Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/377 E. 2024/341 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/377
Karar No
2024/341
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1313 KARAR NO: 2025/715 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/05/2024 NUMARASI: 2021/377 E. - 2024/341 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (CMR- Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 29.05.2018 tarihli sözleşme ile ürettiği dondurulmuş pasta ve benzeri ürünleri Türkiyeden Almanyaya uluslararası nakliyesi konusunda davalı ile anlaştığını, davalının ... plakalı özel soğutucu ekipmanına sahip araç ile ürünleri taşımayı üstlendiğini, davacının davalıya navlun bedelini 11.06.2018 tarihinde ödediğini ve yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının 30.05.2018 tarihinde ürünlerini teslim alıp varış adresine 11.06.2018 tarihinde teslim ettiğini, ancak taşımaya konu ürünlerin, donuk pasta ve baklava benzeri dondurulmuş gıda olması nedeni ile ürünlerin -18°C soğuk hava zincirinde taşınması gerektiğinin davalıya bildirildiğini, ancak davalının anlaştığı taşıma koşullarına aykırı hareket ettiğini, ürünlerin soğuk hava zincirini bozduğunu, insan sağlığını tehlikeye düşürdüğünü, ürünlerin zayi olmasına neden olduğunu, davacının müşterisi tarafından taşımaya konu ürünlerin taşıma sırasında soğuk hava zincirinin bozulduğunun belirtilmesinin akabinde davacının derhal durumu davalıya bildirdiğini, 22.06.2018 tarihinde de e-posta ile yazılı olarak bildirim yapılarak aracın önünde ve arkasında bulunan ve davacıya ait olan ısı ölçüm cihazının raporlarının davalı firmaya gönderildiğini, davalı yanca araçta yer alan ısı ölçüm cihazının raporunda oynamalar yapıldığının tespit edildiğini, teknik servisten rapor alınmasını talep ettiğini, buna karşın davalı firma tarafından teknik servis raporu sunulmadığını, bunun üzerine davacı tarafından Kadıköy ... Noterliğinin 09.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı firmaya bir kez daha bildirim yapıldığını, davalının Bakırköy ... Noterliğinin 09.08.2018 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile müvekkil firmadan bir kısım evraklar istediğini, 06.09.2018 tarihli ihtarname ile bu istenen evrakların davalıya iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğini, ancak davalının, davacının zararını gidermekten kaçındığını, tarafların "-18°C" soğuk hava zincirinde taşınacağı hususunda anlaştığını, davacı tarafından 28.05.2018 tarihli e-posta ile yükleme ve teslim adresleri ile yük cinsinin donuk pasta ve baklava benzeri dondurulmuş gıda olduğu ve -18°c soğuk hava zincirinde taşınması gerektiğinin belirtildiğini, ayrıca taşıma evrakları ile ulusal ve uluslararası mevzuatta da bu şekilde ürünlerin belli derecede taşınması gerektiğinin belirtildiğini, aracın bir bölümüne yerleştirilen ısı ölçüm cihazıyla sıcaklığının +11,5 C ila -16oC arasında seyrettiğini, ortalama sıcaklığın ise -9,7°C olduğunu, aracın diğer bölümüne yerleştirilen ısı ölçüm cihazıyla ise sıcaklığın +17,8°C ila -9,8°C arasında seyrettiğini ve ortalama sıcaklığın -2,2°C olduğunun tespit edildiğini, davalının ürünleri -18°Cde sabit şekilde taşımadığını, aracın ön ve arka kısmında da orantısız sıcaklık değerleri olduğunu, dondurulmuş ürünlerin taşıma özelliklerine aykırı hareket edilmesinin davalının ihmali olduğunu, pervasızca hareket ettiğini, ağır ihmali olduğunu, soğuk hava zincirinin bozulduğu tespit edilen ürünlerin insan sağlığını tehlikeye düşürme riskinin olduğunu ve davacının bu duruma katlanılmasının beklenemeyeceğini, dolayısıyla soğuk hava zincirinin bozulmasının zararın meydana gelmesi için yeterli olduğunu, nitekim ürünlerin soğuk hava zincirinin bozulması nedeni ile insan sağlığına zararlı hale geldiğinden resmi makamlar tarafından ürünlerin imhasına karar verildiğini, ürünlerin imha edildiğini, müşteri firma, "..." firması ile ürünlerin imha edilmesi üzerine anlaşma sağlandığını, ürünlerin imha işlemi yapılacak firma tarafından 13.08.2019 tarihinde müvekkil inin müşterisinden teslim alındığını, bu kapsamda imha işlemi için 13.08.2019 tarihli ... kodlu 728,01 Euro ve 13.08.2019 tarihli Nr. ... kodlu 447,71 Euro olmak üzere toplam 1.175,72 Euro değerinde faturalar kesildiğini, taşımaya konu ürünlerin soğuk hava zincirinin bozulması nedeni ile ürünlerin tüketilemez hale geldiğinin müvekkilinin müşterisi "..." unvanlı firma tarafından tespit edildiğini ve davacının kestiği 61.903,99 EURO bedelli faturanın müşterisi tarafından iade edildiğini, müşterinin ayrıca 06.07.2018 tarihli e-maili ile ürünlerin uygun koşullarda taşınmaması nedeni ile bozulduğunu, bu sebeple müvekkilİ tarafından kesilen fatura bedeline itiraz ettiklerini, ürünlerin imha edileceğini ve somut olay kapsamında Almanya Sağlık Bakanlığına şikayet işlemi yapılacağını belirttiğini, davacının bu taşıma sebebiyle maddi zararları oluştuğunu, 61.903,99 EURO taşımaya konu ürün bedeli, 3.970,00 EURO navlun ve bekleme bedeli, 688,00 EURO Import veteriner kontrol ücreti, 4.585,07 EURO gümrük ve diğer vergi ücreti olmak üzere şimdilik 71.147,06 EURO zararı oluştuğunu, davalının sorumluluk sınırlamalarından da yararlanamayacağını ileri sürerek, müvekkil firmanın uğramış olduğu 61.903,99 EURO taşımaya konu ürün bedeli, 3.970,00 EURO navlun ve bekleme bedeli, 688,00 EURO Import veteriner kontrol ücreti, 4.585,07 EURO gümrük ve diğer vergi ücreti olmak üzere şimdilik toplam 71.147,06 EURO maddi tazminatın fiili ödeme gününki kur üzerinden TL değerinin zayi tarihinden itibaren uygulanacak avans faiz ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davanın reddini talep ettiklerini, davaya konu edilen taşıma işleminin 30.5.2018 tarihinde ... plakalı araç ile Türkiyeden Almanyaya şeklinde gerçekleştirildiğini, söz konusu emtianın 11.06.2018 tarihinde davacı tarafın müşterisinin kaşe ve imzası ile eksiksiz ve sağlam olarak teslim edildiğini, davaya konu taşımanın CMR Konvansiyonu kapsamında yapıldığını, davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaları kabul etmemekle birlikte, CMR Konvansiyonunun ilgili maddesi gereğince dava konusu taşımalardan doğacak davalarda dava süresinin 1 yıl olduğunu, bu sürenin başlama tarihinin, hasarlarda teslim tarihi olduğunu, teslim tarihinin 11.6.2018 dava tarihinin ise 10.6.2021 olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının süresinden sonra açılan davaya ilişkin ileri sürmüş olduğu sebeplerin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, taşıma işleminde kötüniyet, kötü hareket bulunmadığını, olayda dava konusu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğundan TTK hükümlerinin uygulama olanağının olmadığını, davacı tarafça CMR konvansiyonu genişletir ve değiştirir mahiyetteki iddialarının hukuka aykırı olduğunu, davacının gerek müvekkilinin ihmali olduğu ve pervasızca hareket ettiği, gerekse resmi servis raporlarında oynama yaptığı iddialarının asılsız olup, süresinde açılmayan davanın hukuki dayanağı hem değiştirilerek hem de genişletilerek TTK m.885 kapsamına alınmasının mümkün olmadığını, taşıma konusu emtianın doğru soğuklukta taşınmış olmakla birlikte sıcaklık değerlerinde farklılık olsaydı bile davacı yanın iddiasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, dava dışı ... Limited Şirketi ile müvekkili şirket arasında davacıya ait ürünlerin özel soğutucu teçhizatı bulunan araç ile nakli için alt taşıma sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile taşımadan kaynaklı bir zarar meydana gelmiş olması durumunda taşıma sözleşmesine aykırı ifadan sorumlu firma olması sebebi ile davanın ... Şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin taşıma tarihindeki sigorta şirketinin ... Sigorta Şirketi olduğundan adı geçen şirkete davanın ihbarına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin yükümlülüklerini gereği gibi ifa ettiğini, taşımaya konu eşyanın tam ve zayi olmaksızın teslim edildiğini, 30.05.2018 tarihinde ... plakalı araç ile Türkiye'den Almanya'ya taşıması gerçekleştirilen taşımaya konu ürünlerin CMR belgesine göre 11.6.2018 tarihinde kaşe ve imza ile eksiksiz ve sağlam olarak teslim edildiğini, taşıma esnasında soğuk hava zincirinin bozulması söz konusu olmadığını, davacı tarafça talepte bulunulması üzerine ... Limited Şirketi'nden ... plakalı araçta yer alan soğutucuların resmi servis raporları talep edilerek davacı tarafa iletildiğini, resmi servis raporlarında da taşıma süresince ürünlerin -18°C ve altında taşındığının görüleceğini, davacı tarafça sıcaklığın +17,8° ve üzerine kadar çıktığı belirtilmişse de, böyle bir değer olmadığını, taşımanın yapıldığı frigo araçlarda, araç motoru ön tarafta olduğundan ön ve arka tarafın sensör sonuçları birbirini tutmayacağı gibi, araç içerisindeki sıcaklığın -18°C'de devamlılığı sağlanır iken araç içerisinde ve aksamda oluşan buzlanmayı önlemek/eritmek için saniyelik ısı artışları olduğunu, servis raporlarında "Defrost" şeklinde yer alan ısı artışlarının nedeni bu olmakla saniyelik artışlar olduğunu, servis raporlarında "Running" şeklinde yer alan ısılar incelendiğinde ürünlerin -18°C'de taşındığının görüleceğini, söz konusu zararın taşıma esnasında meydana geldiği düşünülse dahi zarar açıkça görülebilir bir zarar niteliğinde olduğunu, bildirimin derhal yapılmasının gerekmekte olduğunu, teslim tarihinin 11.06.2018 olduğunu, davacı tarafça yazılı bildirimde bulunulduğu belirtilen tarihin 22.6.2018 olduğunu, müvekkili şirketin sadece taşıyıcı olup yükleme, boşaltma ve istifleme müvekkili şirkete ait olmadığını, emtinanın nasıl depolandığı ve korunduğunun belli olmadığını, taşımaya konu emtia niteliği gereği özel paketleme gerektirdiğini, meydana geldiği iddia edilen zararın paketleme nedeni ile meydana gelmiş olabileceği gibi bu hususta müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmayacağının aşikar olduğunu, CMR m.17 gereği eşya taşımalarında taşıyıcının asli edim borcu, sözleşmede kararlaştırılan eşyayı varma yerinde gönderilene teslim etmek olduğunu, dava konusu olayda müvekkili şirketin taşıyıcı olduğunu, müvekkili şirketin yükü, yükleyen/boşaltan veya istifleyen olmadığını, taşıma esnasında değil, boşaltma esnasında veya sonradan oluşan hasardan dolayı da müvekkili şirketin sorumlu olmayacağını davacı tarafça gönderilen ürün fotoğraflarında donuk yiyecek olduğu belirtilen ürünlerin boşaltma sonrasında ivedilikle soğuk hava deposunda muhafaza edilmesi gerekir iken normal -18°C istikrarını sağlamayacak bir depoda istiflendiği de görülmekte olduğunu, ürünlerde meydana geldiği iddia edilen bozulmanın taşıma sonrasında yapılan depolama/ istiflemeden kaynaklanabileceği kanaatinde olduklarını, davacı tarafça ürünlerin 13.8.2019 tarihinde imha edildiğinin belirtildiğini, imha tarihi teslim tarihinden 1 yıl 2 ay 2 gün sonra olduğunu, imhanın resmi bir eksper raporuna dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... CMR 32/1-a maddesine göre, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıllık süre içerisinde açılması gerekmektedir. Ancak bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, malın olması gereken sıcaklıktan daha düşük sıcaklıkta taşınmasının, bilerek kötüniyetli davranma olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, somut olayda uygulanacak zamanaşımı süresi davacının iddia ettiği gibi 3 yıl olmayıp CMR'nin 32. maddesi uyarınca bir yıldır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/12/2014 tarih ve 2014/10288 Esas - 2014/18927 Karar sayılı ilamı ve 24/01/2013 tarih ve 2011/12916 Esas - 2013/1079 Karar sayılı ilamı) 1 yıllık zamanaşımı süresinin başlama tarihi CMR'nin 32/1-a maddesine göre Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren başlayacaktır. Dava konusu ürünlerin Almanya'daki alıcısına teslim edildiği 11/06/2018 tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra 10/06/2021 tarihinde bu dava açılmıştır. Bu nedenle davalının zamanaşımı itirazı yerindedir. Davacı her ne kadar CMR'nin 32/2 maddesinde yazılı bir istem taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip ona ilişkin belgeleri de iade edilinceye kadar zaman limitini erteler hükmünün olduğunu, 32/1-b maddesinde tam kayıplarda kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yok ise yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60. günden sonra zamanaşımı işlemeye başlayacağının belirtildiğini, müvekkilinin 09/07/2018 tarihli ihtarname ile davalıya yazılı bildirimde bulunduğunu, buna göre zamanaşımı süresi başlamadan önce ürünlerin bozulduğunun davalıya bildirildiğini, zamanaşımının durdurulduğunu, davalının taleplerinin geri çevrilmediğinin, bu nedenle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığını belirtmiş ise de; CMR 32/1-b ve 2. maddelerinin uygulanabilmesi için ürünlerin tam kayba uğraması gerektiği, oysa ürünlerin tam kayba uğrayıp uğramadığı hususu davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Ürünler alıcısına 11/06/2018 tarihinde teslim edilmiş olup teslim tarihinde ürünlerin tam hasara uğradığına ilişkin herhangi bir tutanağın bulunmaması, ürünlerin imha edildiğine dair tutanağın ise teslim tarihinden yaklaşık 1 yıl 2 ay sonrasına ait olması, 14/06/2022 tarihli bilirkişi raporundaki fatura içeriklerine göre ürünlerin tamamı zayi olmaksızın belli hasar oranları ile kurtarılmış olabileceği, emtiaların taşıma süresince tam zayi olduğunun sabit olmadığına ilişkin bilirkişi görüşü ve özellikle ürünlerin tesliminden çok sonra imha edildiği hususu göz önüne alındığında tam kayıp olarak kabul edilemeyeceği ve CMR 32/1-b ve 2. maddelerinin uygulama yeri olmadığı, olayda CMR 32/1-a maddesinin uygulanması gerektiği ve zamanaşımı başlama tarihinin teslim tarihi olduğu ve teslim tarihine göre dava tarihinde 1 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu, ayrıca CMR’nin 32/3. maddesi gereğince zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanması gerektiğinden TBK’nın 153 ve 154. maddelerinde düzenlenen zamanaşımını kesen veya durduran bir sebebin bulunmadığı anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından emsal olduğu ileri sürülen kararlardaki olaylarda, soğutma sisteminin düzgün çalışmaması nedeni ile taşıma işleminin uygun sıcaklıkta yapılamadığının belirtildiğini, emsal kararlarda taşıyıcının bilerek veya kötü niyetli bir hareketi bulunmadığını, dolayısıyla gerekçeli kararda belirtilen kararların, emsal nitelikte olmadığını, somut olayda, davalının firma taşımaya konu emtiayı -18 derecede soğuk hava zincirinde taşıması gerektiğini bilmesine ve taahhüt etmesine karşın yakıt tasarrufu için emtiayı özel koşullarda bilerek taşımadığını, hatta frigoyu bilerek kapattığını, kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurun varlığı halinde 3 yıl içinde davanın açılması gerektiğini, davalıya gönderilen e-postada açıkça emtianın -18 derecede taşınması gerektiğinin belirtildiğini, davalının fiili taşıyıcı ile yapmış olduğu sözleşmede de, emtianın donuk ürün olduğu ve -18 derecede taşınması gerektiğinin belirtildiğini, davalı firma tarafından sunulan ısı raporlarında da araç içi sıcaklığın -18 derece olarak ayarlandığının görüldüğünü, davalı firmanın delil listesinde yer alan fiili taşıyıcıya göndermiş olduğu Üsküdar ... Noterliğin 16.07.2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarında da işbu davaya konu taşıma işinin özel soğutucu teçhizatı bulunan araç ile taşınmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, ''Hamule Senedi'' dahil tüm taşımaya ilişkin belgelerde ''Donuk Unlu Mamuller (-18 derece)”/ “frigo -18 C” ibaresi yer aldığını, davalı firmanın frigo taşımacılığında tecrübeli olması ve emtianın donuk ürün olması nedeni ile "basiretli tacir" vasfı gereği emtianın -18 derecede soğuk hava zincirinde taşınması gerektiğini bilmesi gerektiğini, davalı firmanın taşımaya konu emtianın -18 derecede taşınması gerektiğini bildiğini, nitekim fiili taşıyıcıya da bu yönde talimat verdiğini, buna karşın taşıma boyunca araç içi sıcaklık + derecelerde seyretmiş, hiç -18 derece olmamış, soğuk hava zincirinin korunmadığını, kaldı ki; davalı firma emtiayı bilerek -18 derecede taşımadığını 18.07.2018 tarihli e-postası ile müvekkiline bildirdiğini, bahse konu e-postada aynen “… eğer siz frigonun sabit (-18) derecede çalışmasını belirtseydiniz biz de buna göre mazot farkını hesaplar navlunu buna göre bildirirdik…” şeklinde beyan ve ikrarda bulunulduğunu, kaldı ki; davalı firmanın çalışanı olan ve bahse konu e-postayı müvekkil firmaya gönderen, işbu davaya konu taşıma işinde de aktif bir şekilde yer alan davalı tanığı ...'ın tanık beyanında da aynı hususu teyit ettiğini, ısı raporlarından da açıkça anlaşılacağı üzere taşıma sırasında fiili taşıyıcı tarafından frigo bilerek kapatıldığını, işbu yargılama boyunca ısrarlı bir şekilde davalının frigoları taşıma sırasında bilerek kapatıp kapatmadığının tespiti için teknik inceleme yapmak üzere dosyanın taşıma işinde uzman farklı bir bilirkişiye tevdii edilmesine ve sadece teknik inceleme konusunda rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmesine rağmen talebin karşılanmadığını, sundukları uzman mütalaasındaki tespitlerin nazara alınmadığını, davalı yanın kötü hareketi/ bilerek kötü hareketi bulunması ve bu sebeple işbu davada zamanaşımının 3 yıl olması nedeni ile davanın zamanında ikame edildiğini, davalı firma tarafından oluşan zarara karşı bir açıklama getirilmediğini, mahkeme tarafından huzurdaki dosya kapsamında tam kaybın ispatlanamadığı, bu sebeple zamanaşımı süresinin başlangıcının CMR m.32/1-a uyarınca kısmi kayıp durumuna göre belirlendiği ifade edildiğini, ancak emtianın tamamı aynı koşullarda taşınmış olup tamamı bozulduğunu, mahkemece 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunularak ürünlerin belli hasar oranları ile kurtulabileceği ileri sürülmüş ise de emtianın 15,5 ton ağırlığında olduğu ve hemen tüketilemeyeceğinin açık olduğunu, ürünlerin davacının müşterisi tarafından kafe, restoran, market gibi yerlere satılmakta olup hemen tüketilmesinin de mümkün olmadığını, mahkemenin atıfta bulunduğu 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmak için yeterli görülmemesi nedeni ile yeni bir heyetten rapor alındığını, buna rağmen bu rapora itibar edilmesinin de hatalı olduğunu, zira 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun yeterli olmaması üzerine mahkeme tarafından tamamen farklı bir bilirkişi heyetinden önce 15.05.2023 uyap gönderim tarihli kök bilirkişi raporu alındığını, daha sonra da bu kök raporu veren aynı heyetten bu defa12.01.2024 tarihli ek bilirkişi raporu alınığını, ikinci raporda, çözünmüş olan ürünlerin tekrar dondurulmasının soğuk hava zincirinin kırılmasına neden olduğu ve bu ürünlerin tüketilmemesi gerektiğinin, ısının maksimum -15 dereceye kadar düşebileceğinin, ısının 0 dereceye yaklaştıkça ürünlerin bozulacağının, somut olayda sıcaklığın sürekli değişmesi nedeni ile ürünlerin tekrar donup tekrar çözüldüğünün, insan sağlığı açısından gıdaların bir kez çözündükten sonra hemen tüketilmesi gerektiğinin, aksi halde bu durumun insan sağlığını tehlikeye düşüreceği, hastalık yapacağı, zehirlenmelere neden olacağının, dolayısıyla ürünlerin sağlam olmadığının belirtildiğini, bu kapsamda ürünlerin tamamı aynı kamyonda taşındığını, tüm ürünlerin davalı tarafından bilerek uygun ısıda taşınmadığını, böylelikle ürünlerin tamamının bozulduğunu, ihtimal dahilinde olsa bile bozulmuş olan bir ürünün yenmesi için kimsenin zorlanamayacağını, bu açıdan kısmi kayıp tespitinin hatalı olduğunu, CMR m.32/2'de yer alan "Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler." hükmü gereğince somut olayda henüz zamanaşımı süresinin başlamadığını, davalıya gönderdikleri 09.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile zamanaşımı süresinin durdurulduğunu, davalının da 09.08.2018 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile müvekkili firmadan bir kısım evraklar istediğini, taleplerini geri çevirmediğini, 06.09.2018 tarihli ihtarname ile istenen evrakların davalı firmaya iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğini, ancak davalının yazılı bildirimlerine geri dönüş yapmadığını, göndermiş oldukları evrakları da iade etmediğini, arabuluculuk 12.06.2020 tarihli olup davalının yazılı taleplerini reddetmiş, çevirmiş olduğunun kabul edilmesi halinde de işbu davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde ikame edildiğini, 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun mahkeme kararına esas olmasının hatalı olduğunu, bahse konu bilirkişi raporuna karşı taraflarca itiraz edildiğini, bu raporun gerek uzman mütalaası gerekse de daha sonradan alınan ek ve kök bilirkişi raporları ile çelişkili olduğunu, yeni bir heyetten tekrar rapor alınmasına rağmen ilk alınan rapora yer verilmesi ve dayanılmasının hukuka aykırı olduğunu, bahse konu ürünlerin imha edilip edilmemesinin işbu davanın konusu olmadığını, keza ürünlerin taşıma sırasında bozulduğunun zaten tespit edildiğini, dolayısıyla imhanın herhangi bir önemi bulunmadığını, imha işlemi Almanya’da gerçekleşmiş olup resmi kurumlar tarafından yapıldığını, davacının başka bir ülkedeki imha prosedürüne dahil olma veya müdahale etme imkan ve yetkisi bulunmadığını, imha işleminin emtianın zilyedi müvekkilinin müşterisindeyken gerçekleştiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, uluslararası karayolu taşıması sırasında taşımaya konu emtianın zarar gördüğü iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu taşımanın, Türkiye ile Almanya arasında gerçekleştirildiği anlaşıldığından somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir Davacı taraf, taşıma konusu emtianın -18 C derecede taşınması gerekirken sözleşmeye aykırı olarak bu soğukluktaki hava ortamı sağlanmadan taşındığını, ürünlerin dondurulmuş ürün olduğunu ve bu sebeple çözünmeler olduğunu, emtianın tamamen zayi olduğunun müşterisi tarafından bildirildiğini, davalının bu hareketi sebebiyle zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, CMR'nin 32/2 maddesi uyarıca davalıya gönderilen ihtarnameye cevap verilmemesi sebebiyle esasında zamanaşımı süresinin hiç başlamadığını/başlayıp kesildiğini ve davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise 11.06.2018 tarihinde emtianın teslim edildiğini, davanın 1 yıllık zaamanaşımı süresi içinde açılmadığını, CMR belgesine göre ürünlerin alıcısına hasarsız teslim edildiğini, bu konuda bir şerh düşülmediğini, CMR m. 30 uyarıca süresinde bir hasar ihbarının yapılmadığını, kusuru bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamından, davacıya ait dondurulmuş pasta ve benzeri ürünlerin davalı tarafından Köln/Almanyaya taşınması konusunda taraflar arasında anlaşma yapılmış olup bu kapsamda davacı yanca davalıya navlun ücreti ödendiği, davalının da taşıma işini dava dışı ... Ltd. Şti.ile yaptığı taşıma sözleşmesine istinaden, bu şirket aracılığı ile gerçekleştirdiği, davacıya ait emtianın alıcıya 11.06.2018 tarihinde teslim edildiği anlaşılmaktadır. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davanın zamanaşmı süresi içinde ikame edilip edilmediği noktasındadır. CMR Konvansiyonunun 32.maddesi '' 1. Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar: a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde,c) Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir. 2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Istemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez. 3. Yukarıdaki 2 nci paragraf hükümlerine bağlı olarak, zaman limitinin uzatılması, davaya bakan mahkemenin kararlarına göre düzenlenir. Bu karar aynı zamanda yeniden dava açma haklarını da düzenler. 4. Zaman aşımı ile düşen dava açma hakkı, karşıt istek veya vereceğini alacağına sayışma yoluyla kullanılmaz.'' hükmünü içermektedir. Yukarıda yer verilen CMR Konvansiyonu'nun 32/1.maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir. Somut olayda mahkemece, 1 yıllık mı yoksa 3 yıllık mı zamanaşımı süresinin uygulanacağı konusunda değerlendirme ve tespit yapılmakla birlikte CMR Konvansiyonunun 32/2 maddesi kapsamında hatalı tespitte bulunulmuştur. Şöyle ki; mahkemece CMR'nin 32/2 maddesinin tam kayıp halinde uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak burada önemli olan husus zamanaşımının başlayacağı tarih olup emtianın teslim edilmesi halinde bu tarihten veya teslim edilememesi halinde teslimi gereken tarihten başlamasıdır. Bu nedenle CMR'nin 32/2 maddesi, tam ya da kısmi kayıp olmak üzere her iki halde de uygulanabilir olup aksi yöndeki gerekçe yerinde değildir. Somut olayda davacı vekili, CMR Konvasiyonu'nun 32/2 maddesine göre zamanaşımı süresinin başlamadığını, davalıya gönderdikleri 09.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile zamanaşımı süresinin durdurulduğunu, davalının da 09.08.2018 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile müvekkili firmadan bir kısım evraklar istediğini, taleplerini geri çevirmediğini, 06.09.2018 tarihli ihtarname ile istenen evrakların davalı firmaya iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğini, ancak davalının yazılı bildirimlerine geri dönüş yapmadığını ve zamanaşımı süresinin durduğunu ileri sürümüştür. Mahkemece bu husus değerlendirilmemiştir. Bu açıklama ve tespitlere göre, mahkemece, davacının davalıya gönderdiği 06.09.2018 tarihli ihtarnamenin CMR Konvansiyonunun 32/2 maddesi kapsamında, emtianın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayan zamanaşımı süresini durdurup durdurmadığı hususunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/377, K. 2024/341, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-377-e-2024-341-k-032019382346