Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/6432 E. 2013/9594 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/6432
- Karar No
- 2013/9594
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1081 KARAR NO: 2024/1269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET TARİHİ: 04/03/2021 NUMARASI: 2018/608 2021/363 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı arasında başlayan ticari ilişkinin, VIP yetkili servis sözleşmesi çerçevesinde, uzun süre devam ettiğini, bu sözleşmenin 2014 yılının aralık ayında sona ermesine rağmen davalının cari hesap borçlarını ödemediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun kötü niyetli olarak itirazı ile takibin durduğunu beyanla itiurazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı taraf her ne kadar VIP Yetkili Servis anlaşmasını fesih ettiğinden bahisle cari hesap borcunun ödenmesi için dava açsa da, müvekkili firmanın muavin defter kayıt ve bilançosuna göre müvekkilinin, davacı taraftan alacaklı bulunduğunu, bu nedenle davacının talep ve iddialarını kabul etmediklerini, davacının gönderdiği fesih ihbarlarına rağmen fesih tarihi olarak belirttiği 31.12.2014 tarihinden sonra müvekkili firma ile ticari ilişkiye devam ettiğini, ayrıca davacının muhtelif tarihlerde göndermiş olduğu cari hesap alacağına havi ihtarnamelerin birbirinden tamamen farklı ve çelişkili talepler ihtiva ettiğini, davacının VIP Yetkili Servis durumundaki müvekkili firmaya satın aldırtmış olduğu özel araç gereçler ve düzenlemelerin fesih sonucunda işlevsiz kaldığını ve zararlarına yol açtığını, bu durumdan kaynaklı karşı dava ve talep haklarının da mahfuz olduğunu beyanla davanın reddi ile haksız takip nedeniyle %20 inkar tazminatına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Taraflar arasında ticari ilişkinin her iki tarafın kabulünde olduğu, taraflar arasında yoğun bir şekilde ticari alış verişin olduğu ve cari hesap şeklinde ticari ilişkinin sürdüğü, uyuşmazlığın davacının cari hesap alacağının olup olmadığı hususunda olduğu, tarafların defter incelenmesinde kayıtlar arasında farklılıklar bulunduğu, BA-BS kayıtlarında da davalı lehine farklılık olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının kendi defterlerinde alacaklı görünmesine rağmen alacaklı olduğu davalı defterlerinde veya BA-BS kayıtlarında kayıtlı değildir. Bu husus bilirkişi tarafından ayrıntılı olarak incelenmiş ve hükme esas alınan raporunda ve eklerindeki belgelerde belirlenmiştir. Davacının sırf kendi defterlerinde alacaklı görünmesi alacağını ispata yeterli değildir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiş, davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine " karar verilmiştir İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davalı borçlu 2010, 2011, 2012, 2014 ve 2015 yıllarına ait yasal defterlerini ibraz etmediğini, müvekkil şirket ise ilgili seneler arasındaki tüm ticari defterlerini ibraz ettiğini, HMK'nun 222/3. Maddesinde yer alan düzenleme uyarınca bir tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde ticari defterlerini sunan taraf için defter kayıtları lehe delil olarak kabul edildiğini, bu kapsamda, davalı tarafın yasal defter ve belgeleri sunmamış olması müvekkil şirketin ticari defter kayıtlarını müvekkil şirket lehine değerlendirilmesi gerektiği sonucunu doğurarak asıl alacak yönünden müvekkil şirket alacağı da yasal olarak ispatlandığını, öte yandan müvekkil şirket ile borçlu şirket arasında imzalanan ve dosyada mübrez "VIP Yetkili Satıcılık Servis Sözleşmesi" kapsamında müvekkil şirket defter ve kayıtları münhasır delil kabul edildiğini, ilgili düzenleme davalı açısından bağlayıcı olup müvekkil şirket defter ve kayıtlarının aksini eşdeğer delille ispat etmek zorunda olduğunu, bilirkişi raporunda davacının, 2010-2015 seneleri arası kayıtları uyarınca davalıdan 5.631,66 TL alacak tutarı tespit edildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, yetkili servis sözleşmesi kapsamında cari hesaba dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının cari hesap ekstresine istinaden 5.631,66 TL asıl alacak, 1.127,33 TL TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.758,99 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması için inceleme günü tayin edilmiş, davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen rapor dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi raporunda özetle; " Davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davacı taraf lehine delil niteliği taşıdığı, davalının 2013-2016-2017 yıllarına ilişkin defterleri sunduğu, cari hesap dökümüne ilişkin 2010,2011,2012,2014,2015 yıllarına ait defterlerini sunmadığı, davacı ve davalı cari hesap dökümleri arasında hesap mutabakatı mevcut olmadığı davacı kayıtlarına göre 5.631,66 TL alacaklı görüldüğü, davalının sunduğu defterlere göre ise davalının davacıdan 40.114,40 TL alacaklı görüldüğü" tespiti yapılmıştır. Mahkemece, davalı tarafın itirazı üzerine davalının ticari defterleri ile BA-BS kayıtlarının incelenmesi için bilirkişiden ek rapor alınmış olup 20.11.2020 tarihli ek raporda özetle; " Davalı şirket merkezinde mahkemenin verdiği yetki ile yapılan inceleme neticesinde, davalı yana ilişkin 2015 - 2015 senesi defterleri incelenmiş olup, sunulan tüm defterlerin noter açılış ve yevmiye defterinin noter kapanış tasdiki süresinde yerine getirildiği, davacı ve davalıya ilişkin 2014-2015 seneleri muavin defter kayıtları karşılıklı olarak karşılaştırıldığı, neticede davacı kayıtlarında olup davalıda olmayan 39.681,96 TL kayıt ve davalı kayıtlarında olup davacıda olmayan 6.422,16 TL kayıt tespit edildiği, yukarıda da ayrıntılı olarak dökülmüş bulunan bu kayıtlara ilişkin olarak (davacının 2014 senesi açılış fişinden gelen 8.011,56 TL hariç tutulmak üzere) fatura ve irsaliye ise bunlara ilişkin belgeler ve ödemeye ilişkin belge ise makbuz dekont vs. belgelerin dosyaya sunulmasında takdir mahkemeye ait olacağı, bu belgelerin sunulmaması halinde, dosyadaki belgelerin şu haliyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı kanaatine varılmadığı, Ba-Bs formlarının karşılıklı olarak incelenmesi neticesinde, taraflar arasında 2010- 2015 seneleri arasında Ba-Bs formları arasında (KDV Hariç) çıkan 14.856,00 TL farkın davalı Sevimli firması lehine olduğu, Ba-Bs formlarından çıkan neticede, dosyanın şu haliyle dahi, yukarıda sonuç 2. Maddesindeki görüşü değiştirecek bir durum olmadığı" tespit ve görüşüne varılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık; taraflar arasında yetkili servis sözleşmesi kapsamındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağı bulunup bulunmadığına ilişkin olup, davacı yan kendi ticari defterlerine göre alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de davacının ticari defterleri tek başına alacağı ispat etmeye yeterli değildir. Nitekim davalı defterlerine göre, davalı, davacıdan 40.114,40 TL alacaklı görüldüğü, davacı kayıtlarında olup, davalıda olmayan 39.681,96 TL kayıt ve davalı kayıtlarında olup, davacıda olmayan 6.422,16 TL kayıt tespit edildiği, Ba-Bs formlarının karşılıklı olarak incelenmesi neticesinde, taraflar arasında 2010- 2015 seneleri arasında Ba-Bs formları arasında (KDV Hariç) çıkan 14.856,00 TL farkın davalı ... firması lehine olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar taraflar arasında düzenlenen 01/01/2010 tarihli sözleşmenin " Delil Anlaşması" başlıklı 13 maddesinde, taraflar arasında işbu sözleşme nedeniyle doğabilecek her türlü ihtilaf ...'ün defter ve kayıtları münhasır delil kabul edilerek çözüleceği, işbu hüküm HMK 193. Maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olduğu kararlaştırılmış ise de emsal Yargıtay emsal kararlarında, 6100 sayılı HMK’nin 193/2. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersiz olduğu, bir başka deyişle, delil sözleşmesinin varlığı diğer tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyeceği, bu durumda, tarafların defterlerinin karılaştırılarak davadaki iddiaların değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. "...Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 23/05/2013 tarih 2013/6432 E. 2013/9594 K. Sayılı ilamında "...Her ne kadar taraflar arasında imzalanan satın alma sözleşmesinin 5.maddesinde davalı defterlerinin ticari ilişkide geçerli olacağı kararlaştırılmışsa da, defter kayıtları dayanakları bulunmadıkça anılan sözleşme hükmü gereğince davalı lehine değerlendirilemez. Davalı tarafın defterlerinde kayıtlı alacağın dayanaklarını göstermesi, faturalarda belirtilen hizmetin verildiğini, alacağın varlığını kanıtlaması gerekir. Mahkemece bu konuda davalıya delilleri sorularak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; Her ne kadar davacı tarafça, davalıyla aralarında delil sözleşmesi bulunduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmalıklarda davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK 193. Maddesi gereğince delil olacağı iddia edilmiş ise de; HMK'nun 222. maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile uyuşmazlığın çözülmesi gerekeceği, taraf defterleri ile Vergi Dairesi'ne sunulan BA, BS formları arasında alacak miktarı hususunda fark bulunduğu, davacının talep ettiği miktar kadar alacaklı olduğunu gösterir fatura, irsaliye ve bunlara ilişkin belgelerini sunulmadığı, bu nedenle davacının belirtiği miktar kadar alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2024