Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/553 E. 2020/435 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/553
- Karar No
- 2020/435
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/532 KARAR NO: 2024/734 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/10/2020 NUMARASI: 2014/553 E. - 2020/435 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı ... bank T.A.Ş müvekkili ... hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... ve ... esas sayılı dosyaları ile toplamda 110.473,00-TL'lik icra takibi yaptığını, takiplere dayanak yapılan çeklerin çalıntı olduğunu, imzanın da müvekkili tarafından atılmadığını, çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını imza incelemesi neticesinde kanıtlanacağını, davalılar borçlarının olmadığını, çalıntı olan bu çeklerle ilgili İznik Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/350 soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduklarını, bununla ilgili takibatın devam ettiğini, açıklanan nedenlerle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyalarında belirtilen 110.473-TL'lik çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının tespiti ile davalılara borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılması nedeniyle %40 oranında kötü niyet tazminatının da davalılardan alınmasına, çeklerin alınmış olduğu ... Bank T.A.Ş ... 4. Levent/İstanbul her bir çek için ödenen 1.405-TL'nin de davalılardan alınarak taraflarına verilmesini, uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılmasına, mahkeme harç ve masrafların avukatlık vekalet ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...bank A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süre yönünden reddini talep ettiklerini, davacı-borçlu takip konusu çeklerin çalıntı olduğunu, bahsi geçen savcılığa müzekkere yazılarak müracaatın ve hangi çeke ilişkin olduğunun sorulmasını talep ettiklerini, davacı- borçlu dava konusu çeki keşideci sıfatı ile imzaladığından diğer davalının ise çekte ciro imzası bulunduğundan iyi niyetli hamil 3. Şahıs sıfatındaki müvekkili bankaya karşı menfi tespit davasının açtığını, davacı-borçlunun hukuki yararının olmadığını, davacı yanın ciro edilen çekin gasp edilen iddiasının somut deliller ile kanıtlanmasının gerektiğini, müvekkili banka iyiniyetli hamil bulunduğundan işbu haksız ve mesnetsiz somut delilere dayandırılmayan davanını reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle işbu haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile %10 para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; dava konusu ...,,, ..., ... ve ... seri numaralı 3 adet çekin keşideci imzasının davacıya ait olmadığı, davalılarla arasında herhangi bir ticaretin bulunmadığı, her ne kadar davalılardan ... birbirine bağlı ciro silsilesi ile çeki iktisap etmiş ise de sahtecilik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceği ve davacının bu çekler nedeniyle davalılara borçlu olmadığı değerlendirilmekle davanın kabulüne ve dava devam ederken icra tehdidi altında İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davacı tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakla, bu dosya yönünden istirdat talebinin kabulüne, davalının takipte kötü niyetli olduğu hususunda kanaat oluşturacak bir delil olmadığından davacının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, temlik eden ...bank yönünden artık davada taraf olmadığı değerlendirilerek bu davalı yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde ayrıca çek bedeli talep etmiş ise de, bu talep yönünden harçlandırma yapılmadığı, harcın sadece 110.473.00 TL icra takibi için yatırıldığı ve belirtildiği, her ne kadar bu talep yönünden 13. celse de feragat dahi edilmiş ise de, usulünce harçlandırma yapılmadığı ve bu suretle usulünce açılan bir dava olmadığından, bu talep göz ardı edilmiş ve karar verilmemiştir. Davalı ... bank yönünden red kararı verilmiş ise de, davacının davalıya karşı dava açmakta kusuru bulunmadığı anlaşıldığından bu davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiş ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuşlardır." gerekçesi ile karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından davaya konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığına kanaat getirilmiş olsa da dosyada mevcut üç bilirkişi raporundan sadece bir raporda çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığının belirtildiğini, rapora itirazları dikkate alınmadan yalnızca bu raporun hükme esas alınmasının eksik inceleme neticesinde hatalı hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini, imza incelemelerinin genellikle fotokopi belgeler üzerinden yapıldığını, davacının farklı tarihlerde farklı imzaları bulunduğu için davaya konu çeklerin keşide tarihleriyle yakın tarihlerdeki imzalarının arasında mukayese yapılması gerektiğini, davacının imzalamış olduğu emsal evraklar olabilecek çeklerin ilgili Bankalarda celbi ile mukayese yapılmak üzere farklı bir rapor alınması gerektiğini, imza kıyasları arasında çok büyük benzerlikler olduğu gerekçesiyle yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, Dosyada mevcut üç bilirkişi raporundan sadece bir tanesinde davaya konu çeklerdeki imzaların Davacıya ait olmadığının belirtildiği, o raporda da esas olarak; Davacının farklı tarihlerde farklı imzaları kullandığı, çekler üzerindeki imzalar ile mukayese evraklardaki imzaların başlangıç kısımlarının ve bazı özelliklerinin benzer olduğu ancak bitiş noktasında bazı ufak farklılıkların bulunduğunun tespit edildiğini, -İlk Derece Mahkemesi tarafından yalnızca davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığı yönünde hüküm tesis edilmiş olmasının eksik inceleme neticesinde hatalı hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini, tesis edilen ara kararda, Diğer Davalı olan çek lehtarı ... Tic. Ltd. Şti'nin ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiğini, bilirkişinin ise şirketin bildirilen adreste bulunmaması sebebiyle diğer Davalının defterlerini inceleyemediğini ve bilirkişi tarafından bu hususta bir rapor tanzim edilemediğini, Mahkeme tarafından herhangi bir adres araştırma yaptırılmaksızın doğrudan şirketin paravan şirket olduğuna kanaat getirildiğini, adres araştırılması yapılmasa bile Şirketin bağlı bulunduğu Vergi Dairesine müzekkere yazılmak suretiyle şirketin defter kayıtlarını tutan muhasebecisinin kimlik bilgilerinin tespitiyle, şirkete ilişkin ticari defterlere de erişim sağlanabilecekken bu hususun da İlk Derece Mahkemesi tarafından gözetilmeyerek doğrudan şirketin paravan şirket olduğuna kanaat getirilmesinin eksik inceleme neticesinde hatalı hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini, -Davacı borçlunun ticari defterlerinin incelendiğini, inceleme neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda, çek bedelleri toplamının Davacının incelenen yıllara ait mal alış-satış tutarı toplamının üzerinde olduğu ve Davacı ile ... arasında mal alış-satış faturasına rastlanmadığı gerekçesiyle taraflar arasında bir ticari ilişkinin olmadığına kanaat getirildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği davacının ticari defterlerine yansımayan bir ilişkiden kaynaklanabileceğini , yalnızca çek bedellerinin Davacının ticari defter hacminden fazla olması sebebiyle taraflar arasında bir ilişkinin var olmadığından bahsedilmeyeceğini, taraflar arasında herhangi bir para transferinin olup olmadığının tespiti amacıyla Bankalara da müzekkere yazılması talep edildiğini , ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından rapora ilişkin itirazlarınını gerekçesiz bir şekilde reddolunarak taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığına kanaat getirildiğini, Davacı tarafından Diğer Davalı ile arasında ticari ilişkinin var olmadığının usulüne uygun olarak ispat edilemediği ve davaya konu senetlerin kambiyo senedi vasfına haiz olduğu göz önünde bulundurulduğunda kambiyo senedinin mücerretliği ilkesi gereği Davanın reddine karar verilmemiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, -Davacı taraf dava dilekçesinde davaya konu çeklerin çalıntı olduğunu ve imzalarının Müvekkiline ait olmadığını iddia etmekle beraber dava konusu çalıntı çekler hakkında İznik Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını ve soruşturmanın ... numaralı dosyadan yürütüldüğünü beyan ettiğini, Mahkemece soruşturmanın akıbetinin dikkate alınmadığını, davaya konu; 10/12/2012 keşide tarihli "..." çek numaralı, 30.711,28-TL bedelli, 15/02/2013 keşide tarihli "..." çek numaralı, 39.861-TL bedelli, 16/03/2013 keşide tarihli "..." çek numaralı, 39.901-TL bedelli çeklerin, keşide tarihlerinin arasında uzunca zaman olması, çek bedelleri itibariyle küsuratlı ve birbirlerine yakın bedeller olması, ibraz süresi içerisinde bankaya ibraz edilmiş olmaları ve farklı tarihlerde ibraz edilmiş olmalarına rağmen her üç çek hakkında çalıntı iddiasıyla verilmiş bir tedbir kararının bulunmamış olması ve bu sebeple de çekler hakkında birbirinden farklı tarihlerde ibraz üzerine karşılıksız işleminin yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda Davacı tarafın çek defterinin çalıntı olduğu iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın kabulü yönündeki kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, imza inkarına dayalı açılan menfi tespit davasıdır. Dosyada 13/04/2016 tarihli Adli Tıp Kurumunca hazırlanan raporda, davaya konu çeklerdeki imzaların Davacının eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediği şeklinde görüş bildirildiği, 18/10/2016 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor neticesinde de davaya konu çeklerdeki imzaların Davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bir beyanda bulunmanın mümkün olmadığı şeklinde görüş bildirildiği, 22/03/2018 tarihli Mahkemece oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda ise; Davacının farklı tarihlerde farklı imzaları kullandığı, çekler üzerindeki imzalar ile mukayese evraklardaki imzaların başlangıç kısımlarının ve bazı özelliklerinin benzer olduğu ancak bitiş noktasında bazı farklılıkların bulunduğu bu sebeple de çekler üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığı şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Kural olarak, imzası inkar edilmeyen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Ancak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 Esas,2006/31 Karar sayılı kararı). Bu durumda senetteki imzanın kesin olarak davacıya ait olduğunu kanıtlamakla yükümlü olan davalı olup, raporlardaki kesin sonuca varılmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İmzanın davacıya ait olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı). Mahkeme huzurunda alınan örneklerin geçerli ve yeterli olduğu, incelenen belgeler arasında asıl belgelerin de bulunduğu, bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak yapıldığı, incelenen belgelerin yeterli olduğu, yapılan incelemenin yeterli olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, hükme esas alınan, bilirkişi raporunda imza incelemesine Mahkemece davacının imza örneklerinin getirtildiği, imza örneklerinin senet tarihine yakın ve uzak tüm tarihleri içerdiği, Yargıtay uygulamalarına uygun bilirkişi incelemesinin yapıldığı, senet üzerindeki imzanın sahteliğinin mutlak defi olması, davaya konu çekteki imzanın davacıya ait olduğunun kanıtlanmasına ilişkin ispat yükünün davalıya ait olması ancak imzanın davacıya ait olmadığına dair yeterli bilirkişi tespiti ve tek taraflı davalıya ait ticari defter ve kayıtlara dayanılamayacağı karşısında, davacının davalıya dava konu çekten dolayı borçlu kabul edilemeyeceği, davalı tarafça istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazlarının mutlak defi karşısında sonuca bir etkisinin bulunmadığı, vergi dairesi kayıtları ve ticari defter ve kayıtların aradaki ticari ilişkiyi kanıtlamak için yeterli olmadığı, nüfus cüzdanı kaybına ilişkin kayıtların çek keşide tarihinden önce olduğu, somut olayda davacı kendi imzasının sahteliğine dayandığından mutlak defi niteliğindeki iddiasını herkese karşı ileri sürülebileceği anlaşıldığından davalı ... A.Ş vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarih ve 2014/553 E. 2020/435 K. sayılı kararına karşı davalı ... A.Ş vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.523.21-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.880,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.64241-TL harcın davalı ... A.Ş'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024