Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/2310 E. 2017/2537 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/2310
Karar No
2017/2537
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/545 Esas KARAR NO:2024/1020 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/11/2020 NUMARASI:2017/733 Esas, 2020/737 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:26/09/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, müvekkili firmadan “...” adlı ürününün mobil ortamda reklamının yapılması amacı ile müvekkili ile anlaştığını, taraflar arası yapılan yazışmalar sonucunda davalı şirketin ürünü müvekkili şirket aracılığı ile mobil uygulamalara (...ve ...) reklam olarak dağıttığını, müvekkili şirketin davalıya anlaşmaya konu hizmetlerin tamamını (süre ve tıklanma hesabına göre) eksiksiz olarak verdiğini, icra dosyasında mevcut muavin defter raporundan anlaşılacağı üzere bakiye 24.921,60 TL tutarında borcun ödenmediğini, davalının müvekkili şirketten 05.08.2016-28.12.2016 arasında hizmet aldığını, borcun ödenmemesi üzerine karşı taraf ile borç konusunda defalarca görüşüldüğünü, ancak davalı borçlunun ödemeden kaçındığını, bunun üzerine taraflarınca ..... dosyası üzerinden cari hesap ekstresine konu 31.152,00 TL tutar üzerinden icra takibi başlatılmışsa da davalı tarafça söz konusu icra takibine tamamına itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini belirterek haksız ve dayanaksız itirazın iptaline, ..... Sayılı dosyasının 24.921,60 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kendisinden reklam talebinde bulunan müşterilerinin reklam hizmetlerinin bir kısmının davacı şirket tarafından karşılamakta olduğunu, bu aracılık faaliyeti sonrasında işin mahiyetine göre %20 ile %30 oranları arasında değişen komisyon bedellerinin davacı şirketten tahsil etmekte olduğunu, dava konusu olayda davacı şirketin vermesi gereken reklam hizmetlerinin büyük bir kısmını yerine getirmediğini, davacı tarafın davalı şirkete sunmuş olduğu kendi panellerindeki medya reklam raporları ile davalı şirketin reklam raporları ve davalı şirketin müşterisi olan firmanın reklam sayımlarının birbirini tutmadığını, söz konusu bu eksikliğin giderilmesi amacı ile taraflar arasında şifahen görüşmeler yapıldığını, davacı taraftan eksikliğin tamamlanacağı yönünde teyitler alındığını, kendi müşterisi karşısında eksik ifa sebebi ile zor duruma düşen ve dolayısı ile ödeme alamayan davalı şirketin bir çok defa anlaşma konusu reklam hizmetinin tamamlanmasını istemesine rağmen davacı taraftan olumlu herhangi bir dönüş olmadığını, ancak reklam hizmetlerindeki tüm bu olumsuzluklar ve tıklanma sayılarındaki büyük farklara rağmen davacı tarafın tamamen kötü niyetle 31.152,00 TL'lik ücret tutarını icraya konu ettiğini ve ilamsız icra yoluyla tahsil etmeye çalıştığını, verilmemiş olan hizmet bedelinin ödenmesini talep ettiğini belirterek davanın reddine, davacı tarafın %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı, davalı yana eksiksiz bir şekilde hizmet verdiğini ispat etmelidir. Davacı kendi ticari defterlerine göre alacaklı durumdadır. Davacının alacağa konu faturaları davalıya tebliğ ettiğine dair dosyada belge bulunmamaktadır. Davalı tarafından ticari defterleri ibraz edilmemiştir. Davalının vergi dairesine bildirilen ... formlarında da davacının alacağına rastlanmamış olup davacı davalı yana takip edilen miktar itibariyle hizmet verdiğini ve alacaklı olduğunu ispat edememiş, ispat olunamayan davanın reddine ve davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu dosya kapsamından anlaşılmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİKarar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının ... formunda faturayı bildirmemesinin kendisi açısından vergisel bir konu olduğunu, bu durumun alacağın varlığını etkilemeyeceğini, alacağa konu faturaların davalı firma tarafından kabul edildiğini, müvekkili firma tarafından gönderilen alacağa konu faturaların davalı firmaya gönderildiğini, davalı firma tarafından TTK hükümlerince süresi içerisinde itiraz edilmediğini, faturaların kabul edilmesine yönelik en somut delilin dava dilekçesi ekinde ek-3 olarak sunula e-posta yazışmaları olduğunu, ancak mahkemece e-posta yazışmalarına ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, davalı tarafın defterlerini sunmamış olmasının müvekkili firmanın aleyhine delil teşkil etmesinin hatalı olduğunu, müvekkili firmanın ticari defter ve kayıtlarında davalı firmadan alacağı olduğunun sabit hale geldiğini, e-posta yazışmalarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan EK-3 yazışma kaydındaki davalı şirket temsilcisi ...i’nin beyanının hizmetin verildiğini ispatladığını, ödemenin davalının ekonomik sıkıntılarından ötürü yapılamadığını, gönderilen e-postanın imza kısmı incelendiğinde davalı firma tarafından gönderildiğinin açık olduğunu, e-posta yazışmalarının delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda e-posta yazışmalarının tartışılmadığını, dava dilekçesi ekinde ek-1 olarak sunulan delilde verilen hizmete ilişkin ekran görüntülerinin paylaşıldığını, davalı firma ile yapılan yazışmalarda kampanya detaylarının davalı firma ile paylaşıldığını, bazı taleplerin günlük olarak belirtildiğini, bu taleplerin davacı tarafından yerine getirildiğini, bu sebeple hizmetin karşı tarafa verildiğini, verilen hizmetlerin davalı tarafından kabul edildiğini, ancak mahkemece sunulan deliller değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davalı tarafın yargılama sürecinin hiçbir aşamasında hiçbir iddiasını somutlaştıramadığını, beyan olunan “tıklanma sayılarındaki büyük fark” ile ilgili hiçbir sayısal veya somut verinin sunulmadığını, cevap dilekçesinde geçen“reklam hizmetlerindeki olumsuzluk” kavramının da tanımlanmadığını, davalı itiraz sebeplerinin haksız olduğunu, mahkemece sadece BA/BS formları değerlendirilerek hukuka aykırı karar verildiğini, bu sebeplerle verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, reklam hizmeti verilmesi nedeniyle düzenlenen fatura alacağının icra takibine konu edilmesi üzerine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı “...” adlı ürününün mobil ortamda reklamının yapılması amacıyla davalı ile anlaşmıştır. Davacı, taraflar arasında yapılan yazışmalar sonucunda davalı şirketin ürününün davacı şirket aracılığı ile mobil uygulamalara (.... ve ...) reklam olarak dağıtıldığını, davacı şirketin davalıya anlaşmaya konu hizmetlerin tamamını süre ve tıklanma hesabına göre eksiksiz olarak verdiğini, davalının davacı şirketten 05.08.2016 - 28.12.2016 arasında hizmet aldığını, sözleşme görüşmeleri sırasında yapılan yazışmaları dava dilekçesi ekinde EK-1 olarak dosyaya sunduğunu, muavin defter raporuna göre davalının bakiye 24.921,60 TL tutarında borçlu olduğunu, davalıya gönderilen fatura ve içeriklerine itiraz edilmediğini, davalının yapılan yazışmalarda ödeme sıkıntısı içinde olduklarını ve en kısa sürede borcu ödeyeceklerine dair cevap verdiğini, dava dilekçesi ekinde EK-3 olarak yazışma içeriklerinden bu hususun anlaşılacağını beyan etmiştir.Davalı taraf hizmetin gereği gibi ifa edilmediğini (reklam sayılarının birbirini tutmadığı) iddia etmiştir. Bu konuda şifahi olarak davacı ile anlaşıldığını ancak davacının eksiklikleri gidermediğini iddia etmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporuna göre, davacı şirketin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı şirketin defter ibrazında bulunmadığı, davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz 2016 yılına ait ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davalı şirketten 24.921,60 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Y. 15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamı) Tarafların her ikisi de delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Hatta davalı, delil listesinde her iki tarafın ticari defterlerine dayanmıştır. Mahkemece ihtaratlı şekilde bilirkişi inceleme gün ve saatini içerir tebligat davalıya tebliğ edilmiştir. Ancak davalı, ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesi için dosyaya sunmamıştır. Davalı taraf, defterlerini inceleme gün ve saatinde sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtlar ile alacağın varlığı ispatlandığından davanın kabulüne, dava ve takip konusu alacak likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı gerekçe ve değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/733 Esas, 2020/737 Karar ve 17/11/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KABULÜNE,...sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 24.921,60 TL TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi UYGULANMASINA, b)Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.984,32 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.702,39 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.432,55 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 269,84 TL peşin harç ile 832,50 TL yargılama gideri toplamı olan 1.133,74 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından yatırılan 221,40 TL istinaf harçları ile 40,00 TL yargılama gideri toplamı olan 261,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.26.09.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/2310, K. 2017/2537, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-2310-e-2017-2537-k-65c7132bda5e