Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/498 E. 2019/1156 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/498
- Karar No
- 2019/1156
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1729 KARAR NO: 2023/1766 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05.12.2019 NUMARASI: 2016/498 E. - 2019/1156 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayılık sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirketin distiribütörlüğünü yürüten şirket ile 3/01/2003 tarihinde ... sözleşmesi imzaladığını bu tarih itibariyle de bu şirketle çalışmaya başladıklarını, bu sözleşme gereğince taraflar arasında cari hesap oluştuğunu, müvekkilinin davalı aleyhine alacağın tahsili amacı ile 2 icra dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, şirketin alacaklarının mahsup edilerek TMSF'ye temlik edildiğini, ancak daha sonda TMSF tarafından şirkete geri temlik edildiğini, alacağın tahsili amacı ile davalı ... ... plakalı aracı ve ... isimli özel tekne kaydına ve ... 4. Levent Şubesi nezdinde bulunan 450,66 TL hesabına haciz şerhi işlendiğini, toplamda 18.138,23 TL nin karar tarihine kadar işletilecek ticari reeskont faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; Davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili ... Bayiliğinin olmadığını, böyle bir bayilik alımı için kimseye de yetki vermediğini, dolasıyla müvekkilinin davacının iddiası olan bayilikten kaynaklı yada herhangi bir nedenle davacıya borçlu olmadığını, davacının alacaklarının TMSF ye devri sonrasında müvekkilinin başvurusu üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 2010/121 esas ve 2010/2147 karar sayılı ilamı ile de ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu alacak iddiasının haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davalı ... ile davacı şirketin grup firması olan ... A.Ş. arasında akdedilen 31.01.2003 tarihli ... sözleşmesi bulunduğu görülmüş, sözleşmede "Firma'nın, ... ile ... arasında imzalanan Distribütörlük Sözleşmesi kapsamında, ... ürün ve hizmetlerinin tüm yurt çapında dağıtımı, satışı ve pazarlanması amacıyla ...nın dağıtım ağına dahil bir satış noktası olarak ve bbb ismi ile faaliyet göstermesi şartlarının ve Tarafların bu doğrultudaki hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibaret olduğunu, Firma, ...dan satın aldığı ürünlerin ödemelerini sipariş tarihinde nakit veya çek ile yapacağını, firma çeki ibraz süresi içerisinde ödemekle, çekin ödenmemesi veya karşılıksız çıkması halinde, bu tarihten itibaren 1 hafta içerisinde nakit ödemen yapmakla yükümlü olduğunu, aksi takdirde ödenmeyen fatura bedelini teminat senedi ya da çeklerinden irad kaydetmek ve her türlü yollara başvurma hakkına sahip olduğunu..." belirtmişlerdir.Davalı taraf, davacının alacaklarının TMSF ye devri sonrasında İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 2010/121 esas ve 2010/2147 karar sayılı ilamı ile de ödeme emrinin iptaline karar verildiğini iddia etmiş ise de, iptal edilen icra dairesince gönderilen ödeme emri olmayıp, TMSF 'nin gönderdiği ödemeye çağrı mektubu işleminin usule uygun olmadığından iptaline ilişkin olup, mahkememizde görülen davaya engel teşkil etmemektedir.Davalı taraf müvekkilinin verdiği vekaletname ile işyeri açılmış olup, vekaletname incelendiğinde müvekkili adına sözleşme yapma ve işyeri açma yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla müvekkilinin yetki vermediği hususlarda müvekkili adına yapılan işlemlerden müvekkilinin sorumlu tutulması mümkün değildir şeklindeki açıklamalarına MK 2 de yer alan iyiniyet kuralı gereği itibar edilmemiştir. Zira dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap kayıtlarına göre sözleşmenin imzalanmasından sonra dava konusu alcağın oluştuğu tarihe kadar taraflar arasında ticari ilişkinin süregeldiği, davalı tarafın bu aşamaya kadar herhangi bir itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava konusu alacak ile ilgili olan 2003 ve 2004 yıllarına ait yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin tam ve eksiksiz olduğu, bunlarla uyumlu SAP hesap ekstreleri, dekontlar, davalı ile imzalanan sözleşme de dikkate alınarak ticari defterlerin tamamının usulüne uygun tutulmadığına yönelik davalı itirazları yerinde görülmemiştir.Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinin yerinde olduğu, ticari defter ve kayıtların incelendiği, davacı tarafın alacaklı olduğu miktarın belirlendiği, ek raporda yapılan faiz hesaplamalarının mevzuata uygun olduğu, hükme esas alınmaya elverişli olduğu kanaatiyle, ek rapordaki reeskont faizi üzerinden yapılan hesaplama dikkate alınarak... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, raporda yapılan değerlendirmede müvekkili ile davacı şirket arasında 31.01.2003 tarihli ... sözleşmesi imzalandığını ve buna istinaden davacının ticari defterlerinde müvekkilinin 10.496,21 TL borçlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanmış böyle bir sözleşme olmadığını, sunulan vekaletnamede müvekkilinin kimseye kendi adına sözleşme yapma ve işyeri açma yetkisi vermediğini, davacının kiminle sözleşme yapmış ise ona karşı dava açması gerektiğini, diğer bir hususun ise davacı tarafa ait defterlerin usulüne uygun tutulmadığı tespiti yapılmışken defterler esas alınarak karar verildiğini, davalıya ait vekaletnamede sözleşme yapma ve iş yeri açma yetkisi olmamasına rağmen adına yetkisiz kişiler tarafından yapılan sözleşmenin kabul edilerek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasın ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesi niteliğindeki ... sözleşmesi kapsamsında açık hesaptan kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla açılmış alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı ... tarafından firma yetkilisi olarak davalı adına davacı şirket ile 31.01.2003 tarihli ... sözleşmesini imzalanmış olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının 08.01.2002 tarihinde Rize ... Noterliğinde düzenlenen vekaletname kapsamında dava dışı ...'ın vekil olarak firma yetkilisi unvanı adı altında imzalamış olduğu sözleşmeden dolayı davalının takibe konu edilen cari hesaptan kaynaklı borçlarının olup olmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı gerçek kişinin dava dışı ... 10.10.2001 tarihli vekaletname ile banka işlemleri ile ilgili olarak vekil tayin ettiği, yine Rize ... Noterliğinde düzenlenen 08.01.2022 tarihli vekaletname ile dava dışı ... vekil tayin ettiği, vekaletnamenin genel vekaletname nitelinde olduğu, vekaletname içeriğinde belirtilen konularla ilgili olarak yapılması gerekli her türlü yasal ve özel işlemleri tüm resmi makam ve merciler önünde yapmaya ve imzalamaya yetkili kılındığı, 16.09.2004 tarihinde davacı şirket tarafından davalı borçlu hakkında 2.398.225,695 TL asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.067.425,695 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, 9 Haziran 2004 tarihinde ise davacı vekili tarafından Küçükçekmece.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.542.822.312 TL asıl alacak ve 493.760,000 TL işlemiş faiz olmak üzere 2.036.582.312 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, dava dışı TMSF tarafından 13.04.2016 tarihinde davacı şirkete davalıdan olan alacaklarını devir ve temlik ettiği, 14.04.2016 tarihli TMSF kurulu kararında fon kurulunun 25.05.2007 tarihli kararına istinaden ... Grubu borçlularından ... AŞ'nin ...'dan olan alacağının kurum tarafından devir ve temlik alınmasından sonra ilgili hakkında 6183 sayılı kanun hükümlerine göre başlatılan takip kapsamında borçluya gönderilen çağrı mektubunun İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 25.11.2010 tarihli ve 2010/121 Esas, 2010/2147 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle ... AŞ'nin ... olan alacağının devir ve temlik alınmasından sonra 05.06.2009 tarihi itibariyle başlatılan takibin sonlandırılmasına, takip kapsamında uygulanan hacizlerin kaldırılmasına, tahsilatların iadesine, bahse konu alacağın ... AŞ geri temlik edilmesine karar verildiği, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 2010/121 Esas sayılı dosyasındaki iptal davasının davalı borçlu tarafından TMSF'ye karşı açılmış olduğu, davacının ise iş bu davayı alacak dava şeklinde 02.05.2016 tarihinde açmış olduğu anlaşılmıştır. 12.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2003 yılına ait ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, davacı ...A.Ş. Tarafından incelemeye sunulan 2004 - 2005 yılına ait ticari defterlerin TIK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, davacı yanın iİncelenen ticari defter dökümlerinde davalı yandan; Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında 2.398,22 TL cari hesap alacaklı olduğu ve faiz İle birlikte 16.09.2014 takip tarihi itibariyle toplam alacağın 3.067,43 TL olduğu, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında 1.542,82 TL cari hesap alacaklı olduğu, bu alacağını 128 no.lu şüpheli ticari alacaklar hesabına aktarıldığı ve faiz ile birlikte 09.06.2004 takip tarihi itibariyle toplam alacağın 2.036,00 TL olduğu, davacı yanın Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasındaki 3.067,43 TL tutarlı alacağına 02.05.2016 dava tarihi itibariyle 3.211,47 TL faiz talep edebileceği, davacı yanın toplam alacağının (3.067,43 TL 3.211,47 TL) 6.278,90 TL olduğu, davacı yanın Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasındaki 2.036,00 TL tutarlı alacağına 02.05.2016 dava tarihi itibariyle 2.181,31 TL faiz talep edebileceği, davacı yanın toplam alacağının (2.036,00 TL 2.181,31 TL ) 4.217,31 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, rapora beyan ve itirazlarını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, rapora karşı itiraz dilekçesinde, bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin verdiği vekaletname ile iş yerinin açılmış olduğunu, vekalet incelendiğinde müvekkili adına sözleşme yapma ve iş yeri açma yetkisinin bulunmadığının görüleceğini, müvekkilinin yetki vermediği hususlarda müvekkili adına yapılan işlemlerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sadece defter incelenerek rapor hazırlandığını ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirket defterininde usulüne uygun tutulmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 19.09.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının icra takiplerindeki alacak ile ferilerinin toplamı hesaplanmıştır. Mahkeme, bilirkişi raporuna göre yukarıda gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı, dava dışı ...'ı vekil olarak tayin etmiş olduğu vekaletnamede, sözleşme yapma ve iş yeri açma gibi yetkisinin bulunmadığını ve bu nedenle de söz konusu borçtan sorumlu olmayacağını savunmuştur. Davalı borçlu tarafından ,dava dışı temlik alan ve daha sonra temlik veren TMSF'ye karşı İstanbul İdare Mahkemesine açılan davada 22.01.2010 tarihli dilekçede ,borcu olmadığını belirterek bayi olarak herhangi bir iş yeri açmadığını, borcun kaynağınında oluşmadığını, iş yeri açılması veya sözleşme yapılmasına dair bir başkasına bu konuda yetki vermediğini, öğrenmiş oldukları kadarıyla iş yerini vekaletle oğlunun açtığı belirtilmiş ise de oğluna veya başka birine iş yeri açabileceği hususunda vekaletname verilmediğinin iddia etmiştir. Ancak dosya içerisine davacı şirket tarafından ibraz edilen defter kayıtlarına ilişkin ekli bilgi ve belgelerden ve özellikle müşteri cari hesap ekstre örneğinden, ... - ... adına sözleşmenin kurulmasından itibaren ticari ilişkinin devam etmiş olduğu, 2003 yılından 2004 yılının 11.ayına kadar ilişkinin devam ettiği, sözleşmeninde ...-... adına 31.01.2003 tarihinde ... tarafından firma yetkilisi olarak imzalanmış olduğu, ... sözleşmesinin konusunun 2.maddede distribütörlük sözleşmesi şeklinde nitelendirildiği ve aynı gerçek kişinin dava dışı ... AŞ adına yetkilisi olarak sözleşmeyi imzalamış olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Mülga BK'nın 32.maddesinde temsil düzenlenmiştir. Maddede salahiyette bir mümessil tarafından bir kimse namına yapılan akdin alacak ve borçlarının o kimseye intikal edeceği, akdi yapar iken mümesilin sıfatını bildirmediği takdirde akdin alacak ve borçlarının kendisine ait olacağı, kendisiyle akdi yapan kimsenin bir temsil münasebeti mevcut olduğunu, halden istidlal eder yahut bunlardan biri veya diğeri ile akit icrası kendisince farksız bulunur ise akdin haklarının temsil olunan kimseye ait olacağı belirtilmiştir. BK'nın 38.maddesinde ise icazet başlığı altında bir kimsenin salahiyeti olmadığı halde diğer bir şahıs namına bir akit yaptığı takdirde bu şahsın bu akde icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu olmayacağı ,diğer taraftan temsil edilenin münasip bir müddet içinde o akde icazet verip vermeyeceğini beyan etmesini talep hakkı olduğu, bu müddet zarfında icazet verilmediği halde o kimsenin mülzem olmayacağı, 39.maddede ise icazetten sarahaten veya zımnen imtina olunursa akdin sahih olmamasından tahaddüs eden zararın tazmini zımnında mümessil sıfatını takınan kimse aleyhinde dava ikame olunacağı fakat bu kimsenin diğer tarafın salahiyeti bulunmadığına vakıf olduğu veya vakıf olması lazım geldiğine ispat ettiği takdirde davaya mahal olmayacağı mümessilin taksiri vukunda hakkaniyet iktiza etti halde hakimin onu daha fazla zarar veya ziyan itasına mahkum edeceği belirtilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 40.maddesinde temsil düzenlenmiştir. TBK'nın 46.maddesinde ise yetkisiz temsil üst başlığı ile onama hali düzenlenmiştir. Maddede bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir işlem yaparsa bu işlemin ancak onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacağı yetkisiz temsilcisinin kendisiyle işlem yaptığı diğer tarafın temsil olunandan uygun bir süre içerisinde onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebileceği, bu süre içerisinde işlemin onanması durumunda diğer tarafın bu işlemle bağlı olmaktan kurtulacağı belirtilmiştir. TBK 47.maddede ise, temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesinin yetkisiz temsilciden istenebileceği ifadelerine yer verilmiştir. Somut olayda, davalı tarafça vekaletnamede iş yeri açma veya sözleşme yapma yetkisi verilmedığı ve söz konusu vekaletname ile gerçekleştirilen sözleşme kapsamında borçlu olamayacağını iddia etmiş ise de yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında davalının örtülü olarak hukuki işlemi onadığının kabulü gerekecektir. Çünkü dosya içerisindeki cari hesap özetleri ve kayıtları kapsamından, davalının bir yıl veya daha uzun bir süre sözleşme kapsamında ticari ilişkiyi sürdürmüş olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı şirketin ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olmadığı belirtilmiş ise de ekli belgelerin aksi ispat edilememiştir ve bu durumda mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 681,09 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.11.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.