Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/11483 E. 2019/7153 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/11483
- Karar No
- 2019/7153
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/526 KARAR NO: 2025/1026 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 23/10/2024 NUMARASI: 2023/533 Esas - 2024/631 Karar DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 16/06/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket tarafından Kara Araçları Genişletilmiş Kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan dava dışı ... İşlt. Tic. Ltd. Şti'nin maliki olduğu ... plakalı aracın 10.07.2022 tarihinde dava dışı şirkete ait otoparkta park halinde iken yağan yağmur suyu sonrası iş yerini su basması sonucu hasara uğradığını, olayla ilgili olarak İBB İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen İtfaiye Onay Raporu düzenlendiğini, sigortalının uğradığı gerçek zararın ekspertiz raporu ile 164.000,00-TL olarak belirlendiğini, idarenin işbu hasarın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davaya bakmakta adli yargının görevli olduğunu fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 90.802,74-TL sigorta rücu alacağının, sigortalıya ödeme yapılan 12.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurda açılan davanın adli yargıda görülmesi söz konusu dahi olamayacağını, davacı tarafın iddiasına dayanak olarak gösterdiği yüksek mahkeme kararında müvekkil idarenin tacir olduğu vurgulanmakta ise de müvekkil idare tacir olmadığını, davacı dava dilekçesinde hasar meydana geldiğini iddia etmekte ise de bu hasarın müvekkil idarenin kusuru ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığını, meydana geldiği iddia edilen hasarın bina sahiplerinin kusuru olmaksızın meydana gelmesi mümkün olmadığını, açılan dava bir tazminat davası olduğunu, borçlar kanununa göre tazminat sorumluluğunun doğması için, müvekkili idarenin yapı maliki olması ya da tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kasıt, ihmal, teseyyüp ya da kusurunun olması; tazminat talep edilen ile hasar arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, müvekkili idarenin inşa ettiği atık su ve temiz su hatlarında herhangi bir arızanın olmadığı, hasarın meydana geldiği tarihte ya da öncesinde bu hususta müvekkil idareye herhangi bir arıza başvurusunda bulunulmadığı, yağmur suyu hatlarının da yukarıda açıklandığı şekliyle müvekkil idare tarafından değil, İBB tarafından tesis edilmediği değerlendirildiğinde müvekkil idareye karşı yapı malikinin sorumluluğu hükümlerinden yola çıkılarak kusur izafe edilemeyeceği, yine müvekkil idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi bahse konu yerde hiçbir çalışma yapılmadığı için zararla müvekkil idare arasında bir illiyet bağının kurulması da mümkün olmadığını davacının davasının esastan ve tümüyle reddini, davacı aleyhine icra takibiyle talep edilen alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu zarardan dolayı davalı İSKİ'nin sorumluluğu sabit olup bunun aksine ilk derece mahkemesi tarafından hukuken geçerli ve İSKİ'nin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir gerekçe gösterilmeksizin davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesi tarafından işbu davanın reddine dair verilen kararın gerekçesinde İBB ile davalı ... arasında düzenlenen protokol dayanak gösterilmiş ise de davalının kanundan doğan sorumluluğu açık bir şekilde ortadayken belirtilen protokol zarar gören 3.kişi olan sigortalının halefi müvekkil şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, davalı ... kanunlarla kendisine yüklenilen yükümlülükleri yerine getirmediğinden dava konusu olay nedeniyle sorumluluğunun tam olduğunu, yerel mahkemece aksi yönde verilen karar usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davalı ... oluşan hasarlardan dolayı haksız fiil sorumluluğunun yanı sıra yağmur ve kanalizasyon suyu rögarlarının yapımından ve/veya muhafazasındaki kusurdan dolayı kusursuz sorumlu olduğunu, davaya konu hasarın meydana gelmesinde gerek yasal mevzuat gerekse örnek kararlar uyarınca ...'nin sorumluluğu bulunduğu açık olduğunu, yargılama sırasında yalnızca belediyeden yolun niteliğine göre hangi belediyenin sorumluluğuna girdiğine ilişkin alınan müzekkere cevabına göre işin esasına dahi girilmeden davalı ...'nin sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, davacının sigortalısına ait, iş yerinin otoparkında bulunan davacıya kasko sigortalı ... plakalı aracın 10/07/2022 tarihli su baskınında hasarlanması nedeniyle kasko poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalıdan tazmini talep edildiği anlaşılmıştır. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 2/b maddesinde "kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek" denilerek, yağmur sularının toplanması işi, davalı ...'nin görevleri arasında kabul edilmiştir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11483E. ve 2019/7153K. sayılı kararı) Davacı taraf, dava dışı şirkete ait otoparkta park halinde iken yağan yağmur suyu sonrası iş yerini su basması sonucu sigortalı araçta hasara uğradığını ve davalının kusurlu olduğunu iddia ederek davalıya husumet yöneltmiştir. Mahkemece; "... davacı sigorta şirketinin sigortalısının aracının hasarlandığı yerin ana arter üzerinde olmadığından ilçe belediyesinin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu.." gerekçesiyle, davalıya husumet düşmeyeceğini kabul ederek hüküm tesis etmiş ise de, hasarın meydana gelmesinde davalı ...'nin görev ve sorumluluklarına ilişkin mevzuat kapsamında inceleme yapılmadığı; davaya konu hasarın gerçekleştiği binaya ait su ve atık su tesisat projesi ile olay mahallinde yağmur sularının toplanması için ayrı bir tesisat bulunup bulunmadığı, yağmur sularının tahliyesinin gerçekleştirilme biçimi hakkında bilgi ve belge dosya kapsamında olmadığı kusur ve illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; sigortalı aracın bulunduğu otoparkın bulunduğu binanın su ve atıksu tesisat projesinin getirtilmesi binanın bulunduğu mahalde ayrı yağmur suyu toplama tesisi olup olmadığı ve yağmur suları toplanması usulünün ne olduğunun ilgili belediyeden sorulması; tüm belgeler toplandıktan sonra, konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması; ayrı yağmur suyu toplama tesisinin bulunmadığı durumda, 2560 sayılı Kanun'un 2/b maddesindeki görevi gereği, davalının sorumluluğundaki yağmur suları nedeniyle oluşan hasardan sorumlu olacağı dikkate alınmak suretiyle, davalının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2025