Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/363 E. 2022/212 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/363
Karar No
2022/212
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1841 - 2024/2159 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1841 KARAR NO : 2024/2159 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2022 NUMARASI : 2021/363 E. - 2022/212 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2022 tarih ve 2021/363 Esas - 2022/212 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2002 yılından beri “... Okulları” markası altında eğitim ve öğretim alanlarında Türkiye geneline yayılmış faaliyetlerde bulunduğunu, bu faaliyetlerinde kullandığı “...” markasına yaptığı yatırımlar neticesinde bu markanın Türkiye çapında tanınır hale geldiğini ve eğitim sektöründe bir kalite sembolü olduğunu, nitekim bu tanınmışlığın davalı ... tarafından da kabul edilerek T/02430 no. tahtında ilgili sicile kaydedildiğini, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin 2020/11848 sayılı ve "şekil + ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-8493 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa davalının davaya konu markasının “...” ibaresini olduğu gibi ihtiva ettiğinden müvekkilinin tescilli/tanınmış/seri markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, davalının bu markasını gören tüketicilerin davalıyı, müvekkilinin bir şubesi olarak algılayacaklarını, taraf markalarının aynı/aynı tür hizmetlerde kullanılacağını, davalının tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız olarak yararlanılmak istenildiğini, zira davalının dava konusu marka başvurusunda bulunurken müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, dava konu YİDK kararının benzer uyuşmazlıklarda ihtisas mahkemelerince verilen kararlarla çeliştiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın 2021-M-8493 sayılı kararının 35 ve 41. sınıflar yönünden iptaline ve 2020/11848 sayılı markanın tescil edilmiş olması halinde 35 ve 41. sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili tarafından Bolu’da kurulan ...’nın turizm sektöründe hizmet verdiğini, bu tesisin ... ile uyumlu bir şekilde projelendirildiğini, kurulduğu günden beri “...!” sloganı ile hareket ettiğini, bu sloganın yalnızca bir marka değil müvekkilinin varoluş sebebi olduğunu, taraf markalarının birbirlerine benzemediğini, dava konusu edilen markada “...” ibaresinin tek başına baskın unsur olarak kullanılmadığını, davacı taraf iddialarının aksine, taraf markalarında kullanılmış olan ağaç figürlerinin de benzemediğini, taraf markalarının renkleri itibariyle de çok farklı olduklarını, tüketicilerin taraflar ve markaları arasında bir bağlantı olduğunu düşünmesinin mümkün olmadığını, zira tarafların çok farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, tarafların markalarının hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkat/özen/algı/bilinç seviyelerinin de yüksek olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı markalarının kelime öbeklerinden, basit şekillerden ve/veya renklerden oluştuğu, bir kısmında “gövdesi kalemden müteşekkil bir ağaç” figürünün kullanıldığı, markalarda geçen kelime unsurları incelendiğinde, işaretlerde; “...” ibaresinin yanında “...” gibi, markasal hüviyette ayırt edici niteliği haiz olmayan tanımlayıcı/cins isimlerin ve “...”, “... ...’da” gibi sloganların ve Türkiye’nin pek çok ilinin ve önde gelen ilçelerinin coğrafi yer adlarının kullanıldığı, tüm markalarında, “...” ibaresinin görsel açıdan ilk anda dikkat çeken unsur olduğu, gövdesi kalemden müteşekkil ağaç şeklinin markanın esas unsuru olmadığının değerlendirildiği, davalının markasının ise, renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir marka olduğu, işaretin sol baş kısmına karakterize edilmiş bir ağaç figürü konuşlandırılmış, bu figürün yanına “...” ve “...!” ibareleri farklı yazım karakterlerinde, ancak aynı puntolarda alt alta yazıldığı, her ne kadar işarette kullanılmış olan ağaç figürü basit bir şekil olmasa da, işarette kullanılan ve anlamsal bir bütün olarak algılanan “...!” sloganı, yani markanın kelime unsurlarının, şekil unsurundan ziyade daha baskın/ön planda algılandığı, bu sloganın içerisinde geçen her iki kelimenin de bilinen/yerleşik birer anlamı vardır ve bir bütünsel olarak da anlamlı bir slogan oluşturulduğu, bu sloganın da “...” kelimesinin anlamını geri planda bırakmadığı; "..." ibaresinin, markasal hüviyette soyut ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, böyle ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceğinin hem öğreti hem Yargıtay tarafından kabul edildiği, buna özellikle, zayıf unsurlardan oluşan markaların seri marka olarak ve yaygın şekilde kullanıldığı durumlarda rastlandığı, böyle durumlarda her ne kadar marka zayıf bir unsur içermekteyse de, herhangi bir zayıf markanın aksine koruma kapsamının genişlediğinin kabul edildiği, dava konusu somut olayda da, davacının gerek dava dosyasına gerekse marka işlem dosyasına sunduğu bilgilerden ve tescilli seri markalarından, “...” markasının davacı tarafından eğitim-öğretim sektöründe uzun yıllara sarih, Türkiye geneline yaygın kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, koruma kapsamının arttığı, davacının “...”lı markalarıyla bir “seri marka” yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davacının bir kısım markasında da sloganların kullanılmış olduğu, ayrıca da davacının bir çok markasında da dava konusu işaretteki gibi bir ağaç figürünün konumlandırıldığı tespit edildiğinden, davalının markasının, davacının markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği; taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği; alıcıların söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu, davacının kötüniyet iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 2021-M-8493 sayılı kararının 35. sınıf altında "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 16. sınıfa giren emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" ve 41. sınıfa giren tüm hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında sadece "..." ibaresinin ortak olduğunu, baskın şekil unsuruyla markaların farklılaştığını ve genel izlenim itibariyle benzer olmadıklarını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, hükme esas almaya elverişli olmayan rapora dayalı olarak hüküm kurulduğunu, taraf markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin değil, "..." ibaresinin öne çıktığını, logodaki yaprak ve su damlacığının şifalı termal su kaynaklarına ve sırtını yasladığı ormanlarda bulunan ağaçlara atıf yaptığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin de düşük olduğunu, davacının seri markalarıyla karıştırılma ihtimali bulunmadığını, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin "... " ibaresinin 35, 41 ve 45. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise, YİDK'nın 21.10.2021 tarih ve 2021-M-8493 sayılı kararıyla reddedildiği, işbu davanın ise iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 20.12.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru "..." ibarelidir. Davacının itirazına mesnet markaları ise "..." asıl unsurundan oluşmaktadır. Tarafların markalarında ortak unsur olarak yer alan "..." ibaresi "tabiat, karakter" anlamlarına gelmektedir. Çekişmeli ibare, başvuru konusu mal ve hizmetler yönünden vasıf bildirici olmasa da tüm mal ve hizmetler yönünden zayıf bir ibaredir. Zayıf bir ibareyi marka olarak tercih etmiş olanların da aynı ibarenin değiştirilmiş halinin sonraki başvurularda kullanılmasına katlanması gerekir. Her ne kadar, "..." ibaresi eğitim-öğretim sektöründe yaygın kullanım sonucu belli bir bilinirlik kazanmış ise de, "..." şeklinde bir bütün olarak algılanan ve "..." ibaresinin öne çıkartılmadığı davalı markası, davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaşmıştır. Davalı markasındaki ağaç figürü davacı markalarındaki şekil unsuruna yaklaşmamıştır. Dava konusu markanın tescilinin talep edildiği 41. sınıf hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkat seviyesi de yüksektir. Bu hale göre, davalı markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkün olup, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarih ve 2019/2468 E. - 2020/605 K. sayılı kararında "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu belirtilerek "... ..." ibareli başvuru davacı markalarıyla benzer bulunmamıştır. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.05.2021 tarih ve 2020/6157 E. - 2021/4523 K. sayılı ilamında "..." ibaresi; 24.02.2021 tarih ve 2020/1809 E. - 2021/1666 K. sayılı kararında "..." ibaresi ve 03.04.2019 tarih ve 2018/744 E. - 2019/2544 sayılı kararında ise "..." ibaresi davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer görülmemiştir. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de ihtiyaç duyulmamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanı kabulü doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 23/06/2022 gün ve 2021/363 Esas - 2022/212 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/01/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/363, K. 2022/212, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-363-e-2022-212-k-97542f830914