Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/11304 E. 2014/13346 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/11304
Karar No
2014/13346
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/743 KARAR NO : 2024/1733 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/01/2022 NUMARASI : 2019/107 Esas - 2022/3 Karar DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 18/05/2018 BAM KARAR TARİHİ : 27/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/01/2022 tarihli 2019/107 Esas ve 2022/3 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile 29/12/2017 tarihinde Foça ilçesinden İzmir iline seyir halindeyken; davalılardan ... A.Ş.'nin maliki olduğu ve davalı ... A.Ş tarafından sigortalanan davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracını bulunduğu şeritte durdurarak geri geri gitmeye çalışırken, bu aracı sollamaya çalışan davalılardan ... Ltd. Şti'nin maliki olduğu davalı ... Sigorta A.Ş tarafından sigortalanan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakala aracın çarpması sonucunda yaralandığını, kazanın oluşunda davalı sürücülerin kusurunun bulunduğunu, müvekkilinin yaralanması nedeni ile sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, ulaşım gideri, gıda gideri, hastane-tedavi-ilaç-tıbbi malzeme gideri yönünden zarara uğradığını ve manevi zarara uğradığını bildirerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla:1.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.000,00 TL bakım-bakıcı gideri, 1.500,00 TL ulaşım gideri, 1.500,00 TL gıda gideri, 1.500,00 TL hastane-tedavi-ilaç-tıbbi malzeme gideri olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın, 100.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesindeki talepleri saklı kalmak şartıyla, sürekli iş görmezlik zararını davalı sigorta şirketleri yönünden sigorta poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydı ile diğer davalılar yönünden ise tamamı yönünden kaza tarihinden işleyecek faizi ile 376.234,76 .TL arttırarak 377.734,76 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu gereğince başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazadan kaynaklanan sürekli maluliyetin illiyet bağının Adli Tıp Kurumunca tespitinin gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun kusur ve gerçek zararla sınırlı olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, ilgili yönetmeliğe göre maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeni ile kazanın sonuçlarının ağırlaştığını, davacının kaza sonucu yardıma muhtaç olduğu ve işgücü kaybı yaşamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur ve maluliyet oranı ile ilgili rapor alınmasının gerektiğini, diğer taleplerin teminat dışında kaldığını, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeni ile kazanın sonuçlarının ağırlaşmasında müterafik kusurunun bulunduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının emniyet kemeri takmaması yüzünden yaralandığını, böylece kazanın olmasında değil, ancak sonuçta zararın artmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, davacının kaza sonucu yardıma muhtaç olduğu ve işgücü kaybı yaşamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, istenen manevi tazminatın fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili davaya cevap vermemiştir. Ancak davalı ... vekili Av. Bülent Kaptan tarafından adı geçen şirketi temsilen vekaletname sunulmuştur. Davalı ...'in davaya cevap vermediği, duruşmadaki beyanında, esas itibariyle aracını olay anında nizami şekilde park ettiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...Meydana gelen trafik kazası sonrasında davacının bedensel bütünlüğü ihlal edilmiş ve davacıda geçici ve kalıcı maluliyet durumları oluşmuştur. Bu hususlar mahkemece alınan bilirkişi raporları ve ATK raporları ile sabittir. Davalılardan ... A.Ş. ve davalılardan ... Ltd. Şti'nin maliki oldukları araçlar ile davacıya ait aracın karıştığı trafik kazası nedeni ile bu davalılar işleten sıfatı ile davalılar ... ve ... ise araçların sürücüleri olmaları nedeni ile meydana gelen trafik kazasında, davacının bedensel bütünlüğünün ihlali nedeni ile oluşan zararlardan müştereken ve müteselsilen kusurları ve zarar miktarı ile sınırlı olarak sorumludurlar. Davalı sigorta şirketleri ise davalılara ait araçların ZMMS sigortacısı olup KTK ve ZMMS genel şartları kapsamında sigortalılarının kusurları, gerçek zarar miktarı ve poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile sorumludurlar. Ancak taraflar arasındaki sorumluluk haksız fiil esasına dayalı olduğu için, bedensel bütünlüğü zarara uğrayan kişi, zararını bu kişilerden sadece birinden talep edebileceği gibi bir kaçından ya da tamamından müşterek ve müteselsil sorumluluk esaslarına göre de talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi hükmüne göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat sorumlusunun durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir. Örneğin davacının motosiklete kasksız olarak binmesi, sürücünün sarhoş olduğunu bile bile binmesi gibi. Bu durumlarda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi uygulamalarında özel durumlar ayrık olmak üzere mütefarik kusur indiriminin %20 olması gerektiğini kabul etmişlerdir. "Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir. Yapılan soruşturma sırasında alınan ifadelerden ve kazaya ilişkin belgelerden davacının, sigortalı kamyonetin kasasında seyahat ettiğinin anlaşılması karşısında mahkemece, bu savunma üzerinde durularak BK’nın 44. maddesi uyarınca, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda tartışılıp değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken” (YARGITAY 17. H. D.15.10.2014 Tarih 2013/11304 E. 2014/13346 K.) Meydana gelen trafik kazası sonrasında davacının yaralanmaları, yaralanma dereceleri ve yaralandığı bölgeler dikkate alındığında, kaza esnasında davacının emniyet kemeri takmadığı ve bu nedenle yaralanmanın derecesinin de arttığı anlaşılmıştır. Bu itibarla yerleşik yargıtay kararları çerçevesinde hesaplanan maddi tazminatta %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmıştır. Hesaplanan maddi tazminat miktarı 383.763,76-TL olup %20'ye tekabül eden 76.752,76-TL mütefarik kusur indirimi yapılarak maddi tazminat yönünden bilirkişi raporundaki hesaplamalar, dava ve ıslah dilekçesindeki talepler dikkate alındığında davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının 302.187,40-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.623,60-TL bakıcı gideri, 1.040,00-TL gıda harcaması, 1.200,00-TL yol gideri, 960,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere 307.011,00-TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, SGK tarafından karşılanmayan ve belgelenemeyen tedavi ve tedavi sonrası iyileşme giderleri olarak tanımlanan masrafların da talep edileceği anlaşılmış olmakla bu miktarlar yönünden de bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların dosya kapsamı ile uyumlu olduğuna kanaat getirilmiştir. Davacının dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri sonucu kalıcı maluliyet nedeni ile talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatları dışındaki talepleri 4.000,00 TL bakım-bakıcı gideri, 1.500,00 TL ulaşım gideri, 1.500,00 TL gıda gideri, 1.500,00 TL hastane-tedavi-ilaç-tıbbi malzeme gideri olmak üzere toplam 8.500,00 TL olup bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalarda davacının talebinin 2.440,50-TL fazla talebinin bulunduğu, bu yöndeki taleplerinin bu miktar kadar yerinde olmadığı görüş ve kanaati ile bu miktar yönünden ve hesaplanan mütefarik kusur indirimi yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olup bu miktar yönünden davalılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiştir. Davacı tarafından sigorta şirketlerine dava açılmadan önce herhangi bir başvuru yapılmadığı, yargılamanın devamı esnasında başvurunun yapıldığı anlaşılmakla sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Manevi tazminat yönünden ise, her ne kadar davacı vekilince ıslah dilekçesinde farklı belirtilmiş ise de, açık bir biçimde davalı sigorta şirketlerinden de manevi tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır. ZMMS sigortacılarının manevi tazminattan kaynaklı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından sigorta şirketleri yönünden talep edilen manevi tazminatın tamamının reddine karar verilmiştir. Diğer davalılar yönünden ise, davacının yaralanma derecesi, taraflar sosyal ve ekonomik durumları, yüz bölgesinden yaralanmış olması, en az 1 ay süre ile bakıcıya ihtiyaç duyması, bir süre sıvı ve yumuşak gıdalar ile beslenmek zorunda olması gibi durumlar dikkate alınarak 30.000,00-TL yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verildiği.." gerekçesiyle "...Davacının maddi tazminata yönelik davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 302.187,40-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.623,60-TL bakıcı gideri, 1.040,00-TL gıda harcaması, 1.200,00-TL yol gideri, 960,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere 307.011,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kabulüne karar verilen maddi tazminatın, davalılar ..., ... San. Ve Tic. A.Ş., ... ve ... San. Ve tic. Ltd. Şti. yönünden 7.529,50-TL’sine kaza tarihi olan 29/12/2017 tarihinden itibaren 299.481,50-TL’sine ıslah tarihi olan 23/11/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, kabulüne karar verilen maddi tazminatın, davalılar ... (...) Sigorta A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden 7.529,50-TL’sine dava tarihi olan 18/05/2018 tarihinden itibaren 299.481,50-TL’sine ıslah tarihi olan 23/11/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminata yönelik davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... San. Ve Tic. A.Ş., ... ve ... San. Ve tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davacının davalılar ... (...) Sigorta A.Ş. ve ... Sig. A.Ş. yönünden açmış olduğu manevi tazminat davasının reddine.." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacı vekili, davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin, talep ettikleri maddi tazminat yönünden davanın kısmen reddine karar vermesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme, maddi tazminat taleplerinin kısmen reddine dair gerekçesini dosyadaki bilirkişi raporuna dayandırdığını, oysa dosyadaki bilirkişi raporunun eksik olduğunu, mahkemece, dosyadaki bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlarının hiçbir gerekçeye dayandırılmadan reddedildiğini, mahkeme kararının bu yönüyle eksik olduğunu, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı bilirkişi raporunda; bakıcı gideri olarak 2.029,50 TL bakıcı giderinin hesaplandığını, bilirkişi tarafından hesaplanan bakıcı ücretinin eksik olduğunu, müvekkilinin iyileşme süresi ( iş göremezlik süresi) 6 ay olarak belirtildiğini, oysa raporda, müvekkilin bakıcı gideri 1 aylık süreyi kapsayacak şekilde eksik olarak hesaplandığını, bilirkişi tarafından müvekkilin iyileşme ( iş göremezlik ) süresi olan 6 aylık süre dikkate alınarak en az 6 aylık süre yönünden her 1 ay için asgari ücret üzerinden olacak şekilde toplamda en az 6 aylık bakıcı gideri hesaplanmasının gerektiğini, bilirkişi raporunda; yol giderinin de eksik hesaplandığını, dosya kapsamında sunulan faturalar dikkate alınmadığını, ayrıca, dosya kapsamında getirtilen müvekkiline ait hastane kayıtları incelendiğinde müvekkilinin defalarca tedavi ve kontrol amaçlı hastanelere gelip gittiği ortada olduğunu, müvekkil yanında refaketçi ile birlikte gelip gitmiş olmasına rağmen yol gideri tek kişi açısından hesaplandığını oysa bilirkişi tarafından, sunulan faturalar, müvekkilinin hastanedeki tedavi ve kontrol kayıtları dikkate alınmadan farazi ve eksik inceleme yapıldığını, eksik yol gideri hesaplandığını, mahkeme, kısmen ret gerekçesinde ayrıca, müvekkilin kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığı varsayımıyla maddi tazminattan %20 kusur indirimi yaptığını oysa, müvekkilinin, ceza yargılamasında da emniyet kemerinin takılı olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde hiçbir beyan veya tespitin olmadığını, emniyet kemerinin takılı olmaması halinde araçta direksiyonun kırılıp eğileceğini ve müvekkilinin baş kısmı dışında kalan vücudundaki diğer bölgelerinde de ( göğüs, ayak ve bacak kısmında da ) kırık ve yaralanmanın olacağını, müvekkilin tek yaralanmasının baş bölgesinde olduğunu, bu hususun Adli Tıp raporlarıyla da sabit olduğunu, mahkemece, tamamen varsayımlara dayanılarak emniyet kemerinin takılı olmadığı dolayısıyla yaralanmanın derecesine etki ettiği gerekçesiyle %20 oranında kusur atfedilerek kısmen ret verilmesinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat yönünden; davalılardan sigorta şirketleri yönünden dava dilekçelerinde de "sigorta poliçelerinde manevi tazminat güvencesi olması halinde tüm davalılardan, olmaması halinde olmayan davalı sigorta şirketleri dışında kalan davalılardan" manevi tazminat talep edildiğini, davalı sigorta şirketlerinden poliçelerinde manevi tazminat olması halinde manevi tazminat talep edildiğini, aksi kanaat ve hukuka aykırı gerekçe ile sanki sigorta şirketlerinden de manevi tazminat talep edilmiş gibi sigorta şirketleri yönünden manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi ve müvekkilinin aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece, müvekkilinin lehine hükmedilen manevi tazminatın da düşük olduğunu, müvekkilinin halen daha kaza sonrası agresif tavırlar sergilediğini, müvekkilinin lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, resen tespit edilecek nedenlerle mahkemenin manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine dair kısmın incelenerek ortadan kaldırılması ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi ve sigorta şirketleri yönünden hükmedilen vekalet ücretinin de kaldırılmasının gerektiğini, resen tespit edilecek nedenlerle; karara karşı yasal süresi içerisinde yapılan başvurularının incelenmesi ve söz konusu kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayların oluşum süreci dikkate alındığında müvekkiline ait aracın kazanın oluşumunda ve davacının yaralanmasında doğrudan ya da dolaylı olarak bir etken olmadığını, diğer davalı olan araç sürücüsünün hatalı sollaması sebebiyle söz konusu kaza meydana geldiğini, bu sebeple; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın sürücüsü olan ...'in ''duraklamanın ve park etmenin yasak olduğu yerlerde park etme, zorunlu haller dışında park etme halinde alınacak tedbirleri almama'' şeklindeki ihlalleri nedeniyle kusurlu bulunmasının kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle; kabul anlamına gelmemekle, asli ve 1.derecede sorumlunun ... aracın sürücü olması karşısında müvekkilin maliki olduğu araç sürücüsüyle hatalı sollama yapan sürücünün aynı kusur oranına sahip olduğu gözetilerek hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, kusur oranı, şahsa isnat edilebilecek nitelikte ve hakkaniyete uygun olmadığını, bu somut durum karşısında müvekkilinin maliki olduğu aracın sürücüsü ...'in KTK'nu gereğince ve usulüne uygun olarak aracını en sağa çektiğini ve bu şekilde bir beklemenin söz konusu olduğunun görüldüğünü, yine sürücü ... tarafından, mahkemenin 30/05/2019 tarihli celsesinde ''aracın, yolun en sağına doğru, park edilen şeridin dışına yani şarampole doğru park edildiği sadece kullanılan şeridin 10 cm kadar dışına taşıldığı'' beyan edilmesine rağmen; sürücünün işbu beyanları dosya kapsamında bulunan mevcut diğer deliller ile birlikte değerlendirilmeye alınarak bir kusur tespiti yapılması gerekirken;dosyaya alınan bilirkişi raporlarında bu hususlar değerlendirilmeye dahi alınmadığını, sürücü ...'in ilgili mevzuat hükümleri gereğince alınabilecek önlemleri almış olduğunu, dörtlülerini yakarak bulunduğu istikamette seyir halinde olan araçlara ikaz derecesinde önlem aldığını ve şeridi ihlal etmekten kaçınmak maksadıyla yolun en sağına doğru park ettiği dosya kapsamından da anlaşılabilir halde olmasına aracın kazaya dahi karışmamış olması hususları göz önüne alınmadan sürücünün kusurlu kabul edilmesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla manevi tazminata hükmedilecekse dahi bu miktarın davacı da sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması için daha düşük bir miktara hükmedilmesi gerektiğini, her ne kadar davacının 1 ay süreyle bakıcıya ihtiyaç duyduğunu, sıvı ve yumuşak gıdalarla beslendiği söylenmişse de bu durumlar maddi tazminat talebinin konusu yapılmış olup zaten mahkemece bu hususlarda maddi tazminata hükmedildiğini, davacının emniyet kemeri takmayarak daha ağır bir şekilde yaralanmasına kendisinin sebebiyet verdiği anlaşıldığından manevi tazminat miktarı belirlenirken de müterafik kusur hususunun dikkate alınması gerektiğini, bu sebeplerle; kabul anlamı taşımamakla, manevi tazminat miktarı belirlenecekse dahi davacının hiçbir hayati organının zarar görmediğini ve davacının kendi ihmali davranışı sebebiyle yüz bölgesinden yaralanmasına sebebiyet verdiği hususları göz önüne alınarak daha düşük bir tazminat bedelinin belirlenmesi gerektiğini, izah olunan sebeplerle; davacı tarafça, hükmedilen alacak kapsamında Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2022/ 9456 E. sayılı dosyasıyla icra takibine girişildiğinden hükme konu ilam kapsamında icranın geriye bırakılmasına karar verilmesine, kararın tümüyle kaldırılması ve mahkemede görülen davanın reddine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmamış olup bu sebeple davanın usulen reddi gerekirken mahkemece bu husus göz ardı edilmiş olduğundan mahkemenin bahse konu kararının hukuka aykırı olduğunu, HMK madde 114/2’den atıfla KTK madde 97 hükmü gereği yargı yollarına başvurmadan önce davacıların sigorta şirketine başvuru yapma zorunluluğunun bir dava şartı olduğunu, Kanun’da ifade edilen bu başvuru alelade bir başvuru olmayıp belli nitelikleri haiz olmasının gerektiğini, huzurdaki davanın davacısı müvekkili şirkete hiçbir başvuru yapmadığını, huzurdaki davada bu sebeple dava şartı noksanlığının söz konusu olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerekirken hukuka aykırı bir şekilde huzurdaki davanın esasına girildiğini, işbu sebeple bahse konu kararın kaldırılması gerektiğini, davacının maluliyetten doğan geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve bakıcı giderleri tazminatına ilişkin taleplerinin tamamının teminat dışı olduğunu ancak bu husus mahkemece göz ardı edildiğini, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderleri gibi maluliyetten doğan alacakların müvekkilinden talep olunmasında hukuka uygunluk olmadığını, bilirkişi raporunda mevcut aleyhe tüm tespitlere itiraz etmekle birlikte; rapor kapsamında yapılan hesaplama sonucu fahiş olup hükme esas alınmaması gerektiğini, zira raporda her ne kadar TRH 2010 yaşam tablosu kullanılması yerinde olmuşsa da prograsif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının, kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle kazanın sonuçlarının ağırlaşmasında müterafik kusurunun olduğunu, bilirkişi raporunda bu durum da dikkate alınmadığını ancak buna rağmen mahkemece bu hususun da göz ardı edildiğini ve bu doğrultuda yanlış karar tesis edildiğini, öte yandan; emniyet kemeri takılmaksızın yola çıkılması dosya kapsamında gündeme gelebilecek tazminattan her halükarda %50’den aşağı olmamak üzere müterafik kusur indiriminin yapılmasını gerektireceğini ancak bilirkişi raporunda müterafik kusur değerlendirmesi yapılmamış olduğundan, bu doğrultuda mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf 11.11.2021 tarihinde uyuşmazlık miktarını arttırmaya yönelik olarak ıslah yoluna başvurduğunu ancak bu başvuru gerekli harcın yatırılmamasından dolayı geçersiz olduğunu ancak bu husus mahkemece göz ardı edilmiş olup bu doğrultuda ıslah tutarı üzerinden bir yargılama yapılmaması gerekliyken mahkeme ilamında bu tutar üzerinden karar tesis edildiğini, davacı tarafa, davacının ıslah harcını yatırmamış olması davacının ıslah başvurusunu geçersiz kılmakta olduğunu, bu doğrultuda davanın ıslah edilmemiş hali üzerinden karara bağlanması gerekirken bahse konu hususun mahkemece göz ardı edildiğini, açıklanan nedenlerle; başvurularının kabulü ile kararın infazının tehir-i icra yoluyla karar kesinleşinceye kadar ertelenmesi, kararın inceleme neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı taraf dava açmadan önce müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde başvuru yapmamış olduğundan dava şartının yerine getirilmediği gözetilerek davanın usulden reddinin gerektiğini, bu sebeple kararın tümden haksız olduğunu, davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirkete başvurulmuş olmakla birlikte; başvuru sırasında Genel Şartlar gereğince ibraz edilmesi gereken Sağlık Kurulu Raporu veya maluliyet durumunun tespitine yarar tedavi belgeleri ibraz edilmemiş olup, başvuranın maluliyet durumunun tespitinin mümkün olmadığını, davacı tarafça talebin değerlendirilebilmesi ve tazminatın tespiti için gereken evrakların hiçbiri ibraz edilmemiş olup bu anlamda müvekkili şirkete Karayolları Trafik Kanunu 97. ve 99. Madde hükümlerine uygun olarak herhangi bir başvurunun yapılmadığını, davanın usulen reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere söz konusu husus dava şartı olmakla, işbu şartın sonradan tamamlanabilir olduğu yönündeki yorumlar da hükmün amacı ve özüne aykırı olacağını, karara esas alınan kusur raporunun hatalı olarak tanzim edilmiş olduğunu ve hükme elverişli olmadığı sabit olup öncelikle itirazları gözetilerek yeni bir kusur raporu alınmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere mevzuata aykırı olarak yapılan hesaplama üzerinden karar verilmesi haksız olup kararın bu sebeple de kaldırılmasının gerektiğini, nitekim hükme esas alınan raporda genel şartlara aykırı olarak progresif rant yöntemi ile hesaplama yapıldığını ve mahkemece itirazlara rağmen, hiçbir gerekçe dahi gösterilmeksizin işbu hesaplama üzerinden hüküm kurulduğunu, sigortalı ile sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilmesi ve buna göre tazminat hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafın aracında meydana gelen hasar onarım bedelinin tespit edilebilmesi için uyuşmazlık konusu poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte olan Trafik Sigortası Genel Şartları hükümlerinin esas alınmasının gerektiğini, bu nedenle; tazminat hesaplamasında TRH2010 tablosu kullanılması, %1,8 teknik faiz uygulanması ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılmasının gerektiğini, açıklanan sebeplerle mevzuata aykırı olarak yapılan hesaplamanın kabulü mümkün olmamakla, yasa, usul ve içtihatlara aykırı işbu kararın kaldırılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararının işbu uyuşmazlık bakımından geçerli olduğunu ve 19.06.2021 tarihli KTK değişikliğinin uygulanamayacağı kabul edilse dahi bu durum eski tarihli Yargıtay Kararlarında uygulanan usul ve esasların uygulama alanı bulacağı anlamına gelmediğini, bankalarca mevduat ağırlıklı ortalama yıllık faiz oranlarının TÜFE karşısındaki reel getirisinin 2010-2019 yılları dahil olmak üzere 10 yıllık dönemde yıllık %1,805 olduğu göz önüne alındığında %1,8 teknik faizin uygulanmasının Türkiye’nin 2010-2019 yıllarının baz alındığı 10 yıllık en güncel finansal durumuna aykırı olmayacağını ve uygulanmasının Türk Borçlar Kanunu’nun zararın hesaplanması ilkeleri gereğinin olduğunu, nitekim aktüerya uzmanlarının da görüşünün bu yönde olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere mevzuat gereğince davacının iyileşme süresi içinde ortaya çıkan geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri dahil tüm tedavi giderleri bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla, aksi yönde verilen kararın yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, kararda dosya kapsamında alınan rapor doğrultusunda davacının hastaneye gidiş gelişleri nedeniyle 1.500,00 TL yol gideri, 1.300,00 TL gıda gideri ve 1.200,00 TL hastane, ilaç ve tıbbi malzame gideri adı altında toplamda 4.000,00 TL tedavi giderlerinden %20 müterafik kusur indirimi ile 3.200,00 TL tazminata hükmedilmiş olmakla, işbu tazminatlar poliçe teminatı kapsamında olmadığından kararın kabulü mümkün olmadığı gibi hükmedilen tutarın da fahiş olduğunu, rapora konu tüm giderler faturalı olduğundan, konu içtihatlar gereğince dahi işbu giderin tamamı SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, ulaşım harcamaları bakımından davacı tarafça tedavi süresinde hangi güzergâh arasında, kaç defa hastaneye ulaşım sağlandığına ilişkin somut hiçbir belge sunulmadığı gibi bu yönde soyut da olsa bir beyan dahi verilmemişken; bu hususta bir uzmanlığı dahi olmayan bilirkişi tarafından tamamen varsayımsal bir şekilde hesaplanan fahiş tutar üzerinden karar verilmesinin haksız olduğunu, resen gözetilecek nedenlerle; tehir-i icra taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili, davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ışığında davalılar vekillerinin kusura yönelik istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'in KTK karayoluna duraklama ve geriye gitme kuralı, davalı sürücü ...'ın geçmenin yasak olduğu yerde öndekini geçme kuralını, davacı sücücü ...'ın ise kavşaklara ve dönemeçli yollara yaklaşırken hızını azaltma kurulanı ihlal ettiğinden kusurlu olduklarının belirtildiği, Foça Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/704 esas, 2019/671 karar sayılı dosyasında mahkemece keşfen alınan trafik bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'in asli kusurlu, davalı sürücü ...'ın asli kusurlu, davacı sürücünün alt düzeyde tali kusurlu olduğunu tespit edildiği, ceza mahkemesince davalı sürücüler ... ve ...'ın asli kusurlu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği, mahkumiyet kararının istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmediği, mahkemece trafik bilirkişiden alınan kusur raporunda ise davalı sürücü ...'in %50 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'ın %50 oranında asli kusurlu, davacı sürücünün kusursuz olduğunu tespit edildiği, tüm tarafların itirazı üzerine Karayolları Fen Heyetinden alınan kusur raporunda da, davalı sürücü ...'in %50 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'ın %50 oranında asli kusurlu, davacı sürücünün kusursuz olduğu belirtilmiş olup, bu rapor içeriğinde tarafların sürüş kurallarına aykırı eylemlerinin açıklayıcı ve denetime elverişli şekilde belirlendiği, kazanın gerçekleştiği iki yönlü karayolunda davalı sürücü ...'in yönetimindeki kamyon ile arızı hallerde dışında ve gerekli güvenlik tedbirlerini almadan yol üzerinde durarak, mal teslim edeceği fabrikanın adresini tespit etmek için irsaliyeye baktığı sırada, arkasından gelen davalı sürücü ...'ın yönetimindeki otomobil ile ilk geçiş hakkını karşı şeritten gelen davacı sürücüye vermesi gerekirken ve sollama yasağı olan yerde sollama yaptığı esnada karşı şeritten gelen davacı sürücü idaresindeki otomobil ile kafa kafaya çarpıştığı olayda, iki yönlü karayolunda kendi şeridinde seyir halinde olan davacı sürücünün karşı yönden gelen ve trafik kurallarına uygun olmayan şekilde hatalı sollama yapan davalı ...'ın şeridine tecavüz etmesi nedeniyle ani gelişen olayda alabileceği bir önlem bulunmadığından kusursuz, davalı sürücülerin ise eşit düzeyde kusurlu olduğu belirtilip açıklanmış olmakla, her üç davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir. 2-Müterafik kusura yönelik taraflar vekillerinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde, davacı sürücü ...'ın çarpışma sırasında kafasını ön cama çarparak yüz bölgesinden yaralandığı, ilk müdahalenin Menemen Devlet Hastanesinde yapıldığı, bu hastane tarafından düzenlenen 29.12.2017 tarihli Genel Adli Muayene raporunda muayeneye getirilen kişinin beyanına göre doldurulan kısımda; "...112 ile gelen -araç içi trafik kazası, emniyet kemeri yok, ön cama çarpmış, bilinci açık..." ifadelerinin yazılı olduğu görülmekle mahkemece davacının yaralanma bölgesi ve derecesi dikkate alınarak emniyet kemeri takmadığı kanaati ile hesaplanan maddi tazminat miktarı üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşen uygulamasına göre davacının müterafik kusuru halinde indirim oranının %20 olarak belirlenmesinde de bir usulsüzlük olmadığı anlaşılmakla taraflar vekillerinin müterafik kusura ve oranına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 3-Davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde olmayıp, mahkemece hükme esas alınan ve İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 30/10/2020 tarihli raporun “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerinden faydalanılarak hazırlanmış olduğu, maluliyet raporunun yeterli ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulünce düzenlendiği anlaşılmakla davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf itirazı da reddedilmiştir. 4-Doktor ve aktüer bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen hesap raporuna taraflar vekillerinin istinaf itirazların değerlendirilmesinde; mahkemece davacının sürekli iş göremezlik zararı ile bakıcı, tedavi ve bununla bağlantılı ulaşım, yemek vs. giderlerinin tespiti için içerisinde doktor bilirkişi ve aktüer bilirkişin yer aldığı heyetten hesap raporu alındığı, doktor bilirkişi tarafından davacının tüm tedavi evrakları incelenip irdelenerek kaza tarihinden itibaren bakım ihtiyacı süresinin 1 ay olarak belirlenip, belgesiz tedavi, ulaşım, yemek gibi iyileşme giderlerinin usulünce hesaplandığı, bakıcı ücretin hesaplanmasında brüt asgari ücretin esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı (bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/2244 E.-2021/8360 K., 2021/17856 E.-2022/13992 K. ), hesaplanan miktarların makul olduğu, sürekli iş göremezlik zararı yönünden aktüer hesaplamanın Yargıtay içtihatlarında belirtilen TRH 2010 Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının doğru olduğu, hükme esas alınan aktüer ve doktor bilirkişi hesap raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla taraflar vekillerinin hesaplamaya yönelik tüm istinaf itirazları rededilmiştir. 5-Davalı sigorta vekillerinin bakıcı gideri, tedavi gideri ile bununla bağlantılı ulaşım, yemek vs giderlerin poliçe teminatı kapsamında kalmadığı, bu zararların SGK'nun sorumluluğunda olduğunu belirterek kararı istinaf etmiş iseler de; bilindiği üzere, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alındığında TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan bakıcı gideri ve belgelendirilemeyen tedavi gideri (bağlantılı ulaşım, yemek vs) zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen davalı sigorta şirketlerine ait olduğundan, davacı için hesap edilen bakıcı, tedavi, ulaşım vs tazminatının tüm davalılar aleyhine hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2024/2491 esas, 2024/4838 karar sayılı kararı). 6-Davalı ... A.Ş. vekilinin, kusur oranına isabet eden tutar yerine zararın tümünden müşterek müteselsilen sorumlu tutulmasına yönelik itirazının değerlendirilmesinde; mahkemece alınan raporlarda belirlenmiş bulunan kusur oranlarının kazadan sorumlu işletenler, sürücüler ve sigorta şirketlerinin iç ilişkilerinde önem taşıyacak olmasına, müteselsil sorumluluk hali nedeniyle davacının, işbu davada zararın tümünü sorumluların tek birinden dahi talep edebilecek olmasına göre, dava dilekçesinde davalılardan müşterek müteselsilen talepte bulunulmuş olduğu da gözetildiğinde bu yöndeki itirazların da esastan reddi gerekmiştir. 7-Manevi tazminat yönünden davacı vekili ile davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu edilen kazada, davacının yüzünde frontal kemikte çökme ve sabit iz, görme sisteminde yetersizlik oluşması nedeniyle %24 oranında malul kaldığı, bu sebeple duyduğu acı ve elem, kaza tarihinde 25 yaşında ve bekar olması, olayın oluş biçimi, kazanın meydana gelmesinde davalıların asli ve tam kusurlu olması, davacının zararın artmasındaki müterafik kusuru, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurularak davacı için takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde düşük olarak belirlendiği görülmüş, bu konudaki davacı istinaf itirazları haklı bulunmuş, davalı ...... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının ise reddi gerekmiştir. 8-Dava dilekçesinde davacıların talepleri sıralandıktan sonra, davalı sigorta şirketlerinden açık bir şekilde manevi tazminat talep edilmediği, sigorta şirketlerinin "sigorta poliçelerinde manevi tazminat güvencesi olması halinde" sorumlu tutulmasının istendiği görülmekle, bu ifadeden sigorta şirketlerinden de manevi tazminat istendiği sonucu çıkarılamayacağından, davalı sigorta şirketleri hakkında manevi tazminat isteği varmış gibi bu isteklerin reddi ile reddedilen manevi tazminat yönünden de karşı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, keza, müterafik kusur nedeniyle reddedilen maddi tazminat miktarının yargılama giderlerinin paylaştırılması ve karşı vekalet ücretinin belirlenmesinde dikkate alınması da hatalı olmuştur. Ancak, tüm bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, anılan hususlarda gerekli düzeltmelerin yapılarak, davacının manevi tazminat isteğinin 80.000,00 TL üzerinden kabulü ile HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/107 Esas - 2022/3 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "a)Davacının maddi tazminata yönelik davasının kısmen kabulü ile; 302.187,40-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.623,60-TL bakıcı gideri, 1.040,00-TL gıda harcaması, 1.200,00-TL yol gideri, 960,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 307.011,00-TL maddi tazminatın, 7.529,50-TL’lik kısmın, davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden kaza tarihi olan 29/12/2017 tarihinden, davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihi olan 18/05/2018 tarihinden itibaren, 299.481,50-TL’lik kısmına ıslah tarihi olan 23/11/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, b)Davacının manevi tazminata yönelik davasının kısmen kabulü ile; 80.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, c)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden alınması gereken toplam 20.971,92-TL harçtan, peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 6.484,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.487,77-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına, ç)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden alınması gereken 5.464,80-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 341,55-TL harcın mahsubu ile 5.123,25-TL harcın davalılar davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına, d)Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, e)Maddi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 49.121,76 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine. f)Maddi tazminat davası kısmen ret edildiğinden ret edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 2.440,50-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye eşit şekilde paylaştırılarak verilmesine. g)Manevi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile Tarifenin 10/4. Fıkrasındaki "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmüne göre takdir ve hesaplanmış olan; 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine. h)Manevi tazminat davası kısmen ret edildiğinden ret edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile Tarifenin 10/2. Fıkrasındaki "Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." ve 10/4. Fıkrasındaki "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemelerine göre takdir ve hesaplanmış olan; 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne eşit şekilde paylaştırılarak verilmesine, ı)Davacı tarafından yapılan; 34,15-TL başvuru harcı ile peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 6.484,15-TL harç olmak üzere toplam 6.518,30-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, i)Davacı tarafından manevi tazminat için peşin yatırılan 341,55-TL harcın davalılar ..., ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, j)Davacı tarafından yapılan; 2.900,00-TL bilirkişi ücreti, 687,00-TL Adli Tıp gideri, 1.061,90-TL tebligat, posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.648,90-TL yargılama giderinin kabul oranı dikkate alınarak takdiren 4.416,45-TL lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, k)Davalı ......A.Ş. tarafından sarfedilen 150,00-TL yargılama giderinin red oranı dikkate alınarak takdiren 7,50-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalı ... San. Ve Tic.A.Ş.'ne verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 3- Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından karşılanan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, b-Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınması gerekli 23.021,22 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.756,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.265,22 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), c-Davalı ... A.Ş.'den alınması gerekli 20.971,92 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.243,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.728,22 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), d- Davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınması gerekli 20.971,92 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 3.621,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.349,98 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 5-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafından karşılanan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 119,90 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 340,60 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarakdavacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/11304, K. 2014/13346, T. 29.12.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-11304-e-2014-13346-k-5a525679c587