Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/9772 E. 2017/482 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/9772
Karar No
2017/482
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/718 KARAR NO: 2024/673 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/10/2020 ESAS NO: 2018/444 KARAR NO: 2020/617 DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 25/12/2018 KARAR TARİHİ: 15/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle;taraflar arası akdedilen 01/01/2017 tarihli servis sözleşmesi gereği müvekkil şirkete olan birikmiş 64.618,53 TL borcunu ödememesi üzerine davalı-borçlu şirkete Bornova ...Noterliğinin 08.09.2017 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalının ihtarnameden sonra kısmi ödeme yaptığını, ancak borcun 22.646,91 TL lik kısmını ödemediğini, bunu üzerine tarafından İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin yapıldığını, davalının borca , yetkiye , takibe itiraz ettiğini, itirazın iptaline ve davalının temerrüde düştüğü 20.09.2017 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasına, asıl alacağın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı ile müvekkil şirket arasında akdedilen 28/06/2016 tarihli hasar onarım sözleşmesi tahtında; davacının , mülkiyeti müvekkil şirkete ait olan araçların hasar onarımlarına ilişkin servis bakım hizmetlerini gördüğünü, takibin konusunu oluşturan fatura içeriği itibariyle müvekkil şirket tarafından kabul edilmediğinden davacı tarafından başlatılan takibin dayanağının hukuka aykırı belgeye dayandığını, faturaların davacıya iade edildiğini, ancak davacının anılan sözleşme konusu dışında olan yedekleme bedeline ilişkin hizmetinin davalı şirketin bilgisi ve onayı dahilinde olmadan verildiğini, ancak yedekleme bedeline ilişkin davacı tarafından verilen hizmetin müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen hasar onarım sözleşmesine konu bir edim olmadığını, sözleşmenin 15. Maddesi gereği müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının esas alınacağını dava konusu alacağın likit olmadığından icra inkar talebinin reddinin gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, davacının alacak miktarının %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava, davalı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali talebine ilişkindir. Somut olayda; taraflara arasında 01.01.2017 tarihli Servis Sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşme hükümleri ile davacı şirket tarafından davalı şirkete ait araçların bakım ve onarım işlemlerinin yapılacağının kararlaştırıldığı, sözleşme gereği yapılan işlerin bedelinin (64.618,53 TL) tahsili talebi ile davacı tarafça davalı tarafa 08.09.2017 tarihli ihtarname keşide edildiği, ihtarname ile birlikte kısmi ödeme yapıldığı, 09.09.2017 tarihli cevabi ihtarname ile davalı tarafça davacı tarafından düzenlenen 21 adet KDV dahil 13.329,22 TL ile 2 adet toplamı KDV dahil 1.250,48 TL olan faturaların iade edildiği, 28.09.2017 ihtarname ile de 20.09.2017 tarihli KDV dahil 651,36 TL bedelli faturanın iade edildiği, davacı tarafça ödenmediği iddia edilen bakiye 22.646,91 TL'nin tahsili talebi ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine huzurdaki davanın ikame edildiği görülmüştür. Tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde; davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre ihtarname tarihinde düzenlenen ve davalı tarafa gönderilen 21 adet toplam 13.329,22 TL bedelli faturalarla birlikte davacı taraf alacağının 08.07.2017 tarihi itibariyle 61.751,45 TL; davalı defter ve kayıtlarına göre ise davalının 07.09.2017 tarihi itibariyle 40.717,28 TL olarak göründüğü tespit edilmiştir. Taraf defter ve kayıtları arasındaki farklılığın kaynağına yönelik yapılan incelemede; davalı takip borçlusunun 29.06.2017 tarihinde 15 adet virmanla davacıyı 7.3990,70 TL borçlandırdığı, davacı defterlerinde kayıtlı olan 08.09.2017 tarihli 21 adet KDV dahil 13.329,22 TL ile 2 adet toplamı KDV dahil 1.250,48 TL olan 17.04.2017 ve 08.07.2017 tarihli faturalar ile 20.09.2017 tarihli KDV dahil 651,36 TL bedelli faturanın iade edildiği, iş bu faturaların iade edilmemesi ve virman işleminin gerçekleştirilmemesi halinde davalı defterlerindeki borç kaydının 22.621,76 TL olacağı, davacının 20.10.2017 tarihinde başlattığı icra takibinde 22.646,91 TL asıl alacak talebinde bulunduğu görülmüştür. 28.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna yapılan itiraz neticesinde yapılan incelemede; her ne kadar davalı taraf taraflar arasında 28.06.2016 tarihinde taraflar arasında akdedilen ve mülkiyeti davalı tarafa ait olan araçların hasar onarımlarına ilişkin verilecek servis hizmetlerinin usul ve esasları ile yedekleme bedeli (kiralık araç) hususlarının belirlendiği "Hasar Onarım Sözleşmesi" nde taraflar arasında uyuşmazlık çıkması halinde davalı defterlerinin kesin ve kati delil olduğu kabul edilmişse de 01.01.2017 tarihlinde taraflar arasında Servis Sözleşmesi başlıklı yeni bir sözleşme akdedildiği ve sözleşmenin konusunun davalı tarafa ait araçların bakım, onarım, yedek parça, işçilik ve diğer servis hizmetleri ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği ancak iş bu sözleşmede davalının defterlerinin kesin ve kati delil olarak kabul edilmediği ve sözleşme hükümleri arasında yedekleme bedeli (kiralık araç temini) hususlarında herhangi bir hükme yer verilmediği görülmüştür. Bu haliyle; taraflar arasındaki uyuşmazlığa sonraki tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, taraflar arasında daha sonra akdedilen sözleşme ile önceki sözleşme hükümlerinin ortadan kalkacağı, tarafların iradesinin önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşmeler yapmak olarak yorumlanması gerektiği anlaşılmakla 01.01.2017 tarihli sözleşmenin 3.4 maddesi gereği davacının servise gelen araç yönünden davacının muadil araç temin yükümlülüğü bulunmadığından davalının yedekleme bedeli adı altında hak ve alacak talebinde bulunmasının yerinde olmadığı, bununla birlikte davacı defterlerinde kayıtlı olan 08.09.2017 tarihli 21 adet KDV dahil 13.329,22 TL ile 2 adet toplamı KDV dahil 1.250,48 TL olan 17.04.2017 ve 08.07.2017 tarihli faturaların yedekleme bedeli-kiralık araç adı altında davalı tarafça düzenlenerek gönderilen faturaların iade faturası niteliğinde olduğu, davalı tarafça 01.03.2017-29.06.2017 tarihleri arasında toplam 30.303,09 TL bedelli yedekleme bedeli adın altında fatura düzenlemiş olduğu, akdi dayanağı olmayan iş bu faturalara ilişkin alacak kaydının yerinde olmadığı, davacı tarafça düzenlenen tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının borcun ifası amacıyla davalıya gönderdiği ihtarnamenin tebliğ tarihi ve mehil süresi göz önünde bulundurularak yapılan hesaplamada birikmiş faiz alacağının 184,00 TL olduğu anlaşılmakla davanın 22.646,91 TL asıl alacak ve 184,00 TL işlemiş faiz üzerinden kısmen kabulüne, alacağın faturaya dayalı ve likit olması karşısında icra inkar tazminatı talebinin kabulüne" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiş icra inkar tazminata hükmedilemeyeceğini beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi sebebiyle İİK 67.maddesine dayalı olarak açılmış itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının ticari ilişki ve faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı 22.646,91TL asıl alacak 190,06TL İşlemiş faiz olmak üzere toplam 22.836,97 TL alacağın tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu; davalını süresinde borca itiraz ettiği ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 28/06/2016 tarihli hasar onarım sözleşmesinin ilgili maddeleri; 2. Sözleşmenin konusu İş bu sözleşmenin konusu, SERVİS tarafından mülkiyeti ...'a ait olan araçların hasar onarımlarına ilişkin verilecek servis hizmetlerinin usul ve esasları ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesidir. 3. Genel 3.4. Hasar onarımı 12 saatten uzun sürecek araçlar için SERVİS kullanıcıya, hasar evraklarının eksiksiz teslim edilmesi koşuluyla, aracın tesliminden itibaren 12 saat içinde ücretsiz olarak ikame araç verecektir. SERVİS, yapmış olduğu yedek araç tahsislerini ve tahsis edilen araca ilişkin marka, model, yıl, plaka, km vb. bilgileri hasar portalına işleyecektir. İkame araç mümkün olduğunca ... aracının muadili olacaktır. İkame araç Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu kabul ettiği donanıma sahip olmak zorundadır. Ayrıca ikame araçlar temiz ( iç ve dış ), bakımları ve kondisyonu tam olmak zorundadır. İkame aracın kilometresinin 100.000Km.'den fazla, 3 yaşından büyük ve LPG'li olmaması zorunludur. İkame verilecek aracın SERVİS adına kayıtlı olması zorunlu olup, ... tarafından talep edilmesi durumunda SERVİS ikame verilen araçların ruhsat örneklerini ...'a iletmekle yükümlüdür. Her ne sebeple olursa olsun, belirtilen süre içerisinde belirtilen niteliğe haiz ikame aracın SERVİS tarafından temin edilerek kullanıcıya teslim edilmemesi durumunda ... ikame aracı üçüncü kişi/firmalardan temin etmeye ve ödemek zorunda kaldığı ücreti SERVİS'e fatura etmeye yetkilidir. ... iş bu fatura tutarlarını Herhangibir izne, hükme ve bildirime gerek olmaksızın SERVİS'in doğmuş ve/veya doğacak her türlü alacağından mahsup etmeye yetkilidir. 15. Delil SERVİS, herhangi bir uyuşmazlık ortaya çıkması durumunda ...'un defter ve kayıtlarının esas alınacağını, ...'un defter ve kayıtlarının HMK 193. Madde anlamında kesin ve kat'i delil olduğunu, ...'un kayıtlarına hiçbir şekilde itiraz etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder. Taraflar arasında imzalanan 01/01/2017 tarihli servis sözleşmesinin ilgili maddeleri ise şöyledir. 1.Taraflar ... Ticaret A.ş (bundan sonra ... olarak anılacaktır) ... ticaret limited şirketi (bundan sonra servis olarak anılacaktır) 2.Sözleşmenin konusu İş bu sözleşmenin konusu, mülkiyeti ...'ya ait olan araçlara ve bu araçları kullanan kullanıcılarına, SERVİS tarafından verilecek olan bakım, onarım, yedek parça, işçilik ve diğer servis hizmetleri ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesidir.Bu sözleşmede 28/06/2016 tarihli hasar onarım sözleşmesinin 3.4 maddesinde düzenlenen yükümlülük yoktur. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 28/06/2016 tarihli sözleşme konusu dışında olan yedekleme bedeline (kiralama) ilişkin hizmetinin davalı şirketin bilgisi ve onayı dahilinde olmadan verildiğini, ancak yedekleme bedeline ilişkin davacı tarafından verilen hizmetin müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen hasar onarım sözleşmesine konu bir edim olmadığını ileri sürmüştür. Davacı vekili 15/05/2019 tarihli dilekçesinde; ''taraflar arasındaki servis sözleşmesinde bu konuda hüküm bulunmaması ve müvekkil şirketin böyle bir taahhüdü bulunmamasına rağmen davalı şirket, müvekkil şirkete onarım ve servis için bırakılan araçlar için araç kullanıcılarına ikame araç tesis ettiği gerekçesi ile yedekleme bedeli adı altında (kiralık araç) fatura tanzim ederek, müvekkil şirkete göndermiştir. Müvekkil şirket tarafından söz konusu yedekleme bedeline ilişkin faturalara ilişkin olarak iade faturası düzenlenerek, davalı şirkete gönderilmiştir. Davalı şirket ise kötü niyetli olarak müvekkil şirket tarafından düzenlenen iade faturalarını, ticari kayıtlarına almayarak, iade etmiştir. Bu nedenle tarafımızdan dava konusu icra takibi ikame edilmiştir.'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili, bilirkişi ek raporuna karşı 22/07/2020 havale tarihli beyan dilekçesinde; ''Kısaca özetlemek gerekir ise; bu sözleşmenin 3.4. maddesi gereği davacı tarafa yedekleme bedelleri yansıtılmıştır. Yansıtılan araçlar için ... Platformunda araçların ... servisine girdiği ve onarım yapıldığı, bunun karşılığında da servisin fatura düzenlediği bilgisi bulunmaktadır. Bu düzenlenen faturalarda ikame araç için yansıtılan bedeller kısaca yedekleme bedeli adı altında faturalandırılmaktadır...Dava konusu olay, yürürlükte olan ilk sözleşme uyarınca Müvekkil Şirket tarafından düzenlenmiş faturaların davacı tarafça usul ve sözleşme hükümlerine aykırı bir şekilde kayda alınmamış olması nedeniyle alacaklı görünmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak, dosya tahtında alınan bilirkişi raporunda usulüne uygun Müvekkil Şirkete ait ticari kayıtlarda davacı tarafın Müvekkil Şirkete borçlu olduğu tespit edilmiştir. '' beyanda bulunmuştur. Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda özetle; muavin defter kayıtlarında ve dava konusu faturaların açıklama kısımlarında belirtildiği üzere, yıl içerisinde kesilen faturaların bazılarının Davalı tarafından Davacı adına düzenlenen faturaların iadesi için düzenlenen faturalar olduğu görülmüştür. Raporun ekinde dosyaya sunulan 112 ve 152 numaralı yevmiye maddelerinde Davalı tarafından daha önce kesilen faturaların iadesi için düzenlenen ve davakonusu olan ... ve ... arası faturaların yevmiye defterine “150.01.003 İlk Madde ve Malzeme- Alıştan İade” hesabına kaydedildiği ve karşılığında 120.01.001 Alıcılar ... Tic. A.Ş. hesabının borçlandırıldığı (artırıldığı) tespit edilmiştir.2017 yılı boyunca Davacı tarafından Davalı adına düzenlenen iade faturalarına ve Davalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin tablo raporun ekinde sunulmaktadır. İşbu tabloda da görüleceği üzere, 2017 yılı boyunca 549.417,20 TL tutarında tahsilat yapılmıştır. Ayrıca Davalı Borçlu tarafından Davacı Alacaklı adına düzenlenen faturaların geri iade edilmesi için düzenlenen faturalar sonucunda alacak tutarı 55.653,78TL kadar azaltılmıştır. Dolayısıyla Davalı Borçlu'dan olan alacak tutarı toplamda 605.070,98TL kadar azaltılmıştır.Toplamda ödenmesi beklenen 627.717,92TL'dan, tahsil edilme ya da iade edilme yoluyla azalan 605.070,98TL tutarı çıkartıldığında takip tarihi olan 19.10.2017 tarihi itibariyle Davalı Borçlu'nun aradaki 22.836,97TL kadar borçlu olduğu görülmüştür. Bu tarihte 175 nolu yevmiye maddesi ile Davacı Alacaklı'nın söz konusu tutarı 120. Alıcılar hesabından 128. Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktardığı ve aynı zamanda karşılık ayırmak* yoluyla 22.839,97TL gider yazdığı tespit edilmiştir. Davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde İzmir ... Noterliği tarafından tasdik edilmiş olan kapanış maddesi 120. Alıcılar hesabında Davalı ... Tic. A.Ş. adına 0 (Sıfır) TL bakiye vermektedir. Öte yandan, 128. Şüpheli Ticari Alacaklar hesabının yılsonu bakiyesinin 22.839,97TL olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, dava dosyasında da sunulan ve raporda Tablo 1'de sunulan faturalar ile birlikte 20.09.2017 tarih ve ... numaralı 651,36TL tutarındaki faturanın 19.09.2017 tarihli, Kartal ... Noterliği, ... yevmiye numaralı ihtarname ile itiraz edip faturaları Davacı Alacaklı'ya iade ettikleri belirtilmiştir. Bu bağlamda, Kartal ... Noterliğinin 19.09.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi dikkate alınırsa borcun dosyaya sunulan faturaların toplamı kadar (15.231,06TL) azalacağı ve Davalı ...'un 7.605,91TL borçlu olacağı; söz konusu ihtarname dikkate alınmadığı durumda ise borcun 22.839,97TL olacağı kanaatine, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, varılmıştır. (*Finansal raporlama açısından “ihtiyatlılık ilkesi” gereği muhtemel bir tahsil sorunu sonucunda oluşacak zararı hemen gösterebilmek üzere karşılık ayrılmalıdır.) Davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen raporda özetle; Davalı ...'ne ait tarafımızdan incelenen defter ve kayıtlarına göre davacı ... Ticaret Ltd. Şti.'ne ait muavin defter kayıtlarına (Ek:1) göre; Davalı ...'nin 2016 yılı sonunda davacı ... Ticaret Ltd. Şti.'ne 51.568,79 TL borçlu olduğu; 21.09.2017 tarihinde hesap bakiyesinin kapanmış olduğu, 31.10.2017 ve düzenlediği bunun sonucunda 12.03.2018 tarihi itibari ile de davacı ... 42.633,97 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Dava dosyasında mevcut faturalar yönünden inceleme (Ek: 2); Davalı ...'nin düzenlediği 29.06.2017 tarihli, taplam İtutarı 13.329,22 TL olan 21 adet faturaya karşılık davacı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin 08.09.2017 tarihinde aynı tutarlarda ve toplam tutarı 13.329,22 TL olan 21 adet iade faturası ile yine aynı tarihte 1032,50 TL ve 217,98 TL tutarlı faturaları düzenlediği, davalı ...'nin yukarıda bahsedilen faturaları Kartal ... Noterliğinin 19.09.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kabul etmediklerini bildirerek iade ettiği; Davacı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin 20.09.2017 tarihli 651,36 TL tutarlı faturasını Kartal ... Noterliğinin 28.09.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kabul etmediklerini bildirerek iade ettiği; Davalı ...'nin düzenlediği 29.06.2017 tarihli, toplam 13.329,22 TL olan 21 adet fatura içeriklerinin;01.01.2017 tarihinde akdedilen, konusu: mülkiyeti ...'ya ait araçlara ve bu araçları kullanan kullanıcılarına SERVİS tarafından verilecek olan bakım, onarım, yedek parça, işçilik ve diğer servis hizmetleri ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirtildiği SERVİS SÖZLEŞMESİ içeriğinde yer almayan konuları içerdiği; 28.06.2016 tarihinde akdedilen. konusu: mülkiyeti ...'a ait olan araçların hasar onarımlarına ilişkin verilecek servis hizmetlerinin usul ve esasları ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirtildiği bir yıl süreli HASAR ONARIM SÖZLEŞMESİ içeriğinde yer alan konulardan kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. Takip borçlusunun defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu; aşağıda yapılacak irdeleme sırasında açıklandığı üzere, ihtar tarihi itibariyle 08.09.2017 tarihli 21 adet fatura dikkate alınmaksızın, davacıya 40.717,28 TL borçlu olduğu; ihtar üzerine 20.09.2017 günü 26.144,28 TL ve 21.09.2017 günü 14.573,00 TL olmak üzere, toplam 40.717,28 TL ödemek suretiyle 20.09.2017 tarihi itibariyle alacak bakiyesini sıfırladığı; bu tarihten sonra da, geçmişe dönük faturaları ayrıca iade ederek alacaklı duruma geçtiği; ancak bu yönün işbu dava açısından önemi olmadığı; Temelde uyuşmazlığın ihtar tarihi itibariyle 21 adet fatura toplamı olan (talimat yoluyla alınan raporda KDV hariç tutarların yazıldığının görüldüğü) 13.329,22 TL ile davalının virman yoluyla davacıyı borçlandırdığı; 7.390,70 TL tutarlı işlemler toplamı olan 20.719,92 TL olduğu; ayrıca 08.09.2017 tarihli faturaların iadesine konu ihtarla iade edilen 17.04.2017 tarihli 217,98 TL ve 08.07.2017 tarihli 1.032,50 TL tutarlı faturalarında eklenmesi halinde, toplam alacak miktarının 21.970,40 TL olacağı; davacının ayrıca ihtarından sonra,20.09.2017 günü ... sayılı 651,36 TL tutarlı faturayı alacak kaydettiği; buna göre toplam alacağının, 22.621,76 TL alacaklı olacağı; Davacının İzmir İcra Müdürlüğü'nde 20.10.2017 günü başlattığı icra dosyasında22.646,91 ettiği; Hal böyle olunca, 29.06.2017 günü virman kaydı girmek suretiyle, davacıyı borç virman kayıtlarının dayanağını ispatlaması gerektiği; Buna karşılık davalının 08.09.2017 tarihli faturalarının kayıta alınmaması ve davacıya, davalı tarafından 19.09.2017 günü 25942 sayıyla iade edilen faturalar yönünden de, sözleşme kapsamında hizmet verildiğini ispatlaması gerektiği'' mütalaa olunmuştur. Ek raporda; Davalının cevap dilekçesi ekinde hasar onarım sözleşmesi kapsamında sunduğu belgenin 28.06.2016 tarihli olduğu; bu sözleşmenin 19. maddesinde davalı ...'un ticari defter kayıtlarının delil olduğunun kararlaştırıldığı; buna karşılık davacının sunduğu sözleşmenin 01.01.2017 tarihli olduğu; bu sözleşmede davalı ...'un defterlerinin delil sayılacağına ilişkin kararlaştırma bulunmadığı; Sonraki tarihli olan 01.01.2017 tarihli sözleşme kapsamında değerlendirme yapıldiği; Sözleşmenin uyuşmazlık bağlamında incelenmesinde, davacıya bakım ve onarım için gönderilen araçların, onarım devresi kapsamında temin edilecek muadil aracın kiralama bedelinin davacı onarımı yapacak şirket tarafından üstlenildiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı; sadece sözleşmenin 3.4 maddesinde; “Servisin bakım/onarım işlemlerini, orijinâl yedek parça ya da ...'nin yazılı onayı alınarak uygün bulunan yedek parçalar ile yapacağı servisin bunların aykırı davranması| nedeniyle, hatalı bakım/onarım sonucu oluşan arıza ve hasarları ücretsiz gidermek ve bu onarım süresi içerisinde araç kullanıcısına derhal muadil bir araç tahsis etmek zorunda olduğu” kararlaştırması bulunduğu; Anılan düzenlemede muadil araç, tarafların yedekleme bedeli olarak faturaladığı bedelin istenebilmesi için servisin orijinal yedek parça kullanmaması ve bunlara aykırı davranması veyahutta hatalı bakım/onarım sonucu ortaya çıkan hasarları hu kez ücretsiz gidermesi ve onarım süresince araç kullanıcısına araç tahsisi gerekeceği; bunun bedelinden servisin (davacının) sorumlu olduğu; Somut olayda, davacı servisin bakım ve onarımını kârarlaştırmaya uygun olarak yapmamasından kaynaklı yeniden bakım ve onarım yapılması zarluretinin ortaya çıktığı ve bu nedenle muadil araç temin edilerek yedekleme bedeli oluştuğunun davalı tarafından kanıtlanması gerektiği; zira normal koşullarda servise gelen araç yönünden davacının muadil araç temin yükümlülüğü sözleşmede yer almadığı; İhtilafın yedekleme bedelinde toplandığı görülmekle yukarıda (B) sayılı bentte bu uyuşmazlık konusunun sözleşme hükmüne göre nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, yorumlandığı; Hal böyle olunca davacının, davalı tarafından yedekleme bedeli adı altında söz leşmede yer almadığı halde fatura edilen bu tutarları iadesine ilişkin fatura düzenlemesinde bir aykırılık görülmediği; Varılan bu sonuç kapsamında davacı ticari defterlerinde talimat yoluyla yapılan incelemede alınan bilirkişi raporunda belirlenen 22.839,97 TL olduğu; ancak davacının takibinde 22.646,91 TL talep ettiği, talebiyle bağlı kalınması gerekeceği; Davalının ticari defterinde yedekleme bedeli adı altında çok sayıda fatura bulunduğu; bu biçimde davacıyı borçlandırdığının görüldüğü; yedekleme bedeli faturalarının 2017 yılı açısından aşağıdaki tabloda gösterildiği; Dolayısıyla, davalının cari hesabına davacı aleyhine kaydettiği toplam 30.303,09 TL yedekleme bedelinin akdi dayanağı bulunmadığı; sözleşme hükmünün yukarıda tanıtıldığı; davalının defter bakiyesinde davacı ile uyumsuzluğunun sebehinin davacı aleyhine kaydettiği yedekleme faturalarından kaynaklandığı; Hal böyle olunca davacının, davalı tarafından fatura edilen yedekleme bedellerini iade etmesinin sözleşmeye uygun olduğu; Davalı ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla yapılan bilirkişi raporunda belirlenen tutara nazaran, takip miktarı da dikkate alınarak isteyebileceği asıl alacak miktarının 22.646,91 TL olduğu; ihtarn mehili ve takip tarihi dikkate alındığında, takip tarihine kadar birikmiş faiz alacağının 184,00 TL olduğu mütalaa olunmuştur. İstinaf itirazlarının incelenmesi Dava konusu alacak, davalı tarafın 28/06/2016 tarihli sözleşmenin 3.4 maddesi gereğince davacının karşılaması gereken yedekleme bedeli olarak nitelendirilen muadil araç bedelini davacıya yansıtması üzerine davacının iade faturası düzenlenmesi, davalının bu faturalara süresinde itiraz ederek defterlerine kaydetmemesinden kaynaklanmaktadır. Dosya kapsamında mevcut sözleşmelerin konusu genel itibari ile aynıdır. Sonraki tarihli sözleşmede, 28/06/2016 tarihli sözleşmeden farklı olarak davacının yükümlülükleri azaltılmıştır. Bu sözleşmede 28/06/2016 tarihli hasar onarım sözleşmesinin 3.4 maddesinde düzenlenen yükümlülük yoktur. Uyuşmazlığa konu faturalar yeni sözleşme döneminde düzenlenmiştir. Uygulanması gereken sözleşme sonraki sözleşmedir. Ancak bunun aksi kabul edilse dahi; davalı taraf, 28/06/2016 tarihli hasar onarım sözleşmesinin 3.4 maddesi gereğince davacıya yansıttığı muadil araç bedellerinin dayanağını ispatlayamamıştır.Davalı vekili, ayrıca 28/06/2016 taraihli sözleşmenin 15. Maddesi gereğince müvekkilinin defter ve kayıtlarının HMK 193. Madde anlamında kesin ve kat'i delil olduğunu ileri sürmektedir.Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 193.maddesi; "(1)Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2017 tarihli 2016/9772 E. 2017/482 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, gerek taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 287. maddesi, gerekse HMK'nın 193. maddesi ile taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı, madde hükmünün Yargıtay içtihatlarına bağlı olarak gelişmiş bir hüküm olduğu somut olayda davacı tarafın, sadece kendi defterlerine dayanıp, bunlar dışında herhangi bir delil göstermediği, taraflar arasındaki, sözleşmenin, bir tarafın elinden bütün ispat vasıtalarını alıp, tek yönlü olarak düzenlenen ve karşı tarafın defterleri ile diğer tarafı tümden bağlama sonucunu doğuran maddenin objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu, bu yöndeki sözleşme hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı, uyuşmazlığın, hizmetin verilip verilmemesi ve yeterli miktarda işin gönderilip gönderilmemesine ilişkin olduğu, bu hususun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, doğru olan hükmün onanması gerekmiştir." Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan hüküm, münhasır delil sözleşmesi mahiyetindedir. Yasal düzenleme uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olup Yargıtay uygulaması da aynı yöndedir. Kaldı ki davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan söz konusu iade faturaları dışında taraf defterleri birbirini doğrulamaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi davalı taraf, iade faturaların dayanağını da ispatlayamamıştır. Bu durumda, davalının davacıya takibe konu edilen bedel kadar borçlu olduğu tespit edildiğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı) Somut olayda; dava konusu alacağın sözleşmeye dayalı ve likit bir alacak olduğu anlaşılmakla, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi..15/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/9772, K. 2017/482, T. 01.01.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-9772-e-2017-482-k-0759d6afe4a7