Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/941 E. 2020/201 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/941
- Karar No
- 2020/201
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/576 KARAR NO:2024/1804 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:03/03/2020 NUMARASI:2016/941 E. - 2020/201 K. DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında televizyon yayın haklarının kiralanması sözleşmesi yapıldığını, mezkur sözleşme ile sözleşmeye konu filmlerin 3. kişilere lisanslanması halinde elde edilecek gelirin sözleşme şartlarına göre (elde edilen gelirin % 65'i davalıya, % 35'i müvekkili şirkete verileceği şekilde düzenlendiği) bu çerçevede taraflar arasındaki sözleşmeye konu bir kısım filmlerin müvekkili tarafından Trt Genel Müdürlüğüne pazarlandığını fakat ...tarafından ..., ...,..., ..., ... isimli filmlerin reddedilerek yerlerine müvekkili şirkete ait başkaca filmler verildiğini, keza müvekkilin hakları kendisine ait olan ... isimli filmi pazarladığını, aynı isimli davalıya ait bir filmi bulunduğu için davalının filmi pazarlanmış gibi bir yanılgıya düşüldüğünü, müvekkili şirket ile yaptığı sözleşme çerçevesinde davalı ile gelir paylaşımı yapıyor iken, yukarıda sayılan filmlerden ..., ..., ..., ..., ... isimli filmlerin sanki reddedilmemiş gibi hesaplamada bulunarak davalıya sehven ödemede bulunduğunu, bu kapsamda reddedilen filmlerin ücreti olan sehven davalıya ödenen 22.880,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirkete fazladan ödenen bir bedelin bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete 17.08.2016 tarihinde yapılan sözleşmeye dayalı olarak ödemeler yaptığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen faizin uygulanması için müvekkile bildirim yapılması gerektiğinin, bu nedenle mahkemenin yetkisizliğine, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile taraf vekillerinin iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu ve akdi ilişkinin içeriği hususu ihtilafsızdır. Davacı vekili her ne kadar sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak bu davayı açmış ise de uyuşmazlığın niteliği akdi ilişkiye dayalı hataen ödenen paranın iadesi olup taraflar arasındaki sözleşmenin adı da Televizyon Yayın Haklarının Kiralanması Sözleşmesi ise de sözleşmenin içeriği incelendiğinde davacının dava dışı üçüncü kişilere lisanslama yaptığı kadar belli bir oranda davalı şirkete ödeme yaptığı göz önüne bulundurulduğunda tipik bir komisyonculuk sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Öncelikle zaman aşımı hususunda , zaman aşımı bir defi olup itiraz olmadığı dolayısıyla davalı şirketin cevap dilekçesinde usulüne uygun bir zaman aşımı definde bulunmadığı görülmekle birlikte aksi durum düşünülse dahi 23/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere dava açılış tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmaktadır. Davanın niteliği gereği ispat yükü tamamıyla davacı taraftadır.Dolayısıyla her ne kadar davacı vekili tarafından 13/11/2019 tarihli dilekçesinde davalı tarafın defterlerini sunmadığı için iddialarını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/5 maddesi uyarınca ispat etmiş sayılacağı iddia edilmişse de , kanunun ilgili maddesinin münhasıran karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanılması hususunu düzenlemiş olup davada davacı vekili tarafından dilekçesinin deliller kısmında tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayandığı kaldı ki ispat yükünün davacıda olduğu göz önünde bulundurulduğunda davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunması kendisinden beklenemeyeceği gibi davalı şirketin aradaki akdi ilişkiyi ve ödeme hususunu kabul ettiği göz önünde bulundurulduğunda davalı şirket defterlerinin incelenmesi ile uyuşmazlığın çözümüne etki edecek herhangi bir hususun da bulunmadığı açıktır. Davacı şirket tarafından dava konusu filmlerin hiçbir yayın kuruluşuna kiralanmadığını ve davalı şirkete fazla para ödediğini ispatlaması temeldeki uyuşmazlığın çözümü için kilit nokta olmakla birlikte davacı şirketin defterleri üzerinde yapılan incelemede de defterlerinin delil kabiliyetinin bulunmadığı, aksi düşünülse dahi hangi film için ne kadar ödeme yapıldığı fazla bir ödemenin yapılıp yapılmadığı hususu davacı şirket defterleri ve dosya kapsamındaki deliller ile ispatlanamamaktadır.Kaldı ki öncelikli husus dava konusu filmlerin dava dışı üçüncü kişilere kiralanıp kiralanmadığı hususunda toplanmaktadır ki yalnızca davacı şirketin iddialarına dayanak yaptığı TRT yazısı bu kapsamda yeterli olmamaktadır. Şöyle ki taraflar arasındaki akdi ilişkiye konu filmlerin kiralanabileceği ülke ve dünya bazında birden fazla yayın kuruluşu olup , kiralanmadığı iddiasının doğruluğunu teyit edebilmek için tüm yayın kuruluşlarından ilgili bilgi ve belgelerin temin edilmesi gerekli olup bu hususta da ispat yükü davacı şirketde bulunmakla birlikte davacı şirket tarafından mahkememize bu hususta ibraz edilen bir belge yahut talep bulunmamakla birlikte , ispat hususu da hayatın olağan akışına göre mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca davacı şirketin tacir olduğu ve şirketin iştigal sahası dikkate alındığında basiretli bir tacir gibi davranması gerekirken davranmayıp sehven ödeme yaptığı iddiasına dayanarak davayı açması ve iddiasını ispat edememesi karşısında davacının davasının reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin hem kendi ticari defterlerine hemde davacı müvekkilin ticari defterlerine dayandığını ancak defterlerinin ibrazından kaçındığını, uyuşmazlığın temelinin, sözleşme ve borç-alacak ilişkisi ile sebepsiz zenginleşme olması ve davalı yanın da delillerinde ticari defterlere dayanması hususu karşısında, mahkemenin " davalı şirket defterlerinin incelenmesi ile uyuşmazlığın çözümüne etki edecek herhangi bir hususun da bulunmadığı" gerekçesi ile diğer gerekçelerinde hukuki isabet bulunmadığını, davalı tarafın ticari defterlerinin sunmadığını, mahkemenin "davacı şirketin defterleri üzerinde yapılan incelemede de defterlerinin delil kabiliyetinin bulunmadığı" yönündeki hükmünün hatalı olduğunu, müvekkilin, 2006, 2007 ve 2008 yılı ticari defter ve kayıtları usul ve yasaya uygun tutulduğunu, müvekkilin davalısı olduğu İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/2541 E. Sayılı dosyası kapsamında, 2021 yılında yapılan defter incelemesinde, müvekkilin ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulmuş olduğunu, bilirkişi raporunda da davalı ... tarafından fazla fatura kesildiğini ve müvekkilin ...'in, borçlu değil, alacaklı olduğu ortaya çıktığını, müvekkilin ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olmadığı şeklindeki kararın hatalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, müvekkilin davalı yana sehven fazla ödeme yaptığı hususu ile davaya konu taleplerin bilirkişi raporu ile ispatlandığını, raporda müvekkilin defter ve kayıtları esas alınmak suretiyle, müvekkilin davalıya iddia edilen tutarda ve hatta daha fazla tutarda ödeme yaptığını, uyuşmazlığa konu iddialar da salt defter kayıtlarına dayanılmamış iddialar ...Faturalı ve diğer faturalar.... tarafından gönderilen yazı cevapları banka dekontları, davalıya verilen çekler ile desteklendiğini, bilirkişi raporlarında netice itibariyle, tüm defter ve kayıtlar ile sair belgelerin incelenmesi sonucunda, müvekkilin davalıya iddia edilen tutarda ve hatta daha fazla tutarda fazla ödeme yaptığını tespit ettiklerini, yapılan tespitlere rağmen mahkeme kararında bilirkişi raporu'na ilişkin hiçbir gerekçe yer almadığını, belirterek istinaf başvurusunun kabulüne, eksik ve hatalı inceleme neticesinde tesis edilen İstanbul Anadolu 5. Asiye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/941 E. - 2020/201 K. Sayılı ve 03.03.2020 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının davaya konu taleplerinin kaynağı olarak sunulan kayıtlar ve defterler ile iddiasını kanıtlanamadığını ticari defterlerinin gerekli tasdiklerinin olmadığını, mahkeme kararında açıklandığı üzere davanın niteliği gereği ispat yükü tamamıyla davacı tarafta olduğunu, ve davacının ticari defterlerinin delil kabiliyeti bulunmadığını, davacı başka bir belge ile de ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, 23.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda, mali kısmında sadece davacının defter kayıtları esas alınmak suretiyle tespit edilmiş olan fazla ödeme tutarının ispat edilmiş sayılamayacağı ifadelerine yer verildiğini, davacının ticari defterlerinin gerekli tasdiklerinin olmadığını, müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturalara itiraz etmemesi dikkate alındığında basiretli bir tacir olan davacının bu davayı açmada hukuki bir yararının olmadığını, itiraz edilmeyen fatura ve yöntemince tasdik edilmeyen defterler ancak taraf lehine delil teşkil ettiğini, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulmuş olduğunu ortaya çıkardığını, bilirkişi raporunda davacı lehine yer verilen tespitlere rağmen mahkemenin gerekçesiz ve haksız bir şekilde hüküm kurduğunun iddiasına ilişkin olarak tespitlerin mahkemenin davacının iddiasını ispat ettiğini, raporda ve kararın gerekçesinde açıklandığı üzere davacı davasını ticari defterler ve başkaca hiçbir belge ile ispatlayamadığından davacının ilk derece mahkemesi kararının haksız ve hukuksuz olduğunu, İstinaf başvurusunun reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davacı tarafından davalıya sehven ödenen paranın iadesi davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.07/11/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle,'' davacı şirketin ticari defterlerinin açılış onayına sahip olmakla birlikte gerekli kapanış onayına sahip olmadığı, defterlerin delil niteliğine haiz olup olmadığı hususunda taktirin mahkemede olduğu, davacı şirketin davalı şirkete 31/12/2017 tarihi itibariyle 144.090,00-TL borçlu olduğu, davalı şirketin defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle borç alacak durumunun karşılıklı olarak incelenerek tespitinin yapılamadığı, davacı iddialarını destekler nitelikte ... yazısının dosya içinde yer aldığı, davalının düzenlediği faturanın detaylı olmadığı dolayısı ile bu fatura üzerinden hangi miktarda hangi film için ödeme yapılıp yapılamadığının tespitinin yapılamadığı, davacının davalı şirkete herhangi bir iade faturası düzenlemediği , davacının fazla ödeme yaptığı yönündeki iddiasını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. Maddesi gereği somutlaştıramadığı ''yönünde bilirkişi heyeti tarafından tespit yapılmıştır.23/10/2019 tarihli başka bilirkişi heyet raporunda özetle ''davacı tarafın 07/11/2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinin ekinde fotokopisini sunduğu 2007 yılına ait yevmiye defterlerinin kapanış tasdiki olsa bile 2011 yılının sonuna kadar envanter defterinin kapanış tasdikinin bulunması zorunlu olup davacı şirketin incelenen ticari defterlerinin delil niteliğinin takdirinin mahkemede olduğu, davacının ticari defter ve kayıtları baz alınarak alacaklı olduğu kanaatine varılırsa, davacı şirketin 31/12/2018 tarihi itibariyle davalı şirkete 54.478,55-TL borcunun bulunduğu, dava konusu olay ile ilgili ...'ye düzenlenen faturalar toplamı 519.006,74-TL olup bu tutarın aradaki anlaşmaya binaen % 65'i 337.354,28-TL ve Kdv dahil 398.078,17-TL olup davalı tarafından da davacıya 493.029,71 TL fatura düzenlenmiş olup aradaki fark kadar 94.951,54-TL davalının davacıya fazladan fatura düzenlediği, 94.951,54-TL-54.478,55-TL=40.472,99-TL davacının alacağının bulunduğu ve talebinin bu tutarın altında kaldığı, talep edilen alacağa sözleşmenin feshedildiği 15/11/2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin uygun olduğu ancak sadece davacı kayıtları esas alınarak fazla yapılan ödeme tutarının ispat edilmiş sayılamayacağı dolayısıyla iddianın ispata muhtaç olduğu'' belirtilmiştir.TRT'ye ait müzekkere cevabında davalı yana ait olan..., ..., ..., ..., ... adlı filmler kurumumuzca konu içerik ve teknik açıdan red edilmiş olduğundan yayınlanmamıştır. Ayrıca, ... adlı film ile aynı isimde bir başka film daha bulunmakta olup, yayını yapılan film davalıya ait değildir” denilmektedir.Somut olayda toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalıya sözleşme gereği fazla ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, davacının ticari defterlerinin HMK 222 madde gereğince sahibi lehine delil teşkil etmediği davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği , 31/12/2007 tarihli 442.407,71 TL. bedelli faturanın 17/08/2006 tarihli ... no lu sözleşme gereği film kiralama gelir payı açıklaması şeklinde düzenlendiği hangi film için ne kadar tutar olduğunun açıkça ayrıntılı yazmadığı ve davacı tarafından fazla ödemeye istinaden iade faturası düzenlenmediği hususu da göz önünde bulundurulduğunda ispat yükümlülüğü üzerinde bulunan davacı tarafından iddiası ispat edilememiştir. Davacı istinafında davalının ticari defter ve belgelerine dayandığını davalının defterlerini ibraz etmediği için davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de HMK 222/5 'de taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defterlerinde ki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınır ise, ibrazı talep edenin iddiasını ispat etmiş sayılacağı düzenlemesi bulunduğu bu maddenin uygulanabilmesi için davacının münhasıran davalının ticari defter ve belgelerine dayanması gerektiği davacı tarafından başkaca delillere de dayandığı münhasıran davalının defterlerine dayanmadığından bu madde uygulanamayacağından bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2020 tarih ve 2016/941 E. 2020/201 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 -TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/11/2024