Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/12112 E. 2013/13787 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/12112
- Karar No
- 2013/13787
- Karar Tarihi
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/470 KARAR NO : 2025/179 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2022 (Karar) NUMARASI : 2020/... Esas, 2022/562 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili ile birleşen dava davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın yolcu olarak içerisinde bulunduğu davalı ... adına kayıtlı kendi sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araç .../05/2019 tarihinde ... - ...Devlet Karayolları üzerinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, meydana gelen kazada sürücünün tek kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza sonrası ... Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, kaza sonrası ... Devlet Hastanesinde müvekkilinin tedavi gördüğünü daha sonra Erzurum Atatürk Üniversitesine sevkinin yapıldığı, burada tedavisi yapıldıktan sonra özel hastanede ameliyatlarını yaptırdığını, müvekkilinin tedavi giderlerini karşılamak için davalılara başvurulduğunu ancak bir sonuç alamadıklarını, arabuluculuğa müracaat ettiklerini ancak burada da bir sonuç alamadıklarını, kaza yapan ...plaka sayılı aracın kaydı üzerine ihtiyati haciz konulmasını ve meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin yaralanması nedeniyle 100.000,00-TL manevi tazminat, 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen talep ettikleri anlaşılmıştır. Birleşen 2021/... Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak içerisinde bulunduğu davalı ... adına kayıtlı kendi sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç .../05/2019 tarih saat 09:15 'te ...-...Devlet Karayolu mevkiinde meydana gelen trafik kazasında davacı ile birlikte sekiz kişinin yaralandığını, davalının bu olayda tek kusurlu olarak tespit edildiğini, kaza sonrasında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/... Soruşturma dosyası ile dava açıldığını, kazadan dolayı davalının aracının zorunlu trafik sigortası olan ...Sigorta aleyhine Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/... Esas sayılı dava açtığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile ...plaka sayılı aracın kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, bu dosyanın Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, maddi tazminat olarak 1.000,00-TL, 100.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 101.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. CEVAP : Asıl dava dosyasında davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirilmeden dava açtıklarını, dava şartı yokluğundan usulden reddini, müvekkilinin kaza nedeniyle kusurunun olmadığını, yoldan kaynaklanan sebeplerle kazanın meydana geldiğini bu nedenle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Asıl dava dosyasında davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, müvekkili şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden ve müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğinden müvekkili şirket yönünden davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmemesi Hakkında Yönetmeliği”ne göre yaptırılmıştır. Davacı vekilleri aşamalardaki beyanlarında maddi tazminat taleplerinin karşılandığını asıl davadaki her iki davalıdan da maddi tazminat taleplerinin olmadığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. Mahkememizde dava konusu edilen kazaya ilişkin yargılamanın yürütüldüğü Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesi 2002/...Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden dosyamız arasına alınmış, ilgi dosyada iki kişilik heyetten kusur raporu alındığı görülmüş, bu rapora göre kazanın oluşumunda , ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğu, araç içerisinde yaralanan yolculardan davacı ...'nın kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, kaza tespit tutanağı ve Asliye Ceza Dosyasının incelemesinden iş bu raporun mahkememiz dosyası ile uyumlu olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüş, usul ekonomisi gereği hükme esas alınmıştır. Asıl dava yönünden, davacı vekillerinin aşamalardaki beyanlarına göre maddi tazminat taleplerinin karşılandığı, her iki davalı yönünden de maddi tazminat taleplerinin bulunmadığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; birleşen dava yönünden, davacının maddi tazminat davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, davalının yaşı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyet oranı, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, kazanın tarihi ve kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve manevi zarar göz önüne alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ....05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, fazla istemin reddine " gerekçesiyle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen dosya davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kusuru ile kazaya sebep olunarak 18 yaşındaki bir kız çocuğuna geçmiş olsuna gitmeyen, ilgilenmeyen ve olay sonrasında maddi olarak yardımda bulunmayan davalının bu tutum ve davranışlarının davacının keder ve acılarının artmasına sebep olduğunu, manevi tazminat olarak cüzi bir rakama hükmedildiğini, mimarlık fakültesini okuyan davacının sağ elindeki mevcut durum dolayısıyla belki de mesleğini dahi icra edemeyeceğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Birleşen dava davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dikkat edilmesi gereken en önemli hususun aracın yola çıkmadan bir hafta önce gerekli yağ ve fren vs. Bakımlarının yapılmış olmasına rağmen kaza sonrasında sunulan raporda ise kazanın meydana gelmesinin aracın fren aksamında meydana gelen arızanın sebep olduğu hususu olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, kazanın kendisi dışında araçta meydana gelen arızadan dolayı gerçekleştiğini, kazanın keskin virajlı ve inişli yolda aracın frenini tutmaması sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin ön görülü davranarak aracı dağa doğru bir taşa çarptırarak durdurduğunu, davacı ve bir arkadaşı dışında kimsenin yaralanmadığını, yaralanmaların sebebinin de okul gezisi olması ve otobüsteki yolcuların eğlenmek için ayakta oynamaları sebebiyle kaza anında yaralandıklarını, tüm kusur müvekkilindeymiş gibi manevi tazminata hükmedildiğini, müvekkilinin emekli olup hükmedilen manevi tazminatı ödeme gücü bulunmadığını, kazanın frenlerde meydana gelen arıza sebebiyle olması nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat, birleşen dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; .../05/2019 tarihinde, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davalı sürücü ... idaresinde bulunan ...plakalı aracın gerçekleştirdiği tek taraflı trafik kazasında davacının yaralandığı, trafik bilirkişi tarafından hazırlanan rapor uyarınca; kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın tamamen kusurlu olduğu, Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 12/.../2022 tarihli raporuna göre; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının sürekli iş göremezliğinin % 14 olduğunu, geçici iş göremezlik süresinin 50 güne kadar uzayabileceği kanaatinin bildirildiği, mahkemece yapılan yargılama sırasında 13/10/2022 tarihli celse de davacı vekilinin maddi tazminat taleplerinin karşılandığı, bu sebeple maddi tazminat taleplerinin bulunmadığına dair beyanda bulunduğu, yapılan yargılamada yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve birleşen dosya davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı .../05/2019 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince 20.000,00 TL manevi tazminata karar vermiştir. Ancak, davacının öğrenci olup, kaza tarihindeki yaşı, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusur olması, davacıya atfı kabil bir kusurun bulunmaması, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; davacının araç içerisinde ayakta oynaması sebebiyle yaralandığı yönündeki iddia yönünden gerek bu dosya da gerekse UYAP'tan inceleme yapılan ceza dosyasında her hangi bir delil bulunmaması, kaza nedeniyle davacıda kalıcı %14 oranında araz meydana gelmesi, olayın cereyan ediş şekli gibi tüm unsurların bir arada değerlendirilmesi sonucu takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesinde uyarınca davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf itirazının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile, yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen dava da manevi tazminata yönelik hükmün kaldırılmasına, hak ve nesafet ilkelerine uygun olduğu değerlendirilen 60.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'tan tahsiline dair esasa ilişkin yeniden hüküm tesis edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Birleşen dava dosyasında davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353-1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353-1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "A-Asıl dava yönünden; 1-Asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 344,97-TL harçtan mahsubu ile bakiye fazla alınan 264,27-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan ...,40-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harcı, 750,00-TL adli tıp fatura bedeli, 150,25-TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 1.035,35-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan ve arta kalan gider avansının karar kesinleştikten sonra iadesine, 5-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00-TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, B-Birleşen 2021/... Esas sayılı dava yönünden; 1-Davacının maddi tazminat davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile, 60.000,00-TL tazminatın .../05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 4.098,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 344,97-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.753,63-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 59,30-TL başvurma harcı, 344,97-TL peşin harcı, 750,00-TL adli tıp fatura bedeli, 150,00-TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 1.304,27-TL'nin davanın kabul red oranları nazara alınarak 782,56-TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Asıl ve birleşen dava yönünden bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine," şeklinde HÜKÜM TESİSİNE, III-İstinaf başvurusu aşamasında birleşen dava davalısı yönünden alınması gereken 1.366,20-TL karar harcından peşin alınan 341,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,55-TL harcın davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına, IV-Davacıdan alınan istinaf karar peşin harçların davacıya iadesine, V-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL birleşen dava yönünden başvuru harcı, 382,50-TL dosya masrafı olmak üzere toplam 603,20-TL yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, asıl dava yönünden yatırılan başvurma harcının davacıya iadesine, VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, VII-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan birleşen dava davalısı tarafınca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, VIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK' nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 05/02/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Burada öncelikle usuli kazanılmış hak kavramı üzerinde durulması gerekecektir. Bu kavram usul yasasında düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay İçtihatlarıyla kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. Özellikle 09.05.1960 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında “bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunmaması gerekir” kuralı benimsenmiştir. Bunun gibi bozulan kararın bozma sebepleri kapsamı dışında kalmış olan konuları artık kesinleşmiş sayılır ve kesinleşmiş olan kısımlar lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğar. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2013/12112 E. 2013/13787 K.) Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay'ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir" (Prof.Dr. ..., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737) . Yargıtay 3.HD'nin 23/09/2020 tarihli 2019/1625 E, 2020/4629 K sayılı ilamında açıklandığı üzere, aleyhe bozma yasağının İstinaf mahkemeleri için de geçerli olduğu ve istinaf kanun yoluna başvurularda da aleyhe bozma yasağının değerlendirmesi gerekeceği anlaşılmaktadır. Taraflardan yalnız birinin hükmü istinaf etmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf eden tarafın yararına olarak verdiği kaldırma kararına uyan yerel mahkeme artık istinaf eden tarafın önceki kaldırılan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/86 E. 2017/7001 K. Yargıtay 11. HD 2024/1587 E. 2024/3160 K. Aynı Daire 2022/7612 E. 2024/1652 K.) Mülga 1086 sayılı HUMK ve 6100 sayılı HMK'da “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle de, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/2884 E. 2019/8250 K.) Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) "usuli kazanılmış hak" kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/11692 E. 2021/15911 K.) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/12936 E. 2022/1388 K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1271 E. 2021/2107 K. Usuli kazanılmış hakka ilişkin bu emsal Yargıtay içtihatları ışığında yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; İlk derece mahkemesince 13.10.2022 tarihli kararda birleşen davada manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile birlikte davalı ... yararına kararın .... nolu bendinde 9.200,00 TL vekalet ücretine karar verilmiş olup, kararın asıl ve birleşen dava davacısı ve asıl ve birleşen davanın davalısı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin yukarıda belirtilen kararı ile " ...davacı .../05/2019 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince 20.000,00 TL manevi tazminata karar vermiştir. Ancak, davacının öğrenci olup, kaza tarihindeki yaşı, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusur olması, davacıya atfı kabil bir kusurun bulunmaması, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; davacının araç içerisinde ayakta oynaması sebebiyle yaralandığı yönündeki iddia yönünden gerek bu dosya da gerekse UYAP'tan inceleme yapılan ceza dosyasında her hangi bir delil bulunmaması, kaza nedeniyle davacıda kalıcı %14 oranında araz meydana gelmesi, olayın cereyan ediş şekli gibi tüm unsurların bir arada değerlendirilmesi sonucu takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine, asıl ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile; yerel mahkeme hükmünün (birleşen dosya yönünden) HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş ve dairemizce yeniden kurulan hükmün .... nolu bendinde davalı ... lehine 30.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmiştir. Bu haliyle istinaf talebi tamamen esastan red edilen davalı ... lehine olacak şekilde vekalet ücretine karar verilmesi yukarıda belirtilen Yargıtay içtihatlarında belirtilen usulü kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Davalı ...'ın istinaf talebinin reddi ile davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Kaldırma kararı ile birlikte sonrasında kurulan hükümde davalı ... lehine 9.200,00 TL'den fazla vekalet ücretine hükmedilmesi usulü kazanılmış hak ilkesinin ihlali mayihetindedir. Bu sebeplerle dairemizce davalı ...'ın istinaf talebinin reddine karar verildiği, birleşen davada davacının istinaf itirazlarının kabulü manevi tazminat miktarında artırım yapıldığı için kaldırma neticesinde davalı ... lehine önceki kararda hüküm altına alınan miktar kadar vekalet ücretine karar vermesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.