Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/190 E. 2015/190 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/190
Karar No
2015/190
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1428 KARAR NO:2024/1208 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :15/05/2024 ESAS NO:2022/725 KARAR NO:2024/295 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/10/2014 KARAR TARİHİ:02/10/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile .... Şti arasında 06/02/2013 tarihinde tanımlanan zaman (18 hafta) ve mekanda ilgili kurulum, uygulama, proje yönetimi, destek ve bakım hizmetlerini sağlamak amacıyla ... Lisans ve Uygulama sözleşmesi imzalandığını, davaya konu yazılım için müvekkil Şirket tarafından davalı tarafa toplamda 90.824,45 USD ödeme yapıldığını, ilgili fatura ve belgeleri ekte sunduklarını, tanınan ek sürelere ve çekilen ihtarlara rağmen davalı tarafın 18 hafta içerisinde yapması gereken yazılımın teslimatını yapmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin teslim edilmeyen ürün nedeniyle davalı tarafa ödemiş olduğu bedellerin iadesi için .... sayılı dosyası ile takip başlattığını, sözleşmede kararlaştırılan 18 haftalık süre sonunda davalı şirkete Aralık 2013 tarihine kadar ek süre verildiğini, müvekkil şirkette çalışan uzman kişiler ve davalı ... şirketi ile gerçekleştirilen 30 Ekim 2013 tarihli toplantı esnasında yapılan incelemeler sonucunda sözleşmeye konu işin 2014 yılı içerisinde dahi bitmeyeceğinin taraflarca tespit edildiğini, sözleşme ile planlanan entegrasyon işlemleri, kullanıcı eğitimleri ve en önemlisi teknik destek modülü üzerinde yapılması gereken çalışmaların dava tarihi itibariyle dahi başlamadığını, müvekkil şirket çalışanların davalı şirketin her türlü taleplerini yerine getirdiğini, kendilerinden istenilen her konuda yardımcı olduklarını, sadece bu yazılım ile ilgilenmek üzere özel danışmanlarla dahi anlaşıldığını, projede önemli olan sorunların davalı tarafa iletilmesine rağmen giderilemediğini, davalı şirket sahibi ...'ın 21 ekim 2013 tarihinde göndermiş olduğu maille projenin çalışır durumda olmadiğini kendisinin beyan ettiğini, müvekkili şirkete projenin teslimi yapılamamasına rağmen ve şirketin izni olmaksızın müvekkili şirketi referans gösterek yazılımın satışını başka şirketlere yapılmaya çalışıldığını, müvekkili şirketin davalı tarafa sözleşme ile kararlaştırılmış olan bedellerin tamamını süresinden önce avans şeklinde ödemelerle gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle haksız itirazın iptalini, takibin devamını, kötü niyetli borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkil şirkete her ne kadar tebligat yapılamadığından bahisle T.K. m.35 göre "... Beşiktaş/İstanbul" adresine dava dilekçesi tebliğe çıkarıldığını, sundukları Ticaret Sicil Gazetesi suretinden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin adresinin " ... Şişli/İstanbul" olup mahkememizce çıkarılan tebligat adresine "Şişli/İstanbul" yerine "Beşiktaş/İstanbul" yazılmış olduğundan yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, bu sebeple daha önce T.K. m.35'e göre yapılan tebliğin usulüne uygun olmadığını, davacı tarafın yazılımın süresinde teslim edilmemesine karşın davalı müvekkile 90.824,45 USD ödeme yapıldığını iddia etmişse de bu durumun gerçekle bağdaşmadığını, davacı tarafın sözleşme tarihini 06/02/2013 olarak bildirmişse de sözleşme tarihinin 28/12/2012 olduğunu, davalı ...'un tüm edimlerini yerine getirdiğini ve taraflar arasından teslim tutanaklari düzenlendiğini, davacı şirketin yönetimini değiştiğini ve ... ile çalışmak istemediklerini bildirdiklerini, bu sebeplerle iş bu davanın reddi ile davacının dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece "Dava; sözleşme gereğince edimin ifa edilmediği iddiası ile davacı tarafça ödenen bedelin tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkememizin 17/10/2018 tarihli, 2014/1256 Esas, 2018/919 sayılı kararında; davanın reddine karar verildiği, davacı tarafın itirazı üzerine, Mahkememiz dosyası İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2020/910 Esas, 2022/1104 sayılı kararı ile kaldırılmakla, mahkememize tevzi olmuş, mahkememizin 2022/725 Esasına kaydedilerek yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir. Huzurdaki davada; taraflar arasında 06/02/2013 tarihinde tanımlanan zaman (18 hafta) ve mekanda ilgili kurulum, uygulama, proje yönetimi, destek ve bakım hizmetlerini sağlamak amacıyla ... Lisans ve Uygulama sözleşmesi imzalandığı hususunda çekişme bulunmamaktadır. Mahkememizde uyuşmazlığın esası taraflar arasındaki sözleşme gereğince hizmetin yapılmaması nedeniyle davacının alacak istemi oluşturmaktadır. İstanbul 4. Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/190 esas 2017/540 Karar sayılı dosyasında dosyamız davalısı ... ŞTİ'nin dosyamız davacısı ... A.Ş'den 7.348,72 USD ve 2. 804,00 USD bedelli iki adet fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptalini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Mahkememiz dosyası ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaların aynı ticari ilişkiden kaynaklanan taraf sıfatları farklı olsa da aynı ticari temel ilişkiye dayalı alacak iddialarını haiz olduğu görülmüştür. Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2020/910 Esas, 2022/1104 karar sayılı ilamı gereğince kaldırma kararı üzerine davacı taraf ticari defter ve kayıtları incelenerek davaya konu alacak isteminin yerinde olup olmadığının denetimi yapılmıştır. Yukarıda özetle yer verilen mahkememiz denetimine açık, hükme esas alınmaya elverişli Mali bilirkişi ...'nin 30.03.2023 tarihli raporunda davacı tarafın davalıdan alacaklı değil bilakis borçlu olarak bulunduğu yönünde inceleme yapıldığı, bu hususun aynı ticari ilişkinin irdelendiği İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/190 esas 2017/540 Karar sayılı ilamı ile de örtüşüğü görülmüştür. Davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı itirazlarında İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/190 esas 2017/540 Karar sayılı dosyası ile iş bu davanın birbiriyle ilişkisi bulunmadığı ifade edilmiş ise de aynı sözleşme kapsamında kesilen faturalara dayalı olarak davalı tarafça açılan itirazın iptali davası olduğu ve eldeki davadaki haklılık değerlendirmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği aşikardır. Davacı tarafça salt ticari defter ve kayıtlar üzerinden yapılan incelemenin davanın çözümünde etkisinin bulunmadığı sözleşmenin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi gerektiğinden bahisle rapora itiraz etmiş ise de; Kural olarak fatura, yalnız başına ticari davalarda da delil olarak kullanılamaz. Ancak faturaların sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin olması nedeniyle bu özelliği gereğince TTK 21/2. Maddesi gereği ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'' bu düzenlemeye göre bir sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeden sonra düzenlenen faturanın tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde fatura içeriği kabul edilmiş sayılır. ...Tacir sıfatını haiz olmanın bir takım sonuçları bulunmaktadır. TTK 18/2. Maddesine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü vardır. Nitekim TTK 21/2. Maddesi de tacir sıfatına sahip olmanın getirdiği hak ve yükümlülüklere ilişkin olup somut uyuşmazlıkta doğrudan uygulanması gereken bir maddedir. Her ne kadar davacı tarafça defterlerde yer alan fatura ve kayıtların davanın çözümüne etkili olmadığı ifade edilmiş ise de; TTK 21/2. Maddesinde yer alan kanuni karine olmakla birlikte adi kanuni karine niteliğinde olan, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasının aksinin ispatı yazılı delil, ticari defter veya yemin vasıtasıyla mümkün olabilir. Davacının ticari defter ve kayıtlarında yer alan faturalara göre davalı tarafa borçlu olduğu tespit edilmekle birlikte itiraz edilmeyen faturaların içeriğini kabul etmiş sayılacağının aksini ispatlar yönde yazılı delil sunulamamış, dava dilekçesinde yemin deliline de başvurulmamıştır. Bilakis davacının faturaları defterine itirazsız kaydettiği görülmekle sözleşme konusu işin teslim alındığı hususunun kabulü gerekmektedir.İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E.2015/190 K.2017/540 sayılı kesinleşen kararında da davaya konu edime ilişkin kesilen faturalar nedeniyle işbu dosyada davacı ... borçlu olduğu kesinleşen mahkeme ilamı ile sabit olmakla taraflar arasındaki edimin yerine getirildiğinin kabulünün gerektiği sabit olmakla davacının rapora itirazlarının da reddinin gerektiği anlaşılarak davanın reddine' karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Davadaki talebimiz; müvekkil şirket tarafından davalıya ödenen 90.824,45 USD bedelin, taraflar arasındaki sözleşme gereğinin ... tarafından ifa edilmemesi nedeniyle, iadesi talebidir. Yani davalı ... tarafından gereği gibi ifa edilmeyen hizmet nedeniyle Müvekkil Şirket sözleşmeden beklediği menfaati elde edememiştir. Yerel Mahkeme tarafından yapılması beklenen iş; davacı ve davalı arasındaki sözleşmeden beklenen menfaatin gerçekleşip gerçekleşmediği, edimi ifa yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin tespitinin yapılması, işin özünde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin irdelenmesi gerektiğinden; salt ticari defter ve kayıtlardaki faturaların itirazsız şekilde kaydedilip kaydedilmediği hususuna bakılarak karar verilmesi yerinde değildir. sözleşme uyarınca ifa beklenirken, düzenlenmiş olan faturalara itiraz/iade süresi de geçmiş olup, tarafımızca bu yöntemlere başvurulamamıştır, karşı taraf ayıplı ifasından dolayı sebepsiz zenginleşmiştir. Kaldı ki dosya içeriğinde yer alan ve yazılı delil başlangıcı niteliğindeki mail yazışmalarından da görüleceği üzere, davalı şirket yetkilisi, programın düzgün çalışmadığını yani hizmetin gereği gibi ifa edilemediğini ikrar etmektedir. O halde, Yerel Mahkeme tarafından talebimiz doğrultusunda hizmetin gereği gibi ifa edilip edilmediği noktasında bilirkişi raporu aldırılmamış olması, davanın esasını çözümlemeye yetmeyen salt defter incelemesi yapılarak kayıtlar üzerinden hazırlanan bilirkişi raporu ile karar verilmesi, hukuka aykırı olup söz konusu kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerekmektedir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/190 E.2017/540 K Sayılı kesinleşen dosyası bu davada aleyhe nitelikli kesin delil sayılarak karar verilmiştir. Bu durum hukuka aykırıdır.İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/90 E. Sayılı dosyası, Davalı ... tarafından, 7348,72 USD ve 2804,00 USD bedelli iki adet faturadan kaynaklanan alacak ile ilgili olarak İstanbul Anadolu ... İcra ... E Sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasıdır. Yani işbu davada, ... tarafından yalnızca 2 adet fatura davaya konu edilmiş ve işbu iki faturadan dolayı alacak/borç ilişkisinin tespiti yapılmıştır. Oysaki Sayın Mahkemenizde görülmekte olan davamız; müvekkil şirket tarafından davalıya ödenen 90.824,45 USD bedelin, taraflar arasındaki sözleşme gereği ... tarafından ifa edilmemesi nedeniyle iadesi taleplidir. Müvekkil Şirket ile ... Şirketi Arasındaki Sözleşme Hükümleri Değerlendirilmemiştir. Sözleşme Hükümleri Çerçevesinde Bilirkişi İncelemesi Yapılması Gerekirken Tarafları Tacir Olan Bir Sözleşme; Tamamen Görmezden Gelinerek Karar Verilmiştir. faturaya itiraz edilmemesi, fatura konusu mal ve/ya hizmetin teslim/ifa sonucunu doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemiş olsa dahi, malı teslimi/işin yapıldığı hususu ispata muhtaçtır. Ancak Yerel Mahkeme vermiş olduğu kararında Yargıtay İçtihatlarının da aksine; faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesini; davalı tarafın üzerine düşen edimi yerine getirdiği yönünde yorumlanmıştır. Bu husus açıkça hukuka aykırıdır. bu hususta ispat yükü davalıya düşmektedir. Tarafımızca Sayın Mahkemenize sunulan delil dilekçesi ile 3 adet tanık bildirilmiş olup tanıklarımızın hiçbiri dinlenmemiştir. Edimin ifa edildiğini ispat yükü davalıda olmakla beraber, yine de tanıklarımızın adreslerine tebligat çıkarılarak dinlenmelerini talep etmişsek de, tanıklarımız da Yerel Mahkeme tarafından dinlenmemişlerdir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili, davalı ile ... Lisans ve Uygulama Sözleşmesi imzalandığını, davalıya toplam 90.824,45USD ödeme yapıldığını ancak davalının yazılımı teslim etmediğini, taraflarınca sözleşmenin feshedildiğini beyan ederek ödenen bedellerin iadesi için başlatılan takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf ise sözleşme gereğince ödemelerin hakediş usulü olduğunu, davacıya hizmet sunulduktan sonra faturaların düzenlendiğini, hizmetin verildiğine dair teslim tutanaklarının düzenlendiğini, davacının bir kısım faturaları ödemediğini, hakkında takip başlatıldığını, davacının yönetimi değiştikten sonra kendileri ile çalışmak istemediklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece ilk kararda ''Somut olayda uyuşmazlığın davalı tarafın anılı sözleşmeler gereğince teslim borcunu ifa edip etmediği, davacının edimin ifa edilmediği iddiası ile bedelin iadesi isteminde haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile inceleme icrası yönünde ara karar tesis edilmiş ise de davacı şirket tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür. Ayrıca taraflar arasında görülüp karara bağlanmış olan ve davalı yanın davacıya karşı ikame ettiği İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/190 esas, 2017/540 karar sayılı 17/07/2017 kesinleşme tarihli dosyası incelendiğinde; davalının işbu davada lisans ve uygulama sözleşmesine dayalı olarak faturaya bağlı alacak istemini ileri sürdüğü, anılı mahkeme tarafından her iki şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme icra eden bilirkişi raporunun temin edildiği, hizmet bedeline ilişkin davalı yanın düzenlemiş olduğu faturaların her iki şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, böylece sözleşmeye dayalı fatura konusu hizmetin davalı tarafça davacıya verildiği ve davalının davacıya hizmet verdiği hususlarının ispat edilmiş olduğu, anılı mahkeme yargılamasının aynı taraflar arasında, aynı sözleşme ilişkisine dayalı olarak yürütülmekle kararın kuvvetli delil niteliğini haiz olduğu, davacının hizmetin (projenin) teslim alınmadığına yönelik iddiasının ispata muhtaç kaldığı ve tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı anlaşılmakla'' gerekçesi ile dava reddedilmiştir.Davacı vekili istinaf itirazında, bilirkişinin müvekkili şirkete ulaşmaya çalışmayıp görevini ihmal ettiğini, yerinde inceleme yapması gerektiğini, güncel iletişim bilgilerini araştırmadığını, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, kuvvetli delil kabul edilen dava dosyasında faturaların farklı olduğunu ve emsal teşkil etmeyeceğini beyan etmiştir.Dairemizin 2020/910 Esas, 2022/1104 sayılı kararı ile ''Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Bu haliyle uyuşmazlıkta, davacı tarafın mahkemece belirlenen ve kanunun açık hükmü uyarınca belirlenen şekilde ticari defterlerinin incelenmediği ve savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu somut olayda; tarafların ticari defterlerinin incelenmesi konusunda öncelikle usulüne uygun ve hangi dönemleri içeren hangi dönem/dönemler ilişkin ticari defterlerinin incelenmesi konusunda açık ve belirsiz olmayacak şekilde ara karar ihdas edilmesi, inceleme günü belirlenerek taraflara tebliği, talep halinde mali müşavir bilirkişiye HMK'nun 278/4 maddesi uyarınca yerinde inceleme yetkisi verilmesi, akabinde tarafların şirket merkezi olarak belirtilen ve defterlerinin bulunduğu adrese gidilip ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişiye inceleme yaptırılması, ayrıntılı ve denetimine elverişli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir.'' gerekçesi ile karar kaldırılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf itirazında bulunmuştur.Taraflar arasında imzalanan 06/02/2013 tarihli ... Lisans ve Uygulama Sözleşmesinin ilk sayfası ve ödeme takvimi dosyada mevcut değildir. Sözleşmenin ilgili maddeleri şu şekildedir. ''...'NİN sözleşmede belirtilen ve işin gereği olarak üzerine düşen yükümlülükleri haklı bir sebep olmaksızın zamanında yerine getirmemesi ve/veya ödemelerin yapılmaması halinde, durumu MÜŞTERİ'ye email ile bildirir. 15 gün içinde yapılmaması durumunda ek süre sağlanması için karşılıklı görüşmeler başlatılır. Bu ek süre sonunda halen MÜŞTERİ tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda bu kontrat altındaki sorumluluk ve yükümlülüklerden muaf olacaktır..., yazılımın kurulumundan itibaren 60 gün süre ile, canlıya geçen sistemin dağıtım ya da aktivasyonundan dört hafta sonra kabul testlerinin tamamlanmasını, ekte belirtilen adam/gün bedelle değişken ya da EK-1'de belirtilen aylık bakım bedeli karşılığında yerinde kapsamlı destek vermeyi ve yazılımın iş, dizayn ve materyal konusunda kusurlardan arındırılmış olması konusunda MÜŞTERİ tarafından talep edilmesi halinde destek olmayı garanti eder. Sorumluluk Sınırları Ödeme konusundaki özel düzenleme ayrı olmak üzere, Taraflardan birinin, bu kontrat ile oluşan sorumluluklarını yerine getirmemesi durumunda ya da bu kontratın maddelerini ihlal etmesi halinde diğer taraf bu durumu yazılı olarak bildirilmeli ve otuz (30) iş günü içinde düzeltilmesini istemelidir. Eğer ihlal edilen maddeler otuz (30) iş günü içerisinde düzeltilmez ise kontrat yukarıda belirtilen periyodun bitiminden sonra verilecek yazılı bildirimden on beş (15) iş günü sonra sona erdirilebilir. Yazılım Lisans Ücreti MÜŞTERİ, ...'a bu sözleşme ve Ek-1 belirtilen ödeme takvimi dahilinde lisanslı Yazılım ve kurulum/uygulama ücretlerini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.MÜŞTERİ, ödemelerin ödeme takviminde belirlenmiş olan vadelerde, tam ve eksiksiz olmasının önemini kabul eden müşteri, ödemelerin belirtilen vadede gerçekleşmemesi halinde yapılacak ihtar ardından temerrüde düşmüş sayılcağını ve bu sözleşmede temerrüde bağlanan hüküm ve sonuçları peşinen kabul etmiştir. Vadesi belirli olan borçların vadenin gelmesiyle bile temerrüde düşmesi ancak yapılacak ihtarın sonkasında mümkün olacaktır. Ödemeler PEŞİN'dir. Vadeli ödemeler sözleşme gününde Müşterinin kendi kurumsal ÇEK karşılığında ile ödeme takvimine ve miktarına göre, Peşin ödemeler ise EFT ya da günlük ÇEK yolu ile yapılır. MÜŞTERİ, vergileri, banka transfer ücretleri (ve eğer var ise diğerlerini de) ödemekle yükümlüdür. Faturalar..., MÜŞTERİ'yi ekler de belirtilen takvime sadık kalarak belirtilen tutarları faturalayacak ve MÜŞTERİ, aşağı durumları göz önüne alarak ödemeleri gerçekleştirecektir. İ.Yazılım Lisans Ücreti Faturaları, fatura tebliğ tarihinden itibaren yirmi (20) gün içinde ödenecektir. İi.Kurulum/Uygulama servisi faturaları, fatura tebliğ tarihinden itibaren otuz (30) 3 gün içinde ödenecketir. İii.Masraf faturaları ve yukarıdakiler dışında kalan diğer faturalar, fatura tebliğ tarihinden itibaren onbeş (15) gün içinde ödenecektir. ..., MÜŞTERİ'ye ait tüm faturaları önce soft copy olarak email ile gönderecektir. ...gönderim sonrasında mutabakat sağlandıktan sonra fatura düzenlenecek ve kargo ile müşteriye gönderecektir.Ödeme vadesi nedeniyle yapılan ihbara rağmen temerrüde düşülmesi halinde, temerrüde düşülen miktara sözleşmede belirtilen vade tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan avans faizi oranında gecikme faizi uygulanacaktır. ... tarafından, Müşteriye 10 iş gününü geçemeyecek bir süre verilerek ödenmesi gereken meblağ bildirilir. Müşteri bu ihtar üzerine vadesi gelen bakiyeyi ve temerrüt faizini kendisine verilen süre zarfında ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.''Davacı taraf davalıya gönderdiği Üsküdar ... Noterliğinin 31/10/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile; sözleşme uyarınca bakım bedellerinin kabul sonrasında ödenmesi gerektiğini, davalı tarafça sözleşmeye uygun teslimat yapılmadığı için kabul aşamasına geçilemediği, sla hizmet bedelini ödeme yükümlülüklerinin olmadığını, ... nolu 01/09/2013 tarihli 2.376USD+KDV bedelli ve ...nolu 01/09/2013 tarihli 6.304USD+KDV bedelli faturalar tebliğ edilse de projeye işlerlik kazandırılmadığı için ödemelerin askıya alındığı, yükümlülüklerin tebliğden itibaren 30 gün içinde yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin sonra erdirileceği ihtar edilmiştir. Üsküdar ... Noterliğinin 09/12/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile; davacı tarafından sözleşme feshedilmiş ödenen toplam 90.824,45USD nin ödenmesi ihtar edilmiştir.Davacı taraf, ayrıca taraflar arasındaki mail yazışmalarını, raporları vs belgeleri delil olarak ibraz etmiş, tanık listesi sunmuştur.Davaya dayanak... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 90.824,45 USD diğer asıl alacak (207.415,80 TL) ve 1.030,61 USD geçmiş gün faizi (2.353,60 TL) olmak üzere toplam 91.855,06 USD (209.769,40 TL) (1 USD = 2,2837 TL) alacağın takip tarihinden itibaren (fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talepe ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) işleyecek %9,50 yüksek mevduat faizi (USD) ile takip başlatıldığı, davalı takip borçlusunun borca ve borcun ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/190 esas, 2017/540 karar sayılı kararında davalının davacıya karşı açtığı itirazın iptali davasında; ''Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan lisans ve uygulama sözleşmesi kapsamında, davacının 01/09/2013 tarih ve ... sıra nolu, 7348,72 USD bedelli, 01/09/2013 tarih ... sıra nolu, 2804,00 USD bedelli iki adet faturadan kaynaklanan alacak ile ilgili İstanbul Anadolu.... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında davalı şirket hakkında icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durduğu, davacının iş bu dava ile itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, mahkememizce her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, takibe konu olan faturaların her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturanın her iki tarafın da defterlerine işlenmiş olmasının fatura konusu işin yapıldığı anlamına geldiği (Yarg. 19. H.D. 01/03/2005 T. 2004/7898 E. 2005/2012), taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında düzenlenen faturalara süresinde itiraz edilmeyerek deftere işlenmesinin faturalara konu hizmetin alındığı hususunun ispat edilmiş sayıldığı, itiraz edilse bile deftere ihtirazi kayıt konmadan işlenmesi ve faturaların iade edilmemesi nedeniyle sonucu değiştirmeyeceği, faturanın düzenlenmesinden sonraki tarihe ilişkin davalının davacıya, davacının defterlerine göre 11793,95 TL, davalının defterlerine göre ise 24451,21 TL ödeme kaydı bulunduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde, takibe konu fatura bedellerinin teslim ediminin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenmediği hususunda beyanı dikkate alındığında, fatura tarihinden sonra yapılan ödemelerin cari hesaptaki diğer faturalar için yapıldığını kabul etmek gerektiği, davalı tarafın kendi ticari defterlerine göre davacıya 20841,85 TL borçlu göründüğü, davacının 22290,20 TL asıl alacağını davalının ticari defterlerine göre ispatladığı,'' gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 17/07/2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir.Mahkemece alınan mali bilirkişi raporunda özetle;. Davalının, ticari defter ve belgelerinin bulunduğu adresi bildirmediği dosyası üzerinden tespit edilmektedir. davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmiş olup takip tarihi itibariyle davalıya 10.242,70 USD+ 4.645,01-TL borçlu olduğu tespit edildiği, 2013 yılından itibaren dava tarihine kadar olan davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davalıdan USD tutarlı 8 adet ve 101.067,70 USD fatura ve TL tutarlı 3 adet 4.645,01-TL fatura aldığı ve herhangi bir itiraz olmadan ticari defterlerine kaydettiğinin tespit edildiği, öte yandan davacının davalıdan aynı dönemde 90.824,45 USD ödemede bulunduğu tespit edilmekle mevcut ödeme neticesinde davacının davalıya 10.242,70 USD+ 4.645,01-TL borçlu olduğunun tespit edildiği rapor edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı kararında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır...Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). ...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.Somut olayda; davacının davalıdan USD tutarlı 8 adet ve 101.067,70 USD fatura ve TL tutarlı 3 adet 4.645,01-TL fatura aldığı ve herhangi bir itiraz olmadan ticari defterlerine kaydettiği tespit edilmiştir. Davacı taraf, hizmet almadığı halde ödediği fatura bedellerinin tahsilini talep etmektedir.Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği gibi davalının tanzim ettiği faturaların tamamının, davacı ticari kayıtlarında yer aldığı, davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere söz konusu faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan faturaların içeriğinin ve fatura içeriğine dahil bedelinin sözleşmeye aykırı düzenlendiği karine olarak davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Davacı taraf iddiasını ispatlamak için yazılı deliller ve tanık listesi sunmuştur. Mahkemece davalı tarafından hizmetin verilip verilmediği hususunda tüm deliller kapsamında teknik inceleme yapılmaksızın, davacının tanıkları dinlenmeksizin, tarafların arasında imzalanan sözleşme maddeleri değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece sözleşmenin eksik sayfası ve ekleri temin edilip, tanıklar dinlendikten sonra yazılım uzmanından ve kök rapor sunan mali bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sözleşme maddeleri kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğinden; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/725 E. 2024/295 K. Sayılı 15/05/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/190, K. 2015/190, T. 27.06.2003, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-190-e-2015-190-k-b484634fdde6