Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/97 E. 2014/5487 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/97
Karar No
2014/5487
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1827 KARAR NO: 2023/427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARI VEREN MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) TARİHİ: 21/09/2020 DOSYA NUMARASI: 2019/334 Esas - 2020/169 Karar DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/03/2023 İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ...'ın seyir halindeki gemilerinin İzmit Körfezi'ndc bulunan limanlara yanaşma vc kalkma manevraları için ... tarafından "kılavuzluk hizmeti" verilmesi sebebiyle, bir ticari ilişki mevcut olduğunu, 12.03.2014 tarihinde müvekkilinin bu ticari ilişkiden doğan 95.936,46-TL tutarındaki cari hesap alacağına ilişkin davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. numaralı dosyası ile icra takibine başlandığını, ancak müvekkilinin borçlusu ve dava dışı ... A.Ş.'nin alacaklısı olduğu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyasından davalıya gönderilen haciz ihbarnamesi sebebiyle, 95.936,46-TL tutarındaki alacağa davalı tarafından bloke koyulmuş olup İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyasına davalı tarafından 24.03.2014 tarihinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, akabinde, 14.02.2017 tarihinde müvekkilinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. numaralı icra dosyası ile biri 17.01.2017 tarihli 16.617,82-TL bedelli diğeri 23.01.2017 tarihli ve 34.869,96-TL bedelli olmak üzere iki adet fatura dolayısıyla davalıdan toplam 47.487,78-TL olan alacağa ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalının borcunu ödemeyerek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü nezdindc ... E. numaralı icra dosyasına itiraz ettiğini ve takibin bu nedenle durduğunu, söz konusu itirazın iptali davasının sonuçlanmasına müteakip, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyaları kapsamında koyulan hacizlerin fek edildiğini ve bu fek yazılarının da davalıya tebliğ edildiğini, söz konusu fek yazılarının tebliğine rağmen gerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü nczdinde ... E. numaralı dosyasına konu 95.936,46-TL tutarındaki cari hesap alacağı gerekse İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. numaralı dosyasına konu 47.487,78-TL tutarındaki fatura alacağının davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğinden, 15.04.2019 tarihinde Müvekkili tarafından davalıdan toplam 143.424,24-TL tutarındaki alacak için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında gönderilen ödeme emrinin davalıya 16.04.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 19.04.2019 tarihinde davalının icra dosyasına borçlu olmadıklarını, borçlarını müvekkili şirkete ödedikleri iddiasıyla itiraz etiklerini ve takibin durduğunu, ödeme emrinin 16.04.2019 tarihinde davalıya tebliğinin akabinde, 18.04.2019 tarihinde icra dosyasına konu 143.424,24-TL tutarındaki asıl alacağın davalı tarafından müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini ancak icra takibi asıl alacağın; icra giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek ticari faiz ile tahsili talepli olarak başlatıldığını dolayısıyla yalnızca asıl alacağın ödendiği gerekçesiyle yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, işbu nedenle, haksız yere icra dosyasının durmasına sebebiyet veren itirazın iptali ile icra dosyasında bakiye kalan dosya fer'ileri yönünden takibin devamına ve davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirket nezdindeki alacakları üzerine, muhtelif İcra Müdürlüklerinden gönderilen haciz ihbarnameleri ile haciz konulmuş olduğundan, davacının müvekkili şirket nezdindeki alacaklarının blokeli durumda tutulduğunu, ancak davacı tarafın buna rağmen müvekkili şirket nezdinde blokeli olarak tutulan bu alacaklarının kendisine ödenmesi için önce icra takibi başlattığını, itiraz üzerine mahkememiz 2017/97 E.sayılı dosyası ile dava açıldığını, müvekkili şirket ile davacı arasında uzun yıllardır süren ticari ilişki kapsamında; davacının müvekkili şirket nezdinde mevcut alacakları ile ilgili olarak; müvekkil şirkete 28.01.2014 tarihinde tebliğ olunan, alacaklısı ... A.Ş ve borçlusu ... A.Ş. olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından, 56.667.459,39-TL meblağlı haciz ihbarnamesi gönderildiğini ve davacının müvekkili şirket nezdindeki doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına haciz konulduğunun bildirildiğini, İş bu haciz ihbarnamesi kapsamında; davacı şirketin müvekkili şirket nezdindeki alacaklarına iş bu dosyaya ödenmek üzere bloke konulduğunu, davacının müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak alacakları üzerinde; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyalarının hacizleri bulunduğundan ve icra müdürlükleri tarafından müvekkili şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerinde açıkça alacak tahsil edilinceye kadar borcun yalnızca icra müdürlüğüne ödenmesi gerektiği belirtildiğinden iş bu tutarların blokeli durumda tutulduğunu, ancak davacı tarafın buna rağmen iş bu blokeli durumdaki alacakların kendisine ödenmesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından haksız ve kötü niyetli bir şekilde İcra takibi başlattığını, ancak hacizlerin kaldırıldığına dair ilgili icra müdürlüklerinden taraflarına herhangi bir yazı gönderilmediğinden söz konusu alacağın bu aşamada ödenme imkanının hukuken mümkün olmaması nedeniyle itiraz edildiğini, davacının müvekkili şirket nezdindeki alacakları, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyalarının hacizleri nedeniyle blokeli olarak beklemekteyken dava sürecinin şirketleri lehine sonuçlandıktan yaklaşık 4 ay sonra; ilk olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından gönderilen fek yazısının 29.03.2019 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ olduğunu, ancak diğer icra dosyasının haczi devam ettiği için davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, sonrasında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından gönderilen fek yazısının müvekkili şirkete 12.04.2019 tarihinde Cuma günü tebliğ edildiğini, işbu fek yazısının tebliği üzerine, ilgili finans ve muhasebe departmanlarıyla gerekli yazışmalar yapılmak suretiyle, makul süre içerisinde 18.04.2019 tarihinde davacıya müvekkili şirket nezdindeki alacaklarının tamamının eksiksiz olarak ödendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/09/2020 tarih ve 2019/334 Esas - 2020/169 Karar sayılı kararı ile; "... Davacının borçlu bulunduğu icra takip dosyaları nedeniyle davalıya, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyası ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyalarından haciz ihbarnamelerinin gönderildiği bu nedenle davalının davacıya olan borcunu ödemediği, ancak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyasında düzenlenen haciz fek yazısının 29/03/2019 tarihinde. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında düzenlenen haciz fek yazısının ise 12/04/2019 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davacı tarafından davaya ve takibe konu asıl alacak için icra takibine başlanması ve ödeme emrinin davalıya 16/04/2019 tarihinde tebliğinden sonra 18/04/2019 tarihinde davalı tarafından 143.424,24 TL olmak üzere asıl alacak miktarı kadar ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilince hernekadar taraflarına haciz fek yazılarının tebliğ tarihi olan 29/03/2019 ve 12/04/2019 tarihlerinden sonra makul kabul edilebilecek süre içerisinde asıl borç miktarı ödendiğinden icra giderleri ile icra vekalet ücretinin doğumunda kusurları bulunmadığından borca itiraz edilmişse de, alacağın muaccel hale gelmesi ile icra takibine başlanabileceği ve davalı vekilinin de cevap dilekçesinde belirttiği üzere haciz fek yazılarının tebliği üzerine ödeme yapılması için kanunda bir sürenin öngörülmediği değerlendirildiğinde, davacı alacaklı tarafından başlatılan icra takibi sonrasında ödeme yapılmış olduğundan davalının icra giderleri, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz ile icra vekalet ücreti bakımından sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 20/03/2014 tarih 2014/2507 E. 2014/5487 K. Ve 14/12/2016 tarih 2015/13905E. 2016/15766 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verilmiş, asıl alacak ödendiğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın KABULÜ ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... E.sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın asıl alacağa takip tarihinden ödeme tarihine kadar ticari avans faizi işletilmesi , takip gideri ve vekalet ücreti yönünden iptaline, 2-Şartları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkemenin dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali kararının yerinde olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasında başlatmış oldukları icra takibinde davalı borçlu ...'ın, müvekkili şirketin borçlu olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyalarından gönderilen 89/1 haciz ihbarnameleri sebebiyle ödeme yapmadığını ve müvekkili şirketin alacakları üzerine bloke koyduğunu, müvekkil şirketin borçlu olduğu icra dosyalarında yer alan hacizlere ilişkin olarak, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyasında düzenlenen haciz fek yazısının 29.03.2019 tarihinde ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyasında düzenlenen haciz fek yazısının ise 12.04.2019 tarihinde davalı borçlu ...’a tebliğ edildiğini, Müvekkili şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyasında başlatılan takibe istinaden ödeme emrinin 16.04.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı borçlu ...'ın, ödeme emrinin tebliğinden sonra 18.04.2019 tarihinde 143.424,24 TL olmak üzere asıl alacak miktarı kadar haricen ödeme yaptığını, davalının işbu dosyaya konu iptali talep edilen icra dosyasının borçlusu olduğunu kabul ettiğini ve fek yazılarının ve ödeme emrinin tebliği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, her ne kadar davalı taraf, haciz fek yazısının kendisine tebliğinden sonra iyi niyetli bir şekilde ödeme yaptığını, icra takibine konu alacak bakımından TTK 1530/4’e atıf yaparak temerrüde düşmediğini ve müvekkili şirketin işbu itirazın iptali davasını açmakta kötü niyetli bir şekilde icra vekalet ücreti elde etmeyi amaçladığını iddia etse de bu iddialarının haksız ve gerçek dışı olduğunu, İşbu davaya konu icra doyasında, davalı borçlu ...'ın daha önce temerrüde düştüğünü ve bloke etmesi gereken borcunu ödemediğini, müvekkili şirketin hukuka uygun alacağını yasal ödeme süresi içinde tahsil edememesi sebebiyle mağduriyete uğradığını ve süresi içerisinde alacağını elde etmek amacıyla icra takibi başlattığını, her ne kadar davalı borçlu, icra takibi başlatıldıktan sonra haricen asıl alacak miktarı kadar ödeme yapmış olsa da başlatılmış icra takibinin takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş ticari faiz alacağı, icra vekalet ücreti ve icra harç ve giderleri yönünden devam etmesi gerekirken davalı borçlu asıl ..’ın asıl alacağı ödemesi sebebiyle yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazı sonucu icra takibinin durduğunu, Davalı borçlu ..., haksız bir şekilde icra takibine itiraz etmiş olduğundan mahkemenin icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali davalarında, davaya konu icra dosyasına yapılan itirazın haksız olması halinde icra inkâr tazminatına hükmedileceğini, haksızlık içeriği bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gerektiğini, likit bir alacaktan bahsedilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gerektiğini (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2020/1604 E - 2020/4089 K. ve 02.06.2020 tarihli kararı-- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2019/2850 E., 2020/2239 K. ve 02.03.2020 tarihli kararı), müvekkili şirketin alacağının cari hesaptan ve faturadan kaynaklandığını, davalı borçlu ...'ın, söz konusu borçlarını kabul ettiğini, borcun varlığına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, böylelikle müvekkili şirketin davalı borçlu ...'tan olan alacağının likit alacak olduğu hususunda şüphe olmadığını, icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, İlk derece mahkemesi kararının itirazın iptali kısmı için kararın onanmasına, icra inkar tazminatının reddi kısmı için kararın kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda icra inkar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davacının müvekkili şirket nezdindeki alacakları üzerine, muhtelif icra müdürlüklerinden gönderilen haciz ihbarnameleri ile haciz konulduğunu, davacının müvekkili şirket nezdindeki alacaklarının blokeli durumda tutulduğunu, ancak davacı tarafın buna rağmen, müvekkili şirket nezdinde blokeli olarak tutulan bu alacakların kendisine ödenmesi için önce icra takibi başlattığını, itirazları üzerine İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/97 E. sayılı dosyasından dava açtığını, ancak bu davanın mahkemece reddedildiğini, Müvekkili şirkete 28.01.2014 tarihinde tebliğ olunan, alacaklısı ... A.Ş. ve borçlusu ... A.Ş. olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından, 56.667.459,39-TL meblağlı haciz ihbarnamesi gönderildiğini ve davacı ... A.Ş.'nin müvekkili şirket nezdindeki doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına haciz konulduğunun bildirildiğini, anılan haciz ihbarnamesinde açıkça "alacak tahsil edilinceye kadar bundan böyle borcu yalnız icra dairesine ödemeleri gerektiği, borçluya yapılan ödemenin muteber olmayacağının" belirtildiğini, işbu haciz ihbarnamesi kapsamında; davacı ... A.Ş.'nin müvekkili şirket nezdindeki alacaklarına işbu dosyaya ödenmek üzere bloke konulduğunu, Anılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından sonra, bu sefer de İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından, müvekkili şirkete 19.03.2014 tarihinde tebtiğ olunan, 57.125.898,83-TL tutarlı, alacaklısı yine ... A.Ş., borçlusu ... A.Ş. olan haciz ihbarnamesi ile davacı ... A.Ş.'nin müvekkili şirket nezdindeki doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına haciz konulduğunun bildirildiğini, işbu haciz ihbarnamesinde de “alacak tahsil edilinceye kadar bundan böyle borcu yalnız icra dairesine ödemeleri gerektiği, borçluya yapılan ödemenin muteber olmayacağının' açıkça belirtildiğini, bunun üzerine işbu haciz kaydının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının haczinden sonra gelmek üzere müvekkili şirket kayıtlarına alındığını, Davacının müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak alacakları üzerinde; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyalarının hacizleri bulunduğundan ve icra müdürlükleri tarafından müvekkili şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerinde açıkça alacak tahsil edilinceye kadar borcun yalnızca icra müdürlüğüne ödenmesi gerektiği belirtildiğinden iş bu tutarların blokeli durumda tutulduğunu, Ancak davacı tarafın; buna rağmen işbu blokeli durumdaki alacakların kendisine ödenmesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlattığını, işbu icra takibine kendilerince davacı ... A.Ş.'nin müvekkili şirket nezdinde bulunan doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına muhtelif icra müdürlüklerinden gönderilen haciz ihbarnameleri ile hacizler konulmuş olduğu, ... A.Ş.'nin alacakları üzerinde haciz olması ve söz konusu hacizlerin kaldırıldığına dair ilgili icra müdürlüklerinden kendilerine herhangi bir yazı gönderilmediğinden, dolayısıyla söz konusu alacağın bu aşamada ödenme imkanının hukuken mümkün olmaması nedeniyle itiraz edildiğini, buna rağmen davacının İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/97 E. 2018/492 K. sayılı dosyasından itirazın iptali davası açtığını, ancak davacının haksız ve mesnetsiz davasının mahkemece reddedildiğini, Davacı tarafın, icra müdürlüklerinin haciz kararlarını, yasaları ve hukukun temel prensiplerini adeta yok sayıp, alacakların kendisine ödenmesi için her türlü yolu denediğini, müvekkil şirketin tarafı dahi olmadığı icra takipleriyle ilgili olarak müvekkili şirketi ihtilafın içine çekmeye çalıştığını ve kötü niyetle hareket ettiğini, mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan, hatalı bir şekilde hüküm kurulduğunu, Yukarıda belirtilen dava sürecinden 4 (dört) ay sonra, davacının müvekkili şirket nezdindeki alacakları üzerindeki hacizlerin kaldırılması için icra müdürlüklerinden fek yazıları gönderildiğini, son fek yazısının müvekkili şirkete tebliğ edilmesi ile birlikte makul süre içerisinde davacıya müvekkili şirket nezdindeki alacaklarının ödendiğini, Davacının müvekkil şirket nezdindeki alacakları, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı ve İstanbul ... İera Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyalarının hacizleri nedeniyle blokeli olarak beklemekteyken ve yukarıda belirtilen dava süreci şirketleri lehine sonuçlandıktan yaklaşık 4 (Dört) ay sonra; ilk olarak İstanbul ... İcra Müdüdlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından gönderilen fek yazısının 29.03.2019 tarihinde müvekkil şirkete tebliğ olduğunu, ancak diğer icra dosyasının haczi devam ettiği için davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, Sonrasında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından gönderilen fek yazısının müvekkili şirkete 12.04.2019 tarihinde Cuma günü tebliğ edilmiş olduğunu, işbu fek yazısının tebliği üzerine, ilgili fnans ve muhasebe departmanları ile gerekli yazışmalar yapılmak suretiyle, makul süre içerisinde 18.04.2019 tarihinde davacıya müvekkili şirket nezdindeki alacaklarının tamamının eksiksiz olarak ödendiğini, müvekkili şirketin tamamen usul ve yasaya uygun hareket ettiğini, davacının alacakları üzerindeki hacizlere ilişkin son fek yazısının tebliği üzerine makul süre içerisinde davacıya ödeme yapıldığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen kararın tümüyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Davacının müvekkili şirket nezdindeki alacakları üzerinde hacizleri bulunan icra müdürlüklerinden son fek yazısı müvekkili şirkete 12.04.2019 tarihinde Cuma günü tebliğ olmasına rağmen, davacı tarafın 3 ( üç ) gün sonra 15.04.2019 tarihinde Pazartesi günü müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, bu durumun yani davacının müvekkili şirkete icra müdürlüğünden fek yazısı tebliğ edildikten 3 gün sonra Cumartesi - Pazar gününün hafta sonu tatili olduğu dikkate alındığında, tebliğden hemen sonraki iş günü icra takibi başlatmasının dahi, somut olayda asıl kötü niyetli olan tarafın davacı olduğunu, davacı vekilinin işbu haksız icra takibi yoluyla icra vekalet ücreti elde etme amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini, Kanunun ödeme için ödeme muhtırasının tebliğinden itibaren 7 gün süre verdiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesince " haciz fek yazılarının tebliği üzerine ödeme yapması için kanuni bir süre öngörülmediği” gerekçesiyle hüküm kurulmasının hukukun temel prensiplerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zira somut olayda müvekkili şirketin haciz ihbarnamesi gönderilen 3. şahıs konumunda olmasına ve ortada ödeme emri/ ödeme muhtırası değil müvekkili şirkete gönderilen “haciz fek yazısı” söz konusu olmasına rağmen, davacı tarafın fek yazısının müvekkiline tebliğinden sadece 3 ( üç ) gün sonra icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olup, davacının kötü niyetini gösterdiğini, bu hususun ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, icra Müdürlüğü'nün haczin fek edildiği yazısı üzerine ödemenin ne kadar süre içinde yapılacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını, ancak bu durumun ilk derece mahkemesince yapıldığı gibi, istenildiği zaman icra takibi başlatılabileceği şeklinde yorumlanamayacağını, burada hukukun temel ilkeleri ve mevcut yasa maddelerinden hareketle, hakkaniyetli bir yorum yapılması gerektiğini, kanunun ödeme için icra takibinin “borçlu” tarafına dahi, ödeme emri veya ödeme muhtırasının tebliğinden itibaren 7 gün süre verdiğini, Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde belirtildiği üzere; sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse, borçlunun faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 (otuz) günlük sürenin sonunda mütemerrit sayılacağını, dava konusu alacağın da klavuzluk hizmetine ilişkin bir alacak olup; TTK'nın işbu hükmü kapsamında fek yazısının tebliğinden itibaren 30 ( otuz ) gün içerisinde ödenebileceğini, dolayısıyla somut olayda müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, somut olayda yasada belirtilen 30 günden çok önce, 6 gün içerisinde davacıya ödeme yapıldığını, ortada müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapılmasını ve huzurdaki davanın açılmasını haklı kılacak hiçbir hukuki sebep olmadığının buradan da anlaşılabileceğini, aksine tamamen ve sadece davacı tarafın kötü niyeti olduğunu, somut olayda yasada belirtilen 30 günden çok önce, 6 gün içerisinde davacıya ödeme yapıldığını, ortada müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapılmasını ve huzurdaki davanın açılmasını haklı kılacak hiçbir hukuki sebep olmadığının buradan da anlaşılabileceğini, aksine tamamen ve sadece davacı tarafın kötü niyeti olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince fek yazısı üzerine hemen icra takibi başlatılabileceği şeklinde bir gerekçe ile hüküm kurulmasının yasal düzenlemelere, hukukun amacına ve ruhuna aykırı düştüğünü, Fek yazısının tebliği üzerine ... A.Ş.'ne müvekkili şirket nezdindeki tüm alacakları eksiksiz olarak ödenmiş olduğundan ve ... A.Ş.'nin müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığından işbu haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli icra dosyasına da haklı olarak itiraz edildiğini, itirazları üzerine de davacı tarafın, tamamen haksız kazanç elde etmek amacıyla işbu davayı ikame ettiğini, davacı tarafın en başından beri paranın biran önce kendilerine ödenmesi için bir takım yöntemler denediğini, davacı tarafın konu hiçbir şekilde müvekkili şirket ile ilgili olmamasına rağmen bunu adeta kişisel bir çekişme haline getirdiğini ve kendince bu şekilde müvekkili şirkete ilave yükümlülükler çıkarmaya çalıştığını, oysa müvekkili şirketin tamamen hukuk, yasa ve icra müdürlüğü kararlarına göre hareket ettiğini belirterek, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.09.2020 tarih ve 2019/334 E. Ve 2020/169 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67 vd. maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya dayanak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasında takip 15/04/2019 tarihinde başlatılmış, davalıya ödeme emri 16/04/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça 18/04/2019 tarihinde icra takibinde talep edilen asıl alacak tutarı olan 143.424,24-TL harici olarak ödenerek 19/04/2019 tarihinde de takibe itiraz edilmiştir. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, icra takibiyle talep edilen asıl alacağın takipten sonra ödendiği, işbu davanın icra takip giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faize yönelik yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu dikkate alındığında, davalı tarafça asıl alacak ödenmiş ise de, davalı borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğinden, davacının asıl alacağın fer'isi mahiyetinde olan ödeme tarihine kadar işleyen faiz, icra masrafları, icra vekalet ücreti gibi alacaklar yönünden talepte bulunabileceği ve işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ancak asıl alacağın ödendiği, davanın fer'ilere ilişkin olduğu gözetildiğinde icra inkar tazminatı talep edilemeyeceği, açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 125,5‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.004,15-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 251,03-TL harcın mahsubu ile bakiye 753,12‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/97, K. 2014/5487, T. 21.09.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-97-e-2014-5487-k-31f2aa20acca