Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/2
- Karar No
- 2017/1
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1651 Esas KARAR NO: 2025/500 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2021 NUMARASI: 2017/379 Esas, 2021/429 Karar DAVA: ALACAK (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/03/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında düzenlenen protokoller ile, davalı ... AŞ'nin müvekkili ...'ye ait Radyo - Tv verici - Aktarıcı istasyonlarında GSM baz istasyonları tesis ettiğini ve protokolde belirlenen ücretler karşılığında bu istasyonların enerji, kule, kapalı alan vb altyapısından faydalandığını, 2005 yılında Telsim varlıklarının ...'a geçtiğini, protokolün 7.3. maddesi uyarınca, davalının yararlanmayı talep ettiği verici istasyonlarına ilişkin olarak, montaja başlamadan önce yaptığı survey çalışmasını TRT'ye sunması ve TRT'nin onayını takiben montaja başlaması ve tahsis ücretlerini TRT'ye ödemesi gerekirken, müvekkili kurumun bazı bölgelerinde, müvekkilinden izin alınmaksızın ve bilgi verilmeksizin alt yapısından yararlanıldığını ve herhangi bir ücret ödenmediğini, izinsiz olarak kullanılan tahsis ücretlerinin ödenmesi amacı ile davalı yana tebliğ edilen 17.149,75 TL (KDV hariç) fatura tutarının ödenmediğini ileri sürülerek KDV hariç 17.149,75 TL'nin anapara tutarına fatura tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; alacağın iki yıllık zamanaşımı süresinde talep edilmediğini, altyapısının izinsiz kullanıldığını ileri süren davacının iddia ettiği GSM istasyonlarının varlığı, bunların hangi tarihte kurulduğu, hangi tarih için alacak talep edildiği ve fatura içeriklerinde bulunan faizlerin neye göre istenildiği gibi hususları açıklamadığını, müvekkilinin kayıtlarında davacıya ilişkin herhangi bir borç bakiyesi bulunmadığını, alacağı kabul etmemekle birlikte fatura alacağına dahil olunan faizin haksız olduğunu, faiz talep edilebilmesi için müvekkilinin temerrüde düşürülmesi gerektiğini, müvekkiline ait tüm GSM istasyonlarının 2006 yılında ... AŞ'ye devredildiğini, aradan 11 yıl geçtikten sonra dava açılmasında ve gecikme faizi talep edilmesinde davacının müterafik kusuru bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının fatura konusu hizmeti verdiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği, taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davacının tek taraflı olarak düzenleyerek defterine kaydettiği faturanın alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığı, davacının alacağın varlığını ispata yarar başkaca delilde sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili kurumun Hatay-Hassa Verici İstasyonlarının kurumun izni ve bilgisi dışında davalı şirket tarafından kullanıldığını, davalıdan talep edilen altyapı kullanım bedelinin hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında alacağın mevcudiyetinin tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacı kurumun 06.12.2016 tarihli fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında; tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, 06.12.2016 tarihli faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, ancak anılan faturaya davalının ticari defter ve kayıtlarında rastlanmadığı belirtilmiştir.Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 187/1 maddesi]. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, HMK’nın 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/13-597 E. 2020/501 K. Sayılı kararı) Dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222/2 fıkrası; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü düzenlemektedir. Alacağının varlığını ve miktarını ispat yükü davacıya ait olup davacı, fatura konusu hizmeti verdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır. Fatura akdi ilişkiyi, mal teslimini ya da hizmet alımını tek başına kanıtlayamaz. Davacının sadece kendi ticari defterlerine dayanarak davasını ispat ettiği kabul edilemez. Somut davada, davaya konu fatura davalı defterlerine işlenmiş değildir. Davacı fatura konusu hizmeti verdiğini ispat etmelidir. Davacı sadece kendi defterlerine dayanarak fatura konusu hizmeti verdiğini de ispatlayamaz. O halde davacının takibe konu fatura konusu hizmeti verdiğini ispatlayamadığı gözetildiğinde, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/379 Esas, 2021/429 Karar sayılı ve 08/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.27/03/2025