Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1636 E. 2019/959 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1636
- Karar No
- 2019/959
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/466 KARAR NO : 2024/1756 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.11.2021 NUMARASI : 2021/288 Esas 2021/154 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 17.10.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.10.2024 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.11.2021 gün ve 2021/288 Esas 2021/154 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalının davacıya ait iş yerinde diş hekimi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, 06.08.2015 tarihinde mesul müdür olarak atandığını, davalı ile şirket arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinin yenilendiğini, davalının haklı bir neden olmadan ve gerekli ihbar sürelerine uymadan işten ayrıldığını, iş yerinde uzun süredir çalışıyor olması nedeniyle işyerinin bütün sırlarına vakıf olduğunu, işten ayrıldıktan aynı konuda hizmet veren komşu işyerinde çalışmaya başladığını, daha önce davacı şirkette tedavi gören hastaları yeni çalıştığı polikliniğe çağırdığını, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip işyerinde çalışmaya başlamak suretiyle rekabet etmeme taahhüdünü ihlal ettiğini, belirterek; 20.000,00-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı, davaya konu edilen ve davalıya bir sureti verilmeyen sözleşmede rekabet yasağının ihlal edilmediğini, davalının davacıya ait iş yerinde sözleşme ile anlaşılan ücretin eksik ödenmesi ve yasal sınırlar aşılarak uzun çalışma saatleri nedeniyle ayrıldığını, davacı ile rekabet edecek işyeri açmadığını, aynı ilçede faaliyet gösteren başka bir işyerinde ücretli olarak çalışmaya başladığını, davacı şirkette daha önceki hastaların yeni işyerine yönlendirilmediğini, rekabet koşullarını ihlal etmediğini, davaya konu sözleşmenin iş endişesi üzerinden baskı kurularak davalıya imzalattırıldığını, davalının diş hekimi olması nedeniyle davaya konu edilen şekilde bir rekabet yasağı sözleşmesinin kendisinin ekonomik geleceğini sınırlamak anlamına geleceğini, haksız rekabet amacıyla hareket etmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının diş hekimi olup meslek erbabı olduğu, taraflarca imzalanmış bir rekabet yasağı hükmü bulunmakta ise de kanuna mugayir sözleşme hükmü geçersiz olacağından diş hekimliği mesleğinin iki yıl gibi bir süre ile yapılamayacağı yönündeki hüküm uygulama yeri bulamayacağı, çalışanın ekonomik geleceğinin sınırlanması niteliğinde olup geçerli olamayacağı, davalının davacı şirkette idari görevinin bulunması şirketin ticari sırlarına vakıf olabileceği anlamına gelebilir ise de davalının daha sonra çalışmış olduğu iş yerinde aynı minvalde bir görevinin bulunmadığı, davacı şirketin ticari sırlarının buraya taşındığı ve davacının da davalının ticari sırlarını kullanması neticesinde zarara uğramış olduğu yönünde herhangi bir delil, ispat ve iddia bulunmadığı, davalının davacı iş yerinden ayrılarak başka bir iş yerinde diş hekimliği mesleğini devam ettirdiği, iddia edilenin aksine davalı kendi bilgi birikimi ve deneyimini davacı şirkette ortaya koyduğu, davalının hastalarının hekimi takip ederek yeni çalışmakta olduğu iş yerine gitmesinin ise hayatın olağan akışı içerisinde olup davalının hastaları bu yönde yönlendirdiği yönünde bir ispat da bulunmadığı, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarınına hiç itibar edilmediğini, davacı tanıklarının davalının hemen bitişikteki iş yerinde işe başladığını ve hastaların onun yeni geçtiği kliniğe gitmeye başladıklarını beyan ettiklerini, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, rapora yapılan itirazların karşılanmadığını, davalının davacı şirketin faliyet gösterdiği adresindeki diş polikliniğinde diş hekimi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, daha sonra işyerinde mesul müdür olarak atandığını, davalı ile şirket arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinn yenilendiğini, bir süre sonra davalının haklı bir neden olmadan ve gerekli ihbar sürelerine uymadan işten ayrılarak davacıya ait iş yerinin yanında bulunan ... Polikliniğinde diş hekimi olarak işe başladığını, davalının davacı işyerinde uzun zamandır çalışması ve mesul müdür olması nedeniyle işyerinin bütün sırlarına vakıf olduğunu, çalıştığı süre boyunca iş yerinde ki işleyiş, müşteriler ile ilişkiler ve bu ilişkilerin sürdürülmesi ve yürütülmesi konusunda bütün sırların ve bilgileri bildiğini, taraflar arasında rekabet yasağının kararlaştırıldığını, davalının aynı konuda hizmet veren rakip işyerinde çalışmaya başladığını, davacı şirkete ait poliklinikte tedavi olan hastaları yeni başladığı iş yerine çağırdığını, hastaların iletişim bilgisi kendisinde olduğundan tedavisi yarım kalan hastaları arayarak yeni başladığı işyerinde tedaviye gelmelerini söylediğini, rekabet yasağına aykırı davranarak davacının maddi ve itibari zararına sebebiyet verdiğini, belirtilerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasında akdedilen haksız rekabet sözleşmesinin ihlalinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Davacı şirket nezdinde diş hekimi ve mesul müdür olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan davalı tarafından, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin istifa ile feshi üzerine davalının sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağı için ön görülen süre içerisinde davacı ile aynı alanda faaliyet yürüttüğü ileri sürülen dava dışı iş yerinde başladığı sabittir. 3. 20.10.2016 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 1.26 maddesinde ön görülen rekabet etmeme taahhüdü ile iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. Ayrıca fiili bir zarar olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin bir önemi bulunmamaktadır.(Yargıtay 11. HD'nin 07.02.2019 tarih ve 2017/1636 E. - 2019/959 K. ) 4. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. 5. Davalı işçinin, anılan rekabet yasağı sözleşmesine rağmen iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı ile aynı işi yapan aynı yerde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başladığı ileri sürüldüğünden işletmenin bulunduğu yer, yapılan iş ve davalının işletmedeki durumu değerlendirilerek davacı şirket ile davalının çalışmaya başladığı iş yerinin faaliyet alanlarının, davalının, davacıda çalışırken yaptığı işe bağlı olarak şirket sırlarına vakıf olabilecek pozisyonda bulunup bulunmadığının ve davalının öğrendiği bilgileri rakip işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimali olup olmadığının tespiti gerekirken; davalının meslek erbabı olduğu, eğtimini aldığı mesleği icra etmesinin engellenmeyeceği, bu bilgileri yeni çalıştığı şirkete aktardığının ve davacının da davalının ticari sırlarını kullanması neticesinde zarara uğradığının ispat edilemediği belirtilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma eksik olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. 6. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi maddesine göre; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve rekabet yasağı süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmaması gerekir. Ancak 445 /2 maddesi ile hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve bu değerlendirme sonunda işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de göz önünde tutmak suretiyle hakkaniyete uygun biçimde, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği düzenlenmemiştir. Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme yetkisini kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.(Yargıtay 11. HD'nin 11.10.2022 tarih ve 2022/935 E. - 2022/6867 K.) 7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından davalının davacı ve dışı işyerinde hangi tarihte başladığına ve ne iş yaptığına ilişkin SGK ile sicil kayıtları iş yeri dosyaları eksiksiz olarak getirtilip, tarafların tüm delilleri toplanılarak, dosyanın diş hekimliği alınanda uzman bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi kuruluna tevdi ile gerekiyorsa mahallinde inceleme yapılarak, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak fesih edilip edilmediği, iş sözleşmesinin fesih tarihinden sonra davalının hangi tarihte dava dışı işyerinde başladığı, bu iş yerinin sözleşmede kararlaştırılan yerde faaliyet gösterip göstermediği, davalının davacı nezdinde çalıştığı dönem itibariyle davalının yerine getiridiği işin niteliği itibariyle davacının müşteri çevresine, iş sırlarına üretim tekonoljisine nüfuz etme imkanına sahip olup olmadığı, yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali ile rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli şekilde bilirkişi raporunun dosyaya kazandırılıp varsa itirazlar kaşılanarak, 6098 sayılı TBK'nıın 444/2 ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi taratışılarak oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.11.2021 tarih 2021/288 Esas 2021/154 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.