Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/38873 E. 2018/6205 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/38873
Karar No
2018/6205
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/679 KARAR NO: 2024/784 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/635 KARAR NO: 2021/73 KARAR TARİHİ: 02/02/2021 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 29/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... A.Ş. arasında akdedilen güvenlik hizmet sözleşmesi gereği uzun süredir hizmet verildiğini, davalı borçlu şirketin iş bu hizmete karşılık gelen para borcunu yerine getirmekten kaçındığını, 28.02.2019 tarihli, 124753 numaralı 54.980,75TL bedelli 31.01.2019 tarihli ... numaralı 54.980,75TL bedelli faturaların ödemelerinin kısmi olarak gerçekleştirildiğini borçlu şirketin kısmi ödemelerinin mahsubu neticesinde 50.638,60TL daha borcu olduğunu, kalan bakiyenin ödenmemesi nedeniyle 28.05.2019 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nde ... Esas numarasıyla kayıtlı icra takibi başlatıldığını, bu takibin davalının mesnetsiz itirazı üzerine durdurulduğunu, borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olması ve söz konusu alacağın likit olması dolayısıyla borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği iddiası ile davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin asıl alacak, faizi ve tüm ferileri ile birlikte devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 28.06.2017 tarihinde Güvenlik ve Bina Disiplini Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, akdedilmiş olan sözleşmenin 28.02.2019 tarihinde feshedildiği, davacı şirketin kadrosunda yer alan güvenlik görevlileri ... iş akdinin davacı şirket tarafından 28.02.2019 tarihinde feshedildiğini, söz konusu kişilerin davalı şirket ve davacı şirket ile birlikte sorumlu tutarak arabuluculuk yoluna başvurduklarını, davacı şirketin söz konusu kişilerin hak ve alacaklarını iş akdini feshettiği dönemde ödemediğini, işçilerin her iki iş verene de başvurarak haklarını alabilmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesindeki hüküm gereğince mümkün olduğundan davalı şirketin söz konusu kişilerin arabuluculuğuna başvurarak kendisini de taraf gösterdiğini, söz konusu kişiler ile davalı şirket arasında gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmelerinde dava dışı işçilere ödeme yapıldığı, ayrıca her bir arabuluculuk görüşmesi neticesinde arabuluculuk ücreti tarifesi gereğince arabulucuya ödenmesi gereken 680,00TL arabuluculuk ücretinin davalı şirket tarafından ödendiğini, davacı şirket tarafından iş akdinin feshedilen işçilere arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanarak toplamda 35.750,00 TL hak ve alacaklar toplamı ile KDV dahil arabulucuya toplam 4.080,00 TL ödenen arabuluculuk ücretini davacı şirkete karşı ifa etmekle yükümlü olduğu para borcundan mahsup ettiğini, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiği belirtilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... Davalının sadece 35.750,00 TL kıdem tazminatına ilişkin banka dekontu sunduğu görülmektedir. Her ne kadar davacı taraf, imzaladığı 22/02/2018 tarihli temlikname gereğince davalının ödeyeceği Sgk primlerinin cari hesaptan düşüleceğini kabul etmiş ise de; davalının SGK'ya yaptığı ödeme ve arabuluculuk ücreti ödemesine ilişkin dosyada delil mevcut değildir. Davalı taraf SGK'ya yaptığı ödemeyi kanıtlayamamıştır, bu sebeple davalının SGK ödemesine yönelik mahsup talebi mahkememizce kabul edilmemiştir.Her ne kadar davalı taraf, kıdem tazminatı ödemesi yaptığını kanıtlamış ve asıl işveren olarak davacı çalışanlarının fesih ile ilgili alacaklarından sorumlu ise de; dava dışı işçilerin işten ayrılma bildirgelerinde işten ayrılma nedeni olarak işveren tarafından haklı sebeple fesih olarak bildirim yapıldığı, bir kısım işçinin davacıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra aynı adreste işe başladığı (asıl işverene ait iş yerinde başka alt işverene bağlı çalışmaya devam ettiği) bu durumun işyeri devri niteliğinde olduğu ve iş akdinin feshinin söz konusu olmadığı anlamına geldiği görülmektedir. Bu bağlamda; davalının arabuluculuk görüşmeleri sırasında ödediği işçilik alacakları yargılamaya muhtaçtır. Davacının iş akitlerini feshetmekte haklı olup olmadığı, işyeri devrinin söz konusu olup olmadığı, işçilerin alacağa hak kazanıp kazanmadığı ve alacağın miktarı yargılamayı gerekmektedir. Davalının ödediği işçi alacaklarını ve bu kapsamda yaptığını iddia ettiği ve ödemeyi de kanıtlayamadığı arabuluculuk ücretini davacıya olan borcundan mahsup etmek istemesi haklı değildir. Tüm dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporundan; davacının davalıdan dava konusu icra takibinde talep edilen miktar kadar alacaklı olduğu, davalının mahsup talebinin yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından SGK'nın borçlarını ödediği ancak ödeme dekontunda rakamların ayrıştırılmadığı, davalı tarafından ödenmiş arabuluculuk ücretlerinin kanıtlanamadığı yönündeki mahkeme kararının yerinde olmadığı, nitekim arabuluculuk ücretinin aleni olup, anlaşma belgelerinin dosyaya sunulduğu, davalı şirketle düzenlenen temliknameler sonucunda davacının cari hesaplarından ödenen işçilik alacaklarının mahsup edileceğinin belirlendiği, mahkemece bu temliknamelere itibar edilmediği, mahkemenin işçilere ödenen kıdem tazminatının ispatlandığını kabul etmesine rağmen bu konuda yargılama gerektirdiği gerekçesiyle delilleri kabul etmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ''Güvenlik hizmet sözleşmesine müstenit ödenmemiş muhtelif faturalardan kaynaklı cari hesap bakiyesi 20.03.2019 tarihli, 50.638,60 TL tutarlı bakiye asıl alacak''a dayalı olarak 50. 638,60 TL asıl alacak +1.886,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.525,41 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde ekli 125722 sayılı, 31. 01.2019 tarihli ve 54.980,75 TL bedelli ve 125753 sayılı , 28.02.2019 tarihli ve 54.980,75 TL bedelli faturalar ''özel güvenlik hizmet bedeli -amir'' açıklamasıyla düzenlenmiştir. Taraflar (hizmeti talep eden: ... A.Ş. İle hizmet eden: ... Ltd. Şti.) arasında düzenlenen güvenlik hizmet sözleşmesi'nin incelenmesinde; davacının yüklenici firma olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Sözleşme konusunun, ... mahallesi ... caddesi ,No:... Başakşehir İstanbul adresinde bulunan .... A.Ş.'ye ait ... Alışveriş Merkezi'nde toplam 14 güvenlik personeli ile hizmet verileceği, değişen ve gelişen şartlara göre belirtilen yerde belirlenen güvenlik personeline ihtiyaç duyulması halinde belirlenen ihtiyaca göre sözleşme hükümleri çerçevesinde, ücreti işveren tarafından karşılanmak kaydı ile güvenlik personeli sayısının zaman içinde artırılabileceği veya eksiltilebileceği, (md:4) giriş ve çıkış, otopark ile işverenin bildirdiği kritik yerler sürekli olarak güvenlik altında tutulacağı ve yüklenicinin alışveriş merkezinin güvenlik hizmetlerine 4. maddede belirtilen güvenlik elemanı vasıtası ile haftanın 7 günü 24 saat esasına göre kesintisiz olarak üçlü vardiya sistemine göre (resmi tatil günleri dahil )yerine getireceği belirtilmektedir .Sözleşmenin ''GENEL ESASLAR'' başlıklı 5. maddesinde ise ''...5.4.)güvenlik görevlisi olarak yukarıdaki şartlara uygun seçilen personelin her türlü sosyal hak ve ödentileri yüklenici tarafından karşılanacaktır. 5.5.)Personelin özlük hakları zamanında ve eksiksiz olarak karşılanacak, personel sirkülasyonunu engellenecek ve kısa sürelerde personel değiştirmeyecektir. Güvenlik elemanları iş kanunu ve ilgili mevzuatta belirtilen haklı sebepler dışında kalan nedenlerden dolayı işten çıkarılmayacaktır .MADDE:9 SORUMLULUK 9.1)güvenlik elemanlarının fiil ve işlemlerinden işverenin hukuki ve cezai hiçbir sorumluluğu yoktur. İş bu sözleşme ile ihdas edilmiş bulunan akdi bağ, işveren ile yüklenici arasındadır . Dolayısıyla işveren ile yüklenicinin personeli arasında hiçbir hukuki bağ mevcut değildir. 9.2)Yüklenici , çalıştırdığı personeline karşı kanuni tüm yükümlülüklerini (sgk primi , fonlar , işçi ve işveren primi v.b.)vesaire hukuki gereklilikleri yerine getirmek , bunlardan doğabilecek sorumlulukları üstlenmek durumundadır. Bu konularla ilgili olarak işveren hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz .''hükümleri yer almaktadır. Temlik eden ... Şti. ile temlik alan .... A.Ş. arasında düzenlenen 22.02.2019 tarihli ''temlikname'' başlıklı belgede , temlikname konusunun, temlik edenin cari hesap alacağından, iş bu temlikname tarihi itibariyle 2018 Ocak ayına ait ve sonradan doğacak personel maaş ve diğer alacakları, iş bu temlikname itibariyle 2018 Ocak ayına ait ve sonrasına tahakkuk edecek ... nolu SGK işyeri sicil numarasında işlem gören dosyaya ilişkin SGK prim ve diğer borçlarının temlik alan tarafından ödenmesine ilişkin olduğu, iş bu temlikname kapsamında ilk etapta, temlik alan, personellerin Ocak/2018 ayı maaş ve diğer alacakları için ....Ek-1 de dökümü verilen personel banka hesaplarına havale yapacağı, temlikname sonrasında doğan personel alacakları ayrıca bilgilendirileceği, temliknameye ait damga vergisi tutarının temlik alan tarafından cari hesaptan düşüleceği, iş bu temliknamenin taraflar arasındaki sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından 27.02.2020 tarihli delil listesi ekinde, SGK prim ödemelerinin yapılması amacıyla verilen ödeme talimatları, SGK tarafından düzenlenen tahakkuk fişleri, ibranameler (dava dışı işçilerin ismi yazılarak imzaların atılı olduğu), işçiler için düzenlenen kıdem tazminatı bordrosu, davalı tarafından ''kıdem tazminatı ödem.'' açıklamasıyla davadışı işçilere ... Bankası aracılığıyla yapılan EFT dekont fotokopileri sunulmuştur. Davacı tarafça taraflar arasında düzenlenen güvenlik hizmet sözleşmesi gereğince, davacının hizmet borcunu ifa ettiği ancak davalının iş bu hizmete karşılık gelen bedeli ödemediğinden bahisle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı belirtilmiş ve istinafa konu iş bu dava açılmıştır. Sunulan cevap dilekçesinde ise, davacı şirket tarafından davacının kadrosunda yer alan güvenlik görevlilerinin bir kısmının (7 kişi olarak belirtilmiştir) iş akdinin davacı tarafça 28.02.2019 tarihinde sonlandırıldığı ve bu işçilere davalı şirket tarafından işçi alacaklarını ödendiği bu nedenle davacının bir alacağının bulunmadığı, davanın kötü niyetle açıldığı ileri sürülmüştür.İhtarname:-Davacı tarafça davalıya gönderilen Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla 22 Ocak 019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede, 01.07.2017 tarihli güvenlik hizmet sözleşmesinden doğan 136.434,41 TL tutarındaki fatura alacağının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir. 09/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından davalıya verilen hizmet sonrası 28.02.2019 tarihli fatura düzenlenmiş olduğu, davalı şirketin 28.02.2019 tarihli fatura karşılığında davacıya ödeme yaptığını gösterir delil sunmadığı, davalı şirketi asıl işveren olarak alt işveren davacı şirket çalışanlarına karşı davacıyla birlikte müteselsil sorumluluğu kapsamında davacının işçilerine ödediği tutarlar ile ilgili rücu hakkı olacağı, dosya kapsamında sunulan 28.06.2017 tarihli sözleşmede, davalı tarafından davacının çalışanlarına ödeme yapılması ile ilgili bir madde tespit edilememiş olup, 22.02.2018 tarihli temlikname ile davacının cari hesap alacağından, 2018 Ocak ayına ait ve sonradan doğacak personel maaş ve diğer alacakları ile 2018 Ocak ayına ait ve sonrası tahakkuk edecek SGK pirim ve diğer borçların davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 23.05.2019 tarihinde takibe başlandığı, takibe konu asıl alacak tutarının 50.638,60TL ve işlemiş faizin 1.886,81TL olduğu, davacı tarafça sunulan muavin dökümünde bakiye tutarının 50.638,60TL olduğu, davalı tarafından davacı adına ödendiği iddia edilen, toplam 35.750,00TL kıdem tazminatı tutarı ile ilgili 21.05.2019 tarihli banka dekont sureti sunulmuş olduğu, toplam 17.088,73TL SGK pirimleri ile ilgili tarihsiz ödeme talimatları sunmuş olduğu, arabulucuk tutanakları üzerinde kararlaştırılmış olan, arabulucuya ödenecek ücret tutarlarının toplamının 4.080,00TL olduğu, davalı tarafın asıl işveren olarak, davalının yapmış olduğu ödemelerin bakiye tutardan mahsup edilemeyeceği kararına varılması durumunda asıl alacak 50.638,60TL ve takip tarihi itibariyle işlemiş faizin 1.886,81TL olduğu, davalının dava dışı işçilere yapmış olduğu 35.750,00TL kıdem tazminatı tutarının mahsup edileceği kararına varılması durumunda asıl alacak 14.888,60TL işlemiş faizin 554,75TL olduğu, davalının dava dışı işçilere yapmış olduğu 35.750,00TL kıdem tazminatı tutarı ve arabulucu tutanaklarında yazılı toplam 4.080,00TL tutarın mahsup edileceği kararına varılması durumunda asıl alacak 10.808,60TL işlemiş faizin 402,73TL olduğu, davalının dava dışı işçilere yapmış 35.750,00TL kıdem tazminatı tutarı ve SGK pirimleri ile ilgili tarihsiz ödeme talimatlarında yer alan 17.088,73TL ve arabulucu tutanaklarında yazılı toplam 4.080,00TL tutarın mahsup edileceği kararına varılması durumunda bakiye alacak tutarı olmadığı, icra inkar tazminatı talebinin mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. "Dava konusu olayda davacı ve davalı alt işveren (yüklenici), DHMİ Genel Müdürlüğü ise asıl işveren olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalı ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde ödenen yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak bu alacak kalemleri ile ilgili talep edebileceği miktar açıkça belirlenmelidir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452 K., 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)"Somut davada, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri yukarıda belirtilmiştir. Buna göre, davalı işveren ile yüklenici davacı personeli arasında herhangi bir hukuki bağ mevcut olmayıp, personelin tüm kanuni yükümlülüklerden davacı sorumludur.Dava dışı işçilerin, iş akitlerinin davacı şirket tarafından 28.02.2019 tarihinde feshedilmesi sonucunda, işçilerin davacı ve davalı şirketin birlikte sorumlu tutarak ara buluculuk yoluna başvurulması sonucunda, davalının dava dışı işçilere işçilik alacaklarının tahsiline yönelik ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, öncelikle davalı tarafından yapılan ödemelerin davacı şirket tarafından verilen hizmete ilişkin düzenlenen fatura bedellerinden mahsup edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafından dava dışı işçilerin işçilik alacakların tahsiline yönelik yapılan ödemelerin şüpheye mahal bırakılmaksızın tespit edilmelidir. İş bu nedenle öncelikle ;davalı tarafından sunulan delil listesindeki belgeler nazara alındığında SGK primlerinin toplu ödeme yapıldığı için prim ödeme dekontlarının ayrıştırılarak/primlerin ödenip ödenmediğinin tespiti ile mahkemeye bilgi verilmesi amacıyla SGK'ya müzekkere yazılmalıdır. Zira, ... Haznedar/Bahçelievler Şubesi'ne şube nezdindeki hesap numarası da belirtilerek SGK prim ödemelerinin yapılmasına dair yazı yazıldığı anlaşılmaktadır. İşçilik alacakları yönünden ise, dava dışı işçiler ile düzenlenen ibranameler ve dosyadaki belgeler incelenerek, dava dışı işçilere davalı şirket tarafından ödenen miktar tespit edilmelidir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı tarafça ödendiği belirtilen arabuluculuk ücretlerinin kanıtlanamadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, ara buluculuk tutanakları davalı tarafça 17.09.2020 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulduğu görülmektedir. İşbu arabuluculuk tutanaklarında davalının ödemekle yükümlü olduğu arabuluculuk ücretleri belirlenmiştir. Bu nedenle, arabuluculuk ücretlerinin yatırıldığına dair makbuz/dekont sunması amacıyla davacı tarafa süre verilmesi gerekmektedir. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında, davalı tarafça işçilik alacaklarından dolayı yapılan ödemeler tespit edilerek, davacının hizmet alacağı bulunup /bulunmadığı, bulunuyor olması halinde miktarının tespitine yönelik dosyaya işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişi tayin edilmeli ve davacının haklılık durum ve oranının açıklığa kavuşturulması için rapor alınmalıdır. Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin yukarıda açıklanan sebeplerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yaptıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2019/635 Esas, 2021/73 Karar sayılı ve 02/02/2021tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/38873, K. 2018/6205, T. 17.09.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-38873-e-2018-6205-k-98ebf6b279ac