Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/1589 E. 2020/738 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/1589
- Karar No
- 2020/738
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/689 KARAR NO: 2024/958 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/10/2020 NUMARASI: 2014/1589 E. - 2020/738 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, dava dışı ... Tic. A.Ş'nin %10'ar oranında paydaşı olduklarını, 14.06.2012 tarihine kadar müvekkillerinden ... yönetim kurulu başkanlığı, ...'un başkan vekili görevini yaptığını, bu tarihte müvekkillerinin yönetim kurulu üyeliğinden hukuka aykırı şekilde uzaklaştırıldıklarını ve yönetim kurulunda davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'ın yer aldığını, 19.07.2012 tarihli olağanüstü genel kurulda bu üyeler haricinde ..., ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, ... ve ...'ın istifalarının ardından yönetim kurulu üyeliğine 02.01.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile ...'un getirildiğini, 31.04.2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda yapılan seçim sonucunda ... Tic. A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin ..., ..., ..., ... ve ...'ın getirildiğini, yöneticilerin kusurlu ve kasıtlı işlemleriyle şirkete zarar verdiğini, ... tarafından ... Tic. A.Ş. 'ye fatura edilmesi gereken alacakların fatura edilmediğini, bu bedelin davalıların ortağı oldukları ... kalmasını sağladıklarını, ... Şirketinin 1995 yılında ..., ... ve ... tarafından, ... jeneratörün kurucu ortağının müvekkillerine duyduğu güven nedeniyle jeneratör üretimi faaliyetinden elde ettiği karlılığı artıracak şekilde jeneratörlerin satış ve servisini yapmak amacıyla kurulduğunu, Türkiye çapında tüm bayilerin ... çatısı altında toplandığını, 2009 yılında müvekkillerinin gayretleri sonucunda şirkettin 2.000.000 TL'nin üstünde kar elde ettiğini, ... 2011 Aralık ayında vefatı sonrasında ... Jeneratörün diğer hissedarları arasında sorunlar çıktığını, çoğunluk pay sahiplerinin elde edilen karı müvekkilleriyle paylaşmamak için müvekkillerini yönetimden uzaklaştırdıklarını, yönetim kurulunun 14.06.2012 tarihinde müvekkillerine haber verilmeden diğer üyeler ile toplanarak 2012/A-l ve 2 sayılı kararlar ile ... ve ...'un görevlerinden alınmalarına, ... ve genel müdür yardımcısı olan diğer müvekkillerinin görevlerinden alınmasına karar verildiğini, bu karar ile 19.07.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun Bakırköy 15.ATM'nin 2013/146-153 karar sayılı ilamı ile tespit edildiğini, ... Jeneratör ile ... Güç Sistemleri arasında akdedilen 31.03.2011 tarihli "Distribütörlük Sözleşmesi" ile ... Sistemlerinin, ... Jeneratörün Türkiye'deki tek yetkili satıcısı olduğunu, sözleşmeye ile ... Sistemlerinin, ürettiği ya da üreteceği tüm ürünlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde pazarlaması satışı, montajı ve servisi konularında distribütörlük verildiğini, buna göre yurt içindeki jeneratör satışlanmn ... Sistemleri tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği, ... Jeneratörün kendi başına yurt içine satış yapma hakkının bulunmadığını, satış türüne bağlı herhangi bir ayrım söz konusu olmaksızın doğrudan müşteriye yapılan satışların yanı sıra kamu kurumlarının ihalelerinde de aynı usulün izlenmesi gerektiğini, ancak ... Güç Sistemlerinin sicil ve kapasite raporu gibi belgelere sahip olmaması nedeniyle bu kamu ihale işlemlerin doğrudan yapılamadığını, ... Güç Sistemlerinin esas sözleşmesinde jeneratör üretimi yapmasını engeller bir düzenleme olmadığından, aslında jeneratör üretimi yaparak bu belgeleri alması mümkünken ... duyulan güven nedeniyle bu belgelerin alınmasına ihtiyaç duyulmadığını, bu güven ortamı sebebiyle satış ve sonrası servis hizmetlerinin ... Güç Sistemleri tarafından yapılmasına rağmen, kağıt üzerinde işlemlerin ... Jeneratör tarafından gerçekleştirilmiş gibi faturalandırıldığı bir sistemin benimsendiğini, iki şirket arasındaki işleyişte ... Güç Sistemlerinin işlemlerini gerçekleştirdiği tüm satışların şirketin SAP sisteminin CRM modülünde kayıt altına alındığını, ancak satış aşamasına gelinerek satışı yapacak firma olarak sistemde ...Jeneratörün seçilmesi ile birlikte sipariş RF modülünde aktarılmadığını, bu nedenle ancak ... Sistemlerinde kurulu SAP sisteminin CRM modülünün incelenmesiyle hangi satışların aslında ... Güç Sistemleri tarafından gerçekleştirilmesine rağmen ... Jeneratör tarafından fatura edildiğinin anlaşılabileceğini ileri sürerek davalıların kusurlu hareketleriyle ... Tic. A.Ş.'ye verdikleri zararın tespiti ile şimdilik 50.000TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkillerinin dönem dönem yönetim kurulu üyesi olduğu ... A.Ş.'nin ... Tic. A.Ş. şirketinin 31.03.2011 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca tek satıcısı olduğunun iddia edildiğini, davacılar tarafından dayanak gösterilen distribütörlük sözleşmesi 1 yıllık olup 31.03.2012 tarihinde sona erdiğini, feshedilmiş bir sözleşme dayanılarak talepte bulunulamayacağını, ... Güç Sistemlerinin zarara uğratıldığı iddiasının, anılan şirketin üretici firmanın tek yetkili satıcısı olmasına rağmen ihraç kayıtlı satışlar ve kamu ihalelerine ilişkin satışların yasal zorunluluk nedeni ile üretici firma tarafından yapıldığı ve bedelin üretici ... Jeneratöre edilerek ... Güç Sistemlerinin zarara uğratıldığının iddia edildiğini, dava dilekçesinde ... Güç Sistemlerinin ihraç kayıtlı satış yapamadığı ve kamu ihalesine katılamadığının ikrar edildiğini, ... Güç Sistemleri ile üretici arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin başlangıçta, şirketlerin ortaklık yapılarının benzerlik göstermesi nedeni ile tüm satışların ... Güç Sistemleri tarafından yapılacağı şeklinde imzalanmasına rağmen ihraç kayıtlı satışlar ve kamu ihalelerine ilişkin satışların hiçbir zaman ... Güç Sistemleri tarafından gerçekleştirilmediğini, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin imzalanmasından sonra gerek yasal zorunluluk gerekse de taraflar arasındaki anlaşma nedeni ile ihraç kayıtlı satışlar ile kamu ihalelerine katılımın her zaman üretici firma tarafından gerçekleştirildiğini, davacıların yönetici olduğu dönemlerde de ... Güç Sistemlerinin ihraç kayıtlı satışlar ve kamu ihaleleri nedeni gelir elde etmediğini, davaya taraf olmayan üretici firmanın ticari defterlerinin bu davada incelenemeyeceğini, davacıların, zarara uğradığı iddia edilen şirketle aynı alanda başka şirketlere ortak olması nedeniyle ... A.Ş'nin defterlerinin sadece uyumazlık konusu dönemi ilişkin kısımlarının incelenebileceğini, davacıların daha önce ... Tic. Ltd. Şti. Unvanlı şirketi kuruduklarını, bu davadaki amacın, müvekkili şirketin ticari sırlarının bu şirkete aktarılması olduğunu, 31.10.2012 tarihinden öncesine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 2012 mali yılında görev yapan yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan davanın TTK'nın 558. maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açılmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacıların tamamı sözleşmenin imzalandığı tarihte yönetimdedir. Davalılardan ..., ... ... 2011-2014 yılları arasında yönetim kurulu üyesidir. Buna karşılık, ..., ..., ... 2012-2014 yılları arasında, ..., ... 2012 yılında, ... 2013 ,2014 yılında yönetim kurulu üyesidir. Davalı yöneticilerin sorumluluğundan söz edebilmek için birinci koşulu şirketin zarara uğramasıdır. Dava dışı ... Aş’nin 2011 yılında 34.246,39 TL kar, 2012 yılında 514.767,94 TL kar elde ettiği; 2013 yılında 76.310,58 TL zarar ve 2014 yılında da 4.847.347,19 TL zarar ettiği tespit edilmiştir. Şirketin özkaynağı 2011 yılında 3,8 milyon,2102 yılında 5.4 milyon, 2013 yılında 5.1 milyon iken 2014 yılında çok yüksek zarar etmesi sonucu 350 bine düşmüştür. Şirketin zarar etmiş olması, şirketin kötü yönetimine ilişkin bir karine olabilir ancak TTK.nun 553. maddesine göre yöneticilerin kusurlu oldukları iş ve eylemlerin varlığı ortaya konmalı; kusurlu hareket ile zarar arasındaki illiyet bağı kurulmalı ve genel kurul tarafından bu eylem açık olarak ibra edilmemiş olmalıdır.Davalıların açıkça genel kurulda, bu davaya konu eylemleri oylanmamış, bu şekilde ibra kararı alınmamıştır. Bir diğer açıdan, davalıların ibra kararlarına ilişkin genel kurul kararlarının iptali de dava edilmemiştir. Davaya konu edilen iptal edilen genel kurul kararları da ibraya ilişkin değildir.Davalıların ibra edildikleri savunmaları bu sebeple yerinde değildir. Dava dışı ....AŞ’nin 2013 yılından Sonra özvarlığını büyük oranda yitirdiği, diğer bir deyişle zarara uğradığı sabittir. Bu zararın davalıların kusurlu hareketi ile oluştuğu ise net olarak ortaya konamamıştır. SAP ve CMR kayıtlarının ibraz edilmediği, bu kayıtlar incelenmedikçe hangi iş nedeniyle hangi faturanın kesilip kesilmediği, zararın ne olduğu ve kimin hangi eylemi nedeniyle doğduğunu tespit etmek de mümkün olmamıştır. Dava dışı şirketin sunması gereken SAP kayıtlarını önce ticari sır olduğu iddiası ile sunmamakta direnmiş, mahkemece tekrar bir bilirkişi heyeti oluşturulduğunda da şirketin değişen ünvanında yeni yetkilisi bilgisayarların satıldığı beyan etmiş, neticeten bu kayıtlar incelenmemiş, incelenme imkanı ortadan kaldırılmıştır. İspat yükünün davacılarda olduğu yasa ve içtihatlar gereği açıktır. Davacıların iddiaları ve sunulan deliller ile dosya kapsamında edinilen bilgi ve belgeler, mali yazışmaları davalıların eylemi ile zarar arasında illiyet bağını oluşturmaya elverişli ve yeterli değildir. Bu bakımdan bilirkişi heyetinin 07/02/2020 tarihli raporunda davalıların sorumlu olduklarına dair mütalaaların itibar etmek mümkün olmamıştır. Sırf şirketi zarar etmiş olması davalıların zarardan sorumlu tutulmalarına yeterli değildir. Hangi davalının hangi kusurlu eylemi ile ne kadar zarara uğrattığını ortaya koymak hüküm kurabilmek için net olarak ortaya konmalıdır. Ne var ki kusur ve illiyet bağını ortaya koyan delil bulunmamaktadır... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesi ve kararının TTK'nın 553. ve TBK'nın 112. maddesinde düzenlenen ve öğretide benimsenen sorumluluk ilkelerine aykırı olduğunu, şirket ile yönetim kurulu üyeleri arasındaki ilişkinin organ ilişkisi olması nedeniyle vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanabileceğini, yönetim kurulunun şirketi yönettiği sırada şirketin mal varlığında azalmaya sebep olması veya zarar verici olayın gerçekleşmemesi halinde mal varlığı durumu arasındaki farkın dikkate alınarak şirketin zararına neden olunabileceğini, şirketin uğradığı zararın şirket adına ödenmesini istendiğini ve bu tür sorumluluk davasında sözleşmenin nispiliği ilkesi ile tazminatın davacıya ödeneceğine ilişkin kurallardan farklı bir hukuki durumun bulunduğunu, TTK'nın değiştirilen 553. maddesinde sorumluğun doğabilmesi için, organların kusurlarıyla yükümlülüklerini ihlal etmelerinden söz edildiğini, ancak bu tür bir ispatın dava açan ortaklardan beklenemeyeceğini, anılan maddedeki düzenleme ile 6762 sayılı TTK'nın kusur düzenlemesi arasında bir fark bulunmadığını, isnat edilen sorumluluk nedenine göre akdin ihlali iddiasına ve dayanak sözleşmeden doğan sorumlulukta ispat yükünün yönetim kurulu üyelerinde olduğunu, haksız fiilden doğan bir sorumluluğa dayanılmadığı için ispat yükünün davacılara yüklenemeyeceğini, TBK'nın 112. maddesindeki kusur karinesinin TTK'nın 553. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi halinde, ispat yükünün davalılarda olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin bu davada kusurlarının bulunmadığını ispatlamaları gerektiğini, ancak bu şekilde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluktan kurtulabileceklerini, 6102 sayılı TTK da önceki düzenlemedeki kusur karinesini koruyacak şekilde düzenleme yapıldığını, davalıların 2012 yılından sonra yönetim kurulu üyeliği yaptığı süre içerisinde şirketin kardan zarara geçtiğini ve sonuçta müvekkillerinin pay değerlerinin düştüğünü, bilirkişi raporu ile belirelenen bilançodaki durumun dahi davalıların kasti hareketleri ile şirketin mal varlığını azaltmak amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini, yöneticilerin ağır kusurları ile değil kasıtları ile müvekkillerinin % 30 payını yok etmek için çaba gösterdiklerini, şirketin tüm defterlerinin ve dayanaklarının yönetim kurulu üyelerinin elinde olmasına ve mahkemenin sap kayıtlarının ibrazını emreden kararına rağmen, dürüst davranma kuralına aykırı şekilde kayıtların yok edilerek ibraz edilmediğini, davalılar ve vekillerinin delilleri kasten ibraz etmemesi nedeniyle iddialarını ispat etmemiş sayılmaları gerektiğini, SAP kayıtlarının önce ticari sır olarak nitelendirilerek sunulmadığını, mahkeme kararı üzerine bilgisayarla birlikte satıldığının iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların yönetim kurulu üyesi olduktan sonra oluşan zararın raporla belirlenmesine rağmen yöneticilerin sorumlu tutulmamasının hukuka tamamen aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili, dava dilekçesi ile aşamalardaki beyanlarında, müvekkillerinin dava dışı ...Tic. AŞ'nin ortakları olduklarını, müvekkillerinin % 30 oranında pay sahibi olduğu şirketin, 1995 yılında kurulduğunu, dava dışı ... AŞ.'nin kurucusunun müvekkillerine duyduğu güven nedeniyle, ... üretim faaliyetlerinden elde ettiği karlılığı artıracak şekilde jeneratör satış ve servisi için ... Güç Sistemleri şirketinin kurulduğunu, taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesi ile ... Güç Sistemleri şirketinin, ... Jeneratörün ürettiği ürünlerinin içerisindeki Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki pazarlama, satışı, montajını üstlendiğini, kamu ihalelerine katılma şartlarındaki şartlar nedeniyle, ... Güç Sistemlerinin bu satışları ... Jeneratör üzerinden gerçekleştirdiğini ve tarafların nakit akışı ve paylaşımlarını SAP adlı yazılım sistemi üzerinden takip ettiklerini, yöneticilerin ... Güç şirketine ait olması gereken bedelleri tahsil etmeyerek şirketi ve pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ileri sürerek belirsiz alacak davası şeklinde talepte bulunmuştur.İlk derece mahkemesince, şirket zararının belirlenmesi için dava dışı şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 24.07.2017 tarihli raporda, şirketin herhangi bir zararının bulunmadığı, 31.03.2011 tarihli distribütörlük sözleşmesi kapsamında dava dışı şirketler arasında alım satım ilişkisinin kurulduğu, sözleşmede satışı gerçekleştirilen ürünler üzerinden herhangi bir prim yada hak ediş hesabı yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığı, ... Güç Sistemlerinin defterlerinin incelenmesinde, üretici firmadan alınan ürünlerin % 15-20 karlı bir şekilde satıldığı, ancak ... Güç şirketinin bilgisayarlarındaki SAP yazılımında yer alan CRM ve RF modüllerindeki kayıtların ticari sır oluşturması nedeniyle ibraz edilmediğinden inceleme yapılamadığı belirlenmiştir. Rapora itiraz üzerine mahkemece, şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak yerinde inceleme kararı verilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen 07.11.2018 tarihli raporda, ticari defterler incelenmiş ancak SAP sisteminde yer alan CRM ve RF modüllerindeki bilgilerin ticari sır oluşturduğu sebebiyle verilmemiştir. Mahkemece bu modüller üzerinde de inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi kurulunca düzenlenen 07.02.2020 tarihli raporda, belgelerin incelenemediği belirlenmiştir. Anılan raporda yönetim kurulu üyelerinin kusursuz olduklarını ispatlamadıkça TTK'nın 553.maddesi gereğince sorumlu oldukları kabul edilmiş ve dava dışı şirketler arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşme kamu ihalelerine ilişkin düzenleme bulunmadığı, kamu satışlarına ilişkin gelirin ne şekilde paylaşılacağına ilişkin sözleşme veya protokol bulunmadığı, ancak şirket yetkilileri arasındaki yazışmalardan ... Güç şirketinin ... Jeneratör tarafından üretilen ürünlerin yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerinin organize edilmesi, ihraç kayıtlı satışların sınıflandırılması, satışlara aracılık edilmesi gibi işlemler sonucu ... Güç Sİstemlerinin alacağı doğduğuna ilişkin bir teamül bulunduğu, dava dışı şirketler arasında sözleşmenin sona erdiğine ilişkin bir fesih beyanı bulunmadığı belirlenmiştir.Dava dışı ... Jeneratör ile ... Güç Sistemleri arasında düzenlenen 31.03.2011 tarihli bir yıl süreli distribütörlük sözleşmesinin en az 30 gün önceden taraflarca fesih edilmemesi halinde aynı şartlarda birer yıl uzayacağı, sözleşmenin süre maddesinde kabul edilmiştir. Anılan özleşmenin konusu üreticinin fabrikasında ürettiği veya üreteceği tüm ürünlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde pazarlanması, satışı, montajı ve servisi konularında distribütör olan ... Güç şirketi tek yetkili olarak belirlenmiştir. Türkiye sınırları üzerinde başka bir kişiye distribütörlük verilmeyeceği ancak üreticinin ürünlerin yurt dışında pazarlayabileceği ve buna ilişkin hizmetleri verebileceği kabul edilmiştir. Bunun dışında sözleşmede alınacak komisyon ve gelirlere ilişkin bir madde bulunmamaktadır. Sözleşmede kamuya yapılacak ihaleli satışların ... Jeneratör tarafından distribütör adına yapılacağı kararlaştırılmamıştır. Eldeki uyuşmazlıkta öncelikle TTK'nın 553. maddesi gereğince, sorumluluğun ne şekilde değerlendirilmesi ve ispat yükünün kimde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay 11.HD'nin 18.04.2019 tarih ve 2018/1398 E. 2019/3160 K. Sayılı ilamında ve bu ilama dayanak olana Dairemizin 2017/686-910 E. K. Sayılı ilamında belirlendiği üzere, TTK'nın 553. maddesi uyarınca, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Buna maddede, "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 6335 S.K.-26.06.2012/m.28) "kusurlarıyla" ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz " düzenlenmesi bulunmaktadır. Davalılara atfedilen eylemler, 2012 yılı Ağustos ayı sonrasına ilişkin olup, 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır. Dosyada yönetim kurulu üyesi olan davalıların kusurlarıyla şirketin zarara uğramasına neden olduklarına dair somut ve inandırıcı belge ve delil sunulamamıştır. Eski TTK' da ispat yükü davalı olan yönetim kurulu üyelerinde iken, Yeni TTK' da ise ispat yükü davacı taraftadır. Davacı, davalıların kusurlu olduklarını, şirketin uğradığı zararın davalıların kusurlu eylem ve işlemlerinden kaynaklandığını ispat edememiştir. Yargıtay 11.HD'nin 2016/3725 E- 2017/5626 K.sayılı, 23.10.2017 tarihli kararında da belirtildiği üzere, TTK'nın 553.maddesindeki sorumluluk kusur sorumluluğu olup, salt zararın kanıtlanması sorumluluk için yeterli olmayıp, ayrıca davalıların kusurlarıyla şirkete zarar vermiş olduklarının kanıtlanması gerekir. Somut olayda, şirketin bilanço zararının bulunmasına karşın bu zararın davalıların kusurlu eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Davalıların, bir kısım kayıtları ibraz etmemesi dürüstlük kuralına uygun değil ise de; belgelerin saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle, yapılacak bir incelemede sonuç alınamayacağı değerlendirilmiştir. Esasen bilirkişi kurulunca belirlendiği üzere dava dışı şirketler arasındaki sözleşmede de üretici olan ... Jeneratör tarafından üretilen ürünlerin, ... Güç Sisteminin bir kısım belgelerinin eksik olması nedeniyle, kamu idarelerine ihale ile yapılacak satışların, distribütörlük veren tarafından yapılması ve tarafların paylaşımlarının SAP sistemi üzerinden takip edilmesine ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır. Davacıların yönetici olduğu dönemde, kamuya yapılan satışlardan ... Güç Sistemlerinin pay aldığı kanıtlanmamıştır. Yargıtay 11 HD'nin 04.10.2023 tarih ve 2022/3366 E.- 2023/5602 K. Sayılı ilamında da TTK'nın 553. maddesi uyarınca kusuru ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve davacı tarafça, davalının kusurunun belirlenmediğinin kabul edilmesi karşısında, ilk derece mahkemesince yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli olup, davalıların kusurları ile dava dışı şirkete zarar verdiklerinin kanıtlanmadığı, bilanço zararının tek başına tazminat sorumluluğu için yeterli olmadığı ve kusur ve yöneticilerin sorumluluğundan kaynaklı gerçek zararın usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 06.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.