Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/441 E. 2022/48 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/441
Karar No
2022/48
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2023/8 Esas KARAR NO:2025/652 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:24/05/2022 NUMARASI:2017/441 E. - 2022/48 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın “...” sloganıyla reklam projesi hazırladığını, müvekkilinin hazırlamış olduğu reklam projesini 30/11/2014 tarihinde “...” adresine gönderdiğini, anılan adresten 02/12/2014 tarihinde müvekkilinin iletişim bilgilerinin istendiği bir cevap metni gönderildiğini, müvekkili tarafından 20/02/2015 tarihinde yeni bir mail gönderildiğini, söz konusu adresten kendisine bu kez “mesajınız bize ulaşmıştır. ”metninin gönderildiğini, davalılardan herhangi bir dönüş yapılmaması üzerine müvekkilinin davalının iletişim merkezi telefonunu aradığını, görüştüğü kişi tarafından kendisine söz konusu proje ile ilgilenilmediği hususunun bildirildiğini, müvekkili tarafından davalı şirketlere gönderilen mail üzerinden 11 ay geçtikten sonra tüm platformlarda müvekkilinin “kol kola coca cola” sloganının kullanıldığını, bu konuda davalılara ihtar gönderilmesi üzerine reklamın geri çekildiğini, daha sonra tekar bazı eklentilerle kullanılmaya başlandığını, müvekkilinin reklam projesinin Noter'de düzenlenen beyanname ile tespit edildiğini belirterek, "..." sloganlı ve temalı tüm reklam ürünlerinin yazılı basın, görsel basın, sosyal medya, internet ortamı vb. mecralarda yayınlanmasının durdurulmasına, "..." sloganının her türlü hakkının davacıya ait olduğunun tespitine, fazlaya dair haklar saklı kalmak şartıyla davalıların "..." sloganlı reklam nedeniyle elde ettikleri 10.000,00 TL gelirin ve davacının uğradığı manevi zararın tazmini amacıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen taahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 01/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile FSEK'nun 68/1. maddesi uyarınca 50.000,00 TL rayiç bedelin üç katı kadar 150.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ettiğini beyan etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin huzurdaki davayla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın BK'nun 72. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, davacının hak iddia ettiği reklam çalışmasının eser niteliğinde olmadığını, bu nedenle Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığını, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davaya konu reklam projesinin diğer davalı ... AŞ. tarafından “... A.Ş.” ye yaptırıldığını, davacının eser sahibi olmadığını, davacı tarafından talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, somut uyuşmazlık açısından manevi tazminat isteminde bulunulamayacağını, davanın kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, davacının kötüniyetli olduğunu, davacının haksız kazanç için girişimde bulunduğunu, müvekkili şirketin tazminat hakkının saklı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin reklam faaliyetlerini profesyonel şirketler ile yürüttüğünü, davacının kendisinin hazırladığını iddia ettiği "..." sloganlı reklam çalışmasını müvekkilinin mail adresine gönderdiğinin doğru olduğunu, ancak gelen pek çok mailden sadece birisi olması ve profesyonel şirketlerle çalışılması nedeniyle kayda geçirilmediğini, iletişim departmanından başka kimsenin bu projeden haberdar olmadığını, davaya konu reklam projesinin üç ayrı şirketten gelen projeler arasından ... A.Ş.'nin "..." temasıyla oluşturulan proje seçilerek bu şirkete yaptırıldığını, fikrin kim tarafından bulunduğunu bilmediklerini, ... şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının hak iddia ettiği sloganın reklam sektöründe çokça kullanıldığını, korunamaya değer özgün bir slogan olmadığını, müvekkiline ait reklamın futbol ve taraftar temalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Toplanan deliller, davacının hak iddia ettiği reklam projesi ve davalılara ait reklam projesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile, davacının reklam projesini 30/11/2014 tarihinde davalı ... A.Ş.'ne ait “...” adresine gönderdiğinin her iki tarafça da kabul edildiği, bu reklam projesi incelendiğinde; 01-08 Ocak 2015 tarihleri arasında toplam sekiz gün İstanbul'un sekiz farklı meydanında yapılmak üzere, şişe, kutu ve pet şişe... kostümü giyen mankenler tarafından meydanlarda bulunan insanlara broşürler ve ... ürünlerinden promosyonlar dağıtılarak, maskot mankenler ile insanların kol kola giderek fotoğraf çektirmesi ve bu fotoğrafların şirketin sosyal medya hesaplarında yayınlanması doğrultusunda, sosyal medya hesaplarında takipçi artışı ve etkileşim yaratacak bir formatı olduğu, 26/12/2015 tarihinde ilk kez yayınlanan davalıların reklamında ise ... takımlarına sponsor olması nedeniyle "..." sloganıyla, billboard (outdoor), dijital, sinema, rdayo ve TV mecralarında uygulanan, takım taraftarlarına birliktelik çağrısı yapılarak, ... ürünlerinin kapaklarındaki şifreyi belirten web adreslerine girmeleri ile takımlarına destek olmaları ve sonucunda da seçilen taraftarlara şaşırtıcı sürprizlerin yapılması formatında bir reklam olduğu tespit edilmiştir. Her iki reklam projesi karşılaştırıldığında, birbirlerinden farklı konseptleri ve amaçları içerdikleri, davacının projesinin sahada uygulanması gereken bir reklam çalışması olmasına rağmen, davalıların yayınlanan projesinin ise billboard, dijital ortamlar, sinema, radyo ve TV mecralarında uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Her iki reklam projesinin konsepti, amacı ve hedeflediği kitlenin birbirlerinden farklı olduğu, ancak her iki reklam projesinde de kullanılan "..." sloganının aynı olduğu, bu sloganın özgün bir slogan olup, bu tip slogan üretimlerinin reklamcılık sektöründe oldukça sık yapılan uygulamalar olduğu, davacının kendisine ait reklam projesini Noter beyannamesi ile onaylattığı 27/11/2014 tarihinden üç gün sonra 30/11/2014 tarihinde davalı ... A.Ş.'ne ait e-mail hesabına gönderdiği, daha sonra 20/01/2015 tarihinde yeniden gönderdiği, bu nedenle davalıya ait reklamın yayınlandığı tarihten önce "..." sloganının davacı tarafça bulunduğunun ispatlandığı, bu sloganın 5846 sayılı FSEK.nun 2/1. maddesi uyarınca ilim ve edebiyat eseri olduğu, 1/B-a maddesi uyarınca hususiyet unsurunun mevcut olduğu, bu sloganın davalılara ait reklamda izinsiz olarak kullanılması nedeniyle davacının FSEK'nun 14. maddesindeki umuma arz hakkı, 15. maddesindeki adın belirtilmesi manevi hakları ile 22. maddesindeki çoğaltma ve 23. maddesindeki yayma mali haklarının ihlal edildiği, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde davalıların elde ettiği gelire göre tazminat talep etmişse de, tecavüz olmasaydı hak sahibi davacının elde etmesi muhtemel gelirinin, davalıların izinsiz kullandığı hakların sözleşmeyle kullanılması halinde ondan istenebilecek bedele karşılık geleceği, bu nedenle davalıların reklamdan elde ettikleri gelirin ayrıca hesaplanmasına gerek olmadığı, davacının da daha sonra ıslah dilekçesinde FSEK'nun 68/1. maddesi uyarınca rayiç bedelin üç katı kadar tazminat talep ettiği, davacının mali ve manevi haklarının ihlali nedeniyle FSEK'nun 68/1. maddesi uyarınca üç katı kadar rayiç bedel ve FSEK'nun 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edebileceği, davalıların yalnızca dava konusu sloganı içeren reklamı kullandıkları, reklam projesi için feri müdahil şirkete ücret ödedikleri, davacının yalnızca reklam sloganı kullanıldığından, reklam yazarı olarak ücret talep edebileceği, iki ayrı heyetten alınan bilirkişi raporunda da davaya konu reklam sloganın reklamcılık konusunda uzman olan bilirkişiler tarafından belirlenen rayiç değerinin 45.000,00-55.000,00 TL aralığında olduğu, davalılara ait reklamın kullanıldığı mecralar, reklam konusu ürün markasının dünyadaki ve ülkemizdeki tanınırlığı dikkate alındığında 50.000,00 TL rayiç bedel ve FSEK'nun 68/1. maddesi uyarınca bu bedelin üç katı kadar 150.000,00 TL telif ücreti talep edebileceği, dava dilekçesinde faiz istenmemişse de, fazlaya ilişkin hak saklı tutulmasa da, faiz alacağı, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, fer' i nitelikte bir alacak olduğundan, ek dava yoluyla faiz istenmesi mümkün olduğu gibi, işbu davada olduğu gibi faiz istenmemiş olsa da, fazlaya ilişkin hak saklı tutulduğunda, faizin bu dava içerisinde de iddianın genişletilmesi yolu ile ya da buna usuli tarzda karşı çıkılması halinde ya da doğrudan ıslah yolu ile faiz istenmesinin harçlandırılmak koşulu ile mümkün olduğu, davalıların kusur derecesi, davalılara ait reklamın kullanıldığı mecralar, reklam konusu ürünün tanınırlığı dikkate alındığında 20.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı" şeklindeki gerekçeler ile, Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,Davalılara ait ürünle ilgili reklamlarda kullanılan "..." sloganının FSEK'ten kaynaklanan maddi ve manevi haklarının davacıya ait olduğunun TESPİTİNE, Davalıların bu slogana muhtemel tecavüzlerinin ÖNLENMESİNE ve sloganın kullanıldığı tüm reklam ürünlerinin, yazılı basın, görsel basın, sosyal medya, internet ortamı ve benzeri mecralarda yayınlanmasının YASAKLANMASINA, 50.000,00 TL rayiç bedelin FSEK 68.maddesi uyarınca 3 katı olan 150.000,00 TL ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın manevi tazminatın çok düşük olması ve FSEK 70/son gereğince elde edilen gelire hükmetmemesi nedeniyle kaldırılması gerektiğini, elde edilen gelirin hesaplanması taleplerinin reddedildiğini, mahkemece defalarca kez bilirkişi incelemesi ve ek raporlar alındığını, raporlarda elde edilen gelirin istenebileceği yönde görüş bildirildiğini ve sonuç olarak müvekkilinin reklam sloganının ilim ve edebiyat eseri olduğunun belirtildiğini, Yargıtay kararları karşısında talepleri kabul edilmeyerek ve hususta inceleme yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme gerekçesinin yasaya ve Yargıtay kararına aykırı olduğunu, müvekkilinin eserinin Avrupa futbol şampiyonasında çok geniş kitlelere ulaştığını, süper lig reklam takımlarının reklam yüzü olduğunu ve davalıların bu nedenle gerek reklam gösterimleri, gerekse şişelerin üzerinde kullandıkları sloganla çok büyük gelirler elde ettiğini ve tecavüz neticesinde haksız kazanç elde ettiklerini, davalıların reklam projelerinin tamamen müvekkilinin sloganına dayandırıldığını, bu nedenle mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığını, 20.000,00 TL tazminatın düşük olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin huumet itirazlarını incelemediğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydı ile fikrin sahibi olduğunu iddia eden üçüncü kişilerin taleplerinin muhatabının davalı müvekkili şirket tarafından kendisine proje kapsamında ive işlem için ödeme yapılan fer'i müdahil ... A.Ş. Olduğunu, davacı tarafın projesinin veya proje isminin FSEK kapsamında eser olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, projelerin farklı olup davacı yanın sloganının FSEK uyarınca eser mahiyetinde olmadığını, iki proje arasında benzerlik bulunmadığını, iki projenin çıkış amaçlarının farklı olduğunu, mahkemece dosyada mübrez gerekli tetkik ve inceleme mahsülü olmayan raporlar ile ... tarafından tanzim edilen 13.02.2018 tarihli ek rapor dışındaki ek rapor dikkate alınarak verilen kararın hatalı ve 13.05.2020 tarihli rapor ve mahkeme gerekçesi ile çeliştiğini, henüz şekillenmemiş bir fikri ürünün FSEK kapsamında eser korumasından yararlanamayacağını, huzurdaki davada kanunda sayılan tiplerden herhangi birine dahil olabilecek bir eser tipi mevcut olmadığından davacının iddia etmiş olduğu şekilde bir eser ve eser sahipliği söz konusu olmadığını, dosyada mübrez 13.02.2018 tarihil rapor dışına bilirkişi raporlarında yer alan "..." sloganının ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirildiği tespitini kabul etmediklerini, reklam sloganı olan "..." kelimesinin eser sahibinin hususiyetine ait bir kelime grubu olarak nitelendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının yeni bir projeymiş gibi sunduğu reklam çalışmasının benzerlerinin zaten yapılmakta olduğunu ve halen de zaman zaman yapıldığını, davacının TPE nezdinde "..." ile ilgili herhangi bir başvurusu/tescili olmadığını, Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kayıt-tescil başvurusu ya da noterde fikrini tasdiklettirme gibi bir yola gitmediğini, gerekli tetkik ve inceleme mahsulü olmayan raporlarda hesaplanan tazminat miktarının hem fahiş hem de herhangi kritere bağlanmaksızın keyfi olarak takdir edildiğini, kabul anlamına gelmeksizin 13.02.2018 tarihli rapor hariç raporların çelişkili olduğunu ve teknik verilere uygun olmayan rayiç bedel hesaplamalarının dikkate alınarak kabul kararı verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacının projesinin eser vasfında olmadığı yönündeki itirazlarına halel gelmeksizin, bilirkişi raporunda 50.000,00 TL olabileceği şeklindeki soyut nitelikteki rayiç bedel hesabının hatalı olduğunu, davacının şartları oluşmayan haksız ve kötü niyetli maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken haksız olarak kabulüne karar verildiğini, işbu huzurdaki dava gibi "..." davaların güven sarsıcı nitelikte olup haksız kazanç elde etme bakımından örnek teşkil etme riskini haiz olduğunu, dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş olmasına rağmen talep edilen bedellere ilişkin ıslah yapılmak suretiyle faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında kabul-ret oranının hatalı hesaplandığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece husumet itirazlarının yanlış bir şekilde değerlendirildiğini, müvekkili şirketin davacı ile herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin bu dava bakımından pasif husumet yokluğu söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini göz önüne alarak husumet yokluğunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı itiarzları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu edilen sloganın eser mahiyeti bulunmadığını, dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporu ile de bu hususun sabit olduğunu, eser mahiyeti taşımayan bir slogana ilişkin olarak maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, tazminat şartları oluşmadığını, maddi tazminat tutarının neye göre belirlendiğinin halen belirsiz olduğunu, karara dayanak olan bilirkişi raporunda herhangi bir dayanak olmaksızın 50.000,00 TL şeklinde bir tazminat belirlendiğini, davacının sebepsiz zenginleştiğini, bu durumun Borçlar Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, hükmedilen maddi tazminatta faize ilişkin hata söz konusu olduğunu, dava ikame edilirken davacının faiz talebi olmadığını, bu sebeple faiz hesaplaması yapılamayacağını, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş olsaydı dahi ıslah ettiği bedel yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işlemesi gerektiğini, davacı tarafından 01.12.2020 tarihli konusu "..." şeklindeki dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının ıslah talebinde bulunduğunu, dava değerinin artırılmasına yönelik bir talepte bulunmadığını, davacının "fazlaya ilişkin talep ve dava hakların saklı kalmak kaydıyla" şeklindeki beyanının kısmi davaya ilişkin olduğunu, belirsiz alacak davası için bunun dava dilekçesinde açıkça yer alması gerektiğini, kısmi davaya yönelik faiz istemleri açısından da mahkemece tüm maddi tazminat tutarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davada zamanaşımı süresinin geçmesi sebebiyle usulden reddetmesi gerekirken zamanaşımını dikkate almadan hüküm kurmasının hatalı olduğunu, davacının ... şirketine ilettiğini iddia ettiği maillerin bu şirketlere ulaştığını gösterir herhangi bir delili dosyaya sunamadığını, projenin şirkete ulaşmış olsa dahi müvekkili şirketin sunduğu reklam projesinin 26.12.2015 tarihinden itibaren reklam platformlarında yayınlanmaya başladığını, müvekkili şirketin günde binlerce mail gelen bir mail adresine projenin yayınlanmasından 1.5 sene önce gönderilmiş olan reklam projesini görerek kendi reklam projesine esas almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bilirkişi raporlarından da müvekkili şirketin reklam projesi ile davacı tarafın davalı şirkete gönderdiğini iddia ettiği reklam projesinin farklı amaçlara hizmet etmekle birlikte birbirlerinden tamamen farklı iki proje olduğunun görüleceğini, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme sonucunda çelişkili bilirikişi raporlarına dayanarak ve bu çelişkiyi gidermeden karar verdiğini, tarafların rapora karşı itirazları üzerine mahkemenin dosyayı yeni bir bilirkişiye göndermeden son alınan bilirkişi raporuna göre hatalı hüküm tesis ettiğini, ilk rapor ile sonradan alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, kol kola sloganının eser olarak kabul edilmesinin mü,mkün olmadığını, bu ibarenin eser olarak kabul edilmesinin davacı asilin metin yazarı olmasına bağlanmasının ise hukuki bir yanlış olduğunu, bu yöndeki bilirkişi değerlendirmesinin hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacının sloganı hayata geçmeyerek somut bir hale bürünmediğinden sadece bir fikir ürünü olarak kaldığından hususiyet taşıdığından bahsedilemeyeceğini, iki reklam projesindeki tek ortak noktasının "..." olduğunun alınmış 3 bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğunu, davacının projesinin herkesin aklına gelebileccek düzeyde olduğunu, reklam sloganlarının çoğunlukla kısa tümceler olması nedeniyle koruma koşullarını yerine getirmelerinin zor olduğu ve sloganların koruma kapsamı dışında tutulması gerektiğini, mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının fahiş olduğunu, bilirkişi heyetleri tarafından tamamen hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde ortaya konulan 50.000,00 TL rayiç bedelin 3 katı olan 150.000,00 TL'nin davacıya ödenmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul edilmemekle birlikte rayiç bedelin hangi kriterlere göre tespit edildiğinin somut olarak ortaya konmadığını beyanla; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacıya ait "..." sloganının davalılar tarafından reklamlarda kullanılması sebebiyle meydana geldiği iddia edilen FSEK'ten kaynaklanan haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile FSEK 68.madde uyarınca maddi tazminat ve FSEK 70.madde uyarınca manevi tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ... 13/02/2018 tarihli raporda özetle; "davacıya ait reklam projesinin FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı, davalı ile davacının reklam projesi karşılaştırıldığında uygulaması, detayı, üretiliş şekli, teması, senaryosu, mecrası vb. unsurlar ele alındığında birbirine benzer olmadığı, tamamen farklı olduğu, benzerlikten söz edilebilirse bunun yalnızca '...' ifadesi olabileceği, bu ifadenin de kimsenin tekelinde olamayacağı, FSEK'ten kaynaklanan herhangi bir hakkın tecavüzünden söz edilemeyeceği" belirtilmiştir. ..., ... Ve ...'dan oluşan bilirkişi heyeti 26/11/2018 tarihli raporda özetle; "davacının "..." sloganının ilk sahibi ve eser sahibi olduğu, bu reklam sloganlarının metin yazarlığı meslek disiplini kapsamında olduğu, metin yazma işinin edebiyat işi olduğu ve FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri kategorisinde değerlendirilebileceği, reklam piyasasında reklam yazarlarının ya da reklam spotu rayiç bedellerinin o reklamın kârı üzerinden veya ürünün satış miktarı üzerinden hesaplanmadığı, zira satış amaçlı olmayan fakat sadece prestij amaçlı kampanyaların da söz konusu olabildiği, bu nedenle sloganın bedelinin işin niteliğine göre tarafların karşılıklı anlaşmasıyla kampanyanın bütçesine, hacmine, mecra ve medyalardaki yayın durumuna göre belirlendiği, huzurdaki davada davacının ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki “...” şeklindeki sloganının, geniş kapsamlı bir reklam kampanyasında billboard, dijital mecralar, sinema, radyo ve TV mecralarında uygulandığının ve kullanıldığının anlaşıldığı, bu mecra ve medyalardaki reklam kampanyasının ana fikrini ve ...'sunu (kreatif konseptini) oluşturduğu anlaşılan davacının sloganının bedelinin, reklam kampanyasının niteliği ve davalı firmanın marka sınıflandırmasında ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış marka kategorisinde olması da gözetilerek, raporda zikredilen Yargıtay kararında belirtilen değerlendirme kıstasları da dikkate alınarak ve piyasa reklamcılık sektörü rayiç değerleri gözetilerek davacının sloganının bedelinin 45.000,00-55.000,00 TL aralığında olabileceği, davacının FSEK m.68'e göre bu bedellerin 3 katına kadar maddi tazminat talep edebileceği" belirtilmiştir. Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve ...'tan oluşan bilirkişi heyeti 13/05/2020 tarihli raporda özetle;" tarafların reklam projeleri arasında benzerlik bulunmadığı, fakat her ne kadar proje bazında reklamlar arasında bir benzerlik bulunmasa da reklam sloganlarının ortak olduğu, davalıların bu sloganı davacının kendilerine gönderdiği mailden bağımsız bir şekilde oluşturmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının dünya çapında tanınmış “...” markasıyla, yine günlük yaşamda sıkça kullanılan “...” ibarelerini bir araya getirerek fonetik olarak uyum sağlayan “...” şeklinde ürettiği sloganın akılda kalıcı ve orijinal nitelikte olduğu, bu nedenle söz konusu sloganın “ilim ve edebiyat eseri” olarak değerlendirilebileceği, davalıların markasının tanınmış marka olması ve dava konusu sloganla yapılan reklamların TV, radyo ve davalıların sosyal medya hesaplarında yayınlanması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının sloganının rayiç bedelinin 50.000,00 TL olabileceği" belirtilmiştir.FSEK Madde 70 -" (Değişik fıkra: 07/06/1995 - 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir.Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir.Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrıyan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir."Düzenlemesi yer almaktadır.Davacı tarafından müvekkilinin eser sahipliğine dayalı olarak tecavüzün men'i, durdurulması, önlenmesi, varsa "...” sloganının ürünlerden silinmesi, kaldırılması, müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi, yapılacak hesaplamada FSEK madde 70/son hükmünün nazara alınmasını, 50.000,00 TL manevi tazminat ve yine uğramış oldukları zararın tazminine yönelik 5846 sayılı yasanın 70/son maddesi gereğince temin edilen karın müvekkile ödenmesini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların, ... sloganlı reklam nedeniyle elde ettikleri 10.000.TL. gelirin davalılardan tahsilini talep ve dava ettiği, ıslah dilekçesi ile de, maddi tazminat olarak 150.000.TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte ve FSEK 70/son maddesi gereğince belirlenecek tazminat hakkıyla tazmini ve 50.000.TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde FSEK 68 maddeye göre üç katı maddi tazminata hükmedilmiş ise de davacının talebinde yer alan FSEK 70/son fıkrasına göre herhangi bir değerlendirme yapmadığı olumlu olumsuz karar verilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, mahkemece öncelikle davacı tarafından FSEK 70/son fıkrasına göre, temin edilen karın da talep edildiği gözetilerek, davacıya talebinin ve miktarının açıklattırılması, harcının tamamlatılması ve daha sonra bu talep yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesi karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK 69 maddesinde; müdahilin de yer aldığı asıl davada hükmün taraflar hakkında verileceği düzenlenmiştir. Feri müdahil ... A.Ş. şirketinin davada taraf olmadığı, davalı yanında feri müdahil olduğu, hükmün taraflar yönünden verildiği, feri müdahilin HMK 69 maddeye göre istinaf hakkı bulunmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davalıların istinaf başvurusunun ve istinaf sebepleri incelenmeksizin dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği ve fer i müdahilin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, fer'i müdahil ... A.Ş. şirketinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, davalıların istinaf başvurusunun ve sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, 2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarih, 2017/441 E. 2022/48 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran fer'i müdahil tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/441, K. 2022/48, T. 26.12.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-441-e-2022-48-k-20e8e71ae924