Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/2642 E. 2018/8096 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/2642
- Karar No
- 2018/8096
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/962 KARAR NO:2024/1498 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/12/2020 NUMARASI:2020/146 Esas - 2020/797 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı borçlu şirket aleyhine ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, icra takibine karşı yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve alacakların tahsili için işbu davayı huzurda ikame etme zorunluluğu olduğu, müvekkili ile davalı şirket arasında gıda ürünleri vb konularda ticari ilişki kurulduğu, söz konusu ticari ilişki kapsamında kapsamında da müvekkili tarafından davalıya fatura tanzim ve tebliğ edildiği müvekkili tarafından fatura konusu tüm işleri ifa edildiği ve mallar teslim edildiği halde davalı tarafın söz konusu faturaların hiç birisini ödemediği, davalı tarafın ödemeleri yapmaması nedeniyle icra takibi başlatıldığı ve itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davasınını ikame edildiğini, davalı tarafın itiraz dilekçesinde müvekkiline herhangi bir borcunun bulunmadığı, malların iade edildiği yönünde iddiada bulundukları, malların iade edildiği iddia ederek aslında malları teslim almış olduğu da ikrar ettiklerini, malların iade edildiği iddiasının doğru olmadığı, müvekkile hiçbir malın iade edilmediği, alacağın sebebinin hesap ekstresi olduğunun taraflarınca borcun sebebi olarak takip talebinde belirtilmiş olduğu, icra takiben konu miktarın eklendiği ve faiz başlangıcının takip tarihi olarak belirlenerek icra takibi başlatıldığı, her iki tarafın ticari defteri incelendiği takdirde de müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, dava açmadan önce dava şartı arabuluculuk kapsamında davalı tarafla arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı ancak herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, davalı borçlunun muaccel olmuş ve ödemesi gereken dava konusu borca itirazın kötü niyetli ve müvekkili zarara muaccel olmuş ve ödemesi gereken dava konusu borca itirazın kötü niyetli ve müvekkili zarar sokma kastıyla yapılmış olduğundan davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, takibe itirazın haksız ve kötü niyetli yapıldığı açık olduğundan itirazın ivedilikle iptal edilerek takibin devamına hükmedilmesini gerektiği, takibe yapılan itirazın iptal edilerek takibin devamına, davalı itirazın kötü niyetli olması nedeniyle davanın kabulüyle birlikte davalı borçlunun %20 den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığı, bu nedenle borca itiraz ettiklerini, alacaklıya 16.625,70 TL karşılığı mal iade edildiği, istenen faiz oranın da ve miktarın da haksız ve fahiş olduğu, bu nedenle faize ve oranına da itiraz ettiklerini, davanın reddine, haksız ve fahiş faiz oranına, davacının likit olmayan %20 icra inkar tazminat talebinin reddine, kötü niyetli davacının %20 den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..İİK 67 ile TMK 6 ve 7 ile HMK 187- 293. maddeleri gereğince ispat hususuna ve ispat kurallarına dikkat edilmiştir. HMK m. 222 gereğince ticari defterlerin ibrazı ve delil olma vasfına ayrıca taraflara ibraz etmemenin sonuçlarının hatırlatıldığı ara kararın varlığına dikkat edilmiştir. Usule uygun tutulan ticari kayıt ve defterler sahibi lehine delildir. Buna ilişkin usule uygun ibraz edilen davacı ve davalı tarafın ticari kayıt ve defterleri incelenmiştir. Hukuken denetlenebilen hüküm kurmaya elverişli belirli ve eksiksiz iddia ve talepleri karşılayan bilirkişi raporu alınmıştır. Ayrıca faturanın geçerliliği hukuken TTK ve vergi kanunlarınca değerlendirilmiş ve bunun sonucunda aşağıdaki hükme varılmıştır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır hükmü dikkate alınmıştır. İş bu davada davacı taraf iddialarını somutlaştırmak ve alacağının varlığını ispatlamak durumundadır. Tarafların delilleri toplanmış ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiştir. Takip dosyası incelenmiştir. Bilirkişi ...'nun 21/09/2020 tarihli raporu incelenmiştir. Davacı ... Şti tarafından incelemeye sunulan 2019 yılına ait ticari defterlerini TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı .... Şti tarafından incelemeye sunulan 2019 yılına ait ticari defterlerinden Yevmiye Defterlerinde kapanış tasdikinin bulunmaması nedeniyle ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafın takip tarihi olan 10/04/2019 tarihi itibariyle ticari defterlerine göre davalıdan 12.928,87 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça düzenlenen iade faturalarının kapalı fatura olduğu yani bedelinin tahsil edildiği, dolasıyla cari hesapta gözükmemesi gerektiği, davacının 3095 sayılı yasaya istinaden icra takip tarihinden itibaren alacaklarına 3095 sayılı kanuna (md.2) göre değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği teknik olarak değerlendirilmiştir. Saptanan ve hukuksal durum karşısında; taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığına dikkat edilerek TTK kapsamında bulunan aralarındaki ticari işin değerlendirilmesi sonucu ve teknik değerlendirmeler gereği; taraflara ait ticari defterler, geçerli faturalar ve ilgililerin beyanları ile sınırlı olarak yapılan tespit inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacı ticari defterlerinin TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından faturaya itirazda bulunulduğuna dair bilgi ve belge bulunmamaktadır, 6102 Sayılı TTK'nın 21. Maddesi hükmü gereği dava dosyasında davalı tarafından faturaya itiraz edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmamış olduğundan, ödemenin davalı tarafından yapıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığına kanaat getirilmiştir. Aşağıda hükümde belirlendiği üzere davalının yukarıda izah olunan sebeplerle mevzuat ve ticari kayıtlar gereği davacı tarafa borçlu olduğu değerlendirilmiştir. Usule uygun olarak süresinde tarafarca ibraz edilen ancak sadece usule uygun olarak davacı tarafından kayıtlanan/ tutulan ticari kayıt ve defterlerinde yapılan özel ve teknik olarak inceleme neticesinde aşağıda belirlendiği şekilde davalı taraftan mevzuat gereğince alacağının bulunduğu, davalı tarafın yukarıda açıklamalar ışığında hesaplanan miktar kadar sorumlu olduğu, aşağıdaki miktar kadar davacının davasını ispatladığı değerlendirilerek davalı tarafın itirazında aşağıdaki hükümde belirlenen miktar kadar haksız olduğu ve sorumlu olduğu, alacağın likit ve hesap edilebilir olduğu ve tazminata hükmolunması gerektiği, davacının talebi dikkate alındığında davanın kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden aynı şartlarla devamına, davacı lehine 2.589,70 TL tazminata hükmolunmasına davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişinin BA farmlarında mal ve hizmet tutarında bakiye gözükmediği ve açıklama kısmında karşılık BA verilmemiş şeklinde raporunu tanzim ettiğini, BA formlarının Beyazıt vergi dairesine verildiğini, müvekkilinin Beyazıt vergi dairesinden Güneşli vergi dairesine geçince BA formlarının Beyazıt vergi dairesinde kaldığını, BA formlarının burdan sonra İbraz edilmesine rağmen incelenmediğini, düzenlenen iade faturalarının davacıya PTT kanalıyla tebliğ edildiğini bilirkişi raporuyla ve dosyada toplanan deliller ile subut bulduğunu, bilirkişinin iade faturalarına 8 gün içinde davacının itiraz etmediğini raporunda belirttiğini, bu durumda davacının iade faturalarını kabul etmiş sayılacağını, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir itiraz etme mecburiyeti olmadığını, bütün bunlara rağmen mahkemenin davanın kabulüne karar verdiğini, bilirkişinin faiz hesabı yapmadığını, mahkemenin ise davacının talepleri doğrultusunda faize karar verdiğini, likit bir alacak olmadığını, hesap ile ortaya çıkacağını, bütün bunlara rağmen mahkemenin tazminata karar verdiğini beyanla istinaf incelemesi yapılarak İstanbul 6. Asliye Ticaret mahkemesinin 2020/146 esas, 2020/797 karar, 17.12.2020 tarihli davanın kabulüne dair kararın bozulmasına, kaldırılmasına ücreti vekalet ve muhakeme masraflarının davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 12.948,52 TL alacağın tahsili istemiyle 11.04.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafından düzenlenen iade faturaları nedeniyle davacının açık hesap alacağının bulunup bulunmadığı, takibe konu edilen faiz hakkında karar verilmesinin yerinde olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu malı teslim edildiği veya işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davacı defterlerine göre davacının davalıdan 12.928,87 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve davalı defterlerine göre davalının takip tarihi itibariyle davacıdan 3.677,18 TL alacaklı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlığın sebebinin davalının düzenlediği 8 adet iade faturası olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; davacının 10.01.2019 tarihi itibariyle 12.928,87 TL davalıdan alacaklı olduğu ve o tarihten sonra herhangi bir işlemin olmadığı, davacının 10.01.2019 tarihine kadar davalı hakkında düzenlediği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerine göre 10.01.2019 tarihi itibariyle davacıya 12.928,87 TL borçlu ancak takip tarihi itibariyle davacıdan 3.677,18 TL alacaklı gözüktüğü, Beyazıt Vergi Dairesinin yazısına göre davalının 2019/01 döneminde davacıdan 6 adet belge karşılığı KDV hariç 9.648,00 TL'lik mal alımı yaptığını beyan ettiği, davacı tarafından davalı hakkında tanzim edilen faturaların davalı defterine kaydedilmesi sonrasında davalının 8 adet iade faturası düzenlediği ve bu faturaların 21.02.2019 tarihinde PTT yolu ile iadeli taahhütlü olarak davacıya gönderildiği ancak iade faturalarının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının düzenlediği iade faturalarının bedeli ödenmiş yani kapalı fatura niteliğinde ve muhteviyatının ise "... tarihli ve .. nolu faturanın iadesi (ekli liste)" şeklinde olduğu ancak bu faturalarda teslim eden ve teslim alan ile ilgili herhangi bir ibare ve imza bulunmadığı, Güneşli Vergi Dairesinin yazısına göre davalının 2019 yılında 8 adet belge karşılığı KDV hariç 15.310 TL'lik mal satışı yaptığını beyan etmiş olmasına karşılık açıklama kısmında "Karşılık BA verilmemiş" açıklamasının bulunduğu belirtilmiştir.Somut olayda icra takibine konu edilen alacağa dayanak teşkil eden fatura içeriklerine davalı tarafça yasal 8 günlük süre içinde itiraz edilmediği ve bu faturaların davalı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ticari defterlerine kaydedildiği ve bir ay sonrasında iade faturası düzenlendiği ihtilafsızdır. Bununla birlikte davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının dayanağı kanıtlanmamış olup, bu faturaların davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olmaması sebebiyle davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalının 10.01.2019 tarihi itibariyle davacıya 12.928,87 TL borçlu olduğu belirtilmiş ise de davalının muavin defterine göre dayanağı kanıtlanmayan iade faturaları değerlendirme dışı bırakıldığında davalı, davacıya 12.948,52 TL borçlu durumdadır. Bu durumda usulüne uygun tutulmayan davalı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 12.948,52 TL alacaklı olduğu ve taraflar tacir olup, iş ticari iş niteliğinde olmakla asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanabileceği gözetildiğinde mahkemece davacının takip ve dava konusu alacağını ispatlaması sebebiyle davanın kabulüne ve icra takibinin kaldığı yerden aynı şartlarla devamına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalı taraf kendi ticari defterlerine kaydettiği borç miktarı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 221,25 TL harcın, alınması gerekli olan 884,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 663,26 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/10/2024