Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/888 E. 2020/505 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/888
- Karar No
- 2020/505
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/283 KARAR NO: 2024/1682 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/11/2020 NUMARASI: 2017/888 E. - 2020/505 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet SözleşmesindenKaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine yapılan icra takibinden 12/10/2017 tarihinde şifaen bilgi sahibi olunduğunu, müvekkili şirket aleyhine yapılan icra takibine konu çekteki, müvekkili şirket kaşesi üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, iş bu çekin müvekkili şirket ticari defter kayıtlarında teslim alınıp keşide edildiğine dair herhangi bir ibarenin de mevcut olmadığını, müvekkili şirket aleyhine kötü niyetli bir takip yapıldığını, icra takibine konu çekte müvekkili şirketin ciranta olduğunu ve şirket ticari kayıtlarında ... numaralı bir çekin giriş çıkışının mevcut olmadığını, müvekkili şirketin piyasada hatırı sayılır bir itibara sahip olduğu için açıkça dolandırılarak bu tür bir işleme muhatap olduğunu, dava konusu çek üzerindeki cironun müvekkili şirkete ait olmaması ve iş bu çekin müvekkili şirket ticari kayıtlarında bulunmamasının çek üzerindeki ciro silsilesi etkileyeceğinden kanun koyucu tarafından mutlak def-i türlerinden sayıldığını, mutlak def-inin çek üzerindeki tüm taraflara karşı ileri sürülebileceğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile takibe dayanak çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmaması, söz konusu çeke dair herhangi bir ticari alışverişin olmaması, müvekkili şirket adına kesilen ve müvekkili şirketin kestiği tahsilat veya reddiyat makbuzunun söz konusu çeke dair bulunmaması sebebi ve sair nedenler cihetinde davanın kabulü ile ... Bank A.Ş. Şefaköy Şubesinin ... çek numaralı, 15/08/2017 keşide tarihli, 20.000,00 TL bedelli çek ile ilgili müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, haksız olan alacaklı- davalının asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere tazminata, alacağın %10' u oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bir faktoring firması olup, faktoring işlemleri neticesinde çek devraldığını, davaya konu çekin faktoring işlemi kapsamında kendilerinden önce ciranta olarak bulunan ... Organizasyon Tic. Ltd.Şti.'den faktoring işlemi neticesinde devralındığını ve karşılık olarak da çek bedelini müşterisi ... Tic. Ltd.Şti.'ye ödediğini, iyi niyetli müvekkilinin çek üzerindeki ciranta olan davacının imzasının sahte olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını ayrıca çekteki imzanın sahte olup olmadığı hususunda hukuken de bir araştırma yapma mecburiyetinin bulunmadığını, müvekkilinin sadece çek alma hususunda faktoring yasasına uygun olarak müşterisinden devraldığı çekteki alacağı tevsik den fatura ve benzeri belgelerin var olup olmadığını araştırma konusunda sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin bu sorumluluğunu da hukuka ve yasalara uygun olarak yerine getirdiğini, davaya konu çekin yasalara uygun olarak faktoring işlemine tabi tutulduğunu, bu nedenlerle haksız davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Bu nedenle, sahte imzayla ciro edilmiş söz konusu senetten ve bu senedin konu edildiği icra takibinden dolayı davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş,davalı Faktoring Şirketi tarafından dosyaya sunulan belge ve faturaların incelenmesinde, davalı faktoring şirketinin, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesine uygun olarak çeki elinde bulundurup yönetmeliğin aradığı şartları yerine getirdiğinin ve davaya konu çekin, bir mal veya hizmet satışı sonucu temlik alındığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır.Davalı senette son ciranta olup davalı hamil şirketin cirosundan önce başka şirketlere ait ciro bulunması ve bu nedenle davalının senetteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığını bilemeyebileceği hususu da gözetilerek yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; "1-Davanın KABULÜ ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu, ... Bankası Sefaköy Şubesinin ... çek numaralı, 15/08/2017 keşide tarihli, 20.000,00 TL bedelli çekten ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, " şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin çalışmakta olduğu bankalardan ... Bankası A.Ş, ...Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş'nin genel müdürlüklerine, çek cirolanması ve çek keşide edilmesi hususunda yetki verilip verilmediği ayrıca davacının aynı imza ile ödenmiş başkaca çeklerinin olup olmadığı hususunun sorulmasının talep edildiğini , mahkemenin 02/05/2019 tarihli yazısında, ...Paz San Tic A.ş. nin çek hesabı açılmasına ve çek karnesi verilmesine ilişkin herhangi bir şube nezdinde hesap sahibi olup olmadığının, çeklerin imzalanması ve tedavüle konulması konusunda bankaya sunduğu şirket adına çek keşide etmeye yetkili kişilerin kimlik ve adres bilgilerinin bildirilmesi varsa imza sirküleri, vekaletname ve buna benzer dayanak belgelerin birer suretinin çıkarılarak duruşmanın bırakıldığı 01/10/2019 tarihinden önce mahkemeye gönderilmesi istenmişse de, ... Bankası A.Ş.'den gelen yazı cevabında, davacı şirketin imza sirkülerinin vekaletname bilgilerinin gönderilmediği ve bununla ilgili mahkemeyi bilgilendirmediği görüldüğünü, huzurdaki davanın sağlığı açısından istenilen bütün bilgilerin eksiksiz yerine getirilmesinin gerekli olduğunu, müvekkilinin bir faktoring firması olduğunu, davaya konu çeki faktoring işlemleri neticesinde, çekin alımına sebep olan irsaliyeli fatura ile birlikte devraldığını, karşılık olarak da çekin bedelini müşterisi ... Tic. Ltd. Şti'ne ödediğini, çeki tevsik eden bütün belge ve emareler taraflarınca mahkemeye sunulmuş olup, çekin cirantalarından davacı ... Paz. San. Ve Tic. A.ş'nin imzasını inceleme yetkisine sahip olmadığını, imzanın çek üzerindeki ciranta olan davacının imzasının sahte olup olmadığının da bilebilecek durumda olmadığını, ayrıca çekteki imzalar ile müvekkilinin faktoring firmasının imzaları hukuken araştırma yapma mecburiyetinin de bulunmadığını, müvekkilinin faktoring yasasına uygun olarak müşterisinden devraldığı çekin iyi niyetli hamili durumunda olduğunu, müvekkilinin yasanın üzerine yüklediği bütün sorumluluklarını yerine getirdiğini, mahkemenin istediği evrakları ikame ettiğini,, müvekkilinin faktoring firmasını dava konusu çekteki cirantanın imzasının sahte olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığı gibi, iyi niyetli hamil olduğundan bahisle, tüm bu hususlar karşısında ilk derece mahkemesince kuralan hükmün hatalı olduğunu ileri sürerek, hükmün kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasında, alacaklının ... Faktoring A.Ş., borçlularından bir tanesinin ... San. ve Tic. A.Ş. olduğu, takip miktarının 17.208,83 TL olduğu görülmüştür. Dava konusu çekte davacı ciranta olup davalı en son yetkili hamildir. Grafolog bilirkişiye ait 01/03/2019 tarihli raporda özetle; tetkik konusu çek aslında dördüncü ciro ''... Paz. San. ve Tic. A.Ş.'' ye atfen atılı imzanın ...' ün eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Adli Tıp ve Belge İnceleme Uzmanı bilirkişiye ait 17/02/2020 tarihli raporda özetle; İnceleme konusu 15/08/2017 keşide tarihli, 20.000,00 TL bedelli, ... sayılı çekin ara yüzündeki 4.ciroya ait ... Paz. San. ve Tic. A.Ş. başlıklı kaşe izleri üzerine, şirket yetkilisine atfen atılmış olan imza ile mevcut karşılaştırma belgelerindeki şirket yetkilileri ..., ..., ... ve ...' e ait imzalar arasında şekilsel olarak benzerlik olmadığı gibi, grafolojik tanı unsurları bakımından kısımlara yönelik olarak yapılan analitik inceleme de aidiyet gösterecek derecede uygunluk ve benzerlik saptanmadığı belirtilmiştir. Kural olarak, imzası inkar edilmeyen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Ancak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 Esas,2006/31 Karar sayılı kararı). Kambiyo senetlerinde imzada sahtecilik mutlak defilerden olup, borçlu olunmadığı iddiası çeki elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebileceğinden, çeki elinde bulunduranın iyiniyetli olması veya denetleme yükümlülüğünün olup olmaması aranmayacaktır. Somut olayda, Davacı tarafından icra takibine konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde icra takibine konu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı tespit edilmekle imzaya itiraz mutlak itiraz olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalının iyi niyetli olup olmamasının araştırılmayacağı sadece kötü niyet tazminatı konusunda iyi niyetin araştırılacağı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2020 tarih ve 2017/888 E. 2020/505 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.175,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 353,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 822,36-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024