Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/347 E. 2021/589 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/347
- Karar No
- 2021/589
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1899 KARAR NO: 2024/1743 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2021 NUMARASI: 2017/347 E. - 2021/589 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 5015 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun tanzim ettiği "Dağıtıcı Lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda, kendi marka ve logosu altında ... standartlarında kurulu veya kurulacak akaryakıt istasyonlarında davalı şirket ile 07.06.2015 tarihli "Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi" imzalanmak suretiyle davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, davalı yanın taahhütlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin de bu sebeple zarara uğradığını, davalı yanın taahhütlerini yerine getirmeyerek sözleşme ve taahhütnameye aykırı davrandığım, davalı yanın ... numaralı bayilik lisansı ile faaliyet göstermekte iken davalı şirket hakkında Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/409 Esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi davasının açıldığı, müvekkili şirket kayıtlarının incelenmesinde, bahse konu ihtarnamede yazılı olduğu üzere davalının 1. taahhüt periyodu olan 07.06.2015-07.06.2016 döneminde müvekkil şirketten toplamda 321.256 litre beyaz ürün satın aldığı, ancak toplamda 1.678.744 litre eksik alım yaptığı, 2. taahhüt periyodunun başlangıcı olan 07.06.2016 tarihinden ihtarname tarihine kadar ise müvekkili şirketten sadece 16.578 litre beyaz ürün satın aldığı, davalı hakkında iflasın ertelenmesine karar verilen Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/409 Esas sayılı dosyasında, mevcut icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bu sebeple de müvekkili şirkete verilen teminatların nakde çevrilemediğini, bu durumda bayilik sözleşmesinin devamı beklenemeyeceğinden sözleşmenin 46/b-2 hükmü kapsamında bayilik sözleşmesinin haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğunu, müvekkili şirketin hem bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihe kadarki süre yönünden hem de fesih tarihinden sözleşmenin normal şartlarda son bulacağı süreye kadarki dönem üzerinden kâr mahrumiyeti ile cezai şart talep etme hakkının olduğunu iddia ederek, şimdilik bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 07.06.2015 tarihinden bayilik sözleşmesinin feshedildiği 29.06.2016 tarihine kadarki dönem için 10.000 TL cezai şart, sözleşmenin sona erdiği 29.06.2016 tarihinden sözleşmenin devamı hâlinde sona ereceği 07.06.2020 tarihine kadarki dönem yönünden şimdilik 30.000 TL kâr mahrumiyeti alacağının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı olarak %7 akdî faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, tek tarafı koruyan ve bayiyi ezen ve tüm hakları tek taraflı yani davacıyı koruyacak şekilde düzenlenen bir sözleşmeye dayalı olarak davacının tazminat talep ettiğini, haksız şartlar içeren iş bu sözleşme ve sözde taahhütün iyi niyete aykırı dengesiz şekilde matbu olarak düzenlendiğini, davacının davalı tarafa gönderdiği fesih bildirimi içeriğinde davalının 1. yılında almasını taahhüt ettiği akaryakıt miktarını almadığı ve bu sebeple sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiğini, davacı tarafa bu şekilde verilen bir taahhüt olmadığı gibi davacı tarafın her bayiden açık ve matbu taahhütname imzalatmış olması sebebiyle keyfi ve hukuka aykırı şekilde düzenlenerek doldurulmuş taahhüt içeriğini kabul etmediklerini, taahhütnamede kalemle boşlukların sonradan doldurulduğunu, dava dilekçesine ek sunulan taahhütname ve içeriğini öncelikle kabul etmediklerini, davacı ile davalının arasındaki sözleşmelerin de tek tarafı koruyucu ve davalı tarafın yani borçlunun ekonomik olarak mahfına sebep olacak derecede ağır ve haksız şartlar içermekte olduğunu, bu durumun ise genel adap ve ahlaka aykırılık teşkil edeceğinden tamamen iptali gerektiğini, dava konusu dayandırılan sözleşmelerin davacıyı haksız şekilde koruduğunu ve bu koruma ile davalı üzerinde yıkım yaratacağını ve cezai şartların tek taraflı olarak düzenlendiğini, sadece bayiye yüklendiğini, müvekkilinin kendi özverileri ile 6 yıl boyunca davacıdan çok ciddi miktarda alım gerçekleştirmiş olduğunu, bu duruma Suriye ile girilmesi muhtemel savaş ortamı ile oluşan ekonomik kriz de dikkate katılınca davacının bu alım önündeki özverisinin takdir edilmesi gerektiğini, savaş durumu ve Hatay ilindeki Suriye krizine bağlı olarak davalının da içinde bulunduğu ekonomik kriz ve değişen şartlara göre hakkaniyete uygun olarak sözleşmenin uyarlanması ve buna göre yapılacak tespit ve değerlendirmelerde objektif kriterlere göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, ayrıca, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının haksız şekilde hem kazanç mahrumiyeti, hem de cezai şartı bir arada istediğini, davacının talep ettiği hak mahrumiyeti ve cezai şartın aynı anda istenmesinin de mümkün olmadığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davacının taleplerinin reddi veya hakkaniyet uygun bir indirim yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı arasında 07/06/2015 başlangıç tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığı, bayilik sözleşmesi ile birlikte ek olarak 10/06/2015 tarihli taahhütname uyarınca, davalının, sözleşmenin devamı müddetince geçerli olmak üzere her yıl için toplam 2000 m3 beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ alıp satmayı taahhüt ettiği, satışı yapılamayan eksik beher m3 beyaz ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5'i oranında davacı şirketin satılamayan üründen dolayı mahrum kaldığı karı cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, davalı hakkında Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/409 esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi davası açıldığı, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmediğinden bahisle, davacı şirket tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliği'nin 29/06/2016 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiği, her ne kadar davacı taraf sözleşme kapsamında cezai şart talebinde bulunmuş ise de, Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerektiği, BK'nun 179/II maddesinde; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir’ hususunun düzenlendiği,dolayısıyla, beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise davacı firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği,çekince için bir şekil şartı getirilmediği,davacının, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği,davacı tarafça takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan çekince konmadığı,ilk mal alış faturası üzerine bu durumu şerh etmediği, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği kanaatine varıldığından davacının cezai şart talebine yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının kar mahrumiyetine yönelik talebi ile ilgili yapılan yargılamada, davalının asgari alım taahhüdüne uymadığı ve bu sebeple sözleşmeye aykırı davrandığı, davacının kar mahrumiyeti talebinin haklı olduğu, ancak buna ilişkin talebin davacının kar mahrumiyetini geri kazanabilmesi için, sıfırdan kurulacak bir akaryakıt istasyonu için gerekli olan maksimum 6 aylık süre ile sınırlı olduğu, dolayısıyla kar mahrumiyetine ilişkin hesaplamada 6 aylık sürenin dikkate alınması gerektiği, teknik bilirkişinin tespitine göre, davacının 6 aylık kar kaybı tutarının 156.381,16 TL olduğu, ancak davacının 30.000,00 TL talep ettiği görüldüğünden, talebe bağlı kalınarak, davacının kar mahrumiyetine ilişkin talebinin 30.000,00 TL üzerinden kabulüne..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 30.000,00 TL kâr mahrumiyeti (taleple bağlı kalınarak) bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından cezai şart talebinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçede yer verilen hususların isabetli olmadığını, hiç bir Yargıtay kararında ilk muamele esnasında bu şartın aranmadığını, ayrıca 1.yılın sonunda müvekkili tarafından davalı bayinin tonaj ihlalinde bulunduğuna ilişkin ihtarname gönderilmediğini, dolayısıyla davalıya satış taahhüdüne uyulmadığına yönelik gönderilen ihtarname uyarınca 1. taahhüt dönemi için cezai şart talep edilmesinde hukuken bir engel bulunmadığını, müvekkili şirket kayıtlarının incelenmesinde davalının 321.256 Lt beyaz ürün satın aldığını ancak toplamda 1.678.744 Lt eksik alım yaptığını, 2. taahhüt periyodunun başlangıcının 07.06.2016 tarihinden ihtarname tarihine kadar 16.580 Lt satın aldığını, taahhütlere uyulmaması ayrıca cari hesap borçlarının ödenmemesi hakkında icra takiplerinin açılmasına sebebiyet verilmesinin bayilik sözleşmesinin esaslı bir ihlali ve haklı fesih sebebi oluşturduğunu, ayrıca davalı hakkında iflasın ertelenmesine karar verilen Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/409 Esas sayılı dosyasında mevcut takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bu sebeple müvekkili şirkete verilen teminatların nakde çevrilemediğini, bayilik sözleşmesinin devamının beklenemeyeceğinden sözleşmenin 46/b-2 hükmü kapsamında haklı sebeple feshedildiğini, davaya konu cezai şart taleplerinin haklı olduğunu iddia ederek, ilamın cezai şart talebine ilişkin kısmen ret kararı yönünden ortadan kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi nedeniyle cezai şart alacağı ile kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin davacı şirket tarafından feshi ve kâr mahrumiyeti ile ilgili alacak hakkının varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının cezai şart alacağının sübuta erip ermediği, mahkemenin buna dair ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 07.06.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren istasyonlu bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davalının bayi olarak sözleşmede yer aldığı, sözleşmenin konusunun bayinin Hatay ili Samandağ ilçesindeki taşınmaz üzerinde istasyonlu akaryakıt bayiliği vermesine ilişkin olduğu, sözleşmenin 11.maddesinde, süresinden evvel davacının sözleşmenin fesih yetkisine haiz olduğu, sözleşmenin bayinin satış taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle süresinden önce feshe sebebiyet vermesi halinde sözleşme süresi sonuna kadar davacının mahrum kalacağı kâr mahrumiyet bedelini ödemeyi kabul ettiği ayrıca bayi tarafından uzun bir süre asgari alım taahhüdüne uyulmaması hâlinde sözleşmenin davacı tarafından fesih hakkının bu durumda kullanılmamış olmasının asgari alım taahhüdünün uygulama alanının zımnen davacı tarafından ortadan kaldırılmış olarak kabul edilmeyeceği, bayi tarafından sözleşme süresi içerisinde uzun bir süre asgari alım taahhüdü yerine getirilmediğinde davacı tarafından tespiti halinde sözleşme fesih hakkının davacı tarafından kullanılmaması durumu dahil olmak üzere davacının asgari alım taahhüdünden dolayı talep hakkının varlığının devam ettiğini ve ortadan kaldırılmadığını da bayinin kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, 45.maddede, bayinin sözleşme hükümlerine aykırı davranışları halinde davacının haklarının düzenlendiği, 46.maddesinde, fesih düzenlemesine yer verildiği, maddenin b-2 bendinde, bayinin acze düşmesi, herhangi bir icra takibine maruz kalması, konkordato ve iflas erteleme talep etmesinin belirtildiği, cezai şartın sözleşmenin 48.maddesinde düzenlendiği, söz konusu maddede, bayinin sözleşme hükümlerine veya ek olarak imzalanan sözleşme ve taahhütnamelere aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin davacı tarafça feshi halinde veya bayinin davacının rıza ve muvafakatını almaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi veya başka bir dağıtım şirketinin bayiliğini alması halinde bayinin davacı ile aralarında kararlaştırılacak ve ek protokolle kaleme alınacak olan cezai şartı ihtarname keşidesine, mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın ilk yazılı talep üzerine ...e ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, 58.maddede, davacı tarafından bayinin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle süresinden önce sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde bayinin başkaca ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın satış taahhüdüne bağlı olmak üzere davacının sözleşme sonuna kadar mahrum kalacağı zarar ve ziyanı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, 07.06.2015 tarihinde imzalanan taahhütnamede, bayi tarafından uzun bir süre asgari alım taahhüdüne uyulmaması halinde taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafından zımnen ortadan kaldırılmış olarak kabul edilmeyeceği, davacının asgari alım taahhüdünden dolayı talep hakkının ve varlığının devam edeceği, bayinin almayı taahhüt etmiş olduğu eksik ürünler için eksik ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanarak tutarın %5 oranındaki karı cezai şart olarak davacıya ödeyeceği, ayrıca kar mahrumiyeti bedeline yönelik cezadan başka ihbar ve ihtara gerek olmaksızın 100.000,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt edildiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete Üsküdar 25. Noterliğinde düzenlenen 29.06.2016 tarihli ihtarnameyi gönderdiği, söz konusu ihtarnamede, bayilik sözleşmesinin feshedildiğinin belirtilerek cari hesap alacakları ile cezai şart, kar mahrumiyet alacaklarının ödenmesinin talep edildiği, içeriğinde ise taahhütname uyarınca sözleşme süresi içinde istasyonda her yıl için toplam belirtilen şekilde ürün alınmasının taahhüt edildiği, eksik ürün durumunda son cari fiyat üzerinden %5 oranında cezai şart ödeneceğinin belirtildiği, sözleşmenin 1.taahhüt periyodu olan 07.06.2015 - 07.06.2015 döneminde toplam 1.678.744 Litre eksik alım yapıldığı, ihtar tarihinde depo satış fiyatının 3,6191 TL / Litre üzerinden hesaplanan bedelin %5 olan 303.777,12 TL cezai şart alacağının taahhüt ettiğinin tespit edildiği, 2.taahhüt periyodu başlangıcı olan 07.06.2016 tarihinden ihtarname tarihine dek sadece 16.587 litre ürün alındığı, 2.taahhüt döneminin 07.06.2017 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında eksik taahhüdün tamamlanamayacağının öngörüldüğü, cari hesap alacağı için icra takip dosyalarının mevcut olduğu ve takiplerin kesinleştiği, cari hesap borçlarının ödenmemesinin sözleşme gereğince haklı fesih sebebi olduğu belirtilerek diğer nedenlerle birlikte sözleşmenin feshedildiği belirtilmek suretiyle 303.77,12 TL cezai şart/kar mahrumiyet alacağının ödenmesinin talep edildiği, talebin yerine getirilmemesi üzerine davacı vekili tarafından 24.03.2017 tarihli dilekçe ile fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL cezai şart alacağı ile 30.000,00 TL kar mahrumiyet alacağının talep edilmiş olduğu, cezai şart alacak döneminin 07.06.2015 tarihinden sözleşmenin feshedildiği, 29.06.2016 tarihine kadar ki dönem olarak belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delilleri dosyaya ibraz ile birlikte ilgili yerlerden bilgi ve belgeler celp edildikten sonra gerek talimat yoluyla gerekse dosya üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. 22.04.2019 tarihli talimat bilirkişi raporunda; her ne kadar 29.06.2016 tarihinde sözleşmenin feshedilmiş olduğunun ileri sürülmüş olmasına rağmen iddia edilen nedenlerin fesih için haklı neden olmadığı görüşüne varıldığı takdirde davacı şirketin kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinden dolayı bir talepte bulunamayacağı, davalı şirketin Kazanlı beldesinde bulunan iş yerine gidilerek işlemler yönünden inceleme yapıldığı, fiilen satılan veya teslim edilen bir mal veya hizmetin karşılığı olmadığı için KDV'nin hesaplanmadığı, sonuç olarak davacının 07.06.2015 tarihinden 31.12.2018 tarihine kadar ki kar kaybının hesaplandığı, 272.881,75 TL'den ibaret olduğu, 31.12.2018 tarihine kadar ki kar mahrumiyetinin ise 937.337,36 TL olduğu, toplam kar mahrumiyet miktarının 1.210.219,11 TL olduğu belirtilmiştir. 02.09.2019 tarihli raporda; davalı şirketin Samandağ/Hatay adresinde bulunması nedeniyle Suriye krizinden etkilendiği için Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla 2019/409 Esas sayılı dosyası ile iflas erteleme talebinde bulunduğu ve iflas erteleme kararı verildiği belirtilmiştir. 20.03.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti yönünden talebi incelendiğinde toplam 272.881,64 TL cezai şart hesaplandığı, talebin 10.000,00 TL olduğu, fesih tarihinden rapor tarihine kadar toplam 1.575.407,00 TL cezai şart hesaplandığı, talebin 30.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. 05.10.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; cezai şart olarak toplam 272.881,64 TL hesaplandığı, talebin 10.000,00 TL olduğu, ihbar tarihinden rapor tarihine kadar ise toplam 1.724.630,43 TL cezai şart talebinin hesaplandığı, davacı talebinin 30.000,00 TL olduğu, kar kaybının bir aylık toplam 26.053,36 TL hesaplandığı, cezai şart alacağının fahiş olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. 02.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; cezai şart alacaklarının davalı yönünden fahiş olduğu, cezai şart ödenmesine karar verildiğinde incelenen 2016 yılı şirket kayıtlarında şirketin zaten borca batık olduğu, cezai şartın davalının ekonomik mahfına sebep olacağının değerlendirildiği belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden mahkemece, davacının kâr kaybı yönünden davası taleple bağlı kalınarak kabulüne, cezai şart alacağının ise sözleşme süresi içinde çekince konulmadan ifaya devam edilmesi üzerine ceza koşulu istenmeyeceği, haklı bir güven oluşmuş ise haklı güven dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Dava, bayilik sözleşmesinin haklı feshi sebebiyle cezai şart ve mahrum kalınan kâr kaybından doğan alacağın ve taraflar arasındaki protokolde düzenleme bulan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 11.,45.,46.,maddeleri, cezai şart başlıklı 48. maddesi, 58. maddesi ve taahhütname gereğince davalı bayi tarafından kâr mahrumiyeti ile birlikte cezai şart ödenmesini açıkça kabul ve taahhüt edilmiştir. Sözleşme her iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun olan açıklamaları ile kurulduğundan sözleşmede yer almayan bir konunun taraflardan biri lehine olacak şekilde yorumlanarak uygulanması, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte pozitif hukuk kurallarına uygun düşmeyecektir. Sözleşmede mevcut cezai şarta dair miktarın veya hesaplama neticesinde tespit edilen miktarın fahiş olup olmadığı başka bir tartışma konusudur. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK .m 179. ceza koşulu düzenlenmiştir. TBK'nın 179.maddesinin 1. fıkrasında, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklının ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceği belirtilmiştir. 2. fıkrada ise cezanın borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklının, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezasının ifasını da isteyebileceğine yer verilmiştir. Somut davada, aksi iddia veya ispat edilemediği üzere, davalı bayi tarafından davacının muaccel cari alacakları ödenmemiştir. Davacı tarafça birden fazla takip başlatılmış, alacağın tahsili sağlanamamıştır. Diğer taraftan, davalı bayi, ürün alım taahhüdünü tam olarak yerine getirmemiştir. Her biri sözleşme kapsamında haklı fesih nedeni olmasından dolayı davacı şirket sözleşmeyi haklı olarak feshederek cezai şart ve diğer alacak kalemlerini talep etmiştir. Fesih tek taraflı bir irade açıklaması olup fesihten sonra ticari ilişkiye devam edildiğine dair bir veri yoktur. Davacı, sözleşmede, ifaya devam edilmesi hâlinde dahi ihlal edilen dönemlere ilişkin alım taahhüdüne bağlı ceza koşunu talep edeceğine dair hakkını saklı tutmuştur. Bu nedenle, sözleşeme hükmü dikkate alındığında, ifaya devam edilmiş olması davacının ceza koşulu alacağından zımnen vazgeçtiği anlamına gelmez. Şu halde bilirkişi raporları ile davacı şirketin cezai şarta dair alacak miktarının tespit edildiği dikkate alınarak, taleple bağlılık ilkesi kapsamında 10.000.00 TL cezai şart alacağının kabulü gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile bu alacak kaleminin reddine dair verilen karar uygun görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararını kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının cezai şart alacağı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile 30.000,00 TL kâr mahrumiyetinden kaynaklı tazminat, 10.000,00 TL ceza koşulu alacağı olmak üzere toplam 40.000,00 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 2.732,40 TL'den, davacı tarafından peşin yatırılan 683,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.049,30 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 719,10 TL harç gideri, 2.350,00 TL bilirkişi gideri, 338,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 3.407,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avans bakiyelerinin davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; peşin istinaf karar harcının ise talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 97,10 TL posta gideri olmak üzere toplam 259,20 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.