Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1248 E. 2019/67 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1248
- Karar No
- 2019/67
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/182 - 2025/472 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/182 KARAR NO : 2025/472 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.10.2022 NUMARASI : 2022/90 Esas 2022/750 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.04.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.04.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalılar ... Sigorta AŞ vekili, ... vekili, ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 17.05.2016 tarihinde davalı ... Üniversitesi adına kayıtlı, davalı ... Sigorta AŞ'nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacılar ... ve ...'in çocukları, ...'nin kardeşi olan, Gıda Mühendisliği son sınıf öğrencisi ...'in vefat ettiğini, mütevaffanın ölümü ile davacıların maddi ve manevi zarara uğradığını, 25.06.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını ancak ödeme yapılmadığını, kazaya karışan aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bulunmadığından davalı ...'na yapılan başvurunun 24.06.2016 tarihli dilekçe ile reddedildiğini belirterek, kısmi dava olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... ... için 25.000,00TL, davacı ... için 25.000,00TL olmak üzere toplam 50.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ... dışındaki davalılardan, davacı ... ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... ... için 50.000,00 TL ve davacı ... ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ... Üniversitesi'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası kapsamında davacı ... ... için 500,00 TL davacı ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL'nın ...'ndan ölüm tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı ... ... için 43.819,57 TL’ye, ... için 109.758,22 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi kapsamında 26.07.2016 tarihinde toplam 95.540,85 TL ödeme yapıldığını, davalının sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsü kusur oranı ve poliçe limiti olan 290.000TL ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan aracın taşımacılık faaliyetinde kullanılması sebebiyle dava dilekçesinde yer alan taleplerin öncelikle, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk poliçesinden karşılanması gerektiğini, araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, müteveffanın zararın artmasında müterafik kusurunun, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmesini, hatır taşıması olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesini, desteğin gelirinin davacıların desteklik ilişkisinin araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili, zarardan sorumluluklarının bulunmadığını, aksi düşünülse dahi zararın sigorta tarafından giderilmesi gerektiğini, kazada hayatını kaybeden öğrencinin emniyet kemeri takmamasının kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağını kestiğini, zorunlu ferdi koltuk sigortası yaptırma yükümlülüklerinin bulunmadığını, yapılan taşımanın ticari bir taşıma olmayıp teknik bir gezi olduğunu, davacılara sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin hesap edilecek maddi zarardan mahsubunun gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, kazaya karışan aracın üniversite servis aracı olduğunu, taşıma işinin ticari bir faaliyet olmadığını, bu taşıma için öğrenciler tarafından ödenmiş bir ücret bulunmadığınını, kamusal bir faaliyetin icrası için yapılmış bir akademik gezi olduğunu, işleteninin üniversite olması nedeniyle Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası yaptırmasının zorunlu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, araç seyir hızının 90 km altında olduğunu, aniden belinde hissettiği sancı ile geçici olarak şuurunu ve direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, ileri derecede bel fıtığı rahatsızlığı bulunduğunu, tedavi gördüğünü, müteveffa yolcunun müterafik kusuru bulunduğunu, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, ticari faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma zararına yönelik maddi tazminat istemi ile manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda TÜİK'e, Kayseri Ticaret Odası'na, Kayseri Sanayi Odası'na, Tarım ve Orman Bakanlığı'na Türkiye Gıda Sanayi İşçileri Sendikası'na, Tek Gıda İş Sendikası'na ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası'na emsal ücret araştırması için müzekkere yazıldığı, 18.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda müteveffanın 9.500,00 TL olarak hesaplanan 2022 maaşının dosya içeriğinde bulunan diğer kurumların belirttiği maaşla uyumlu olduğunun belirtildiği, 29.08.2022 tarihli raporda davacı baba ... ...'in net gerçek destek zararının 66.846,04 TL, (sigorta şirketinin sorumluluğu 50.562,67 TL ile sınırlı olmak üzere), davacı anne ...'in net gerçek destek zararının 216.678,23 TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 163.896.48 TL ile sınırlı olmak üzere) olduğunun belirtildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 20.07.2018 tarihli raporuna göre davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki yolcu otobüsü ile gündüz vakti bölünmüş iki şeritli devlet karayolunda seyri sırasında, yola gereken dikkatini vermediği, direksiyon hakimiyetine gereken dikkat ve önemi göstermediği, bu haliyle kendi sevk ve idare hatası sonucu aracının kontrolünü kaybederek seyrine göre sağdaki arazi şeridine sağ tekerleriyle girmesi ve aracını tekrar kaplama üzerine çıkarma ve durdurma becerisi gösteremeyerek yol dışında sürüklenerek sağ yanı üzerine yatırması sonucu meydana gelen olayda %90 oranında asli kusurlu olduğu, yolcu ...'in emniyet kemeri takmadığı, bu haliyle can güvenliğini tehlikeye attığı olayda alt düzeyde %10 oranında tali kusurlu olduğunun bildirildiği, 29.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacı baba ... ...'in net gerçek destek zararının 66.846,04 TL, (sigorta şirketinin sorumluluğu 50.562,67 TL ile sınırlı olmak üzere), davacı anne ...'in net gerçek destek zararının 216.678,23 TL (sigorta şirketinin sorumluluğu 163.896.48 TL ile sınırlı olmak üzere) olduğunun hesaplandığı, kazaya karışan araç otobüs ve davalı ... Üniversitesi'ne ait olup vasfı itibariyle resmi araç niteliğinde olduğu, 4925 sayılı yasa kapsamında bir taşıma sözkonusu olmadığından aracın Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası bulunmamasından dolayı ...'nın sorumlu olmayacağı, davalılar yararına kazanılmış hakların da dikkate alındığı belirtilerek; davacılar ... ve ... ...'in davalı ... dışındaki diğer davalılar hakkındaki maddi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 109.758,22 TL ve davacı ... ... için 43.819,57TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın davalı ... Sigorta AŞ'nin ZMMS poliçesi teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 01.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün ise trafik kaza tarihi olan 17.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılar ... ve ... ...'in davalı ... hakkındaki maddi tazminat davasının reddine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 75.000,00 TL, davacı ... ... için 75.000,00 TL, davacı ... ... için 25.000,00 TL ve davacı ... ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın 17.05.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğü'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekilinin tashih talebi üzerine 11.11.2022 tarihli tashih şerhi ile gerekçeli kararının 5, 6, 7, 24 ve 25 numaralı bentlerinin tashih yoluyla düzeltilmesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalılar ... Sigorta AŞ vekili, ... vekili, ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek 2018 yılı verileri göz önüne alınarak hesaplama yapılmış olmasının doğru olmadığını, kendilerinin kök raporda asgari ücretin 2 katı kabul edilerek yapılan hesaplamaya itiraz etmediklerini, bu bakımdan usuli kazanılmış haklar göz önüne alınırken rakamlar yerine bu katsayıların göz önüne alınması gerektiğini, asgari ücretin kamu düzeni ile ilgisi nedeniyle güncel asgari ücret tutarlarının göz önüne alınmasının zorunluluk arz ettiğini, manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda müteveffanın gelirinin asgari ücretin 2,23 katı olarak tespit edildiğini, usuli kazanılmış hak ilkesi gereği asgari ücretin 2 katı üzerinden hesaplama yapıldığını, müteveffanın gıda mühendisliğinden mezuniyetinden hemen sonra iş bulacağı ve asgari ücretin iki katı ücretle çalışacağı öngörüsünü kabul etmediklerini, emniyet kemeri takmadığının sabit olduğunu, müterafik kusurunun olduğunun kabulü ile tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, raporda müteveffaya bu nedenle %10 kusur izafe edilmişse de, bu kusur oranının düşük olduğunu, ceza dosyasının incelenmediğini, olay aydınlatılmaksızın hüküm kurulduğunu, mahkemece hükmedilen toplam 200.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. Davalı sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde, sigortalı araç hususi kullanıma özgü olduğunu, şirket aleyhine dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı babadan %5 oranında yetiştirme gideri düşülmekle yetinildiğini, anne ve baba çalışıyorsa anne ve babadan ayrı ayrı %5'er yetiştirme gideri düşülmesini, şayet anne çalışmıyorsa davacı babadan %10 yetiştirme gideri düşülmesi gerektiğini, kaza tarihinde davacının halen öğrenci olduğunu, gelir getiren bir işte çalışmadığını, meslek odaları ve meslek kuruluşlarından müteveffanın mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği sorularak yazı cevabına göre bilirkişiden yeniden rapor alınması gerekmekte iken yerel mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, yazı cevaplarında davacının mezun olduktan sonra elde edeceği gelirin 2016 yılı için 3.300,00 TL düzeyinde olacağının belirtildiğini, oysa yeni mezun bir kişinin mezun olur olmaz iş bulabileceği, üstelik alacağı ücretin asgari ücretten 2 kat daha fazla olacağı ihtimalinin ülke gerçekleriyle bağdaşmadığını, belirli meslek grupları dışında hiçbir yeni mezun çalışanın, asgari ücretin 2 katıyla çalışmaya başlamasının mümkün olmadığını, hesaplamaya esas alınan gelirin fahiş ve hatalı olduğunu, davalı şirket tarafından 26.07.2017 tarihinde, 95.540,85 TL ödeme yapıldığını, ödeme nedeniyle eldeki davanın konusuz kaldığını, ödeme tarihi göz önüne alınarak o tarihte ödenmesi gereken tazminat tutarının hesaplanması ve bulunan tutar ile gerçekte ödenen tutarın karşılaştırılması gerektiğini, hesap tarihi itibariyle belirlenen tazminat tutarından, güncellenen tutarın mahsup edilmesi gerekirken güncelleme yapılmadığını, yapılan paylaştırmanın hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, yapılan hatanın davacı anne lehine fahiş miktarda tazminat hesaplanmasına neden olduğunu, bir kişinin kendi çocuklarına ayıracağı payın, anne babasına ayıracağı paydan az olmayacağını, kusur raporunda müteveffaya %10 kusur izafe edilmişse de, bu kusur oranının düşük olduğunu, zararın meydana gelmesinde/artmasında müterafik kusurunun olduğunun kabulü ile hesaplanacak tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyası incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, müteveffaya sadece %10 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda müteveffanın gelirinin asgari ücretin 2,23 katı olarak tespit edildiğini ve usuli kazanılmış hak ilkesi gereği asgari ücretin 2 katı üzerinden hesaplama yapıldığını, bir çok bölümde üniversite mezunlarının mezun olur olmaz iş bulamadığını, bulduklarında ise asgari ücret seviyesinde bir maaşla başlayabildiklerini, özel sektörde asgari ücretin 2 katı maaşla işe başlanmasının söz konusu olmadığını, davalının aracın işleteni sıfatı ile özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışı bulunmadığını, aracın tüm bakımlarının yapıldığını ve 2015 yılında aracın TSE standartlarına uyumu amacıyla araçta gerekli değişiklikler gerçekleştirildiğini, tüm koltuklarında emniyet kemeri bulunması gibi gereken bütün güvenlik önlemleri ile donatıldığını, kazada emniyet kemeri takılı olan sürücü ve yolcuların ya hiç yara almadan ya da kazayı hafif sıyrık ve yaralanmalarla atlattıklarını, müteveffanın emniyet kemeri takılı olsa idi hiç zarar görmeyecek yahut en azından kazayı hafif bir yaralanma ile atlatabilecek olduğunu, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığını, müteveffaya %10 kusur atfedilerek aldırılan bilirkişi raporuna göre kurulan hükmün hatalı olduğunu, müteveffanın kusur oranının %10'dan çok daha yüksek olması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, 17.05.2016 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün işleteni, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araçla meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davacılar ... ve ...'ın çocuğu, diğer davacıların kardeşi ...'in vefat ettiğini belirterek davacı anne baba için destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan, davacıların her biri için manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline, aracın zorunlu koltuk ferdi sigortası bulunmadığından davacı anne baba için ölüm tazminatının davalı ...'ndan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin 21.01.2019 tarih, 2016/1248 E., 2019/67 K. sayılı kararı ile davacı ... ... için 43.819,57 TL, davacı ... için 109.758,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ile ... Üniversitesi Rektörlüğü ve davalı ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ...'na karşı açılan davanın reddine, davacı ... ... için 75.000,00 TL, davacı ... için 75.000,00 TL, davacı ... ... için 25.000,00 TL ve davacı ... ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ... Üniversitesi Rektörlüğü’nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 21.01.2019 tarihli kararına karşı davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 09.12.2021 tarih, 2019/1150 E., 2021/2352 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurularının kabulü ile, müteveffanın öğrenim gördüğü okuldan mezun olacağı tarihin sorulması, öğrenim gördüğü Gıda Mühendisliği Bölümü'nden mezun olunca çalışabileceği alanlara göre emsal ücret araştırmasının yapılması ve okuldan yeni mezun olan kişinin elde edeceği gelirin sorularak belirlenmesi, tazminat hesabında işleyen döneme ilişkin iskonto uygulanmaması, mezun olmasından iş bulması muhtemel olan zamana dek gelirin asgari ücret olarak esas alınmasıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin son içtihatları dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu uygulanarak 1.8 teknik faiz tatbik edilmeden, istinafa başvuran davalılar yararına usulü kazanılmış haklar da gözetilerek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada emsal ücret araştırması yapılmış, aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak ilk karar ile davalılar yararına oluşan kazanılmış haklar dikkate alınarak maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davalı ...'na karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir. 1-Davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesince verilen ilk kararda, davalı ...'na karşı açılan davanın reddine, davacı ... ... için 43.819,57 TL, davacı ... için 109.758,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ... Üniversitesi Rektörlüğü ve davalı ... Sigorta AŞ'den, davacı ... ... için 75.000,00 TL, davacı ... için 75.000,00 TL, davacı ... ... için 25.000,00 TL ve davacı ... ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ... Üniversitesi Rektörlüğü’nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği, davacılar vekilinin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizce yapılan incelemede, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına karar verildiği, yeniden yapılan yargılama sonucu, ilk karar gibi ...'na karşı açılan davanın reddine, diğer davalılara karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası verilen ikinci kararda davacılar aleyhine olacak şekilde ilk karardan farklı bir hüküm kurulmadığı, ilk karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunmadığı, bu nedenle davalılar yönünden kazanılmış hak oluştuğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. 2-Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekilinin tazminattan sorumluluğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir. Somut olayda; ... plakalı otobüs kaza tarihi itibariyle ... Üniversitesi Rektörlüğü adına kayıtlı olup davalı, araç işleteni sıfatı ile zarardan sorumlu olduğundan aleyhine hüküm tesisinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3-Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin müteveffanın geliri yönünden istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Dairemiz kaldırma kararı gereği müteveffanın mezun olacağı Gıda Mühendisliği diploması ile çalışabileceği kadro ve emsal ücret araştırmasının özel sektör ve kamu kurumlarından yapıldığı, 18.06.2022 tarihli bilirkişi raporuyla 2022 yılında müteveffanın alabileceği maaşın 9.500,00 TL olarak hesaplandığı, 29.08.2022 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda 22 yaşında vefat eden desteğin 30.06.2016 tarihinde mezun olacağı kabulü ile 6 ay iş bulma süresinden sonra işe gireceği, 2022 yılı için belirlenen 9.500 TL ücretin, asgari ücretin 2,23 katı olduğu, davacı tarafın desteğin geliri dahil ilk karara karşı istinaf başvurusu bulunmadığından davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar göz önünde bulundurularak kaldırma kararından önce düzenlenen 26.11.2018 tarihli raporda esas alının asgari ücretin 2 katı geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre tazminat hesaplaması yapılmış olmakla müteveffanın gelirine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 4-Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili, ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin müterafik kusur indirimi yönünden istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı yönünde bir tespit yapılmamış ise de kolluk tarafından düzenlenen olay yeri inceleme tutanağında müteveffanın devrilen aracın altında kalmış olduğu sabittir. Mahkemece, müteveffanın emniyet kemeri takmaması kazanın ölümle sonuçlanmış olmasına sebep olduğundan Yargıtay uygulamasına göre tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 20.07.2018 tarihli raporunda müteveffanın kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle kendi ölümüyle sonuçlanan olayda %10 kusurlu olduğu kabul edildiğinden destek tazminatından %10 kusur indirimi yapılmış olması doğru değil ise de, aktüer bilirkişi raporuyla hesaplanan gerçek zarardan %20 müterafik kusur indirimi yapılması halinde dahi hüküm altına alınan miktar üzerinde zarar hesaplanmış olup sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır. 5-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin destek payları yönünden istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Yargıtay'ın kabul görmüş pay esasına göre desteğin bekar ve çocuksuz olarak vefat etmiş olması halinde desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki, anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya ayrı ayrı %16 pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için ayrı ayrı %14 pay verilmesi, daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya ayrı ayrı %12,5 pay verilmesinin uygun olacağı kabul edilmekte, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Somut olayda, mahkemece kaldırma kararından sonra alınan 29.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacı baba ... ...' in muhtemel ölüm tarihinden sonra babanın destek payı davacı anne ...'in payına ilave edilerek 2037-2040 yılları arası desteğin gelirinden %25 pay alacağı kabul edildiği halde, bu pay oranı 2041 ve 2042 yılları için %28, 2043 (dahil) ila 14.03.2054 arası %32, 15.03.2054 ila 21.08.2054 tarihleri arası %32 pay ayrılmak suretiyle davacı anne için ayrılan destek payı hatalı hesaplanmış ise de, bilirkişi raporuyla belirlenen destek gelirinin peşin değeri üzerinden davacı annenin %25 pay karşılığının 2041 ve 2042 yılları için 19.237,42 TL, 2043 (dahil) ila 14.03.2054 arası 107.785,66 TL, 15.03.2054 ila 21.08.2054 arası 1.897,06TL olarak yeniden hesaplanmak suretiyle bilirkişi tarafından hesaplanan diğer dönemlerle birlikte davacı annenin toplam destek tazminatının 273.384,81 TL olduğu, %20 müterafik kusur indirimi ile 218.707,84 TL destek zararı oluştuğu, davacı baba için hesaplanan 114.779,03 TL'den %20 müterafik kusur indirimi ile 91.823,22 TL destek zararı olduğu, destek zararları toplamı 310.531,06 TL'ye isabet ettiği ve kaza tarihi poliçe limiti olan 310.000 TL'yi aştığından garame hesabı yapıldığında davacı anne için 218.333,81 TL, davacı baba için 91.666,18 TL tazminat hesaplanmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler dava tarihinden sonra ödenmesi nedeniyle güncellenmeksizin davacı anne için yapılan 59.085,77 TL'nin 218.333,81 TL'den mahsubu ile bakiye zararın 159.248,04 TL, baba için yapılan 36.455,00 TL'nin 91.666,18 'den mahsubu ile bakiye zararın 55.211,18 TL hesaplandığı, mahkemece ilk kararla hüküm altına alındığı gibi davacı anne için 109.758,22 TL, davacı baba için 43.819,57 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmiş olup destek paylarında yapılan hata sonuca etkili olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir. 6-Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Somut olayda, davalı sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı araç ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacılar ... ve ...'in kızı, diğer davacıların kardeşi ...'in vefat ettiği, kazaya ilişkin Karaman Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/161E., 2017/54K. Sayılı kararı ile davalının kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu kabulü ile davalının adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilip kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında alınan kusur ve ATK raporu, mahkemece alınan raporla davalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kazanın meydana geldiğinin sabit olduğu, kaza nedeniyle davacıların kızlarını ve kardeşlerini kaybettikleri, olay tarihi (2016), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacı için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacılar vekili ve davalı ...'ın mahkemenin ilk kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapmadıkları da dikkate alındığında manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebelerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi gereğince tarafların istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacılar vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... vekili, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Üniversitesi harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta AŞ ve davalı ...'dan alınması gereken 24.152,89 TL istinaf karar ve ilam harcından davalı ...'dan peşin alınan 6.038,22 TL'nin mahsubu ile kalan 18.114,67TL harcın davalı ...'dan (davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 10.490,89 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.622,72 TL'nin mahsubu ile kalan 7.868,17 TL harçtan sorumlu olmak üzere davalılardan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 5-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.