Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1 E. 2021/772 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/1
Karar No
2021/772
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/171 KARAR NO:2024/1530 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/10/2021 NUMARASI:2018/1 E. - 2021/772 K. DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... ..., davacı müvekkillerinden alacaklı olduğundan bahisle ... sayılı icra dosyası ile müvekkilleri aleyhine icra takibine başlamış olup, takip dayanağı bonolardan dolayı davacı müvekkillerden alacaklı olmadığım,. Şöyle ki;Davacı müvekkiller ile davalı ... arasında 20.04.2015 tarihinde ... sözleşme numaralı fınansal kiralama sözleşmesi imzalandığını,Sözleşme süresince davacı müvekkiller tarafından finansal kiralamaya konu malın kira bedelleri ödendiğini,davacı müvekkillerinin iyiniyetli olarak 6361 sayılı kanunun madde 30/f. Iı'ye göre, "kiracının tasfiye sürecine girmesi veya tasfiyeye girmeksizin finansal kiralama konusu malın tahsis edildiği işletmesini tasfiye etmesi hâlinde kiracının talebi üzerine sözleşmede aksine hüküm yoksa sözleşme, süresinden önce feshedilebilir." hükmü uyarınca sözleşmeyi feshederek sözleşme konusu malı kiralayana teslim ettiklerini, Davacı müvekkiller malı teslim etmiş olmalarına karşın dava konusu bonolardan dolayı davacı müvekkiller aleyhine davalı tarafından kötü niyetli olarak icra takibine geçildiğini,davacı müvekkilleri kira konusu malın tahsis edildiği işletmelerini tasfiye ederek kapattığını, kan undan doğan haklarını kullanarak da sözleşmeyi feshetmiş ve kiralamaya konu malı kiraya verene teslim etmişlerdir. 6361 sayılı kanunun sözleşmenin sona ermesinin sonuçlarını düzenleyen 33. Maddesi uyarınca "sözleşmenin kiralayan tarafından feshi ile 30 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca kiracı tarafından feshi hâllerinde, kiracı malı iade ile yükümlüdür, iade edilen malın üçüncü kişilere satılması hâlinde sözleşmede aksi bir değer kararlaştırılmadıkça satış bedelinin, vadesi gelmemiş fınansal kiralama bedelleri ile varsa kiralayanın bunu aşan zararı toplamından düşük olması durumunda aradaki fark kiracı tarafından kiralayana ödenir. Sözleşmede aksi bir değer kararlaştırılmadıkça iade edilen malın satış bedelinin, vadesi gelmemiş fınansal kiralama bedelleri ile varsa kiralayanın bunu aşan zararı toplamından yüksek olması durumunda aradaki fark kiralayan tarafından kiracıya ödenir, iade alınan malın üçüncü kişilere fınansal kiralama yöntemiyle kiralanması hâlinde de aynı esaslar uygulanır." hükmü uyarınca davacı müvekkillerin dava konusu bonolardan dolayı davalıya herhangi bir borçlarının olmadığı açıktır. İade edilen maldan dolayı herhangi bir zararının olup olmadığı yargılamayı gerektirdiği halde, davacı kira bedellerine ilişkin elinde bulunan bedelsiz bonoları kötü niyetli olarak icra takibine koyduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davacı müvekkilin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalının alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı kiracı şirket aleyhinde .... Sayılı dosyasından yürütülen takip, davacı şirketin müvekkil şirket ile aralarında imzaladıkları finansal kiralama sözleşmesini tek taraflı olarak feshinden dolayı muaccel hale gelen kira bedelleri ile sözleşmeden doğan diğer borçlarına istinaden 16.03.2017 tarihinde 142.525,46- tl üzerinden açıldığını, takip tarihinden sonra 20.04.2017 tarihinde iade edilen finansal kiralama konusu ekipmanların KDV hariç 101,694,92-TL bedel karşılığında satıldığını Müvekkili şirket kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, satış sonrasında 6361 sayılı ffik'nun 33. Maddesi uyarınca söz konusu satış bedeli kiracı davacı şirketin muaccel hale gelen kira bedellerinden dolay ısı ile anapara borcundan düşül düğünü, Ay rica işbu davanın ikame edilmesi neticesinde bu husus ilgili takip dosyasına da bildirildiğini, Tüm bu hususlara ilişkin detaylı açıklama davanın esası yönünden yapmış oldukları aşağıdaki açıklamalarda mevcuttur. Kiracı şirketin müvekkil şirkete başvurması halinde yahut takip dosyasına sunacağı bir talep ile tarafımızca dosyaya bildirileceği üzere, finansal kiralama konusu ekipmanların satış bedelini dolayısıyla güncel borç durumunu öğrenebileceği açıktır. Aynca kiracıdan fazladan tahsil edilmiş bir bedel de yoktur veya kiracının zarara uğratılması da söz konusu değildir. Bu nedenlerle kiracının ekipmanların satış bedeline ilişkin kısım yönünden iş bu menfi tespit davasını açmasında hukuki yaran olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacı .... Şti. İle müvekkil ..... Arasında 6361 sayılı finansal kiralama, faktöring ve finansman şirketleri kanunu kapsamında, 07.04.2015 tarihli 77041 sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi akdedilmiş ve sözleşmeye konu ekipmanlar davacı kiracı şirkete teslim edilmiş olduğunu, sözleşme devam ederken kiracı şirket tarafından müvekkil şirkete t.c. Bursa ... Noterliğinden 30.01.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek; kiracı şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar sebebiyle taraflar arasında akdolunmuş ... nolu finansal kiralama sözleşmesini devam ettirmesinin mümkün olmadığı öne sürülerek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettikleri ve sözleşmeye konu ekipmanların kiracı şirket adresinden teslim alınması müvekkil şirkete ihtaren bildirilmiştir. Kiracı tarafından sözleşmenin tek taraflı feshi neticesinde sözleşmeye konu ekipmanlar kiracıdan teslim alınmış ve sözleşme uyarınca tüm kira bedelleri muaccel hale gelmiş olduğunu, taraflar arasında akdolunmuş 07.04.2015 tarihli ... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesinin 27. Maddesi ile: "sözleşmenin sona ermesi ve feshi halinde kiracının, finansal kiralama konusu ekipmanları, sona erme veya fesih tarihinden itibaren 5 (beş) gün içinde, tüm sökme, nakliye, nakliye sigortası, taşıma ve yükleme masrafları kendisine ait olmak üzere kiralayanın uygun göreceği yere teslim ve iade etmekle yükümlü olduğu" karşılıklı mutabakatla hüküm altına alınmıştır. Gelmemiş tum kıra borçları ile sözleşmeden doğan diğer borçlarının muaccel hale geleceği ve kiracının muaccel hale gelen bütün kira ve diğer borçlarını sözleşmenin feshinden itibaren 5 gün içerisinde ödemekle yükümlü olduğu karşılıklı olarak imza altına alınmıştır. Sözleşmenin kiracı tarafından feshi sonucunda tüm kira bedelleri muaccel olmuş lâkin muaccel hale gelen kira bedellerinin kiracı tarafından sözleşme uyarınca 5 gün içerisinde ödenmemesi neticesinde taraflarınca ...sayılı dosyasından takibe geçildiğini, bu hususun kiracı şirketin takip tarihindeki borç durumunu gösterir 16.03.2017 tarihli cari hesap dökümünden ve müvekkili şirket kayıtlarından anlaşılacağını, dolayısıyla davacının iddia ettiğinin aksine, müvekkili şirketin kötü niyetli olarak takip başlatması söz konusu olmadığını, aksine müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunu iddia eden ve muaccel hale gelen borçlarını ödemeyen kiracı şirket kötü niyetli olduğunu, açıklanan bu nedenlerle, öncelikle ekipmanların satış bedeli yönünden kiracının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı göz önünde bulundurularak, davanın satış bedeline tekabül eden 101.694,92-tl'lik kısmının dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, usulden red talebimizin kabul görmemesi halinde, satış bedelinin 6361 sayılı fffk'nun 33. Maddesi uyarınca vadesi gelmemiş kira bedellerinden düşülmüş olması dikkate alınarak, davanın satış bedeline tekabül eden 101.694,92-TL'lik kısmının konusuz kaldığına hükmedilmesine, davacı borçlunun satış bedelini aşan kötü niyetli talepleri ile müvekkil hakkında %20 aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin esastan reddine, kötü niyetli olarak borçlu olmadığını öne süren borçlu davacı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, benimsenen bilirkişi raporları, toplanıp değerlendirilen delillere göre; alınan bilirkişi raporlarının dosyamız kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olmaları nedeniyle işbu raporlara itibar edilmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporlarına göre, davacılar/takip borçlularının, davalı takip alacaklısına finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklı borç nedeniyle verilen bonolardan dolayı dava tarihi itibariyle 40.830,54 TL asıl alacak ve 27.545,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.375,84 TL borçlu olduğundan, DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Davacıların, .... sayılı dosyasında dava tarihi itibariyle 40.830,54 TL asıl alacak ve 27.545,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.375,84 TL'yi aşan miktar yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, Davacıların fazlaya ilişkin isteminin reddine, Takipte davalının kötüniyeti ispatlanamadığından davacı yanın, takip durdurulmadığından davacı yanın tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-davacı tarafından sözleşmenin feshi nedeniyle borcun muaccel hale gelmesi akabinde davacı kiracı şirket aleyhine .... Sayılı dosyasından yürütülen takip ile 16.03.2017 tarihinde 142.525,46-TL üzerinden takip açıldığını, takip açıldığı tarihte finansal kiralama konusu ekipmanların henüz satılmadığını ve borçtan düşülecek bir satış bedelinin henüz mevcut olmadığını, takibin açılmasından sonra 20.04.2017 tarihinde iade edilen finansal kiralama konusu ekipmanlar KDV hariç 101.694,92-TL bedel karşılığında satıldığını, Müvekkili şirket kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, satış sonrasında 6361 Sayılı FFFK'nun 33. Maddesi uyarınca söz konusu satış bedelinin kiracı davacı şirketin muaccel hale gelen kira bedellerinden dolayısı ile ileriye yönelik anapara borcundan düşüldüğünü, bu hususun icra dosyasına haricen tahsilat olarak bildirildiğini, finansal kiralama konusu malların satışı ve kiracının borcundan düşülmesi akabinde de davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, mahkemece dava tarihi olan 02.01.2018 itibari ile 68.375,84 TL borçlu olduğu, aşan miktar yönünden ise borçlu olmadığına karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, borcun kaynağı, sözleşmeden doğan kira bedelleri, temerrüt ve masraflarından ibaret olup kiracıdan fazladan talep edilmiş bir bedel olmadığını, takip açılış tarihi olan 16.03.2017 tarihindeki borç durumunu gösterir cari hesap raporunda da görüldüğü üzere müvekkili şirketin alacağının yaklaşık 4000-TL altında olan 142.525,46-TL üzerinden takibe geçildiğini, kiracıdan fazladan tahsil edilmiş bir bedel olmadığını veya kiracının zarara uğratılmasının da söz konusu olmadığını, kiracının ekipmanların satış bedeline ilişkin kısım yönünden iş bu menfi tespit davasını açmasında hukuki yararı olduğundan bahsedilemeyeceğini, kiracının müvekkili şirket yahut icra müdürlüğü nezdinde ekipmanların satış bedeli ve güncel borca ilişkin her hangi bir talepte bulunmadan bu davayı ikame etmiş olmasında hukuki yararı olmadığını, takipte ileri sürülebilecek hususlara dayanılarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, takipten sonra açılan davada da hukuki yararın bulunması gerektiğini, ödeme süresinde borcun itfa ya da imhal edildiğini ileri sürmeyen borçlunun borcun bulunmadığına dayalı menfi tespit davası açması mümkün olmadığını, bu bağlamda davanın 101.694,92-TL'lik satış bedeline ilişkin kısmının esasa girilmeden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,-6361 sayılı kanunun 30. Maddesi ve 33. Maddesi gereği finansal kiralama konusu iade edilen mal satıldıktan sonra kiracının borcundan düşüleceği, takip tarihinde malın hala satılmamış olduğu, takip tarihinden sonra satış bedelinin borçtan düşüldüğü ve bu hususa ilişkin gerekli bildirimlerin taraflarınca yapıldığı icra dosyası ve müvekkili kayıtları detaylıca incelendiğinde görüleceğini, Mahkeme tarafından takibin açıldığı tarihteki borç durumu araştırılmadan, bu yönden verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, taraflar arasında muacceliyet sözleşmesi imzalandığını ve kambiyo senetlerinden birinin ödenmemesi halinde tamamının muaccel hale geleceği kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeler ve kanun birlikte değerlendirildiğinde, finansal kiralama sözleşmesinin feshi ile birlikte, finansal kira borcunun tamamı muaccel hale geldiğini, ancak mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporları ve mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde bu husustan hiç bahsedilmediğini, Davacı kiracı şirketin, ... Sayılı dosyasından yürütülen kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibin müvekkili şirket tarafından kötü niyetli olarak açıldığını, takibe konu bonolardan dolayı müvekkiline herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek işbu davayı ikame ettiğini, takip tarihi 16.03.2017 olup tarafların bu tarihteki borç tutarı üzerinden takip başlatıldığını, mahkemece yapılan hesaplamaya bakıldığında dava tarihi olan 02.01.2018 tarihi itibari ile borç durumunun hesaplandığını, Davacının talebi takibe konu bonolardan dolayı borcun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğunu, dolayısı ile yapılması gereken incelemenin de takip tarihinde davacının müvekkiline olan borcu ile dava tarihindeki borç durumunun ayrı ayrı tespit edilmesi olduğunu, sözleşmenin 28. Maddesine göre de sözleşmenin feshinden itibaren 5 gün içerisinde sözleşmeden doğan borcu ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin kiracı tarafından feshi sonucunda tüm kira bedellerinin muaccel olduğunu, lakin muaccel hale gelen kira bedellerinin kiracı tarafından sözleşme uyarınca 5 gün içerisinde ödenmemesi neticesinde taraflarınca ..... Sayılı dosyasından takibe geçildiğini, bu hususun kiracı şirketin takip tarihindeki borç durumunu gösterir 16.03.2017 tarihli cari hesap dökümünden ve müvekkili şirket kayıtlarından ve bilirkişi incelemesinden de anlaşıldığını, işbu davada yapılması gerekenin de takip tarihi olan 16.03.2017 deki borç durumuna göre hesaplama yapılması olduğunu, dava tarihi itibarı ile borç bulunup bulunmadığının tesbitinin yapılmasının tamamen hatalı olduğunu, takip tarihi itibarı ile hesaplama yapılırsa takip miktarı kadar borçlu olduğunun açık ve net ortaya çıkacağını, Mahkemenin kendi gerekçesinde dahi davacıların müvekkiline verilen bonolardan dolayı takipte borcu olup olmadığının tespitinin yapılacağı belirtildiğini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında verilecek kararın da icra takip tarihi itibari ile borçlunun borçlu olup olmadığına ilişkin verilmesi gerektiğini, mahkemece takip tarihindeki borç durumu değil nedeni anlaşılamayan bir şekilde sadece dava tarihindeki borç durumu hesaplandığını, Menfi tespit davası icra takibinden önce ya da icra takibi sırasında borcun bulunup bulunmadığına ilişkin açılan bir dava olduğunu, borç bulunup bulunmadığına ilişkin hesabın takip tarihi itibari ile yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarına bakıldığında davacıların takip tarihi itibari ile müvekkiline takip miktarı kadar borçlu bulunduğunun anlaşıldığını, takip tarihi itibari ile davacıların müvekkiline 166.875,23 TL borçlu olduğu, taraflarınca takip talebinde 142.525,46 TL talep edildiği, bu nedenle 142.525,46 TL talep edebileceğimizi, fazladan talep edilen herhangi bir bedel bulunmadığı tespit edildiğini, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hem hükme esas aldığı bilirkişi raporuna açık aykırılık teşkil etmekte hem de kanunlara ve hakkaniyete aykırılık taşımakta olduğundan kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. Bilirkişi raporunda, " Davacı incelemeye 2015 - 2016 ve 2017 yıllarına ait yevmiye ve kebir defterlerini ibraz etmiştir, ibraz edilen tüm defterlerin açılış ve yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yasal sürelerinde yaptırıldığı, defterlerin birbirleri ile uyumlu olduğu tek düzen hesap planı ve muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulduklarının görülmüş olduğunu, davacılardan ...Şti .... Nın kiraya veren olarak aralarımda 20.04 2017 tarihinde imza altına alınan finansal kiralama sözleşmesine göre kullanılan 270.000.00-TL anapara karşılığında ilk ay % 1 KDV dahil 9.266.58-TL 35 ay yine % 1 KDV dahil 8891.00-TL 37 v3 38. Aylarda KDV dahil 1.01-TL olmak üzere toplam KDV hariç 317.280.76-TL KDV dahil 320.453.58-TL toplam ödeme yapılacaktır. Taksitler 15.04.015 tarihinde başlayacak 16.05.2018 tarihinde sona ereceğini, davacı yukarıdaki defter kayıtlarından görüldüğü gibi 201.5 yılına isabet eden 9 taksit,20I6 yılma isabet eden 12 taksit ve 2017 yılında bir taksit tahakkuk ettiği görülmekte olduğunu, tarafların cari hesaplan karşılaştırıldığında 2015 yılı sonunda hesap bakiyelerinin aynı olduğu 2016 senesi sonunda davalı defterlerinde 536.38-TL borç görünürken davacı defterlerinde 1500.63-TL borç göründüğü aradaki farkın 6861,01-tl olduğu 2017 yılında davalının 2 fatura kestiği davacının bir faturayı defterlerine işlediği, davalı defterlerinde ayrıca 3 adet 3481.00-TL tutarlı fatura kesildiği bunun bir tanesinin iade alındığı davacı defterlerinde ise bu faturalardan iki tanesinin defterlerine işlendiği ancak ikisinin de iade faturası olarak gösterildiği ve sıfırlandığı ve davalmm 21 .02.2017 tarihinde hesaplarında görünen 24.404.62-TL yi şüpheli alacaklar hesabına virman ettiği tespit edilmiştir. Aynı tarihte davacı defterlerinde 8801.00-TL borç görünmekte olduğunu, davacı defterlerinde davalı defterlerinde olmayan 01.04.2017 tarihli 6861.01-TL ödeme görünmekte olduğunu, rapor içeriğindeki açıklamalardan da görüleceği gibi iki taraf defterlerindeki karşılıklı mutabık olunmayan hesaplar düzeltildiğinde her iki taraf defterlerindeki borç alacak rakamı aynı tutar yani 24.404.62-TL olmakta, davacı defter kayıtları 29.05.2017 tarihi itibari ile sona ermektedir. Bu tarihe kadar olan hesap hareketlerinden, davalı defterlerinde görülen 3.481.00-TL tutarlı 3 faturanın ibraz edilmesi, davacı defterlerinde görünen 6.861.01-TL tutarlı ödeme makbuzunun davacı tarafından ibraz edilmesi, davacı defterlerinde olmayan şubat ayına ait kira faturasının davalı tarafından ibraz edilmesi" gerekmekte olduğu belirtilmiştir. Bankacı bilirkişi ... sunmuş olduğu raporunda; takip ve dava arasında iade makinaların satışı bakımından, Finansal Kiralama Konusu Makinaların iade alınması ile söz konusu makinaların 2.el satışından sağlanan bedellerin davalılar borcuna mahsubu için; tensip kararında 20/04/2017 tarihinde fınansal kiralama sözleşmesine konu malın satım bedeli, davacılar tarafından 20/04/2017 tarihinde icra dosyasına yapılmış bir ödeme gibi kabul edilerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun lOO. maddesi çerçevesinde hesap yapılarak dava tarihi itibariyle davalının davacıdan alacağı olup olmadığı, var ise miktarı istenmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/11/2018 tarih, 2017/19-822 E., 2018/1754 Karar sayılı içtihadında belirtilen " Ödemelerin alacaktan mahsubunda ise; takip tarihinde belirlenen asd alacak, temerrüt faizi ve ferileri toplamından mahsubu öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferileri uygulanıp bulunan ve takip Öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır. Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferileri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir." Dolayısıyla verilen görev doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre davalının dava tarihi itibarı ile 68.375,84 TL alacaklı olduğuna dair rapor sunmuştur. Davacı .... Şti. İle davalı ... Arasında 6361 Sayılı ...., ... ve ... Şirketleri Kanunu kapsamında, 07.04.2015 tarihli 77041 sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi akdedildiği ve sözleşmeye konu ekipmanların davacı kiracı şirkete teslim edildiği, sözleşme devam ederken kiracı şirket tarafından davalı şirkete T.C. Bursa ... Noterliği'nden 30.01.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği ve finansal kiralama sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği, fesih neticesinde sözleşmeye konu ekipmanların kiracıdan teslim alındığı ve sözleşme uyarınca tüm kira bedellerinin muaccel hale geldiği ve muaccel hale gelen kira bedelleri için ... Sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafça takip tarihi itibariyle hesaplama yapılması gerektiğinden, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirtmiş ise de, takipteki borcun da sözleşmeden kaynaklı borç olduğu ve sözleşmede ayrıca kiralanan taşınmazın satılması halinde borçtan düşeceğinin de kararlaştırıldığı, davalı alacaklının satışta elde edilen bedeli icra dosyasına bildirmediği gibi 18.09.2017 tarihinde hacizli araçların satışını da talep ettiği, satılan kiralanın borçtan düşülerek hesaplama yapılmasında aykırılık bulunmadığı, davacının borcun kiralananın satılarak hesap edilmesinde hukuki yararının bulunduğu, davalı taraf satılan bedelin haricen tahsil olarak bildirildiği iddiasında ise de dava tarihi itibariyle icra dosyasına bildirilen bir bilgi olmadığı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2021 tarih ve 2018/1 E., 2021/772 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.670,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.167,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.503,06‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024l

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/1, K. 2021/772, T. 18.09.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-1-e-2021-772-k-ce268ad4098f