Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/768 E. 2016/807 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/768
Karar No
2016/807
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1640 KARAR NO : 2023/1191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DAVA TARİHİ: 16/08/2016 KARAR TARİHİ: 26/12/2019 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA :Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı- karşı davalı vekili vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle: Davacı- karşı davalının, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 534241/0 sicil (no.lu 135.000 TL sermayeli, davalı-karşı davacı şirketinde %40 pay ve 54.000,00 TL ödenmiş sermaye ile ortaklarından birisi olduğunu, diğer ortakların %30 pay ve 40.500,00 TL ödenmiş sermaye ile... ve aynı şekilde %30 pay ve 40.500,00 TL ödenmiş sermaye ile ... adlı iki kardeş olduğunu,...ç adlı şirket ortaklarının davalı-karşı davacı şirketin %60 oranında hissedarları olduklarını ve hisse miktarı açısından tüm yönetim yetkisini kullandıklarını, çoğunluktan kaynaklanan haklarını kötüye kullandıklarını, davacı-karşı davalının payından kaynaklanan haklarını ihlal ettiklerini, şirketin aktiflerini kötü niyetle azalttıklarını, Davalı-karşı davacı şirketin müvekkili şahsın ortak olduğu tarihten bu yana kar payı dağıtmadığını ve müvekkilinin haklarını kullanmasına da engel olunduğu, ayrıca müvekkilinin davalı-karşı davacı şirkete borç paralar verdiğini bundan dolayı 15.08.2016 tarihi itibari ile 473.809,36 TL tutarında alacaklı olduğunu, alacağına karşılık defalarca ödeme talep etmesine rağmen bu talebine olumlu cevap verilmediğini, müvekkilinin şirket genel merkezine girmesinin engellendiğini, müvekkilinin %40 sahip olduğu şirkete giremediği ve şirketle fiili ve resmi olarak hiçbir şey yapamadığını, şirketin ağır ve telafisi imkansız zararlara uğratıldığını belirterek; davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacı şirkette bulunan %40 nispetindeki TTK.m.641 hükmü gereğince belirlenecek gerçek değerinin esas alınması suretiyle belirlenecek çıkma akçesinin kendisine ödenmesi karşılığında TTK.m.638 hükmü gereğince şirketten çıkmasına karar verilmesini, belirlenecek gerçek bedele dava tarihinden itibaren TC Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiz oranın göre faiz yürütülmesini, davalı şirkete ait mallar üzerine dava neticesinde hüküm ve karar altına alınacak tutarın fiilen ve tamamen ödeninceye kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasını, davalı şirketin yönetimine dava neticesinde karar alınacak olan ayrılma akçesinin ferileri ile birlikte kendisine fiilen ödenmesine kadar görev yapmak üzere kayyım atanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/737 esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin makine imalatı için kurulan bir şirket olduğunu, şirketin ortaklarının ...ve davalı ... olduğunu, tarafların şirket hisselerini devralmadan önce 28/01/2011 tarihinde ortaklık sözleşmesi adı altında ...ç, ... 'ın ortak olduğunu, davalı ...'ın şirket içi karışıklık ve düzensizlik çıkarttığını, şirketin faaliyetini büyük ölçüde sekteye uğratacak derecede eylemlerde bulunduğunu, şirketin ekonomik olarak yok olmasına zemin hazırladığını, davacı şirketin davalı ile ortaklığının devam etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu sebeplerden dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, TTK 640/3 md uyarınca ve taraflar arasındaki 28/01/2011 tarihli ortaklık sözleşmesi şartları uyarınca davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, yargılama sonucunda tespit edilecek hissesine düşen bedelin taraflar arasındaki 28/01/2011 tarihindeki ortaklık sözleşmesindeki 5. Maddesi uyarınca 24 eşit taksitte davalıya ödenmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle : Davacı- karşı davalının müvekkili şirketin % 40 hissesine sahip ortağı olduğunu, dava dilekçesinde yer alan iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu, öncelikle davacının şirkete alınmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı,Davacı-karşı davalının 2016 yılı Temmuz ayı sonrası iş yerine gelmemeye başladığını, müvekkili şirketin İstanbul Başakşehir ilçesinde makine imalatı için kurulmuş bir şirket olduğunu, şirketin hali hazırdaki ortaklarının ... ve davacı ... olduğunu, tarafların bu şirket hisselerini devralmadan önce 28.01.2011 tarihinde ortaklık sözleşmesi adı altında ve ekte sunulan sözleşmeye göre ... ve ...’ın ortak oldukları, ancak birkaç ay öncesine kadar her şey yolunda giderken, tarafların firmanın selameti için var gücü ile çalışırken davacı ... tarafından belirtilen hususlarda şirket içi karışıklık ve düzensizlik çıkarıldığını ve şu anda şirket faaliyetini büyük ölçüde sekteye uğratacak derecede eylemlerde bulunduğu ve şirketin ekonomik olarak yok olmasına zemin hazırladığını, davacı tarafın işe gelmemeye başladığını ve tedarikçi olarak çalışılan firmaları arayarak şirketin kapanmak üzere olduğunu ve paralarının kalabileceği yönünde beyanlarda bulunduğunu bunun üzerine tedarikçilerin müvekkili arayarak hesaplarını kapatılmasını istediklerini belirttikleri, bu durumun hızla yayıldığını, tedarikçilerde bu endişenin yaratılmasının şirkette malzeme alımına sıkıntı yarattığını, bu durumun müvekkilinni müşterileri ile olan iş ilişkilerini de temelden zedelediğini, dava dilekçesinde yer alan davacının müvekkili şirketten 473.809,36 TL alacaklı olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davacının veya diğer ortakların şirketten olan alacaklarının şirketin muhasebe kayıtlarında ve banka hesaplarında belli olduğu, Ağustos 2016'ya kadar şirketin muhasebe kayıtlarını tutan kişinin davacı ...’ın kayınbiraderi olduğunu, kayıtlar incelendiğinde şirketin diğer ortaklarının şirketin hesabına yatırdıkları paraların dahi ... tarafından yatırıldığı gibi usulsüz muhasebe kayıtları oluşturduğunu, ancak yatırılan paraların ortaklardan ... tarafından yapıldığını, davacının şirket ortaklığı süresinde İstanbul Başakşehir de bir ev satın aldığı, bu evi satın alırken ...’ın hiçbir katkısının olmadığı, zaten o tarihte şirkete hisseden ortaklık borcunun olduğu, diğer ortakların bizzat kendi ceplerinden borç paralar vererek davacının ev sahibi olmasına yardımcı olduklarını, sonraki taksitleri de kısmen şirket ortaklarının ödediği ve banka makbuz kayıtlarında da mevcut olduğunu, bu borçların halen ödenmediği ve bu ödemelerin ... tarafından açılan dava konusu olduğunu, ayrıca davacının ...plaka sayılı 2015 model yeni bir şirket aracını da yanında götürdüğünu, bu aracın halen kendisinde bulunmakta ve onun tarafından kullanıldığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...asıl dava yönünden: İş bu dava, davacının ortağı bulunduğu davalı şirketten TTK'nun 638/2.maddesi uyarınca haklı nedenlerle çıkması ve kendisine ayrılma akçesi ödenmesi talebine ilişkindir.Somut olayda davacı taraf, davalı şirketin diğer iki ortağı olan ...'un kardeş olduklarını ve bu ortakların şirketin % 60 oranında hissedarları olmaları nedeniyle hisse miktarları açısından tüm yönetim yetkisini kullanarak çoğunluktan kaynaklanan haklarını kötüye kullanmak suretiyle şirketi ve davacının haklarını ihlal ettiğini, şirketin aktiflerini kötü niyetle azaltarak pasifinin yükselmesine sebebiyet verdiklerini, davalı şirketin davacının ortak olduğu tarihten bu yana kar payı dağıtmayarak davacının payından kaynaklanan haklarını kullanmasına engel olduklarını ileri sürmüştür. Davalı şirket ise cevaben, özetle; davacının iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının yaptığı eylemler ve hareketlerin açık bir şekilde şirkete zarar verdiğini, bundan dolayı davacının şirketten haklı sebeple çıkartılmasına ilişkin Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/737 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ortağı bulunduğu davalı şirketten çıkması için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı, haklı neden varsa davacının şirketten ayrılma akçesi alıp alamayacağı hususlarındadır. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına tarafların davalı şirketin kayıt ve belgeleri üzerinde teknik bilirkişiler eliyle inceleme yaptırılmış ve hazırlanan raporlar dosya içeriğine uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. Buna göre; davacının % 40 hisse ile ortak olarak bulunduğu davalı şirkette davacı ile dava dışı iki ortak arasında anlaşmazlık bulunduğu, davacının şirketten alacaklı bulunmasına rağmen alacağının ödenmediği, 2013 yılından bu yana ortaklara kar payı dağıtılmadığı ve davacıya kardan pay verilmediği, tüm bunların ortaklar arasında huzursuzluk ve güvensizlik ortamı yaratıp davacı açısından haklı neden oluşturduğu takdir ve sonucuna varılarak davanın ortaklıktan çıkma talebi yönünden kabulüne, ancak alınan teknik bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar doğrultusunda davalı şirketin güncel durumu itibariyle öz varlığının negatif olması nedeni ile davacıya ayrılma akçesi ödenemeyeceğinden bu yöndeki talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden: Mahkememiz dosyası ile birleştirilen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/737 Esas sayılı dosyasında davanın konusu ise, birleşen dosya davalısının ortağı bulunduğu birleşen dosya davacısı olan şirketten TTK'nun 640/3.maddesi uyarınca haklı nedenlerle çıkartılması talebine yöneliktir. Asıl dava için yapılan tüm açıklama ve gerekçeler birleşen dava için de geçerli olup, asıl davada davacının davalı şirketten çıkması için haklı nedenlerin bulunduğu kanaati ile asıl davanın çıkma talebi yönünden kabul edilmiş bulunması, yine birleşen davada davacı şirketin her ne kadar birleşen dosya davalısı ortağın şirketlerinden ayrılan şahıslarla ortak olarak başka firma kurduğunu iddia etmiş ise de davalı ortağın ... Ltd.Şti. ünvanlı şirkete 28/07/2016 tarihinde müdür olarak atanmasının hemen akabinde istifa etmiş olması ve bu şirkette ortaklığının bulunmaması karşısında bu iddiaya mahkememizce itibar edilmemesi ve davacı şirket tarafından haklı nedenlerin ispat edilememesi nedenleriyle birleşen davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı- Birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden, davacının açmış olduğu ortaklıktan çıkma talebinin KABULÜ İLE; davacı ...'ın İstanbul Tıcaret Sicit Müdürlüğü'nde 534241-0 sicil numarası ile kayıtlı davalı...Kalıp Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden TTK'nın 636/5. Maddesi uyarınca haklı nedenle çıkmasına İZİN VERİLMESİNE, Davalı şirketin borca batık olduğu anlaşıldığından davacıya çıkma payı verilmesine yer olmadığına, anlaşıldığından davacıya çıkma payı verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verildiğini, mahkemece tarafından verilen; Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 201 61737E. —2016/807 K. Sayılı dosyasından davanın reddine ilişkin kararı hukuka uygun, yerinde bir karar olup, onanmasını talep ettiğini, esas dava yönünden ise; kararda yer alan “1- Davacımın açmış olduğu ortaklıktan çıkma tafebinin KABULÜ İLE; davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ... sicit numarası ile kayıtlı davalı ...Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden TTK'nın 636/3. Maddesi uyarınca haklı nedenle çıkmasına İZİN VERİLMESİNE" hükmünün yasa ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda, Sayın Mahkemece müvekkil davacının ortaklıktan ayrılma talebinde haklı olduğuna kanaat getirildiğinden kararın "çıkmasına İzin verilmesine" şeklinde değil “çıkmasına" olarak verilmesi gerektiğinden bu hususun düzeltilerek onanmasını talep ettiğini, davalı şirketin borca batık olduğu anlaşıldığından davacıya çıkma payı verilmesine yer olmadığına" şeklindeki hükmün ise aşağıda belirteceğimiz nedenlerle maddi hukuk kurallarına açıkça aykırılık teşkil etmesi, delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi konusunda hataya düşülmesi sureti ile tesis edilmesi sebebi ile usul ve yasaya aykırı olup kararın istinaf yoluyla bozularak kaldırılmasını, davacı müvekkil şahıs davalı şirketten 15.08.2016 tarihi itibari ile 473.809,36-TL tutarında alacaklı olup, bu rakamın ayrılık akçesine eklenmesi gerekmekte iken, eklenmeyerek yapılan hesaplamalara dayanan bilirkişili raporları hükme esas alındığını, kabulünün mümkün olmadığını, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/768 E. 2019/1252 K. sayılı 26.12.2019 tarihli yerel mahkeme kararına karşı istinaf dilekçemizin sunulması ile Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/737 E. 2016/807 K. Sayılı dosyasından davanın reddine ilişkin kararın onanması ile Esas dosya olan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/768 E. 2019/1252 K. Sayılı dosyasından verilen; Davacının açmış olduğu ortaklıktan çıkma talebinin KABULÜ İLE; davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 534241-0 sicil numarası ile kayıtlı davalı ...k Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden TTK'nın 636/3. Maddesi uyarınca haklı nedenle çıkmasına İZİN VERİLMESİNE" hükmünün, “ÇIKMASINA” olarak düzeltilerek onanmasına, Davalı şirketin borca batık olduğu anlaşıldığından davacıya çıkma payı verilmesine YER OLMADIĞINA” şeklindeki hükmün ise delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi konusunda hataya düşülmesi sureti ile tesis edilmesi sebebi ile usul ve yasaya aykırı nitelikteki kararın istinaf incelemesi neticesinde 'kaldırılmasını' ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda davamızın kabulüne, mahkemece kararının, işbu istinaf talebimiz. sonuçlanıncaya kadar tehir edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline ve davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve arz ederiz. GEREKÇE :Asıl dava Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi alacağı istemie birleşe dava ise TTK'nun 640/3.maddesi uyarınca haklı nedenlerle Limited Şirket ortaklığından çıkartılması talebine istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davada davacının ortaklık çıkma talebi kabul edilmiş ancak ayrılma akçesine yönelik talebin ise şirketin borca batık olduğu değerlendirilerek yerinde olmadığına karar verilmiş,birleşen davanın ise reddine karar verilmiş,asıl davada verilen karara karşı davacı vekili istinaf yasa yola başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, asıl dava yönünden davacının ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine şeklindeki hükmün düzeltilmesine yer olup olmadığı ile davacının ayrılık akçesi talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Limited şirkette ortaklıktan çıkma TTK 638. madde düzenlenmiş olup,haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açma hakkına sahiptir. Kanunda haklı sebepler tanımlanmamış ve tahdidi olarak sayılmamış olmasına rağmen yerleşmiş yargı kararları ve öğretide kabul edildiği üzere ortakların davranışı şirketin faaliyetini engelleyecek veya zarara uğratacak mahiyette olup yahut karşılıklı güvenin sarsılmış ve ortaklık ilişkisinin çekilmez bir duruma gelmiş olması durumunda haklı sebeplerin var olduğu kabulü gerekip, eldeki davada tarafların davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına mahkemenin kabulüne itirazı bulunmamaktadır.Ancak ilk derece mahkemesince davacının ortaklıktan ayrılma talebinde haklı olduğuna kanaat getirildiğinde TTK'nın 638. Maddesi gereğince ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi gerekirken davacının şirketteki ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi şeklinde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü gerekmektedir.TTK 641.maddede ortağın şirketten ayrılması halinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup Kanunun gerekçesinde gerçek değerin en azından bilanço değerini ifade ettiği belirtilmiştir.TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.).Bunun yanı sıra ortağın çıkarılma isteminin haklı sebebe dayandığı anlaşılır ise, mahkemece Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen ortağın ayrılma payının karar tarihine en yakın tarihteki şirket mal varlığının gerçek değerinin belirlenmesine göre hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır. ( 6102 sayılı TTK’nın 636/3 ve 641/1. maddeleri) Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi goodwill faktörleri dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır ( Yargıtay 11. HD'nin 19.06.2015 gün, 2014/18653 Esas-2015/8544 Karar ve 09.11.2015 tarih, 2015/4748 Esas-2015/11693 Karar sayılı ilamları).Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin "kullanabilir öz sermayesi" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir. Bu kapsamda davalı şirkete ait şirket adresinde şirket aktiflerinin rayiç bedelinin tespiti için bilirkişiler tarafından keşfen inceleme yapılmıştır. Yine davalı şirket ticari defter ve belgelerinin 30/09/2019 sonu itibariyle incelenmesi neticesinde varlıkları ve borçlarının 30/09/2019 tarihi itibariyle rayiç değerler yönünden şirketin borca batık durumda bulunduğu, öz varlık tutarının -285.293,47-TL olduğu tespit edilmiştir.Ayrıca davalı şirkete ait demirbaş, tesis makine ve cihazların keşfen incelenerek özel maliyetleri, amortisman bedelleri ve net defter değerlerinin tespiti ile tablolar halinde rayiç bedellerinin belirlenmiş olmasına göre bu yöndeki istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı, bilirkişiler tarafından şirketin öz varlığının dönen ve duran tüm varlık unsurları ve şirketin borçları göz önüne alınarak hüküm tarihine en yakın tarih itibari ile sermaye payının rayiç değerinin hesaplanması nedeni ile davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmemiştir.Yine davacı taraf yapılan hesaplamaların dava açıldığı tarihteki değerler üzerinden yapılması gerektiğini iddia etmiş ise de açılan davanın mahiyeti ve ayrılma akçesinin kendine has hukuki niteliği itibari ile şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden hesaplamanın yapılmasının zorunlu olduğu, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporun da hesaplama bu doğrultuda yapıldığından aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Ayrıca davacı tarafın davalı şirketten alacaklı olduğuna dair talebinin ayrı bir davada ileri sürülebileceği anlaşılmıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince asıl davadaki ayrılma akçesi talebi yönünden davanın reddine karar vermesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu ancak davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ilişkin hükmün çıkmaya izin verme şeklinde hükmedilmesi isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, ASIL DAVA YÖNÜNDEN, 1- Davacının açmış olduğu ortaklıktan çıkma talebinin KABULÜ İLE; davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ... sicil numarası ile kayıtlı davalı ... Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca haklı nedenle ÇIKMASINA, 2-Davalı şirketin borca batık olduğu anlaşıldığından davacıya çıkma payı verilmesine YER OLMADIĞINA, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44,40.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 29,20 TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 15,20 TL karar harcının davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 29,20.-TL başvurma harcı ve 29,20.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 7.665,75.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.725,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN 1-İspatlanamayan davanın REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanununu uyarınca alınması gereken 44,40-TL red karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 29,20-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 15,20-TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.725,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK. 333. maddesi uyarınca davacıya iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 121,30 TL, posta ve tebligat gideri 66,00 TL olmak üzere toplam 156,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı tarafında istinaf aşamasında yapılan 27,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine istinaf istemi kabul edilmekle birlikte davanın reddine karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/11/2023

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/768, K. 2016/807, T. 09.11.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-768-e-2016-807-k-ed0e6c328a72