Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/2337 E. 2020/887 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/2337
Karar No
2020/887
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1166 KARAR NO : 2025/247 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31.03.2022 NUMARASI : 2020/600 Esas 2022/244 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.02.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.03.2022 tarih 2020/600 Esas 2022/244 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı şirketin dijital pazarlama çözümleri ve web tabanlı yazılım geliştirme projeleri alanında faaliyette bulunduğunu, davalının davacı şirkette 06.06.2013 tarihinden istifa ederek ayrıldığı 03.06.2015 tarihine kadar çalıştığını, kendisine verilen kullanıcı adı ve şifre ile davacının veritabanına çevrimiçi olarak erişebildiğini, şirketten ayrıldıktan sonra aynı sektörde faliyet gösteren rakip şirketlerde çalışmaya başladığını, bu durumun taraflar arasındaki iş sözleşmesi ile kabul edilen haksız rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, belirterek; 15.000,00-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davalının telefonla satış ve pazarlama konularında başarılarından dolayı davacı 03/06/2013 tarihinde satış ve pazarlama temsilcisi olarak işe başladığını, herhangi bir eğitim verilmediğini, bu konuda sertifikaların 1 ay içinde tamamlanmasının istenildiği, davacı şirkette sürekli eleman değiştiğini, ofisteki gergin ortam ve sarf edilen sözlerin çalışanları olumsuz etkilediğini, davalının performansına göre çok az bir zam aldığını bu nedenle 03/02/2016 tarihinde istifa ettiğini, bir süre iş aradığını ve sonrasında daha uygun koşullarla ve yüksek bir maaşla ... adlı şirkette işe başladığını, işe giriş esnasında davacı şirket tarafından baskı kurularak rekabet yasağı hükmü bulunan bir sözleşme imzalatıldığını, sözleşmenin haklı sebeple sona erdiğini, davalının davacı müşterileri ile görüşmediğini, bu müşterilerin yeni şirketle çalışmaya başlamaları için bir çaba sarf etmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, rekabet yasağı sözleşmesinin tüm Türkiye için ve 3 yıl süre ile getirilmiş olup davacı iş verene yükümlülük yüklenmediği, sürenin kanunda belirlenen süreden fazla olduğu, sözleşmede süre ve yer sınırı getirilmemesi nedeniyle rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz bulunduğu, 445/2 madde hükmü çerçevesinde yapılan değerlendirmede ise; yapılan işin internet üzerinden reklam hizmeti verilmesi olması, internet teknolojisinin sürekli değişip gelişmesi, programlama ve uygulama yazım dillerinin artması, internet ortamlarının reklam olanaklarının konvansiyonel reklam olanaklarına göre çok seçenekli olarak değişim göstermesi dikkate alındığında 3 yol boyunca bu alanda çalışmayan kişinin vasıflarını kaybedeceği kanaatine varıldığı bu nedenle 3 yıl süre şartının yasal olmadığı en fazla 1 yıllık bir süre için rekabet yasağının bu iş kolu için makul olabileceği, davacı iş verenin karşı edim yüklenmemesi nedeniyle süre sınırının mahkemece resen belirlenmesi şartlarının oluşmadığı, sözleşmede yer sınırı olmaksızın rekabet yasağı getirilmesinin davalının hiç çalışamaz hale gelmesi anlamına geldiği, hiç bir işin niteliği kişinin işini ülke içerisinde hiç bir yerde yapamaz şekilde sınırlanmasını haklı kılmayacağı, rekabet yasağı sözleşmesinin bu sebeplerle geçerli olmadığı kanaatine varıldığı, sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse bile en fazla 1 yıl için ve sadece İzmir ili sınırları içinde geçerli olması gerekeceğinin kabul edilmesi gerektiği, davalının işten ayrıldıktan sonraki 1 yıllık süre içerisinde dava dışı şirkette çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra ayrıldığı, davacı tarafça davalının işten ayrılmasının haklı nedene dayanmadığı iddia edilmiş ve bu husus ayrı bir yargılamanın konusu olmakla birlikte davacı şirkette çalışanların sürekli değişmesi, prim sisteminin düzensiz olması ve şirket ortakları arasındaki anlaşmazlıkların çalışanlara olumsuz yansıması yönündeki tanık beyanlarına göre davalının istifasının temelsiz olmadığı, davalının işten ayrıldıktan sonra iş verenin müşterilerini yeni şirkete aktardığı, bilgilerin kopyalandığı iddiasının ise tanık anlatımlarında geçen müşteri temsilcisi değişikliğinin reklam vermeleri değiştirmede tek etken olmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeniyle yerinde olmadığı, davalının eyleminin davacının önemli bir zarar neden olması ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN 05.10.2020 TARİH VE 2017/2337 E. - 2020/887 K. SAYILI KALDIRMA KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince, davalının dava dışı şirkette hangi tarihte başladığına ve ne iş yaptığına ilişkin SGK kayıtları ile bu şirketin sicil kayıtları getirtilerek, davalının istifa tarihinden sonra hangi tarihte dava dışı şirkette işe başladığı, bu şirketin hangi sicile kayıtlı olduğu , İzmir 'de faaliyet gösterip göstermediği tespit edilerek, TBK ' nın 445/2 maddesindeki düzenlemeye göre sözleşmenin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi için, reklam sektöründen bir bilirkişi ile bilgisayar mühendisi bilirkişi ve iş hukukunda uzman bir bilirkişiden oluşturulacak heyetten, davacı şirketin yaptığı işin niteliği, davalı tarafın; davacının veri tabanı diye adlandırdığı hususun, satış temsilcilerinin binlerce aramadan bulduğu ve herkese açık olduğu, davacının yapmış olduğu iş gereği sırlarının ifşasının yada üretim teknolojisinin sızdırılmasının mümkün olamayacağı iddiaları da irdelenerek, davalının, davacı şirkette yaptığı işin, davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığı, sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olup olmadığı, İş mevzuatına göre haklı nedenle istifa koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerektiği, belirtilerek; kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ; davalının, davalının yerine getirdiği, işin görülme şeklinin yüz yüze diyalogdan ziyade telefon veya elektronik ortam üzerinden iletişimle olduğu, bu itibarla sözleşmenin coğrafi alan yönünden daraltılmasının mümkün olmadığı, davalının davacıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra davacı şirkette çalıştığı sırada edindiği ticari sır, bilgi birikimi ve müşteri bilgilerini kullandığı yönündeki iddiaların ispat edilemediği, davacının davacıda çalıştığı dönemde 4723 adet çalışılmış şirketin 4722 adediyle ilgili hiçbir işlem yapılmamış olması için davalının özel bir çaba sarf etmesi gerektiği, davalının işten ayrıldıktan sonra haksız rekabet oluşturan eylemlerden kaçınmak üzere açık ve net bir çaba içerisinde olduğu, davacının sözleşme şartları dışında davalının haksız rekabet oluşturan bir eylemde bulunduğunu ispat edemediği, davalının davacıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra çalışması sırasında haksız rekabet oluşmaması için gerekli dikkat ve özeni gösterdiği, davalının iş akdinin fesih nedeni olarak gösterdiği prim sistemi değişiklikleri ve şirket uygulamalarından doğan rahatsızlıkları yönündeki savunmalarının tanık beyanları ile desteklendiği, bir bütün halinde değerlendirildiğinde davalı yönünden işyerinden ayrılmasının haklı fesih koşulları altında gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, işçinin haklı feshi halinde rekabet yasağı sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şarta hükmedilemeyeceği, belirterek; davanın reddine reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının davacı şirkette en son .... account yöneticisi göreviyle çalışırken iş akdini haklı bir nedene dayanmaksızın iş değişikliği sebebiyle istifa etmek suretiyle sonlandırığını, istifası sonrasında davalı önce ... Şirketi adlı firmada, daha sonrasında kurucu ortağı olduğu “...” nezdinde çalışmaya devam ettiğini, bahse konu şirketlerin davacı şirket ile aynı sektörde bulunan, aynı faaliyet konusuyla iştigal eden rakip şirketler olduğunu, rakabet özleşmenin yazılı şekil şartına uygun akdedildiğini, davalının davacı şirkete ait iş yerinde şirketin müşterilerinin tamamının özel ve halka açık olmayan bilgileri yanında, bu profillerin ödeme bilgileri ve notlar ile müşteriler için oluşturulan kampanya bilgilerinin oluşturduğu veritabanına sınırsız erişimi olduğunu, şirkette çalıştığı süre boyunca kullandığı veritabanı sayesinde sadece mevcut değil potansiyel müşterilerin beklentilerini karşılayabilecek şekilde sosyal medya kampanyaları planladığı ve bu itibarla, davalının ulaştığı bilgilerin, müşterileri için kullandığı özel ve üçüncü kişiler tarafından ulaşılmasının engellenmesi gereken bilgiler olduğunu, şirkette çalıştığı süre boyunca, iş tanımı kapsamında görevlerini yerine getirmek ve yukarıda izah edilen veritabanına ulaşmak için müvekkil şirketin yazılımını kullandığı, çalıştığı konum nedeniyle davacının müşteri çevresi, üretim sırları, eğitim dokümanları, veritabanı, tüm strtatejik ve informatif dokümanlar, şirket stratejileri, reklam stratejileri, teklif havuzu, özel hazırlanmış ... kuralları ve kampanyaların da aralarında bulunduğu şirketin tüm ticari sırlarına vakıf olduğunu, davalının, şirket ile arasında usul ve yasaya uygun bir şekilde akdedilen hizmet sözleşmesinin rekabet yasağı hükümlerini ihlal ettiğini, bu nedenlerle kararlaştırılan cezai şart ödemesinden sorumlu olduğunu, davalının müşteri çevresi ve yaptığı işler ile ilgili sahip olduğu bilgilerin kullanılmasının davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunu, davalının davacı şirket nezdinde çalışırken iletişime geçtiği ve hakkında not oluşturduğu ...'nİ daha sonra kurucu ortağı olduğu şirketin portföyüne eklediğini, davalının şirket uygulamalarından duyduğu rahatsızlığın ne olduğu yargılamada davalı tarafından izah ve ispatlanamadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için karşı edim kararlaştırılması zorunluluğu bulunmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabet sözleşmesinin ihlalinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalının reklam faaliyetlerine ilişkin tüm dataların her çalışana açık bulunmasına, davalının davacı şirketin her çalışanı gibi çalıştığı dönemdeki görevi gereği bu bilgilerine vakıf olma imkanı bulunmasına, davacının ulaştığı bilgilerin söz konusu bilgilerin ticari sır sayılabilecek nitelikte bulunmamasına, bu bilgilerin temini için halka açık resmi ve üçüncü web sitelerinin kullanılmasına, davacının veritabanı olarak ifade ettiği bilgilerin bir kısmının da halka açık bilgiler olmasına, davalının davacı şirketin gizli ve özel kendine özgü teknik sırları ile teknik bilgilerini yeni çalıştığı firmaya aktardığı ve burada kullandığı yönünde somut verilere ulaşılamadığının tespit edilmemesine, davalının yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali bulunduğunun ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan bu yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/2337, K. 2020/887, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-2337-e-2020-887-k-a1dac7efa6c0