Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/485 E. 2020/9 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/485
- Karar No
- 2020/9
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1980 Esas KARAR NO: 2023/1665 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 08/01/2020 NUMARASI: 2017/485 E. - 2020/9 K. ASIL DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU: Marka (Sözleşmeden Kaynaklanan Hak İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... TPE nezdinde ... tescil nolu "... şekil", ... tescil nolu "... şekil", ... tescil nolu "...", ... tescil nolu "...", ... tescil nolu "...", ... tescil nolu "...", ... tescil nolu "... şekil", ... nolu "..." ve ... tescil nolu "..." markalarının sahibi olduğunu, diğer müvekkili ... Tic. Ltd. Şti.'nin ... tescil nolu "... şekil", ... tescil nolu "... şekil", ... tescil nolu "... şekil" ve ... tescil nolu "..." markalarının inhisari lisans hakkı sahibi olduğunu, davalının işyeri adresindeki işletmesinde ve internet ortamında, müvekkillerinin hak sahibi oldukları markaları müvekkillerinin izni olmaksızın yasaya aykırı olarak kullandığını, müvekkillerinin dava konusu markaları eski sahibinden devir aldığını, bu hususun TPE kayıtlarına işlendiğini, davalının "..." markasına ilişkin olarak markanın eski sahibi ile imzalamış olduğu franchising(bayilik) sözleşmesi gereğince davalı adresindeki işletmesinde markaları kullanmaktayken marka devir sözleşmesiyle marka üzerindeki tüm hakların kendisine geçen müvekkilinin Bornova ... Noterliği'nin 26/12/2016 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle bu hususu davalı yana ihtar ettiğini, söz konusu ihtarnamede markaların müvekkili tarafından devralındığı, davalının markayı kullanma iradesi devam edecekse kendisine teslim edilen franchising(bayilik) sözleşmesini imzlaayıp müvekkilline teslim edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalının markaların sahibi olan müvekkillerine yeni bir sözleşme imzalamadığı gibi müvekkillerinin markasını gerek işletmesinde gerekse internet ortamında kullanmaya devam ettiğini, üstelik davalının bu kullanımları nedeniyle müvekkiline herhangi bir bedel ödemediğini, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/85 değişik iş sayılı dosyası ile davalının dava konusu markalara ilişkin hukuka aykırı kullanımlarının tespiti, müvekkillerinin "..." markasına ve diğer markalarına tecavüz teşkil eden her türlü fiillerin tedbiren önlenmesi ve durdurulmasına karar verildiği, davalının müvekkillerinin marka hakkına tecavüzünden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla SMK'nun 151/1-c maddesine göre yoksun kalınan kazanç kapsamında şimdilik 1.000,00 Tl maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalılardan .... Tic. Ltd şirketinin ... markasının ilk sahibi olduğunu, müvekkili, ... bu davalıdan markayı kullanım hususunu kapsar şeklide 10.02.2016 tarihinde 5 yıl süre ile geçerli olmak üzere franchising sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin üzerinden henüz 7-8 ay kadar süre geçmişken ... şirket yetkilisi hakkında açılan soruşturma nedeniyle ... markasını ve tüm haklarını göstermelik olarak ... devrederek yurt dışına kaçtığını, ... markayı daha sonra ... devrettiğini, davalılar arasındaki hukuku kandırmaya yönelik hileli ve muvazaalı devirlerin ve de organik bağlantının tespiti ile marka devirlerinin TBK madde 19 çerevesinde iptali ile marka ve şekillerinin ilk hak sahibi olan ... adına tesciline, terditli olarak müvekkilinin markayı hukuka uygun kullandığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ... Şirketinin diğer davacı ... ile yapmış oldukları inhisari lisans sözleşmesi çerçevesinde marka üzerinde hak iddia ederek huzurdaki davayı açmış ise de söz konusu lisans sözleşmesinde marka ile ilgili dava açmasına ve takip etmesine yönelik verilmiş açık bir yetki bulunmadığını, bu nedenle davacı şirketin müvekkili bakımından eldeki davayı açmak gibi bir hak ve yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin ... markasını hukuka uygun bir şekilde franchising (bayilik) sözleşmesi kapsamında kullandığını, müvekkili ile ... Limited Şirketi arasında 10/12/2016 tarihinde "..." markasının kullanımı hususunu da kapsayan bir franchising sözleşmesi imzalandığını, sözleşme süresi başlangıç tarihinden itibaren 5 yıl olduğunu, başlangıç tarihinin sözleşme tarihi olduğunu, markanın devredilmesi halinde franchise işbu sözleşmede belirtilen hak ve yetkileri sözleşme süresi sonuna kadar kullanılabileceğini, ayrıca Franchising (bayilik) sözleşmesine göre Franchisor'ın(...) sözleşmenin Franchisore Ait Yükümlülükler başlığı altındaki A bendinde yer alan eşya, donanım ve ekipmanları bedeli karşılığında Franchise'e sağlama yükümlülüğünün olduğunu, Franchisor tarafından sağlanan bu eşya, donanım ve ekipmanlar karşılığında müvekkilinin franchisora yüklü miktarlarda para ödediğini ve buna ilişkin faturalar düzenlendiğini, yine müvekkilinin inşaat-tadilat ve franchise bedeli adı altında franchisor'a yüklü ödemeler yaptığını, toplam bedelin 700.000,00 TL'ye ulaştığını, müvekkilinin masrafları 5 yıl süre ile geçerli olacağı kararlaştırılan franchising sözleşmesine güvenerek yaptığını, bu durumda da müvekkilinin iyiniyetini ve marka hakkına tecavüz gibi bir iradesinin olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, sözleşmenin üzerinden henüz 6 ay kadar geçmişken ... unvanlı şirketin 11/08/2016 tarihinde marka hakkını yangından mal kaçırır gibi ...'a devrettiğini, bundan hemen 1-2 ay kadar sonra ise ... bu markayla ilgili haklarının her birisinin sadece 5.000,00 TL'lik bedeller karşılığında davacı ... devrettiğini, bundan 2 ay kadar sonra 23/12/2016 tarihinde de davacı ... diğer davacı ... ile yaptığı inhisari lisans sözleşmesi doğrultusunda markanın lisans haklarını ...'ya verdiğini, bu eylemlerin açıkça nitelikli dolandırıcılık suçuna işaret ettiğini, davalı müvekkilinin beyanına göre ... müvekkilinden bir miktar para isteyerek bu bedelin ödenmesi halinde rahatça markayı kullanmaya devam edebileceğini, aksi halde yeni hak sahiplerinin müvekkili rahat bırakmayacaklarını müvekkiline bildirdiğini, müvekkili tarafından bu husus kabul edilmeyince davacılar tarafından müvekkili aleyhine tedbir ve tazminat davalarının peşpeşe açılmaya başlandığını, devirlerin sıklığı, tarihleri ve bedelleriyle birlikte düşünüldüğünde müvekkilinin bu anlatımlarının doğrulanmakta olduğunu, haksız kazanç sağlamak için devirlerin kötüniyetli ve hileli yapıldığı iddialarının bu durumla örtüştüğünü, markayı yasal ve hukuka uygun imzalanmış sözleşmesel hakkına dayanarak kullanan ve bunun için yüklü bedeller ödeyen müvekkilinin markaya tecavüz ettiğinden söz edilemeyceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle Rayiç bedelin TPE kayıtlarındaki bedel olduğunu, rakamın düşük olmasının, markanın gerçek değerini ifade etmediğini, sadece kurum tarafından belirlenmiş olan sayısal bir veriyi gösterdiğini, dolayısıyla yapılan devir işleminin usule ve hukuka uygun olarak gerçekleştiğini, bununla ilgili başka dava dosyalarına gerekli belgelerin ibraz edildiğini, davalı müvekkilinin hiçbir hileye ve muvazaaya başvurmadan, haklı ve usulüne uygun olarak gerçekleştirdiği marka devirlerinden doğan alacaklarını tazmin edemediğini, davacının, marka devrinin zaman aralıklarından ve ödenen bedellerden başka ortaya somut, inandırıcı bir delil sunmadığını, söylemlerini ispatlayamadığını, iddialarında da sadece ... ile olan sözleşme ilişkilerine binaen attıkları adımlardan bahsettiğini ve bunlardan tarafımızı sorumlu tutmaya çalıştığını, davalı müvekkillerinin ... ile davacı arasında imzalanan bayilik sözleşmesiyle hiçbir bağlılığı olmadığını, dolayısıyla davacı yanın taleplerinden doğan sorumluluğu bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Somut olayda davacı tarafın devir sözleşmesi ile davaya konu markaları devir aldığı tarihte bu markalar için davalı ile yapılmış ve süresi devam eden bir lisans sözleşmesinin bulunduğu, devralanın, devredenin hak ve yetkileri çerçevesinde bu lisans sözleşmesi ile bağlı olduğu ve sadece devir işleminin bu lisans sözleşmesi için haklı fesih nedeni veremeyeceği ve lisans sahibinin yeni lisans sözleşmesi akdetmeye zorlanamayacağı, bu hali ile davalı kullanımlarının tecavüz olarak kabul edilemeyeceği hukuki ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise; devir bedelinin düşüklüğü ve tanık anlatımlarının münhasıran devrin muvazaalı olduğuna ispata yeterli olmayacağı, bu cümleden olmak üzere, dinlenen tanık anlatımlarının muvazaa olduğuna yönelik olmadığı, bu nedenle marka devirlerinin iptali yönünden hüküm kurulamayacağı anlaşılmıştır. Ancak birleşen dosya davacısının davaya konu markaların hukuka uygun olarak kullanıldığının tespiti yönündeki terditli talebi yönünden, birleşen dosya davalılarının tecavüz iddiaları nazara alındığında hukuki yararının mevcut olduğu ve ana dosyadaki red gerekçelerinin doğal sonucu olarak bu tespit talebinin kabulünün zorunlu olduğu" anlaşıldığından Ana dosyada; davacının davasının reddine, birleşen dosyada; davacının davasının kabulü ile; davacının "..." markasının usulüne uygun franchise sözleşmesi ile yasal olarak haklı ve hukuka uygun bir şekilde kullandığının tespitine karar verilmiştir. Davacılar/birleşen dosyada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkillerin devraldıkları markaları herhangi bir royalty bedeli ödemeden müvekkillerin izni olmaksızın yasaya aykırı olarak kullandığını, kullanımın haksız olmasının nedeninin Franchise sözleşmesi gereği marka hakkı sahibine ödenmek zorunda olan bahse konu Royalty bedelinin markaların müvekkiller tarafından devralınması ve davalı tarafa ihtaren bildirilen tarihten itibaren müvekkillere ödenmemesi olduğunu, önceki marka hakkı sahibinin haklarına halef olan müvekkilin bu bedeli istemesinin en temel hakkı olduğunu, bu hususta Bakırköy 1. FSSHM'nin 2017/85 D.iş sayılı dosyası ile davalının dava konusu markalara ilişkin hukuka aykırı kullanımlarının tespiti, müvekkillerin "..." markasına ve diğer markalara tecavüz teşkil eden her türlü fiillerinin tedbiren önlenmesi ve durdurulması talepli açılan davalarına mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verildiğini, davalı tarafın imzaladığı franchising sözleşmesi gereğince her ay ödemesi gereken royalty bedelini ocak-haziran 2017 tarihleri arasında ödemediğini, bu durumda davalının müvekkile ait bu markayı bu süre içerisinde haksız ve hukuka aykırı olarak kullandığının dava dosyasında alınan 19.06.2019 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalı tarafın bu süreçte müvekkilden tedarik etmesi gereken malları da başka tedarikçilerden satın alarak hem müvekkili zarara sokup hem de itibar kaybı yaşamasına sebep olduğunu, yerel mahkeme kararının bu sebeplerle hukuka aykırı olduğunu, SMK m.149 f.1/ç bendi uyarınca davalının 20.000,00 TL manevi tazminat ödemesine hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacılar asıl davada dava konusu markaların müvekkillerinden ... adına tescilli olduğunu, diğer müvekkil ... Ltd Şti'nin markaların bir kısmının inhisari lisans hakkına sahip olduğunu, davalının müvekkillerin markasına tecavüz ettiğini belirterek marka hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, davalının eylemi haksız rekabet teşkil ettiğinden haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davanın davacısı ... vekili dava dilekçesi ile hileli ve muvazaalı marka devirlerinin TBK 19. madde gereğince iptali ile markanın ilk sahibi adına tescili, aksi kanaat halinde müvekkilin "..." markasının yasal hak sahibi olan davalı ... Ltd Şti ile 10.02.2016 tarihinde 5 yıl süre ile imzaladığı ve bedelini ödediği franchising sözleşmesi kapsamında kullandığından markanın devredilmesi halinde franchise sözleşmesinde belirtilen hak ve yetkileri sözleşme süresinin sonuna kadar kullanabileceği hükmü göz önünde bulundurularak müvekkilin ... markasını hukuka uygun olarak kullandığının tespitini talep ve dava etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi heyetine ait 19.06.2019 tarihli raporda; "10/02/2016 tarihli Franchise (Bayilik) Sözleşmesinin 5.maddesi Sözleşme Süresi Bölümünde "5.1. başlangıç tarihinden itibaren 5 yıldır. Başlangıç tarihi sözleşme tarihidir. Marka'nın devredilmesi halinde franchisee işbu sözleşmede belirtilen hak ve yetkileri sözleşme süresi sonuna kadar kullanabilir" hükmüne istinaden davalı/birleşen dosya davacısının "..." markasını sözleşmede belirtilen hak ve yetkilere dayanarak 10/02/2021 tarihine kadar kullanabileceği, bu nedenle ...'in markasal kullanımlarının ... adına kayıtlı markasına herhangi bir tecavüz teşkil etmediği, mahkemenin davacı tarafın maddi tazminat talebini yerinde bulması halinde emsal lisans sözleşme kapsamında, ihtar tarihinden (26/12/2016) dava tarihine (20/07/2017) kadar olan süre için, davacı tarafa ödemesi gereken lisans bedelinin 16.773,45 TL olarak hesap edildiği" belirtilmiştir.10.02.2016 tarihli franchise sözleşmesinde franchise verenin ... Ltd Şti, franchise alanın ... olduğu, sözleşmenin süresinin başlangıç tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, markanın devredilmesi halinde franchise işbu sözleşmede belirtilen hak ve yetkileri sözleşme süresi sonuna kadar kullanabileceği belirtilmiştir. Bornova ... Noterliği tarafından tanzim edilen 26/12/2016 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı ... Ltd Şti tarafından muhatap ... aleyhine düzenlenen ihtarnamede ... markasının haksız kullanımına son verilmesinin talep edildiği, ayrıca taraflarına teslim edilen franchising sözleşmesini imzalayarak şirket merkezine ulaştırmaları gerektiği hususunun belirtildiği görülmüştür. 23.12.2016 tarih, ... yevmiye no'lu inhisari marka lisans sözleşmesinde lisans verenin ..., lisans alanın ... Ltd Şti olduğu görülmüştür.21.09.2016 tarihinde Giresun .... Noterliği tarafından düzenlenen marka devir sözleşmeleri ile ... markayı ... devrettiği görülmüştür. Somut olayda davalı ... ile birleşen dosyanın davalısı ... Ltd Şti arasında 10.02.2016 tarihli franchise sözleşmesi tanzim edildiği, daha sonra franchise sözleşmesine konu markanın 11.08.2016 tarihinde ...'a onun tarafından da 21.09.2016 tarihinde ...'ya devredildiği, ... ile bu şirket arasında 23.12.2016 tarihinde inhisari marka devir sözleşmesi yapıldığı sabittir.Davacılar tarafından istinaf dilekçesinde, davalının yeni bir franchising sözleşmesi imzalamadığını, %3'lük royalty bedelini ödemediğini, Franchise sözleşmesi gereğince müvekkilden tedarik etmesi gereken malları başka tedarikçilerden alarak müvekkili zarara soktuğunu, itibar kaybı yaşattığını ileri sürmüş ise de davalı ile ... Ltd Şti arasında düzenlenen franchising sözleşmesinde %3'lük royalty bedelinin ödeneceğine dair ve malların franchise verenden temin edileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından bu istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Franchise sözleşmesi taraflar yönünden nispi hak doğuran bir sözleşme olup, sözleşmenin tarafları yönünden hak doğurur. Davalı ile o tarihte marka tescil sahibi ...Ltd. Şti. Arasında 10/12/2016 tarihinde 5 yıl süreli marka lisans sözleşmesi imzalandığı, markanın daha sonra 11/08/2016 tarihinde ...'a, 10/10/2016 tarihinde ... devredildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça markanın ... Ltd. Şti. İle yapılan marka lisans sözleşmesine dayanılarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davalıya ihtarname gönderilerek markanın devralındığı ancak davalı tarafça bu tarihten itibaren marka lisans bedelinin davacı tarafa ödendiğinin ileri sürülmediği, bu yönde delil sunulmadığı anlaşılmakla, ihtarnamenin tebliğinden itibaren dava tarihine kadarki dönem için, davacının marka lisans bedeli talep etme hakkı bulunduğundan, hukuki nitelendirme hakime ait olmakla, davacının talebinin çoğun içinde azı da vardır kuralı kapsamında değerlendirilerek, ihtarnamenin tebliği tarihi ile dava tarihi arasındaki süre içerisinde davacı tarafından franchise sözleşmesine göre isteyebileceği miktarların bilirkişi incelemesi ile tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğu anlaşıldığından, davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine, Sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 1. Fikri v Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/01/2020 tarih, 2017/485 E. 2020/9 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Sair istinaf sebeplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,5- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023