Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/8254 E. 2017/3017 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/8254
Karar No
2017/3017
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/33 Esas KARAR NO: 2024/854 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2018/1187 Esas - 2021/725 Karar TARİHİ: 08/06/2021 DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/05/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafça, hakkında İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanağın 7 adet senetten oluştuğunu, senetlerin tutarının 10.873,25 TL olduğunu, senetler altındaki imzaların tarafına ait olmadığını, takibe konu senetlerin eşinin kardeşi olan ... tarafından düzenlendiğini ve imza edilerek alacaklıya verildiğini, bu hususun kendisince sonradan öğrenildiğini ve Büyükçekmece CBS'ye yaptığı başvuru ile 2016/22910 sayılı soruşturma dosyasının açıldığını, ... bu dosyadaki beyanında senetleri kendisinin tanzim ettiğini kabul ettiğini, davalı firmadan birkaç defa ekmek yapmak için un aldığını ancak her defasında alacaklarını elden peşin olarak ödediğini, ... kendisini dolandırmak için senet düzenlediğini beyanla borçlu olmadığının tespitine, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/06/2021 tarih ve 2018/1187 Esas - 2021/725 Karar sayılı kararında; "Dava; Hukuki niteliği itibariyle; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konu 7 adet senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, hukuki mahiyeti itibarı hakkında icra takibi başlatılan bono senetleri keşidecisi davacının senet lehtarı ile icra takibine geçen hamili aleyhine İİK 72 md. uyarınca açmış olduğu menfi tespit davasından ibarettir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalının 15.01.2016 tanzim ve 30.04.2016 -30.05.2016 - 30.06.2016 -30.07.2016 - 30.08.2016 - 30.09.2016 - 30.10.2016 vadeli 1.500-TL miktarlı 7 adet bono senedine istinaden kambiyo takibi başlattığı, takibin halen derdest olduğu görülmüştür. Dava imza inkarına dayanılarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İmza inkarı kıymetli evrağın sahte olarak düzenlendiği iddiası olup mutlak def’i niteliğindedir. Senet üzerindeki herkese karşı ileri sürülebilir. Nitekim benzer nitelikte Yargıtay 19.HD'nin 2016/8254 E. 2017/3017 K. Sayılı ilamında:"Dava imza inkarına dayanılarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İmza inkarı kıymetli evrağın sahte olarak düzenlendiği iddiası olup mutlak def’ i niteliğindedir. Senet üzerindeki herkese karşı ileri sürülebilir. Mahkemece çekler üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı yönünde usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmaması doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile bu hususa değinilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı imzası ile senetlerdeki imza arasında uyum ve benzerliğe rastlanmadığı, imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğundan davanın kabulüne, davacının takibe konu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalı takip alacaklı senetlerin leharı olması dolayısıyla senetler üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını bilmesi gerektiğinden senetlere dayalı olarak icra takibi yapmakla haksız ve kötü niyetli hareket ettiği anlaşıldığından İİK 72.madde hükmü uyarıca takip konusu alacağın %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,"1-Davanın KABULÜNE; Davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu 15/01/2016 tanzim tarihli ve 30/04/2016 -30/05/2016 -30/06/2016- 30/07/2016, 30/08/2016- 30/09/2016 ve 30/10/2016 vadeli 1500-TL miktarlı senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, hacizlerin kaldırılmasına,2-Takip konusu tutarın %20 oranında 2.174,65-TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması için istinaf etme zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkili şirketin davacının yetkilisi olduğu fırına uzun yıllardır un sattığını, ticaretleri devam ederken davacının fırını eşinin kardeşine devrettiğini, bu devir işlemini müvekkili şirketin ortaklarından ... söylediğini, hatta 15.000,00 TL borcu da fırını devrettiği ... ödeyeceğini belirttiğini ancak senetlerin ödenmemesi üzerine davacının huzurdaki davayı açtığını ve kayın biraderi ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ... hakkında yapılan şikayet neticesinde savcı huzurunda verdiği ifadesinde davaya konu senetler üzerindeki imzaların kendisine ait olduğunu ancak mezkur imzaları ...'ün bilgisi dahilinde attığını belirttiğini, müvekkili şirketin ortağı ... ve ... beyanlarının birebir örtüştüğünü, müvekkili şirketin ticari kayıtlarının da bu yönde olduğunu;Müvekkili şirkete ait ticari kayıtlar incelenmeden, davacının ... hakkında yaptığı şikayetin akibeti araştırılmadan/beklenmeden ve ...'ün tanık olarak bilgisine müracaat edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, istinaf incelemesinde bu hususların dikkate alınarak mezkur kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, uzun yıllardır müvekkili şirket tarafından un verilen ve ticaret yapılan davacı ile daha önce hiçbir sorun yaşanmaması ve ödemelerin yapılması karşısında davacının huzurdaki davayı ikame etmesinin borçtan kurtulmaya yönelik ve hukuken korunmayacak kötüniyetli bir davranış olduğunu, önceki ödemelerde sorun yaşanmazken senetler yönünden imza itirazında bulunulmasının ve müvekkili şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de mezkur kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, müvekkili şirkete ait ticari kayıtlar incelendiğinde geçmişe yönelik yapılan ticaret karşısında müvekkili şirketin değil davanın kötüniyetli olduğunun ortaya çıkacağını; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/13758 E. - 2017/8100 K. sayılı ve aynı yöndeki yerleşik içtihatları gereğince müvekkili şirkete ait ticari kayıtların incelenmeden karar verilmesinin de eksik inceleme olduğunu, yargılama sırasında pandemi nedeniyle bilirkişi ile iletişim sorunu yaşandığını ve müvekkili şirkete ait ticari defterlerin incelenmediğini, gerek yargılama sırasında belirttikleri gibi gerekse dilekçede yer alan hususlarla mezkur kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla; istinaf başvurusunun kabulünü, Yerel mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı tarafından toplam 7 adet senet dayanak yapılmak suretiyle aleyhine kambiyo takibi başlatıldığını, senetler altında bulunan imzaların kendisine ait olmadığını, senetlerin kardeşinin eşi tarafından, kendisinin kaşesi kullanılarak imzalanıp davalıya verildiğini, bu nedenle kardeşinin eşi ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, adı geçenin de senetleri imzaladığını kabul ettiğini, davalı ile aralarında birkaç kez un alışverişi olduğunu ve un bedellerini peşin olarak ödediğini beyan ederek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, menfi tespit talebine ilişkin olup, menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Dosya kapsamından; Mahkemece, adli belge inceleme uzmanı bilirkişiden dava ve takip konusu senet asılları ile davacının medarı tatbik imzaları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor alındığı, raporda senetler üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ardından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde mali bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, 14.07.2020 tarihli duruşma ara kararının davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı tarafça usulüne uygun ihtarata rağmen belirlenen günde herhangi bir mazeret bildirilmeksizin ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, yargılama sırasında herhangi bir mazeret bildirilerek eski hale iade talebinde bulunulmadığı, bu nedenle Mahkemece davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davalının ticari defterlerinin incelenmediğine yönelik istinaf sebebinin haksız olduğu, davacının tuttuğu işletme defterinde senetlerin kayıtlı olmadığı, getirtilen soruşturma dosyasında davacı tarafından dava dışı ... hakkında dolandırıcılık nedeniyle şikayette bulunulduğunun anlaşıldığı, adı geçen şüphelinin savcılık ifadesinde senetler altındaki davacının kaşe ve ismi üzerine atılı imzaların kendisi tarafından atıldığını kabul ettiği, davalı tarafın da senetlerdeki imzaların davacı tarafından atıldığına yönelik bir savunma ve itiraz sebebi ileri sürmediği, bu tespitler karşısında soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesinin dosyaya herhangi bir katkısının olmayacağı, sonuç olarak dava ve takip konusu senetler altındaki imza davacıya ait olmadığı ve davalı taraf senetler nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediğinden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, Mahkemece de kabul edildiği üzere davalının senetlerin lehtarı olması ve aşamalardaki, senetleri imzalamış olduğunu kabul eden dava dışı ... tarafından davacıya ait dükkanın devralındığı ve borcun dava dışı ... tarafından ödeneceğine dair beyanı nazara alındığında, davacının senetler nedeniyle borçlu olmadığını bilmesine rağmen kötü niyetli olarak takip başlattığı anlaşıldığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 742,75 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 185,68‬ TL (59,30 TL+126,38 TL) harcın mahsubu ile bakiye 557,07 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/8254, K. 2017/3017, T. 14.07.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-8254-e-2017-3017-k-f25de5e87e00