Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/903 E. 2020/343 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/903
Karar No
2020/343
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/806 KARAR NO: 2024/827 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/09/2020 NUMARASI: 2015/903 Esas - 2020/343 Karar DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilmiş olan 20/05/2013 tarihli "Otogaz LPG bayi sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmesinin 25 mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe gireceği ve 01 Ekim 2015 tarihinde sona ereceğini kararlaştırıldığını, davalının satış taahhütnamesi ile sözleşme süresince aylık 10 TON LPG alım yapmayı taahhüt ettiğini, davalının 07 Temmuz 2015 tarihinde Ankara ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmesi süresinden önce haksız olarak feshettiğini, sözleşmenin 12.5 maddesine göre erken fesihten dolayı davalının cezai şart ödenmesi gerektiği ve bu tutarın 50.000,00 USD den az olmayacağının taahhüt edildiğini, satış taahhütnamesinin 2. Maddesine göre taahhüt edilen miktarın altında kalması durumunda mahrum kalınan kar haricinde ayrıca vermiş olduğu teminat tutarının davalının cezai şart tutarı ödemeyeceğini taahhüt ettiği ve bu tutarın 50.000 USD den az olmayacağının taahhüt edildiğini, sözleşmenin 9.5 maddesine göre ise bayilik sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi halinde davacının sözleşmenin sona ermesine kadar mahrum kalınan kar mahrumiyetini talep edebileceğini, davacı Bakırköy ... Noterliğinin 15 Temmuz 2015 tarih ... yevmiye sayılı ihtarı ile bayilik sözleşmesi ile davalı hesaplarının kat edildiğini, netice olarak cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarından fazlaya dair haklarının saklı kalmak talep ve şartı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren MB kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiş ve ayrıca 07/11/2016 tarihli "Talebimizin somutlaştırılmasıdır" konulu dilekçe ile de, 10.000,00 TL'lik talep sonucunun, 7.500,00 TL’sinin cezai şart alacağı ve 2.500,00 TL’sinin de kar mahrumiyeti olduğu beyan edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Kar mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığını taahhüt miktarının kesin olmadığını, talep edilen cezai şart miktarı fahiş miktarda yüksek olduğunu netice haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla gerek talimat yoluyla ve gerekse mahkememizce, konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alındığı, alınan raporların hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğunun anlaşıldığı ve hükme esas alınmalarına karar verildiği, taraflar arasında 20/05/2013 tarihli otogaz LPG bayii sözleşmesi ve bu sözleşme uyarınca tanzim edilen satış taahhütnamesi akdedildiği, sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin, 25/05/2013 tarihinde yürürlüğe gireceği ve bitiş tarihinin de 01/10/2015 olduğunun kararlaştırıldığı, 9. Maddesinde de bayiinin kusurundan dolayı sözleşmenin süresinden önce sona ermesi halinde dağıtıcının sözleşme ve ekinde kararlaştırılan cezai şartları talep edebileceği ve sözleşmenin sona ermesine kadar mahrum kalınan kar mahrumiyetini de talep edebileceği, 12.5 maddesinde de sözleşmenin bayii tarafından mücbir sebepler dışında tek başına feshine sebebiyet verildiği takdirde bayiinin dağıtıcıya cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında akdedildiği, ancak hukukumuzda, sözleşme serbestisi ilkelerinin yanında sözleşmeye bağlılık ilkesinin de (Ahde Vefa- Pacta Sunta Servanda) kabul edildiği, bu kurala göre, sözleşmenin yapıldığı andaki gibi aynen uygulanması ve hükümlerine riayet edilmesi gerektiği, sözleşmeye bağlılık ilkesinin, hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının da bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden birisi olduğu, ancak somut olayda, hükme esas alınmasına karar verilen ve ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşılan bilirkişi raporunda davalının sözleşmeyi, tek taraflı olarak haklı nedenle sonlandırmadığı, dolayısıyla da sözleşmenin davalı yanca haksız olarak fesih edildiği ve davacının da bu kapsamda sözleşmenin yukarıda açıkça yazılan ilgili hükümler gereği cezai şart ve kar mahrumiyeti talep edebileceği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davacının cezai şart alacağına ilişkin davasınını kabulüne, kar mahrumiyetine ilişkin davasının ise kısmen kabulüne" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu usule uygun hazırlanmadığını, bilirkişi müvekkilin sözleşmeyi haklı bir gerekçe ile sonlandırmadığı şeklinde hukuki değerlendirme yaptığını, bilirkişinin uzmanlık alanı dışında mahkemenin yerine geçerek yapmış olduğu bu değerlendirme ve bu değerlendirmeden dolayı yapmış olduğu tespitler kabul edilemediğini, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde sözleşmenin tek tarafa (BAYİİ olarak isimlendirilen müvekkile) ağır sorumluluklar yüklediği ortada olduğunu, buna rağmen müvekkilin üzerine düşen sorumlulukları imkânları ölçüsünde yerine getirdiğini, mahkemece kar mahrumiyetine karar verilmesi yerinde olmadığını, davacı yan her ay 10 ton LPG alımının gerçekleştirilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, satış Taahhütnamesinin 2. Maddesi incelendiğinde “ Bayi’ye teslim edilecek LPG miktarı BAŞLANGIÇTA +- 10 tolerans ile 10 Ton/ay dır.” dendiğini, yani başlangıçta alınması gereken LPG miktarının 10 ton olması gerektiği belirtildiğini, ancak daha sonraki zamanlar için ne kadar LPG alınması gerektiği yönünde bir açıklama getirilmediğini, sözleşmedeki bu belirsizliğin müvekkil aleyhine yorumlanması kabul edilemediğini, nitekim müvekkil firma LPG alımlarını hep davacı firmadan yeteri miktarda yaptığını, açıklanan nedenlerle, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/903 E. 2020/343 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı ve cezai şart alacağı tahsili davasıdır. İlk derece mahkemesince cezai şart isteminin kabulüne kar mahrumiyeti isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cezai şart ve kar mahrumiyeti ödenmesi koşullarının olup olmadığı noktasındadır. Taraflar arasında 20/05/2013 tanzim tarihli yürürlüğü 25/05/2013 tarihinde başlayan 01/10/2015 tarihinde sona ereceği kararlaştırılan "Otogaz LPG Bayii Sözleşmesi" ve bu sözleşmeye ek "Satış Taahhütnamesi" imzalanmıştır. Davalı tarafından davacı muhatabına çekilen Ankara ... Noterliği'nin 07/07/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede, şirketin "istasyonun satışından dolayı" bayilik sözleşmesinin feshedildiği ihtaren bildirmiştir. Bunun üzerine davacı tarafça; bayilik sözleşmesi gereği müvekkilinden her ay 10 ton LPG alması gerektiği, alım taahhüdünün yerine getirilmediği gibi bayilik sözleşmesinin süresinden evvel sona erdirilmiş olması nedeniyle eksik gaz alımı ve sözleşmeyi süresinden önce sona erdirilmiş olmasının sözleşmeye aykırılık oluşturacağı bildirilerek, davacının mahrum kaldığı kârı 10 gün içinde ödenmesi, ariyet olarak verilen malzemelerin teslimi ihtaren bildirilmiştir. Davacının talebi sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi sebebiyle kar mahrumiyeti ve cezai şart istemine ilişkindir. Taraflar arasında 20/05/2013 tanzim tarihli yürürlüğü 25/05/2013 tarihinde başlayan 01/10/2015 bitiş tarihli sözleşme bitimine 2 ay 23 gün kala davalı tarafça haksız olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 9. Maddesi ile cezai şart ödeneceği ve sözleşmenin haksız feshi durumunda kar mahrumiyeti ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine alım taahhütnamesinin 2. Maddesiyle cezai şartın 50.000,00 USD'den aşağı olamayacağı yönünde hüküm bulunmaktadır. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalının borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı istenebilir. Bu değerlendirmelerden sonra; dosyaya alınan denetime elverişli bilirkişi raporuyla davacının sözleşme sonuna kadar yaklaşık 3 aylık süreçte kar mahrumiyeti kaybı 638,38 TL olarak hesaplanmış, davalı tarafça da sözleşmenin haksız feshedildiği ve sözleşmede kar mahrumiyeti ödeneceğine dair hüküm bulunması karşısında ilk derece mahkemesince bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Taraflar arasında yapılan sözleşmede ek taahhütnamede sözleşmenin haksız feshi ve alım taahhüdüne uyulmaması halinde 50.000,00 USD'den az olmamak üzere cezai şart ödeneceği kararlaştırılmış, davalı tarafça da sözleşmenin bitimine 2 ay 23 kala haksız olarak fesih edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda sözleşme hükümlerine göre davacının cezai şart talep etme imkanı vardır. 6102 sayılı TTK 22. Maddesi gereği; kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz.Ancak tacir de olsa, tarafların ekonomik mahvına sebep olan cezai şarta ilişkin Sözleşme maddesinin, TBK’nın 27. maddesinde yer alan “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” düzenlemesi uyarınca “ahlak ve adaba aykırı” görülmesi mümkündür. Bu durumda cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise, o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir. Somut olayda mahkemece, sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 USD'nin dava tarihi olan 14/09/2015 tarihindeki kur üzerinden belirlenen 151.705,00 TL cezai şart ödenmesi gerektiğine yönelik tespit hükmü ile dava edilen kısım yönünden kabul hükmü bakiyesi yönünden hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. Dosyaya alınan 2 ayrı bilirkişi raporunda davalının 119.531,66 TL eksi öz varlığının bulunduğu yani sermayesini tamamen yitirdiği, borca batık olduğu, cezai şartın ödenmesinin davalının ekonomik mahvına sebep olacağı belirlenmiştir. Davalının ticari kayıtları, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı, hacmi, süresi, sürenin bitimine kalan 2 ay 23 günlük süre dikkate alındığında mahkemece cezai şart yönünden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmayıp kararlaştırılan cezai şartta indirim yapılarak 7.500,00 TL cezai şarta hükmedilmesi dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun düşeceği sonucuna ulaşılmıştır.Cezai şart yönünden davacının talebi dairemizce takdiren indirildiğinden reddedilen kısmı yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş ve yargılama göderlerinin dağıtımından bu indirim dikkate alınmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece cezai şartın tümden kabulüne yönelik tespit hükmü kurulması isabetli görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davacının cezai şart alacağına ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile; 7.500,00-TL ceza-i şart alacağının 14/09/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının kar mahrumiyetinin KISMEN KABULÜ ile; 638,38-TL'nin 14/09/2015 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 170,78 TL harcın alınması gerekli olan 555,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 385,15 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırlan 170,78 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 27,70 TL, posta ve tebligat gideri 409,45 TL, bilirkişi ücreti 3.050 TL, olmak üzere toplam 3.487,15 TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 2.837,97 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 8.138,38 TL vekalet ücretinin davalı 'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 1.861,62 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine 9-HMK Yönetmeliğinin 58/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe ÇIKARTILMASINA, 10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/903, K. 2020/343, T. 12.05.2010, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-903-e-2020-343-k-3f7c2c1cd76d