Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/1359 E. 2020/30 K. – Haksız Rekabetin
Konu: Haksız Rekabetin Tespiti Önlenmesi Ve Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/1359
- Karar No
- 2020/30
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Rekabetin Tespiti Önlenmesi Ve Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1823 KARAR NO: 2023/1959 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/01/2020 NUMARASI: 2014/1359 E. - 2020/30 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat ve Haksız Rekabetin Tespiti Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın 02.02.2000 ile 31.08.2013 tarihleri arasında müvekkili şirketin İzmir ofisinde grup müdürü olarak çalıştığını ve şirketin müşteri sırlarına vakıf olduğunu, İzmir ofisinin müşterileri ilişkileri ile tüm süreçleri diğer davalılarla beraber yürütüğünü, davalının işten ayrıldıktan sonra müvekkili ile aynı alanda çalışan davalı şirkette çalışmaya başladığını, yeni işinde müvekkilinin müşterilerine yönelerek teklifler sunarak daha iyi fiyat verileceğini ve davacı şirketin müşterilerine hak ettiği hizmeti vermediğini söyleyerek müvekkili şirketi kötülediğini, görüşülen tüm müşterilerin davalı ... tarafından kendilerine teklif sunulduğunu belirttiklerini, başkalarını veya onların iş emtialarını, ürünlerini kötülemenin TTK'nın 54 ve 55. maddelerinde haksız rekabet olarak tanımlandığını, müvekkilinin müşterilerine komisyonsuz veya daha düşük bedelli poliçe teklifleri sunulduğunu, bedelsiz hizmet verme yönünde yanıltıcı teklifler yapılarak ticari ortamın bozulduğunu; davalı ...'ın 01.11.2005 ile 14.11.2013 tarihleri arasında müvekkilinin İzmir bölgesi hasar operasyonlarını yürüttüğünü, davalı ...'ın ise 15.05.2008 ile 06.06.2014 tarihleri arasında aynı şekilde İzmir acentesinde hasar operasyonlarını yürüttüğünü, müvekkili ile ... arasında düzenlenen 03.02.2014 tarihli iş sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlemesi bulunduğunu, sözleşmedeki hükme rağmen bu davalının işten ayrılarak davalı şirkette işe başladığını ve müvekkilinin eski müşterisi olan ... şirketine gönderdiği mesaj ile poliçe teklifi sunduğunu, müşterinin kabul etmemesine rağmen ısrarla davalı şirket adına teklif gönderdiğini, davalıların müvekkiline ait ticari sırları yetkisiz kallanmaları ve ifşa etmesinin haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalıların eylemlerinin tedbiren durdurulmasına, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili, savunmasında özetle; müvekkillerinden ... hakkındaki iddiaların haksız olduğunu ve müvekkilinin davacı şirketi kötülemediğini, haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunmadığını, piyasa koşullarına uygun faaliyette bulunduğunu, davacı şirketin kaybettiği müşterilerine ilişkin endişelerini bu şekilde bertaraf etmeye çalıştığını, bu süreçte davacı şirketin birçok müşterisinin başka şirketlerle çalışmaya başladıklarını, davalı ... hakkındaki iddiaların mesnetsiz olduğunu ve hiçbir kanıt sunulmadan dava açıldığını, davalı ...'ın ise haksız rekabet oluşturacak veya müşteri kaybı yaşatabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, davacının kaybettiği müşterilere ilişkin bir kısım bilgileri yanlış verdiğini, bir kısmını ise hiç vermediğini, daha önce davacıdan poliçe alan bir kısım müşterilerin sigorta sektöründeki şartlara göre davalı şirket aracılığıyla sözleşme yapmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu şirketlerin bir kısmının tek yetkili broker tayin ettiklerini, bir kısmının her hangi bir haksız rekabet bulunmadan davalı ile çalışmaya başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin haksız rekabet oluşturan eylemi bulunmadığını, müvekkilinin yanlış ve yanıltıcı olarak davacının hizmetleri, fiyatları, faaliyetleri ve ticari işlemleri hakkında kötüleyici beyanda bulunmadığını, şirket veya çalışanlarının davacıya yönelik kötüleyici, gereksiz yere incitici yada davacının itibarını düşürücü veya gerçek dışı bir beyanda bulunmadıklarını, diğer davalıların da davacı şirketin müşterilerini ayartıcı bir işlemlerinin bulunmadığını, komisyonsuz veya düşük primli müşteri alınarak davacının müşterilerinin yanıltıldığının belirtilmesine rağmen hangi müşterilerinin yanıltıldığının açıklanmadığını, müvekkili veya çalışanlarının davacı şirketin müşterilerini arayarak davacıyı veya emtialarını kötülemediklerini, sunulan Yargıtay kararının somut olaya uygun olmadığını, davacı şirketin bazı müşterilerinin müvekkili ile çalışmaya başlamasının Anayasa ile korunan çalışma ve sözleşme özgürlüğünün bir gereği olduğunu, özellikle sigorta brokerliği işinde müşterilerin, hak ve menfaatlerini en çok koruyan şirketlerle çalışmak istediklerini, müvekkilinin saldırgan satış yöntemi benimsemediğini, davacının müşterilerin bazı poliçelerinin müvekkilince yapılmadığını, bir kısmının ise ihale ile alındığını, müvekkilinin, davacı şirketin çalışanlarını ayartmadığını, davacı şirketin bilgilerinin müvekkili şirket ve çalışanlarınca müvekkilinin iktisadi amaçları için kullanılmadığını, müşteri bilgilerinin sigorta şirketleri tarafından doğrudan yada dolaylı yollarla hukuka uygun şekilde elde edildiğini, çalışanların bilgi ve tecrübelerinin yeni çalışanın emrinde kullanılmasının haksız rekabet niteliğinde olmadığını, manevi tazminatın sonradan artırılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 24/04/2018 tarihli Kök Rapor’da da belirtildiği üzere sigortacılık sektöründe sigortalıların başka sigorta aracılarına geçmesinin olağan bir durum olduğu; sigorta aracıları arasında müşteri geçişlerinin tek başına haksız rekabet nedeniyle oluştuğunun iddia edilemeyeceği; dosya kapsamında davalıların davacıyı kötülediğine dair herhangi bir kanıt olmadığı anlaşılmış ve bu kanaat mahkememizce de dosya kapsamına göre yerine görülmüştür. ... tarafından düzenlenen ek rapor başlıklı raporda da belirlendiği üzere davacı Şirket’ten ayrılarak davalı şirkete geçen müşterilerin Davacı Şirket’in hizmetlerinden neden memnuniyetsiz kaldıklarını tanıkların genelde belirtemediği, ihale ile kazanılan hizmet sözleşmelerinde serbest piyasa koşullarına göre bir haksız rekabetin varlığına dair delil ve emareye rastlanılmadığı, davalıların kötüleme ve işçi ayartma yoluyla haksız rekabet eylemi içinde olduklarına dair delil ve emare bulunamadığı, davalı ... İle ilgili şahsa yönelen bir itham ve delile rastlanmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan bu değerlendirmelerin tanık beyanları ve taraflarca yapılan işlem ve eylemlere uygun olduğu ve işbu raporun bu kısımlarının hükme esas alınmaya elverişli olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca yine raporlarda belirlendiği üzere dava dilekçesinde davalılar ... ve ... ile ilgili isnatlara karşın davacı tarafından dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı tespit edilmiştir.Diğer davalı gerçek kişi ... ile ilgili sunulan E-posta mesajlarında ise, davalının temasta bulunduğu, davacı müşterisi ulan dava dışı ... şirketinin yine davacı müşterisi olarak kaldığı görülmüştür. Nihai olarak davacı müşterilerinin haksız rekabet eylemleri nedeniyle davalı şirket’e geçtiği ispatlanamamış olup, ilk raporu sunan bilirkişilerin ayrık rapor(ek rapor) larında da belirtildiği üzere, Sigorta satın alma hizmeti şirketlerin üst düzey yöneticileri tarafından genellikle doğrudan temin ya da ihale yöntemiyle alınmaktadır. Düzenlenen teklifler şirket yöneticileri tarafından kararlaştırılarak en ideal poliçenin satın alınması yoluna gidilmektedir. Karar alma süreçlerinin profesyonel yöntemlere ve maksimum fayda elde etmeye yönelik olduğu, 'ayartma-kötüleme' olarak nitelendirilebilecek yöntemlerden kolaylıkla etkilenebilecek düzeyde olmadığı da bilinen bir gerçektir. Dava dosyasında yer alan sigortalıların büyük ölçekli ve kurumsal şirketler olduğu hususu da dikkate alındığında 'ayartma-kötüleme' yöntemlerinin karar alma süreçlerinde haksız rekabet yaratacak düzeyde etkili olamayacağı 'yönündeki görüşe değer verilip, bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda haksız rekabetin varlığına dair görüşlere itibar edilmeyerek...' gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalıların, müvekkil şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başlamalarının akabinde, müvekkilin müşteri portföyündeki bazı firmaların davalı şirkete geçtiğini, davalı ...'nın müvekkilinin Ege Bölgesi Genel Müdürü olarak görev yaptığını ve çalıştığı dönemde müşteri portföyü ile ticari sırlara vakıf olduğunu, görevi itibariyle işçileri sevk ve idare eden konumunda bulunduğunu, davalı şirkete geçtikten müvekkilin müşteri portföyüne ilişkin bilgileri davalı şirketle paylaştığı için sır saklama ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini; Davalı ... ile davacı arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunmasına rağmen, ayrılma sonrası aynı faaliyetleri davalı şirkette yapmaya devam ettiğini, bazı müşterilere sosyal medya hesabından ayartma olarak tabir edilebilecek ısrarcı nitelikte müteaddit kereler mesaj göndererek bağlantı sağladığını; Davalılardan ...'ın da İzmir Bölgesinde hasar operasyonlarını yürüttüğünü, müşterilerin haftalık hasarlarının toplanması, sigorta şirketleri ile irtibat, müşterilerle iletişim görevlerini gerçekleştirmesi nedeniyle müşteri portföyünü bildiğini, ayrılma sonrası bu ilgileri davalı şirkette kullanarak her üç davalının TTK'nın 55/1 (c) bendinde belirlenen haksız rekabeti oluşturduklarına, dinletilen tanıkların dahi yeni şirketi tercih etmelerinde davalıların yeni şirkette çalışmalarının etkili olduğunu belirttiklerin; Rekabet uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen ek raporda, müvekkilinin müşteri portföyüne ilişkin sahip olduğu bilgilerin davalı şirkete aktarması sebebi ile ...’ın, müşterilerin ayartılması nedeniyle davalı ...'ın ve bu kişilere uygun çalışma ortamı hazırlaması nedeniyle davalı şirketin sorumlu olduğunun belirlendiğini, bilirkişice bu nedenle hesap yönünden diğer bilirkişilerden farklı olarak oluşan maddi zararların ve yoksun kalınan karın hesaplanması için ek mali inceleme yapılmasını istediğini, bilirkişi raporunda dava tarihinden sonra, davalı şirkete geçen şirketlerin hesap dışı bırakıldığını, ancak bu tarihten sonra geçen her müşteri için ayrı ayrı dava açılamayacağını ve haksız rekabetin temadi etme özelliği nedeniyle bu kişiler yönünden de hesap yapılması gerektiğini, 2014 yılından sonra oluşan kar ve müşteri kaybının davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinden kaynaklandığını, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Davacının iddiası TTK'nın 55/1.a.1, 1.a.5 ve 1.a.6 maddeleri kapsamında ileri sürülmüştür. Anılan maddelerde dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; başkalarını veya onların mallarını, işlerin, ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetleri, fiyatlarını, gerçeğe aykırı yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak yada üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek; seçilmiş bazı malları, iş ürünleri veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerinin kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerini veya faaliyetlerini benzer hacimde uygulanan tedarik fiyatının altında olması halinde yanıltmanın varlığını karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlemeye esas olur, filleri haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. TTK'nın 55/1.b maddesinde ise; sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik bir kısım haller haksız rekabet arasında sayılmıştır. Bu kapsamda; müşterilerin sözleşmeyi bozmaya yöneltilmesi, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine veya diğer yardımcı kişilere hak etmedikleri veya işleri ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltmek halleri de haksız rekabet olarak değerlendirilmiştir. Haksız rekabetin bulunması halinde açılacak davalar anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik faaliyetleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini ve haksız rekabetin men'ini talep edebilir. Somut olayda davacı tazminat talebiyle birlikte haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kararın ilanını talep etmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davacının, davalılar ... ile davalı ... hakkında somut bir haksız rekabet nedeni bulunmamaktadır. Bu kişilerin uzun süre davacı şirkette yetkili pozisyonunda çalıştıkları, ancak bir süre sonra işten ayrılarak aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başladıkları özellikle davalı ...'nın grup müdürü olarak çalışması nedeniyle işçiler üzerinde denetim yetkisinin yanı sıra, İzmir şubesinde müşteri tekliflerinin büyük çoğunluğunun bu kişi tarafından hazırlanması ve davacını müşteri portföyü bilgisine sahip olmaları nedeniyle, eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesinin açıklamalar kısmının 5. maddesinde, ... ve diğer davalıların, müşterilerin poliçe yenilenmesi sırasında davacı şirketten ayrıldıkları, davalı şirket için çalışmaya başladıkları, yeni poliçelerin davalı şirket adına yaptıkları, bu sırada da davacı şirkette kimsenin kalmadığını, davacı şirketten hak edilen hizmetin alınamayacağını belirterek davacıyı kötüledikleri, ayrıca komisyonsuz ve davacının tekliflerinden daha ucuz teklif sunulabileceğini belirterek, TTK'nın 54 ve 55. maddesinin 1.a.1, a.5, a.6. maddelerine aykırı davrandıkları ileri sürülmüştür. Dosyada bulunan davacı ve davalı tanıklarının beyanlarında bu davalıların davacı şirketin faaliyetlerinin kötüledikleri veya müşterilerinin ayarttıkları hususunda herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Davalı şirketin daha düşük bir teklif sunması halinin TTK'nın 55/1.a.6. maddesine aykırı olduğu akla gelse de sigorta ve mali müşavir bilirkişinin denetime elverişli raporu ile tanık beyanlarından, bu tür uygulamaların sigorta sektöründe yaygın olduğunun belirtilmesi nedeniyle belirtilen madde kapsamında haksız rekabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan davalı ... ile davalı şirketin davacı şirketin işçilerini haksız şekilde ayartarak çalışmalarını sonlandırdıkları hususu usulüne uygun delillerle kanıtlanmamıştır. Diğer iki davalının da davalı ...'nın etkilemesi ile davacı ile olan iş akitlerini sona erdirdikleri kanıtlanmamıştır. Davacı ve davalı şirketin faaliyeti alanları dikkate alındığında büyük ölçekli sigorta poliçelerinin düzenlenmesinde genel olarak müşterilerin daha ucuz teklif veren acentelerle çalıştıkları dosya kapsamındaki delil ve raporlardan anlaşılmaktadır. Davalı şirketin rekabet ortamını haksız şekilde bozmadan, kar marjını düşük tutarak teklif vermesi başlı başına haksız rekabet olarak değerlendirilemez. Davacı şirketin müşteri portföyünün usulsüz şekilde davalılar tarafından ele geçirildiği ve bu müşterilere karşı davacının ve emtiasının kötülendiği kanıtlanmamıştır. Davalı ... 'ın davacı şirkette çalıştığı, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunduğu ileri sürülmüştür. Ancak davacı TBK'nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan bir talepte bulunmamış ve buna ilişkin dava hakkını saklı tutmuştur. Esasen rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın ödenmesi halinde rekabet yasağı sözleşmesindeki sınırlama ortadan kalkacaktır. Bu davalıya yönelik iddialar dava dilekçesinin açıklamalar kısmının 8 vd. maddelerinde yapılmış olup, anılan davalının, davacının müşterisi olan ... şirketine gönderdiği e-posta ile poliçe yenilenmesinin davalı şirket aracılığıyla yapılması konusunda telkinde bulunduğu, müşterinin talebi kabul etmemesine rağmen ısrarla poliçe yenilenmesini talep ettiği belirtilmiştir. Dava dilekçesinin 13 ve 14.maddelerinde belirtilen e-postaların TTK'nın 55/1.b.3 maddesine aykırı olduğu belirtilmiş ise de belirtilen maddede işçileri, vekilleri ve diğer yardımcı kişileri, işverenlerin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek eyleminin haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Belirtilen maddede tanımlanan unsurun somut olayda gerçekleşmediği, devam eden kısımda TTK'nın 55/1.c.1,2,3. maddelerine aykırılık nedeniyle haksız rekabet oluşturulduğunun belirtildiği, ancak bu maddede belirlenen kendisine emanet edilmiş teklif ve hesap ve plan gibi iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, üçüncü kişileri ait teklif, hesap veya plan gibi iş ürünlerinden, bunların kendisine yetkisiz veya tevdi edilmiş olduğunu bilmesi gerektiği halde yararlanmak, uygun bir katkısı olmaksızın kendisine tevdi edilmiş iş ürünlerinden yetkisiz olarak yararlanmak eylemlerinin davalı tarafından işlendiğinin, usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı anlaşılmıştır. Bu davalı tarafından gönderilen e-postanın belirtilen maddelerdeki haksız rekabet niteliğinde olmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi yerindedir. Diğer yandan bu eylemin 55/1.d maddesinde belirlenen üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi niteliğinde de olmadığı, zira müşterinin bilgilerinin sadece davacıda olmadığı, davacı dışında da yasaya uygun şekilde poliçe yapacak müşterilerin bilgilerinin elde edilebileceği ve davalının TTK'nın 55.maddesinde sayılan haksız rekabet oluşturan hallerden herhangi birini kanıtlamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılarak rapor ve ek rapor alınmış olup, haksız rekabet hukuku alanında uzmanlığı bulunan bilirkişinin ayrı görüşte bulunması nedeniyle, raporlar arasında çelişki bulunduğu ileri sürülmüştür. Eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağının hukuki nitelendirme olması nedeniyle mahkemece delillerin değerlendirilerek karar verilmesi yerindedir. Mahkemece, bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte serbestçe ve hukuka uygun şekilde değerlendirilmiştir. Mahkemenin gerekçesi ve Dairemizce istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmalarının doğru şekilde nitelendirildiği, delillerin toplandığı, hukuki fiiller hakkında tanık dinlendiği, bilirkişi raporunun diğer delillerle birlikte takdir edilerek değerlendirildiği ve iddia edilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmama gerekçelerinin hukuka uygun şekilde değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 30.11.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.