Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/248 E. 2020/274 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/248
Karar No
2020/274
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/656 KARAR NO : 2024/847 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2020 NUMARASI : 2017/248 E. - 2020/274 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/11/2020 tarih ve 2017/248 E. - 2020/274 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” markalarını ciddi ve yoğun şekilde kullanarak markalarına ayırt edici nitelik kazandırdığını, davalının müvekkili adına tescilli ... markalarının aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan 2002/19937 sayılı “...”, 2005/19882 sayılı “... ...”, 2011/91472 sayılı “... ...”, 2013/34700 sayılı “... Şekil” ve 2016/58573 sayılı “...” markasını kötüniyetle tescil ettirip kullandığını, davalılardan ... Teks. Mağ. San. ve Tic. A. Ş.’ne ait online satış sitesi olan https://www..... sitesinde ve bu siteden alınan ürün ve faturada da ... markasının kullanıldığının tespit edildiğini, davalının aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle müvekkilinden haberdar olduğunu ve kötü niyetli hareket ettiğini, müvekillinin davalıdan haberdar olunca 28.06.2013 tarihinde davalıya yana eylemlerine son vermesini ihtar ettiğini, 04.01.2016 tarihinde bir kez daha noterden ihtarname keşide ettiklerini, bunlara rağmen davalı yanın haksız ve hukuka aykırı kullanımlarına devam ettiğini, davaya konu markaların tescil edildiği şekilde kullanılmadıklarını, davalının müvekkili markalarına yaklaşmaya veya işbu markaların itibarından yararlanmaya çalıştığını, müvekkili şirketin "..." ibareli markalar yönünden tescil ve koruma bakımından üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, tescilde de öncelik ilkesinin bulunduğunu, taraf markalarının birbirinin devamı niteliği taşıdığını, ürünlerin kullanıldığı emtialar bakımından aynı/benzer tüketici kitlesine hitap ettiğini, aynı zamanda müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ileri sürerek, davalılardan ... Ltd. Şti. adına tescilli 2002/19937 sayılı “...”, 2005/19882 sayılı “... ...”, 2011/91472 sayılı “... ...”, 2013/34700 sayılı “... Şekil” ve 2016/58573 sayılı “...” markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini, davalı yanın TPMK nezdinde adına tescil edilen ... markalarını tescil edildiği şekilden farklı kullanarak SMK’dan kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini ve davalı şirket aleyhine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 5.000,00-TL manevi, 5.000,00-TL maddi tazminata hükmedilmesini ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... temsilcisi, dava dilekçesinde belirtilen "... ..." markalı ürünün, ... A. Ş.' ye ait "www...com" adresinden XML yolu ile tedarik edilerek satışa sunulduğunu, "... ..." markalı ürünün satışının ve üretiminin kendileri tarafından yapılmadığını, dolaylı yoldan tedarikle satışının yapıldığını, 28.08.2017 tarihinde ... A. Ş.'den alınan XML kapatılarak sitede ürünlerin satışına son verildiğini, ürün alımına ilişkin faturayı sunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili, müvekkili firmanın da davacı kadar eski bir firma olduğunu, piyasada en az davacı kadar tanınırlığa sahip bulunduğunu, hükümsüzlüğü istenen markalarını en az davacı kadar eskiye dayalı olarak kullandığını, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı ... ... San.Tic.Ltd. Şti'nin İstanbul Ticaret Müdürlüğü'ndeki en eski kaydının 28.02.1998 tarihli, müvekkili firmanın Ankara Ticaret Müdürlüğü'ndeki en eski kaydının ise 31.12.1998 tarihli olduğunu, müvekkilinin 09.08.2000 tarihinde "..." markasının 25. sınıfta tescili için başvurduğunu, ancak evrak eksikliği nedeniyle tescil edilmediğini, müvekkilinin "..." markasını gerek yazı gerek şekil biçiminde en az 15 yıldan beri tescilli olarak kullandığını, davacının hem hükümsüzlük hem tecavüz davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının 5 yıllık hak düşürücü süre engelini "müvekkilin kötü niyetli olduğu" iddiası ile aşmaya çalıştığını, ancak müvekkilinin kötü niyetinin söz konusu olmadığını, davacının "..." markasının hiçbir ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, halk arasında da müvekkili ve davacı markalarının iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının ait hak düşürücü süre geçmiş olmakla taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmış olan 2002/19937 sayı ile tescilli "..." markasını uzun süre önce tescil ettirdiği ve kullandığı, markanın esaslı unsuru olan "..." ibaresinin 2011/91472 sayı ile tescilli "..." markası içinde değiştirilmeksizin aynen kullanıldığı, emtia sınıflarının değiştirilmediği, ilişkili ve benzer tutulduğu, bu kapsamda 2011/91472 sayı ile tescilli "..." markası yönünden kazanılmış hak koşullarının oluştuğu, davalıya ait, artık hak düşürücü süre geçmiş olmakla taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmış olan 2005/19882 sayı ile tescilli "..." markasının uzun süre önce tescil ettirildiği ve kullanıldığı anlaşılıyor ise de bu marka içinde yer alan "..." ibaresinin "..." ibaresi ile eşit kuvvette bulunduğu, markanın esas unsurunun bütün halinde "..." ibaresi olduğu, diğer markalarda esaslı unsur olarak ... ibaresine yer verilmediği böylece esaslı unsurun değişikliğe uğradığı, 2013/34700 sayı ile tescilli "...+şekil" markasının içinde yer alan şekil unsurunun ... rakamını andırmakla birlikte aynı kabul edilemeyeceği, tik işaretine benzeyen tasarım hâlinde bulunduğu, şu hâlde 2005/19882 sayı ile tescilli "..." markası yönünden davalının kazınılmış hakkının bulunmadığı, diğer markalarında hak düşürücü süre olan 5 yıllık sürede hükümsüzlük talebine konu edilmiş olmaları nedeni ile bu markalar yönünden de davalının kazanılmış hakkının bulunmadığı, açıklanan nedenler ile neticeten davalıya ait 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markasının ve 2016/58573 sayılı "..." markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, diğer markaların hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalılardan Ala Tesettüre ilişkin iddianın internet sitelerindeki kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan ibaret olduğu, ürünlerin faturalardaki kullanımının "..." markası gibi göründüğü bu marka yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının uzun süre kullanıma sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, bu kapsamda davalılardan ... yönünden davanın reddinin gerektiği, bununla birlikte diğer davalının 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası ve 2016/58573 sayılı "..." markası yönünden kullanımlarının tartışılmasının gerektiği, SMK 155 maddesi uyarınca önceki tarihli marka kaydı (2000/15610 sayılı ... markası) bulunan davacı tarafından açılan tecavüz davalarında davalının 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası ve 2016/58573 sayılı "..." markasına dayanılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan ürün görselleri üzerindeki kullanımın 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası olduğu, "...+Şekil" markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, hak düşürücü süre içinde davacı yan tarafından yapılan ihtar ve açılan dava ile kullanıma karşı konulduğu, davacının davalının kullanımlarından haberdar olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, davacının iddiasının gazete reklamları ile marka kullanımını öğrendikleri yönünde olduğu, reklamlardan itibaren derhal ihtar çekilmiş olması nedeni ile sessiz kalınmadığı, "..." ve "...+Şekil" markasının yukarıda açıklanan nedenler ile benzer mal ve hizmet sınıflarında bulunan davacıya ait markalar ile iltibas içinde bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, davalı ... Tekstilin "...+Şekil" şeklindeki kullanımlarının ve varsa "..." şeklindeki kullanımlarının, davacının 2000/15610 sayılı "..." marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, kötü niyeti ayrıca ortaya konulamamış olan davalının tescilli markasını kullanması yönünden kusurlu kabul edilmesinin ve tazminata muhatap olmasının mümkün görülmediği gerekçesiyle, hükümsüzlük davasının kısmen kabulü ile, davalıya ait 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markasının ve 2016/58573 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine, davalıya ait 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markasının ve 2016/58573 sayılı "..." markasının davacının markalarına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, varsa tecavüz fiillerinin durdurulmasına, bu markaların kullanıldığı ürün var ise ürünler üzerinden tecavüze konu olacak markaların silinmesine, silinmesi mümkün değil ise bu şekilde markaya tecavüzün engellenmesi kaçınılmaz ise imhasına, maddi ve manevi tazminata yönelik taleplerin reddine, yukarıda geçen markalar dışında diğer markalara yönelik tecavüz davasının reddine, ... Tekstil. Mağ. San. Tic. A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı ... Triko Ticaret ve Sanayi Ltd.Şti vekili istinaf dilekçesinde, davalı yanın kötüniyetli ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinin markalarının taklidi markaları TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğinin ve üretim-satış vb. faaliyetlerinde kullandığının öğrenilmesi üzerine derhal davalı yana karşı yasal uyarıları ve talepleri içeren ihtarnameler çekildiğini ancak bu ihtarnamelerden bir sonuç alınamadığını, davalı markalarının müvekkili markalarına iltibas oluşturacak oranda benzediğini, davanın süresinde ikame edildiğini, davalı kullanımlarına karşı çıktıklarından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramalarının söz konusu olmadığını, markalar üzerinde öncelik hakkına sahip olduklarını, davalının kazanılmış hakkının bulunmadığını, dava konusu tüm markaların hükümsüz kılınmasının gerektiğini, müvekkili markalarının bilinirlik düzeyi, davalı ile aynı sektörde faaliyet göstermeleri ve bir dönem aralarında ticari ilişki bulunduğu da göz önüne alındığında davalının dava konusu tüm markalarının hükümsüz kılınmasının, taleplerinin tümüyle kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, ... yönünden sundukları delillerle markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarının sabit olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın kısmen ret bakımından hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının reddedilen kısım açısından bozulmasını ve tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde, hükümsüz kılınan markalar yönünden kazanılmış haklarının bulunduğunu, hükümsüzlüğüne karar verilen markalar yönünden de davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, markalarında asli unsuru muhafaza ettiklerini, müktesep haklarının bulunduğunu, davada öne sürülen hükümsüzlük, haksız rekabet ve marka tecavüzü, maddi-manevi tazminat talepleri yönünden dört ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkili lehine reddedilen kısım açısından tek vekalet ücretine hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.aleyhine açılan hükümsüzlük davasının kısmen kabulüne, davalıya ait 2013/34700 sayılı "Şekil+..." ve 2016/58573 sayılı "..." markalarının hükümsüzlüğüne, hükümsüz kılınan markalar yönünden davalının tecavüz fiillerinin tespitine ve durdurulmasına, maddi ve manevi tazminat ile fazlaya ilişkin sair taleplerin reddine, davalı ... Tekstil. Ma. San. Tic. A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 2002/19937 ve 2005/19882 sayılı davalı markaları bakımından hükümsüzlük davası açılması için öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, 2011/91472 sayılı davalı markası bakımından kazanılmış hak koşullarının gerçekleştiği, dava konusu marka tescillerinin kötüniyetli olduğunun da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışından kalan sair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2013/34700 sayılı "şekil+..." ve 2016/58573 sayılı "..." markaları bakımından, mahkemenin kabulü ve istinaf itirazlarına göre uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 25/1.maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, 6/3.maddesi uyarınca davacının öncelik hakkına sahip olup olmadığı, SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmışlık şartlarının oluşup oluşmadığı ve 6/9.maddesi uyarınca marka başvurusunun kötüniyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların marka işaretleri karşılaştırıldığında; mahkemece hükme esas alınan davacının 2000/15610 ve 2013/89899 sayılı markaları "..." asli unsurundan oluşmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince davacının "..." asli unsurlu markaları ile davalının dava konusu davalıya ait 2016/58573 sayılı "..." ibareli markası, marka işaretleri yönünden benzer bulunmuş ise de, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira marka işaretleri arasında hiçbir benzerlikten söz edilemeyeceği, incelenen işaretlerde ortak kelime unsuru bulunmadığı, "..." kelimesinin bilinen bir anlamının olmadığı gibi markaların bütünsel olarak yeterli düzeyde birbirlerinden uzaklaştığı, dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunun derhal ve ilk bakışta anlaşılabildiği ve bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Davalıya ait 2016/58573 sayılı "..." ibareli marka yönünden, tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, emtia benzerliği bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiş, tanınmışlığın varılan sonucu değiştirmeyeceği, davacının önceye dayalı hak sahipliğini gösterir delil bulunmadığı, dava konusu marka tescillerinin kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, sırf benzer marka başvurusunda bulunulmasının da kötüniyeti göstermediği kabul edilmiştir. Davacı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen 2013/34700 sayılı marka bakımından ise, her ne kadar "şekil+..." ibaresiyle tescil edilmiş ise de, markadaki şeklin "..." rakamının stilize edilmiş bir versiyonu olduğu, davalı tarafından sunulan faturalardan da davalının 2005 yılından itibaren markasını bu versiyon ile kullandığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.11.2008 tarih, 2008/11505 E.-12839 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Somut olayda, dava konusu 2013/34700 sayılı marka 25.sınıf "ayak giysileri" emtiasında tescilli olup, davalı adına tescilli 2005/19882 sayılı "... ..." ibareli markanın kapsamında da "ayak giysileri" yer almaktadır. Bu durum karşısında 2013/34700 sayılı "şekil+..." ibareli markanın, davalının 2005/19882 sayılı "... ..." ibareli markasının asli unsuru muhafaza edilerek oluşturulduğu, bu nedenle 2013/34700 sayılı marka üzerinde davalının müktesep hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Markaya tecavüz istemli davada, mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan ürün görselleri üzerindeki kullanımın 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası olduğu belirtilerek, davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin "...+Şekil" şeklindeki kullanımlarının ve varsa "..." şeklindeki kullanımlarının 2000/15610 sayılı "..." marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir. Ne var ki, dava konusu 2016/58573 sayılı "..." markasının davacı markalarına benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 2013/34700 sayılı "...+Şekil" ibareli markanın ise davalının müktesep hakkı nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, hükümsüzlük şartları oluşmayan tescilli markaların kullanımının da marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği açıktır. Davalının markasını tescil ettirdiğinden farklı bir şekilde kullandığı veya markalarının tescil tarihlerinden öncesinde de kullanımının bulunduğu hususları ise iddia ve ispat edilmemiştir. Bu nedenlerle mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, HMK'nın 110. maddesi uyarınca, davacının, aynı davalıya karşı birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkün olup bu duruma davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) denilmektedir. Böyle hallerde, her bir asli talep yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerinin ve bu kapsamda vekalet ücretinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda da marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markalarının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille temsil olunan davalılar yararına reddedilen her bir asli talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı Şirket ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 26/11/2020 gün ve 2017/248 Esas - 2020/274 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40 TL’nin düşümü ile kalan 396,20 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5- Davalı ... Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, A.A.Ü.T. hükümlerine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 25.500,00 TL, manevi tazminat yönünden 25.500,00 TL ve değere tabi olmayan marka tecavüzüne bağlı talepler yönünden 25.500,00 TL ve marka hükümsüzlüğü yönünden 25.500,00 TL olmak üzere toplam 102.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalı ... Konfeksiyon İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, ...-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 10-Davalı ... Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında davalı ... Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Konfeksiyon İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/248, K. 2020/274, T. 14.11.2008, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-248-e-2020-274-k-5799840902f5