nın olduğu ancak ...'nın sözleşmede imzası bulunmadığı için davalıyı bağlamayacağı, TPMK nezdindeki tescil kayıtlarına göre tasarımın sözleşmeden önce oluşturulmuş olması nedeniyle tüm istinaf istemlerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Davalı istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Davacı ile Dava dışı ... Ekspertiz Cihazları San. Ve Tic. A.Ş arasında sözleşme imzalandığı, davacı ile davalı arasında sözleşme imzalanmamış ise de, temsile yetkili kişilerin yönetimde müşterek oldukları, müşterek hareket edilmesi sebebiyle davacının davayı davalıya yöneltmekte hukuki yararının olduğu, dava açma hakkında kötü niyetten bahsedilemeyeceği davalının da bu yöndeki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ve davacı vekillerinin ayrı ayrı istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2020 tarih ve 2018/1115 E., 2020/116 K. sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı ve davalı taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023